Sorumluluk davasında ibradan itibaren altı aylık hak düşürücü süre
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5954 E. 2024/7212 K. · · İlk derece: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Pay sahibinin, şirketin uğradığı dolaylı zarar nedeniyle yönetici aleyhine açtığı sorumluluk davasında, TTK 558/2 uyarınca ibraya olumlu oy vermeyen pay sahiplerinin dava hakkı ibra tarihinden itibaren altı ay geçmekle düşer ve bu hak düşürücü süre resen gözetilir. İbraya konu olay genel kurulda etraflıca tartışılıp değerlendirilmişse ibranın kapsamındadır ve süre genel kurul tarihinden işler; genel kurulda müzakere edilmemiş bir kalem bakımından ise pay sahibinin zararı öğrendiğini beyan ettiği tarih başlangıç alınsa dahi altı aylık süre geçmişse dava reddedilir. Bu dava iki yıllık zamanaşımı süresine değil, anılan hak düşürücü süreye tabidir.
Ele alınan sorunlar
Pay sahibinin yönetici aleyhine açtığı sorumluluk davasında TTK 558/2'deki altı aylık hak düşürücü süre → ret
İddia: Davacı, taşınmaz satışından dönülmesi nedeniyle oluşan zararı bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin karar gereği yapılan inceleme tutanağı tarihinde öğrendiğini, bu hususun genel kurulda tartışılmadığını, ibranın borçtan kurtarıcı sonuç doğurabilmesinin ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlı olduğunu, dolayısıyla hak düşürücü sürenin işlemediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK'nın 553-555 inci maddeleri gereğince yöneticinin, ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren, yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarından doğan zararın tazminini pay sahipleri de şirkete ödenmek üzere isteyebilir. TTK'nın 558 (2) nci maddesi uyarınca genel kurulun sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır; diğer pay sahiplerinin dava hakları ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. Ortak tarafından dolaylı zarara istinaden açılacak sorumluluk davalarında bu altı aylık hak düşürücü süre resen dikkate alınır. Somut olayda dava, ibra kararının alındığı genel kurul tarihinden itibaren altı aylık süre geçtikten sonra açılmıştır. İştirak şirketinin paylarına ilişkin rüçhan hakkının davalı tarafından kullanılması hususu, esas alınması gereken genel kurulda etraflıca tartışılıp değerlendirildiğinden bu kaleme ilişkin sorumluluk davası da genel kuruldan itibaren altı aylık süre içinde açılmalıydı. Taşınmaz satış bedeli için alınan avansın iadesi hususunda genel kurulda açıkça bir inceleme ve müzakere yapılmamış olmakla birlikte, davacının bu zararı öğrendiğini beyan ettiği inceleme tutanağı tarihi başlangıç kabul edilse dahi, dava tarihi itibariyle altı aylık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sorumluluk davasının iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu iddiası → ret
İddia: Dava açma hakkının öğrenmeden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davaya konu olayların öğrenildiği tarihler itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Dava açma hakkının iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiş; davanın TTK 558 uyarınca ibradan itibaren işleyen altı aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Pay sahibinin dolaylı zarara dayalı sorumluluk davasında TTK 558/2'deki altı aylık hak düşürücü sürenin resen gözetileceği, genel kurulda etraflıca tartışılan hususun ibra kapsamında sayılacağı ve zararın öğrenildiği tarih esas alınsa dahi sürenin geçmiş olması hâlinde davanın reddedileceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Pay sahibinin yönetici aleyhine dolaylı zarara dayalı olarak açtığı sorumluluk davasının, öğrenmeden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu yönündeki iddia yerinde görülmemiş; dava TTK 558'deki hak düşürücü süreye tabi tutulmuştur.
- Hak düşürücü süre
- TTK 558/2 uyarınca genel kurulun sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap eden pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır; diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. Bu süre resen dikkate alınır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu↗ dolaylı zarar↗ ibra↗ hak düşürücü süre↗ resen gözetme↗ rüçhan hakkı↗ sermaye artırımı↗ bilgi alma ve inceleme hakkı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/972 E. 2018/7537 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaDöküm'ün 12.10.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda şirket sermayesinin 74.000.000,00 TL'den 173.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, «sermaye artırımında» nakdi iştirakin neredeyse tamamının davalı ... tarafından yapıldığını, ... şirketinin sermaye artırımına bilerek «dahil» edilmediğini, şirketin 65.338.277,27 TL'lik «rüçhan hakkı» bulunmasına rağmen sadece 18.448.557,00 TL tutarında sermaye sağlayabildiğini, davalı ...'nin kusurlu fiilinden ötürü ...'a verdiği zararlardan dolayı HMK 107. mad …
Dökümden olan «cari hesap» alacak tutarından «mahsup» edilebilecek iken etmediği anlaşılmakla davalı tarafından ileri sürülen ...’ın nakit sıkışıklığı gerekçesinin yerinde olmadığını, «sermaye artırımında» ortağın şirketten alacağının «takas mahsup» yoluyla şirkete sermaye olarak getirilmesinin önünde bir engel olmadığını, takas mahsup imkanından yararlanmayarak «rüçhan hakkını» kullanmaması dolayısıyla zarara uğrattığının bilirkişi kurulu tarafından belirlendiği kararın «istinaf incelemesi» neticesinde kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Döküm'ün «sermaye artırımına» 46.889.720,18 TL eksik katılması nedeniyle verdiği zararlardan dolayı 5.000,00 TL tazminatın zararın meydana geldiği sermaye girişlerinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak ...
Benzer bu karardaDavacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · terditli dava · ticaret sicili tescili · davanın konusu · ticaret sicili müdürlüğü · ihtiyati tedbir · ticaret sicili
Benzer bu kararda… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2358 E. 2019/1657 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile 71.226,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5954 E. , 2024/7212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1125 Esas, 2023/1314 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/211 E., 2023/93 K.
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Demir Sanayi ve Ticaret AŞ'nde pay sahibi olduğunu, şirketin hali hazırda tek YK başkanı davalı ...'nin şirkette hakim hissedar, münferiden imzaya yetkili olduğunu, 31.03.2020 tarihinde gerçekleşen 2019 yılına ait genel kurul toplantısında davacının sorduğu sorulara cevap verilmediğinden şirket aleyhine İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/226 E. sayılı dosyası ile bilgi alma ve inceleme hakkı talep edilip davanın kabulüne karar verildiğini, karar gereği yapılan inceleme sonucunda davalının şirkete ve pay sahiplerine zarar verici eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini; ... şirketine ait bulunan taşınmazın satışı için 15.10.2018 tarihinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi akdedildiğini, alıcıdan 2.500.000,00 USD (14.850.500,00 TL) avans alındığını, devir yapılamadığından alınan 2.500.000,00 USD avansın TL karşılığı 19.135.310,00 TL'nin alıcıya geri ödendiğini, kur farkından dolayı 4.285.310,00 TL fazla ödendiğini, şirketin iştiraki ...
Döküm'ün 12.10.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda şirket sermayesinin 74.000.000,00 TL'den 173.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, sermaye artırımında nakdi iştirakin neredeyse tamamının davalı ... tarafından yapıldığını, ... şirketinin sermaye artırımına bilerek dahil edilmediğini, şirketin 65.338.277,27 TL'lik rüçhan hakkı bulunmasına rağmen sadece 18.448.557,00 TL tutarında sermaye sağlayabildiğini, davalı ...'nin kusurlu fiilinden ötürü ...'a verdiği zararlardan dolayı HMK 107. maddesi uyarınca ileride tutarını arttırma hakları saklı kalmak üzere şimdilik 5.000,00 TL, ... Döküm'ün sermaye artırımına 46.889.720,18 TL eksik katılması nedeniyle verdiği zararlardan dolayı 5.000,00 TL tazminatın zararın meydana geldiği sermaye girişlerinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak ...
Demir A.Ş.'ye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket taşınmazının satılmasına ilişkin iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, 18.10.2018 tarihinde imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile alıcıdan KDV hariç 2.500.000,00 USD'lik kısmı peşin avans olarak 18.10.2018 tarihinde tahsil edildiğini, taşınmaz üzerine kamulaştırma şerhi konulması ve taşınmaz kaydındaki Haliç Koruma Havzasında kalmasından ötürü satış işleminin gerçekleştirilemediğinden alıcının taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden döndüğünü ve avans olarak ödediği 2.500.000,00 USD'nin geri ödendiğini, davacı yanın iddia ettiği gibi 2.500.000,00 USD geri ödenirken gecikme faizi ve tazminat ödenmediğini, ... Döküm A.Ş.'nin 12.10.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararının davacının 1 adet olumsuz oyuna karşılık diğer hissedarların olumlu oylarıyla oy çokluğu ile alındığını, davacının pay sahibi sıfatıyla dava açma hakkının TTK madde 558/2 hükmü uyarınca ibra kararından itibaren altı aylık hak düşürücü süreye tabi olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini bildirerek;
hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da zarar görmesine yol açtığını, ortakların zararın doğması halinde yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunarak dava açabileceğinin düzenlendiği, TTK'nın 558 (2) maddesi ise; "...Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır.
Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer." şeklinde düzenlendiğini, ortak tarafından dolaylı zarara istinaden açılacak sorumluluk davalarında 6 aylık hak düşürücü süre bulunmakta olup, bu sürenin resen dikkate alınması gerektiğini, dava dışı ... A.Ş.'nin rüçhan hakkını kullanmadığı ve davacının 22.10.2020 tarihinde haberdar olduğunu, rüçhan hakkının kullanılmaması durumunun genel kurulun bilgisinde bulunduğunu, davacının 09.06.2021 tarihli genel kurul toplantısına vekaleten katıldığını, ibra oylamasında muhalif kaldığını, TTK'nın 553. maddesi uyarınca; yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açma hakkına sahip olduğunu, ancak bu davayı TTK'nın 558/1 maddesi uyarınca genel kurul tarihinden itibaren 6 aylık süre içerisinde açması gerektiği, davacının davasını 6 aylık süreyi geçirdikten sonra açtığı anlaşılmakla hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihbar olunan şirkete ait taşınmazın satışından dönülmesi olayının 10.12.2020 tarihinde sonuçlandığı ve 09.06.2021 tarihinde 2020 yılı genel kurul toplantısı yapılmasına rağmen olayın bu tarihlerde bilinmediğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/226 E. sayılı dosyasında karar gereği 09.07.2021 tarihinde şirkette gerçekleştirilen inceleme sonucunda öğrendiğini, toplam 19.135.310,00 TL avansın 10.12.2020’de geri verilmesi ile şirketin zararına sebebiyet verildiğini, 2021 yılında yapılan genel kurulda ise bu husus tartışılmadan davalının ibra edildiğini, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlı olduğunu rüçhan hakkının kullanılmadığından haber olunan tarihte gerekse genel kurulun yapıldığı tarihte “...
Döküm A.Ş.’de yapılan nakit sermaye artışında 65.338.277,27 TL'lik rüçhan hakkı bulunmasına rağmen ... şirketinin sadece 18.448.557,00 TL tutarında sermaye ile katılması” durumunun ...'ın ne kadarına katılabilecekken davalının kendine menfaat sağlamak için katılmaktan imtina ettiğinin, bu tarihte ... Demir A.Ş.’nin rüçhan hakkının tamamına katılmak için yeterli finansal imkanlarının olup olmadığı, bu nedenle şirketin zararının olup olmadığı bilinmediğinden bu duruma ilişkin genel kurulda açıkça görüşülerek, tartışılarak, şirketin bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zarar ortaya konulup, genel kurul bilgilendirilerek alınmış bir ibra kararından söz edilmesi mümkün olmayıp hak düşürücü sürenin varlığının kabulü mümkün olmadığını, öğrenmeden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davaya konu edilen olaylardan birincisinin 09.07.2021 tarihinde diğerinin ise 12.10.2020 tarihinde zararı ve sorumlusu öğrenilmiş olup bu kapsamda 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, genel kurul tarihi olan 12.10.2020 tarihi itibariyle, ...’ın, ...
Dökümden olan 50.692.954,82 TL‘lik cari hesap alacağı bulunduğunu, böylece ...’ın kullanmadığı rüçhan hakları bedelini genel kurul tarihi 12.10.2020 itibariyle, ... Dökümden olan cari hesap alacak tutarından mahsup edilebilecek iken etmediği anlaşılmakla davalı tarafından ileri sürülen ...’ın nakit sıkışıklığı gerekçesinin yerinde olmadığını, sermaye artırımında ortağın şirketten alacağının takas mahsup yoluyla şirkete sermaye olarak getirilmesinin önünde bir engel olmadığını, takas mahsup imkanından yararlanmayarak rüçhan hakkını kullanmaması dolayısıyla zarara uğrattığının bilirkişi kurulu tarafından belirlendiği kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın açılış tarihi 23.03.2022 olup ibra kararının alındığı 09.06.2021 tarihli genel kuruldan sonra 6 aylık hakdüşürücü süre işlemeye başlayacağı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde gayrimenkulden dolayı oluşan zararın bilgi edinme hakkının tanınmasına ilişkin karar gereği yapılan inceleme tutanak tarihi olan 09.07.2021 tarihinde öğrenildiğini, sermaye artırımı nedeniyle oluşan zararın ise 12.10.2020 tarihinde öğrendiğini ifade etmiş olduğu, esasen ... Döküm şirketinin payları için rüçhan hakkının davalı tarafından kullanıldığı eldeki davada esas alınması gereken 09.06.2021 tarihli genel kurulda etraflıca tartışılıp değerlendirildiği, bu nedenle ...
Döküm paylarının kaybı nedeniyle sorumluluk davasının genel kuruldan itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmekte olduğu,
Gayrimenkul satış bedeli için alınan avansın ise son olarak 2020 yılı içerisinde ödenmiş olduğu, genel kurulda bu hususta açıkça bir inceleme müzakere yapılmadığı, İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/226 E. sayılı dosyasında; davacı ... tarafından davalı ...'nin yöneticisi olduğu şirket aleyhinde bilgi alma ve inceleme hakkı ihlalinin tespitine ilişkin dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda TTK 437 maddesi uyarınca davanın kabulüne kesin olarak karar verilmiş olduğu, kesin olarak verilen bu karar gereği olarak şirket merkezinde davacı ve davalı tarafın avukatlarının hazır olduğu halde, 09.07.2021 tarihi itibariyle tutanak tanzim edildiği, 2020 yılı dönemine ilişkin davalının 09.06.2021 yılındaki genel kurulda ibra edildiği, TTK md.
558 gereği sorumluluk davasının ibraya olumsuz oy veren pay sahibi tarafından 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davanın bu süre geçirildikten sonra açıldığı, ancak davacının zararı öğrendiğini beyan ettiği, 09.07.2021 tarihi de başlangıç tarihi esas alındığı takdirde de davanın açılış tarihi 23.03.2022 tarihi itibariyle 6 aylık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğu, davalı vekilinin dava açma hakkının iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğuna ilişkin istinaf nedeninin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki talepleri tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 558inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1093726700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz