6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticaret sicil memurluğu kararının iptali | Ticaret Sicil Memurluğu kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6473 E. 2024/7524 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
idari para cezası tasarruf yetkisi kayyım tayini kayyım atanması el koyma şirketin feshi şirket merkezi mahkemesi ticaret sicili tescili kayyım malvarlığına ilişkin dava bloke emredici hüküm ortaklar kurulu kararı ticaret sicili müdürlüğü tüzel kişilik limited şirket yargılama gideri iş mahkemesi görev alanı ticaret sicili yetki yetkisizlik kararı ilan i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 32TTK 54 · CMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/734 E., 2020/199 K.

Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeni şirketinin 27.11.2019 tarihli ortaklar kurulu kararıyla "Maslak Mahallesi Maslak Meydan Sokak ... No:3/79 Sarıyer/İstanbul" adresinde bulunan şirket merkezini "Cevizli Mahallesi Saraylar Caddesi ... C Blok Numara:6/76 .../İstanbul" adresine taşındığını ve yasal süresi içinde 28.11.2019 tarihinde adres değişikliğinin tescil ve ilan edilmesi için davalı ... Sicil Müdürlüğüne dayanak belgelerle birlikte başvuruda bulunulduğunu, davalının davacı şirketin tescil talebini 16.12.2019 tarihli kararı ile; Şirketin ortağı ... (aslen iran uyruklu Mohammed Zarrab'ın Türk vatandaşlığını kabul ve isim değişikliği ile) hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/171305 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 30.11.2017 tarihinde "Taşınır ve taşınmaz tüm malvarlıklarına, banka, şirketler ve diğer tüm kurumlar nezdindeki tüm hak ve alacaklarına, şirket hisselerine (tüm mal varlıklarına) 668 sayılı KHK'nin 3-ı bendi ve CMK 128 maddeleri gereğince el konulmasına, karar verildiği sebeple; T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 02/11/2016 tarih ve 165968 sayılı yazısında şirket nezdindeki tüm mallarına el koyma tedbiri uygulanan ortağın; el konulan mallarından doğan haklarını kendisi veya yetkilendireceği şahıs aracılığıyla kullanamayacağından, paylarını idare etmek üzere henüz kayyımatanmayan ortağın katılımı ile alınmış genel kurul kararının tescili taleplerinin karşılanmaması gerektiğinin belirtildiği, şirkete kayyım atandığına dair müdürlüklerine intikal eden herhangi bir bildirimin bulunmadığı, hakkında 668 sayılı KHK'nin 3-ı bendi ve CMK 128 maddesine göre El Koyma Kararı bulunan şirket ortağı tarafından alınan 27.11.2019 tarih ve 2019-01 sayılı ortaklar kurulu/genel kurul kararının tescili talebinin REDDİNE" gerekçesiyle reddedildiğini, davalı müdürlüğün, tescil talebinin reddi kararının tamamen hukuka aykırı olduğunu, vekiledeni şirketinin adresinin değiştirilmesinin, şirketin ortağı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/171305 soruşturma numaralı dosyasında verilen 30.11.2017 tarihli kararla, kararın kapsamı, mahiyeti ve amacıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, savcılığın söz konusu karar ile şirket paylarının 3. kişilere devrini önlemeye yönelik tedbirinin bulunduğunu, vekiledeni şirketin adres değişikliğinin tescil ve ilanı talebi, kanuni olarak tescile tabi, harcı yatırılıp makbuzu talep dilekçesinde eklendiği, şirket sözleşmesi ve kanunun emredici düzenlemesine aykırı olmadığını, hatta tescil edilmemesi şirketin feshe varan çeşitli yaptırımları ve idari para cezalarının uygulanmasını gerektiren ve gerçeği tam olarak yansıtan, bakanlığın veya diğer resmi kurumların iznine yada uygun görüşüne tabi olmadığına kuşku bulunmadığını ve bu nedenle talebin yerine getirilmesinin zorunlu olduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı ... Sicil Müdürlüğünün tescil ve ilan talebinin reddine dair 16.12.2019 tarih 84329644/142877-259235 sayılı hukuksuz kararının iptaline ve reddedilen adres değişikliğinin tescil ve ilanı talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ticaret Siciline tescil konusundaki taleplerin, ilgili yasanın verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirilip sonuca bağlandığını, yargı merci gibi hareket edilmediğini, nitekim bu hususda TTK 32.maddesine dayalı hareket edildiğini, buna göre yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararının verilebileceğini, aksi halde tescil talebinin gerekçe gösterilerek reddetme yetkisine sahip olunduğunu, İstanbul CBS Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 30.11.2017 tarih 2017/171305 sayılı soruşturması ile el koyma kararıyla, dava konusu şirketin tek ortağı ...'ın "taşınır ve taşınmaz tüm malvarlıklarına, banka, şirketler ve diğer tüm kurumlar nezdindeki tüm hak ve alacaklarına, şirket hisselerine 668 sayılı KHK'nın 3-ı bendi ve CMK 128 maddeleri gereğince el konulmasına karar verildiği" hususunun T.C. İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü'nün 30.11.2017 tarih 1361689 sayılı yazısı ile bildirildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve buna ilişkin mevzuat hükümleri gereğince ve bunun bir neticesi olarak da, limited şirketlerde oy hakkı ve aslında, genel kurula katılım hakkı da; hissedarlıklar doğrudan ilintili ve hisseden ayrılamaz nitelikte bir hak olduğundan; yani genel kurula katılım ve oy hakkı adeta hissedarlığın doğal bir uzantısı durumunda bulunduğundan; hisselerine el konulan ...'ın, hissedar sıfatı ile hiçbir işlem yapamayacağı gibi, dava konusu genel kurul kararını alarak, bunun tescili başvurusunda dahi bulunamayacağını, dava konusu şirkette davacının hissedarlık sıfatının bittiğini, hal böyle olunca da dava konusu şirket hissedarı sıfatı ile karar alamayacağını ve dava konusu şirket adına herhangibir işlem yapamayacağını, davacının hisselerine el konulmuş olmasının, davacının şirketle olan ilişkisini bitirdiği ve bu bakımdan da davacının iddia ettiği şekilde, kayyım atanmamış olmasının davacının yetkilerinin devam ettiği anlamını hiçbir şekilde taşımadığını, konuya ilişkin tedbir kararını veren makamdan, hisselerine el konulan ...'ın, hisseleri ile doğrudan ilintili bir hak olan genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının bulunduğuna ilişkin açık bir izin yazısınında getirilmediğini, tedbir kararını veren makamın, tedbir kararını değiştirebileceğini veyahutta tedbir kararının içeriğini belirleyeceğini ve dolayısıyla da ancak tedbir veren makamın tescilin yapılabilmesi için izin verebileceğini ve bu nedenle davaya konu şirket adresinin değişikliği hakkındaki genel kurul kararının tescili, dava konusu şirket dosyasında mevcut tedbir kararlarına binaen halihazırda şirket ortağı ve yetkilisi olmayan kişi tarafından imzalandığından hukuka uygun biçimde reddedildiğini ve mevzuata uygun olarak işlem yapıldığını ve bu nedenle davanın reddini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, hakkında karar verilen şirketin (...) halen faal olduğu, şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu, ...'ın mal varlığına el konulması kararının (İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2017/171305 soruşturma nolu 30.11.2017 tarihli) şirket tüzel kişiliğinin devamına engel olmadığı, şahsın hissedarlık sıfatının ve şirketle ilişkisinin mevcut kararla kesilmiş sayılamayacağı, nitekim ticaret sicil dosyasında ...'ın halen ortak ve yetkili gözüktüğü, sicilden tescil ve ilanı talep edilen kararın adres değişikliği olup, el koyma kararından sonra bir kez aynı şekilde adres değişikliği kararının tescil ve ilan edildiği, en son alınan kararın red gerekçesinin yasal zeminde olmadığı, zira tedbir kararı veren merciin kayyım tayini kararı bulunmadığı gibi, adres değişikliğinin tarafların aleyhine olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, kaldıki şirketin fiilen farklı adreste faaliyet göstermesinin yasal olmadığı gibi 3.kişiler açısından da güvenli olmadığı, şirketin mutad işlerinden olan bu hususun halen tek ortak ve yetkili olan kişi tarafından yerine getirilmesi ve bu konuda karar alınmasının yasal olduğu, kararın şirketin yada ortağın malen, bünyesinde herhangibir değişiklik yaratmayacağı, el konulan hakların idaresi ile ilgili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ticaret Sicil Müdürlüğünün 16.12.2019 tarihli 84329644/142877-259235 sayılı red kararının iptaline, adres değişikliğine ilişkin 27.11.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Lord Metal İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ortaklar kurulu kararın tescil ve ilanına, karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ...' nin halen ticaret sicile kayıtlı faal bir şirket olduğu, şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu, ...'ın mal varlığına el konulması kararının (İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2017/171305 Soruşturma nolu 30.11.2017 tarihli) şirket tüzel kişiliğinin devamına engel olmadığı, şahsın hissedarlık sıfatının ve şirketle ilişkisinin mevcut kararla kesilmiş sayılamayacağı, nitekim ticaret sicil dosyasında ...'ın halen ortak ve yetkili gözüktüğü, sicilden tescil ve ilanı talep edilen kararın adres değişikliği olup, el koyma kararından sonra bir kez aynı şekilde adres değişikliği kararının tescil ve ilan edildiği, en son alınan kararın red gerekçesinin yasal zeminde olmadığı, zira tedbir kararı veren merciin kayyım tayini kararı bulunmadığı gibi, adres değişikliğinin şirketin mutad işlerinden olup, bu hususun halen tek ortak ve yetkili olan kişi tarafından yerine getirilmesi ve bu konuda karar alınmasının yasal olduğu, tescili istenilen hususun şirketin yada ortağın mali bünyesinde herhangi bir değişiklik yaratmayacağı, el konulan hakların idaresi ile ilgili olmadığı, bu durumda talebin kabulüne karar verilmesi isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafından, davacının tescil isteminin reddi kararının yerinde olmadığı sonucu ile davanın kabul edildiği gözetildiğinde, davalının yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının da isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ticaret sicil memurluğu kararın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 27, 26 ve 54 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Davacı şirketin adres değişikliğine ilişkin ortaklar kurulu kararının tescil ve ilân edilmesi için yapılan başvurunun reddine dair davalı Sicil Müdürlüğünün 16.12.2019 tarih 84329644/142877-259235 sayılı kararının iptali için açılan işbu davada İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Ancak, T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 30.11.2017 tarih ve soruşturma numarası 2017/171305 sayılı yazısıyla davacı şirketin tek ortağı olan ... hakkında; "taşınır ve taşınmaz tüm mal varlıklarına, banka, şirketler ve diğer tüm kurumlar nezdindeki tüm hak ve alacaklarına, şirket hisselerine (tüm mal varlıklarına) 668 sayılı KHK'nın 3-ı bendi ve CMK 128 inci maddeleri gereğince el konulmasına karar verildiği" anlaşılmış olup, bu husus CMK 128 inci maddenin 2/c-6 alt bendi kapsamında davalı Sicil Müdürlüğüne bildirilmiştir. Başvuru tarihi itibariyle şirkete kayyum atandığına dair herhangi bir bildirim de bulunmadığından, şirketin adres değişikliğinin tescil ve ilanı talebi davalı Sicil Müdürlüğü tarafından tabii şekilde reddedilmiştir. Kaldı ki, tek ortak olan ...'ın davacı şirketteki tüm hisselerine el konulduğuna göre artık sözkonusu tedbir devam ettiği sürece şirket üzerinde hissedarlık sıfatı ile herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla hiçbir tasarruf yetkisi bulunmayan kişinin ortaklar kurulu/genel kurul kararı alarak şirket adresini değiştirmesi ve bu kararın tescilini talep etmesi mümkün değildir.

Bu itibarla davalı Sicil Müdürlüğünün dava konusu edilen kararı yerinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız rekabet | Ticaret unvanı iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1117 E. 2019/5780 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6653 E. 2015/13476 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6473 E.  ,  2024/7524 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1493 Esas, 2023/1515 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/734 E., 2020/199 K.

Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; vekiledeni şirketinin 27.11.2019 tarihli ortaklar kurulu kararıyla "Maslak Mahallesi Maslak Meydan Sokak ... No:3/79 Sarıyer/İstanbul" adresinde bulunan şirket merkezini "Cevizli Mahallesi Saraylar Caddesi ... C Blok Numara:6/76 .../İstanbul" adresine taşındığını ve yasal süresi içinde 28.11.2019 tarihinde adres değişikliğinin tescil ve ilan edilmesi için davalı ... Sicil Müdürlüğüne dayanak belgelerle birlikte başvuruda bulunulduğunu, davalının davacı şirketin tescil talebini 16.12.2019 tarihli kararı ile; Şirketin ortağı ... (aslen iran uyruklu Mohammed Zarrab'ın Türk vatandaşlığını kabul ve isim değişikliği ile) hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/171305 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 30.11.2017 tarihinde "Taşınır ve taşınmaz tüm malvarlıklarına, banka, şirketler ve diğer tüm kurumlar nezdindeki tüm hak ve alacaklarına, şirket hisselerine (tüm mal varlıklarına) 668 sayılı KHK'nin 3-ı bendi ve CMK 128 maddeleri gereğince el konulmasına, karar verildiği sebeple;

T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 02/11/2016 tarih ve 165968 sayılı yazısında şirket nezdindeki tüm mallarına el koyma tedbiri uygulanan ortağın; el konulan mallarından doğan haklarını kendisi veya yetkilendireceği şahıs aracılığıyla kullanamayacağından, paylarını idare etmek üzere henüz kayyımatanmayan ortağın katılımı ile alınmış genel kurul kararının tescili taleplerinin karşılanmaması gerektiğinin belirtildiği, şirkete kayyım atandığına dair müdürlüklerine intikal eden herhangi bir bildirimin bulunmadığı, hakkında 668 sayılı KHK'nin 3-ı bendi ve CMK 128 maddesine göre El Koyma Kararı bulunan şirket ortağı tarafından alınan 27.11.2019 tarih ve 2019-01 sayılı ortaklar kurulu/genel kurul kararının tescili talebinin REDDİNE" gerekçesiyle reddedildiğini, davalı müdürlüğün, tescil talebinin reddi kararının tamamen hukuka aykırı olduğunu, vekiledeni şirketinin adresinin değiştirilmesinin, şirketin ortağı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/171305 soruşturma numaralı dosyasında verilen 30.11.2017 tarihli kararla, kararın kapsamı, mahiyeti ve amacıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, savcılığın söz konusu karar ile şirket paylarının 3.

kişilere devrini önlemeye yönelik tedbirinin bulunduğunu, vekiledeni şirketin adres değişikliğinin tescil ve ilanı talebi, kanuni olarak tescile tabi, harcı yatırılıp makbuzu talep dilekçesinde eklendiği, şirket sözleşmesi ve kanunun emredici düzenlemesine aykırı olmadığını, hatta tescil edilmemesi şirketin feshe varan çeşitli yaptırımları ve idari para cezalarının uygulanmasını gerektiren ve gerçeği tam olarak yansıtan, bakanlığın veya diğer resmi kurumların iznine yada uygun görüşüne tabi olmadığına kuşku bulunmadığını ve bu nedenle talebin yerine getirilmesinin zorunlu olduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı ... Sicil Müdürlüğünün tescil ve ilan talebinin reddine dair 16.12.2019 tarih 84329644/142877-259235 sayılı hukuksuz kararının iptaline ve reddedilen adres değişikliğinin tescil ve ilanı talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ticaret Siciline tescil konusundaki taleplerin, ilgili yasanın verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirilip sonuca bağlandığını, yargı merci gibi hareket edilmediğini, nitekim bu hususda TTK 32.maddesine dayalı hareket edildiğini, buna göre yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararının verilebileceğini, aksi halde tescil talebinin gerekçe gösterilerek reddetme yetkisine sahip olunduğunu, İstanbul CBS Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 30.11.2017 tarih 2017/171305 sayılı soruşturması ile el koyma kararıyla, dava konusu şirketin tek ortağı ...'ın "taşınır ve taşınmaz tüm malvarlıklarına, banka, şirketler ve diğer tüm kurumlar nezdindeki tüm hak ve alacaklarına, şirket hisselerine 668 sayılı KHK'nın 3-ı bendi ve CMK 128 maddeleri gereğince el konulmasına karar verildiği" hususunun T.C.

İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü'nün 30.11.2017 tarih 1361689 sayılı yazısı ile bildirildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve buna ilişkin mevzuat hükümleri gereğince ve bunun bir neticesi olarak da, limited şirketlerde oy hakkı ve aslında, genel kurula katılım hakkı da; hissedarlıklar doğrudan ilintili ve hisseden ayrılamaz nitelikte bir hak olduğundan; yani genel kurula katılım ve oy hakkı adeta hissedarlığın doğal bir uzantısı durumunda bulunduğundan; hisselerine el konulan ...'ın, hissedar sıfatı ile hiçbir işlem yapamayacağı gibi, dava konusu genel kurul kararını alarak, bunun tescili başvurusunda dahi bulunamayacağını, dava konusu şirkette davacının hissedarlık sıfatının bittiğini, hal böyle olunca da dava konusu şirket hissedarı sıfatı ile karar alamayacağını ve dava konusu şirket adına herhangibir işlem yapamayacağını, davacının hisselerine el konulmuş olmasının, davacının şirketle olan ilişkisini bitirdiği ve bu bakımdan da davacının iddia ettiği şekilde, kayyım atanmamış olmasının davacının yetkilerinin devam ettiği anlamını hiçbir şekilde taşımadığını, konuya ilişkin tedbir kararını veren makamdan, hisselerine el konulan ...'ın, hisseleri ile doğrudan ilintili bir hak olan genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının bulunduğuna ilişkin açık bir izin yazısınında getirilmediğini, tedbir kararını veren makamın, tedbir kararını değiştirebileceğini veyahutta tedbir kararının içeriğini belirleyeceğini ve dolayısıyla da ancak tedbir veren makamın tescilin yapılabilmesi için izin verebileceğini ve bu nedenle davaya konu şirket adresinin değişikliği hakkındaki genel kurul kararının tescili, dava konusu şirket dosyasında mevcut tedbir kararlarına binaen halihazırda şirket ortağı ve yetkilisi olmayan kişi tarafından imzalandığından hukuka uygun biçimde reddedildiğini ve mevzuata uygun olarak işlem yapıldığını ve bu nedenle davanın reddini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, hakkında karar verilen şirketin (...) halen faal olduğu, şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu, ...'ın mal varlığına el konulması kararının (İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2017/171305 soruşturma nolu 30.11.2017 tarihli) şirket tüzel kişiliğinin devamına engel olmadığı, şahsın hissedarlık sıfatının ve şirketle ilişkisinin mevcut kararla kesilmiş sayılamayacağı, nitekim ticaret sicil dosyasında ...'ın halen ortak ve yetkili gözüktüğü, sicilden tescil ve ilanı talep edilen kararın adres değişikliği olup, el koyma kararından sonra bir kez aynı şekilde adres değişikliği kararının tescil ve ilan edildiği, en son alınan kararın red gerekçesinin yasal zeminde olmadığı, zira tedbir kararı veren merciin kayyım tayini kararı bulunmadığı gibi, adres değişikliğinin tarafların aleyhine olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, kaldıki şirketin fiilen farklı adreste faaliyet göstermesinin yasal olmadığı gibi 3.kişiler açısından da güvenli olmadığı, şirketin mutad işlerinden olan bu hususun halen tek ortak ve yetkili olan kişi tarafından yerine getirilmesi ve bu konuda karar alınmasının yasal olduğu, kararın şirketin yada ortağın malen, bünyesinde herhangibir değişiklik yaratmayacağı, el konulan hakların idaresi ile ilgili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ticaret Sicil Müdürlüğünün 16.12.2019 tarihli 84329644/142877-259235 sayılı red kararının iptaline, adres değişikliğine ilişkin 27.11.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Lord Metal İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ortaklar kurulu kararın tescil ve ilanına, karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ...' nin halen ticaret sicile kayıtlı faal bir şirket olduğu, şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu, ...'ın mal varlığına el konulması kararının (İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2017/171305 Soruşturma nolu 30.11.2017 tarihli) şirket tüzel kişiliğinin devamına engel olmadığı, şahsın hissedarlık sıfatının ve şirketle ilişkisinin mevcut kararla kesilmiş sayılamayacağı, nitekim ticaret sicil dosyasında ...'ın halen ortak ve yetkili gözüktüğü, sicilden tescil ve ilanı talep edilen kararın adres değişikliği olup, el koyma kararından sonra bir kez aynı şekilde adres değişikliği kararının tescil ve ilan edildiği, en son alınan kararın red gerekçesinin yasal zeminde olmadığı, zira tedbir kararı veren merciin kayyım tayini kararı bulunmadığı gibi, adres değişikliğinin şirketin mutad işlerinden olup, bu hususun halen tek ortak ve yetkili olan kişi tarafından yerine getirilmesi ve bu konuda karar alınmasının yasal olduğu, tescili istenilen hususun şirketin yada ortağın mali bünyesinde herhangi bir değişiklik yaratmayacağı, el konulan hakların idaresi ile ilgili olmadığı, bu durumda talebin kabulüne karar verilmesi isabetli olduğu, ayrıca davalı tarafından, davacının tescil isteminin reddi kararının yerinde olmadığı sonucu ile davanın kabul edildiği gözetildiğinde, davalının yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının da isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ticaret sicil memurluğu kararın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 27, 26 ve 54 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Davacı şirketin adres değişikliğine ilişkin ortaklar kurulu kararının tescil ve ilân edilmesi için yapılan başvurunun reddine dair davalı Sicil Müdürlüğünün 16.12.2019 tarih 84329644/142877-259235 sayılı kararının iptali için açılan işbu davada İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Ancak, T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 30.11.2017 tarih ve soruşturma numarası 2017/171305 sayılı yazısıyla davacı şirketin tek ortağı olan ... hakkında; "taşınır ve taşınmaz tüm mal varlıklarına, banka, şirketler ve diğer tüm kurumlar nezdindeki tüm hak ve alacaklarına, şirket hisselerine (tüm mal varlıklarına) 668 sayılı KHK'nın 3-ı bendi ve CMK 128 inci maddeleri gereğince el konulmasına karar verildiği" anlaşılmış olup, bu husus CMK 128 inci maddenin 2/c-6 alt bendi kapsamında davalı Sicil Müdürlüğüne bildirilmiştir. Başvuru tarihi itibariyle şirkete kayyum atandığına dair herhangi bir bildirim de bulunmadığından, şirketin adres değişikliğinin tescil ve ilanı talebi davalı Sicil Müdürlüğü tarafından tabii şekilde reddedilmiştir.

Kaldı ki, tek ortak olan ...'ın davacı şirketteki tüm hisselerine el konulduğuna göre artık sözkonusu tedbir devam ettiği sürece şirket üzerinde hissedarlık sıfatı ile herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla hiçbir tasarruf yetkisi bulunmayan kişinin ortaklar kurulu/genel kurul kararı alarak şirket adresini değiştirmesi ve bu kararın tescilini talep etmesi mümkün değildir.

Bu itibarla davalı Sicil Müdürlüğünün dava konusu edilen kararı yerinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 23.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089784200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.