Müdürlükten azil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5287 E. 2024/7332 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münferit imza yetkisi↗ bağlılık yükümü↗ özen ve bağlılık yükümü↗ limited şirket müdürlüğü↗ ihtiyati tedbirin kaldırılması↗ müşterek temsilci↗ imza yetkisi↗ limited şirket müdürü↗ tedbirin kaldırılması↗ azil↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ ticari itibar↗ şirket müdürlüğü↗ şirket müdürü↗ sözleşmeden doğan dava↗ ihtiyati tedbir↗ iş bölümü↗ ispat yükü↗ limited şirket↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/377 E., 2022/4 K.
Taraflar arasındaki müdürlükten azil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildi.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Süt ve Süt Ürünleri Ambalaj Gıda Eğitim Danışmanlık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin, (...) 06.12.2010 tarihinde kurulduğunu, tarafların müştereken şirketi temsile yetkili kılındıklarını, davacının müdürler kurulu başkanı seçildiğini, şirket ortaklarının aynı zamanda eşlerden oluşması nedeniyle ortaklık yapısının her iki aile arasında eşit paylaşıldığını, şirketin büyük marketler zincirlerine düzenli olarak mal vermesi, sözleşmelerinin bulunması sebebiyle, üretiminin aksamamasının ticari bir zorunluluk olduğunu, yapılan işin niteliği gereği acil kararlar alınması gerektiğini, şirketin üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için alınması gereken ham madde ödemelerinin düzenli olarak yapılması, personel giderlerinin ödenmesi, mevcut makine ve teçhizatın bakım ve onarımlarının yapılması, işin gerektirdiği elektrik, su gibi ödemelerinin aksatılmaması, üretilen ürünlerin niteliği dikkate alındığında haklı olarak elde edilen marka değerinin zedelenmemesi için üretimde ve araştırma geliştirmede tam zamanlı çalışan mühendislerin yanı sıra ürün kalitesinin, kullanılan maya kalitelerinin ve seçimlerinin uzman akademisyenler tarafından sürekli kontrollerinin sağlanması niteliğinin düşürülmemesinin elzem olduğunu, aksi halde ürün içeriklerinde, kalitesinde sorunlar yaşanabileceği, bu durumda şirketin ticari itibarının zedeleneceğini, ...’in iki müdürle müştereken temsili karşısında müdürlerden birinin bu ödemelere haklı gerekçesi bulunmaksızın onay vermemesi, geciktirmesi, ödememeyle tehdit ederek diğer müdürü huzursuz etmesi halinde, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, piyasada elde etmiş olduğu haklı şöhretin yerle bir olacağını, davalının 15.12.2019 tarihinden itibaren şirkete adım atmadığını, şirkete karşı özen ve sadakat yükümünü ihlal ettiğini, müdürlük görevinin fiilen sadece davacı tarafından yürütüldüğünü, ...’in iki müdüründen olan davalının, şirket iş ve işleyişini tümüyle sekteye uğratması nedeniyle davalı şirket müdürünün şirket müdürlüğü görevinden azlini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddiada bulunduğu ...'e gelmeme, toplantılara katılmama ve gruplardan çıkma gerekçelerinin ana sebebinin, davacı müdürün tarafı üzerinde pozisyonunu kullanarak kararların belirttiğinde yazdığı veya söylediği cümlelerle üzerinde oluşturduğu baskı, devamında personel karşısında itibarsızlaştırma ve üstünlük sağlama yazıları olduğunu, davacı müdürün yurt dışına gitmesi ile Eylül 2018- Kasım 2020 arasında münferit imza yetkisi ile ... ekibi ile uyum içinde yeni ürünler çıkarıp proje ve patent başvuruları yapılarak cirosunu arttırarak çalışmasına rağmen dönmeye yakın yaptığı hareketlerin geldikten sonraki tutumları, söylemleri ve yazıları ile ortak amaç birlikteliğinin son bulduğunu, davacının tüm iddialarının kendi bakış açısı ile sergilediğini, % 50 ortaklı ve müşterek imzalı firmanın ortak karar verme farklı bakış açıları sebebiyle gerçekleşemediğini, davacı müdür tarafından tarafına uygulanan mobbing ve personel karşısında itibarsızlaştırma gayretlerine rağmen ...'in uzaktan tüm işlerini yapmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, tarafların, Isparta merkezde faaliyet gösteren ve merkezi de Isparta'da bulunan ...’in ortaklığını ve müşterek müdürlüğünü yaptıkları, uyuşmazlığın niteliği ve iddianın ileri sürülüşüne göre ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu, tarafların dayandıkları delillerin dosya kapsamına alınmasından sonra yapılan yargılama neticesinde, davalının, müdürlüğü sırasında, azlini gerektirecek şekilde, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürlüğünden azil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 623 üncü maddesi, 630 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden temyiz edildiği, bu yöndeki kararın 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı, limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde “şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği” öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatini de ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde şirkete husumet yöneltilmeyen davada taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün re’sen bozulmasını gerektirmiştir.
3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:azil · limited şirket · temsil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda6102 sayılı Kanun'un 4 üncü «bölümde» «limited şirketin» organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve «temsil» ile «görevli» kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «limited şirket müdürlüğünden» «azil» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki müdürlükten «azil» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürünün azli · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5287 E. , 2024/7332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/915 Esas, 2023/1115 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2020/377 E., 2022/4 K.
Taraflar arasındaki müdürlükten azil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildi.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Süt ve Süt Ürünleri Ambalaj Gıda Eğitim Danışmanlık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin, (...) 06.12.2010 tarihinde kurulduğunu, tarafların müştereken şirketi temsile yetkili kılındıklarını, davacının müdürler kurulu başkanı seçildiğini, şirket ortaklarının aynı zamanda eşlerden oluşması nedeniyle ortaklık yapısının her iki aile arasında eşit paylaşıldığını, şirketin büyük marketler zincirlerine düzenli olarak mal vermesi, sözleşmelerinin bulunması sebebiyle, üretiminin aksamamasının ticari bir zorunluluk olduğunu, yapılan işin niteliği gereği acil kararlar alınması gerektiğini, şirketin üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için alınması gereken ham madde ödemelerinin düzenli olarak yapılması, personel giderlerinin ödenmesi, mevcut makine ve teçhizatın bakım ve onarımlarının yapılması, işin gerektirdiği elektrik, su gibi ödemelerinin aksatılmaması, üretilen ürünlerin niteliği dikkate alındığında haklı olarak elde edilen marka değerinin zedelenmemesi için üretimde ve araştırma geliştirmede tam zamanlı çalışan mühendislerin yanı sıra ürün kalitesinin, kullanılan maya kalitelerinin ve seçimlerinin uzman akademisyenler tarafından sürekli kontrollerinin sağlanması niteliğinin düşürülmemesinin elzem olduğunu, aksi halde ürün içeriklerinde, kalitesinde sorunlar yaşanabileceği, bu durumda şirketin ticari itibarının zedeleneceğini, ...’in iki müdürle müştereken temsili karşısında müdürlerden birinin bu ödemelere haklı gerekçesi bulunmaksızın onay vermemesi, geciktirmesi, ödememeyle tehdit ederek diğer müdürü huzursuz etmesi halinde, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, piyasada elde etmiş olduğu haklı şöhretin yerle bir olacağını, davalının 15.12.2019 tarihinden itibaren şirkete adım atmadığını, şirkete karşı özen ve sadakat yükümünü ihlal ettiğini, müdürlük görevinin fiilen sadece davacı tarafından yürütüldüğünü, ...’in iki müdüründen olan davalının, şirket iş ve işleyişini tümüyle sekteye uğratması nedeniyle davalı şirket müdürünün şirket müdürlüğü görevinden azlini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddiada bulunduğu ...'e gelmeme, toplantılara katılmama ve gruplardan çıkma gerekçelerinin ana sebebinin, davacı müdürün tarafı üzerinde pozisyonunu kullanarak kararların belirttiğinde yazdığı veya söylediği cümlelerle üzerinde oluşturduğu baskı, devamında personel karşısında itibarsızlaştırma ve üstünlük sağlama yazıları olduğunu, davacı müdürün yurt dışına gitmesi ile Eylül 2018- Kasım 2020 arasında münferit imza yetkisi ile ... ekibi ile uyum içinde yeni ürünler çıkarıp proje ve patent başvuruları yapılarak cirosunu arttırarak çalışmasına rağmen dönmeye yakın yaptığı hareketlerin geldikten sonraki tutumları, söylemleri ve yazıları ile ortak amaç birlikteliğinin son bulduğunu, davacının tüm iddialarının kendi bakış açısı ile sergilediğini, % 50 ortaklı ve müşterek imzalı firmanın ortak karar verme farklı bakış açıları sebebiyle gerçekleşemediğini, davacı müdür tarafından tarafına uygulanan mobbing ve personel karşısında itibarsızlaştırma gayretlerine rağmen ...'in uzaktan tüm işlerini yapmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, tarafların, Isparta merkezde faaliyet gösteren ve merkezi de Isparta'da bulunan ...’in ortaklığını ve müşterek müdürlüğünü yaptıkları, uyuşmazlığın niteliği ve iddianın ileri sürülüşüne göre ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu, tarafların dayandıkları delillerin dosya kapsamına alınmasından sonra yapılan yargılama neticesinde, davalının, müdürlüğü sırasında, azlini gerektirecek şekilde, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürlüğünden azil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 623 üncü maddesi, 630 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden temyiz edildiği, bu yöndeki kararın 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı, limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde “şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği” öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir.
Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatini de ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde şirkete husumet yöneltilmeyen davada taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün re’sen bozulmasını gerektirmiştir.
3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1090647100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz