Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4741 E. 2024/7739 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davaların birleştirilmesi↗ fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması↗ kar kaybı↗ delil tespiti↗ tescilsiz tasarım↗ kâr mahrumiyeti↗ ziya↗ ihtiyati tedbir↗ infaz↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul esiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının PVC esaslı kapı ve pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı delil tespiti sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine ihtiyati tedbir kararı almış olduğunu, tedbir kararının infaz edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı haksız rekabetin men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, davalının müvekkili şirkete yönelik eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğine dair karar verilmiş olduğunu, bu kararın kesinleştiğini, mahkeme kararı ile davalıya ait tasarım tescil belgesinde geçen tasarımların özgün olmadığı, yenilik niteliği taşımadığı ve taraf ürünleri arasında farklılıklar bulunduğunun tespit edildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin büyük zarara ve kayıplara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü hususları ileri sürerek 631.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinin kanunların kendisine tanıdığı hakları kullandığını, yapılan işlemlerin mahkeme kararına dayalı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalının tescilli endüstriyel tasarım belgesine dayalı olarak davacı aleyhine 28.04.1999 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/524 D.iş dosyasından tedbir kararı alıp, 12.05.1999 tarihinde uyguladığı, 04.05.1999 tarihinde davacı tarafından Ankara 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/179 E. sayılı dosyasında davaya konu davalıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, haksız rekabetin önlenmesine, 26.04.2001 tarihinde karar verildiği, bu kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği, verilen ihtiyati tedbir kararlarının da kaldırıldığı, pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden ziyade tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının asıl ve birleşen davasında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesine dayandığı, anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacının, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda, davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürdüğü, hem uğradığı kar kaybını hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istediği, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacının isteyebileceği tazminatın, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edileceğinden, dava konusu itibariyle de bu zararın, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmesi gerektiğinden ve Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler kapsamında hesaplama yapılması gerektiğinden bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan ek raporun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte olduğu, buna göre haksız ihtiyati tedbirden doğan davacı zararının 185.467,62 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar maddi tazminata hükmetmek gerektiği, olayın oluş şekli tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminatın 40.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 185.467,62 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
554 sayılı KHK'nın 45 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davaların birleştirilmesi, yargılamalarının birlikte yürütülüp aynı anda karara bağlanmalarını gerektirse de birleşen her bir dava bağımsızlığını korumaktadır. Bu nedenle birleşen her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. Nitekim Dairemizin Mahkemece uyulmasına karar verilen 24.06.2014 tarih, 2013/5354 E., 2014/12024 K. sayılı ikinci bozma ilamının (5) numaralı bendinde de bu hususa işaret edilerek birleşen her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş ve bu nedenle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bu itibarla, Mahkemece, belirtilen husus daha önce de bozma sebebi yapılmasına rağmen asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2.Kabule göre de Mahkemece, bozmadan sonra alınan 08.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporu benimsenerek davacı lehine 185.467,62 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maddi tazminatın, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından davacı şirket hakkında düzenlenen 10.11.1999 tarihli kapasite raporu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğü'nün "Vardiyalı Çalışma İzni" konulu 12.07.1999 tarihli yazısı, davacı şirket tarafından tanzim edilen 1999 yılı Mamul Hareketleri Tablosu" ve kapasiteye ilişkin sektör ortalaması dayanak kabul edilerek hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Dayanak alınan belgeler arasında bulunan 12.07.1999 tarihli "Vardiyalı Çalışma İzni" konulu belge incelendiğinde, belirtilen Kurum'un davacının 3 vardiya halinde çalışma talebini uygun gördüğü ve hususta davacıya izin verdiği görülebilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu belgeye dayalı olarak, ihtiyati tedbirin uygulandığı 12.05.1999 ila 12.08.1999 tarihleri arasında davacının 3 vardiya halinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmış ise de bu belge uyuşmazlık konusu dönemde davacının 3 vardiya halinde çalıştığını ispat noktasında yetersizdir. Zira anılan yazıyla, davacının 12.07.1999 tarihinden itibaren 3 vardiya halinde çalışmasına izin verilmiş olup dosyadaki verilerden davacının bu izne dayalı olarak 3 vardiya halinde çalışmaya başlayıp başlamadığı başladıysa hangi tarihte başladığı anlaşılamamaktadır. Bunun yanında tedbirin uygulandığı dönemden sonra düzenlenen 10.11.1999 tarihli kapasite raporunda dahi davacının 3 vardiya halinde çalıştığına dair bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının tedbirin uygulandığı dönemde 3 vardiya halinde çalıştığını ispatlayamadığı kabul edilmelidir.
Keza hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplanırken 10.11.1999 tarihli kapasite raporundaki veriler de esas alınmış ise de yukarıda da belirtildiği üzere zikredilen belge ihtiyati tedbirin uygulanmasından sonra düzenlenmiş olup bu belgedeki verilerin ihtiyati tedbirin uygulandığı dönem için de geçerli olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bunun yanında kapasite raporunda, davacının 5.088,10 ton profil ürettiği belirtilmiş ise de üretilen bu profillerin tamamının pvc profili olup olmadığı değilse ne kadarının boru profili olduğu da belli değildir.
Davacının, ihtiyati tedbir kararı sebebiyle el konulan ürünlerden mahrum kaldığı için üretim yapamadığı ve bu nedenle zarara uğradığı sabit ise de Mahkemece yapılan araştırma ve dosyadaki verilerle davacının uğradığı zararının tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Dairemizin üçüncü bozma ilamında, tazminatın dosyadaki verilerle hesaplanmasının mümkün olmayabileceği düşünülerek bu halde 818 sayılı Kanun'un 42 inci ve 43 üncü maddeleri gereğince bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu itibarla, Mahkemece, dosyadaki verilerle davacının uğradığı zararının tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı gözetilip davacının 3 vardiya halinde çalıştığını ispat edemediği de kabul edilerek maddi tazminatın 818 sayılı Kanun'un 42 inci ve 43 üncü maddeleri gereğince takdiren belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, Mahkemenin kabul şekline göre, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5420 E. 2019/4810 K.
Ortak:kar kaybı · tescilsiz tasarım · ihtiyati tedbir · kâr kaybı · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine, 26.04.2001 tarihinde karar verildiği, bu kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği, verilen «ihtiyati tedbir» kararlarının da kaldırıldığı, pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden «ziyade» tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının asıl ve birleşen davasında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesine dayandığı, anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacının, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda, davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürdüğü, hem uğradığı «kar kaybını» hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istediği, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacının isteyebileceği tazminatın, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edileceğinden, dava konusu itibariyle de bu zararın, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmesi gerektiğinden ve Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler kapsamında hesaplama yapılması gerektiğinden bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan ek raporun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte olduğu, buna göre haksız ihtiyati tedbirden doğan davacı zararının 185.467,62 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar «maddi tazminata» hükmetmek gerektiği, olayın oluş şekli tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminatın 40.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 185.467,62 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Keza hükme esas alınan bilirkişi raporunda «maddi tazminat» hesaplanırken 10.11.1999 tarihli kapasite raporundaki veriler de esas alınmış ise de yukarıda da belirtildiği üzere zikredilen belge «ihtiyati tedbirin» uygulanmasından sonra düzenlenmiş olup bu belgedeki verilerin ihtiyati tedbirin uygulandığı dönem için de geçerli olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
… pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı «delil tespiti» sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almış olduğunu, tedbir kararının «infaz» edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı «haksız rekabetin» men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, da …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının aldırdığı «ihtiyati tedbir» kararları ile davacının üretimi ve bayileri arcılığıyla satışına engel olunduğu, tedbir kararlarının kaldırıldığı ve davalı tasarımlarının hükümsüz kılındığı, davacının 554 sayılı KHK 45. maddesine dayalı olarak bu davayı açtığı, alınan yeni bilirkişi heyetinin düzenlediği raporun dosya kapsamına uygun bulunduğu ve davacıya ait işletmenin %10 kapasite «kaybı» ile çalıştığı öngörülerek davacının net «kar kaybının» 239.038,94 TL hesaplandığı gerekçesiyle «maddi tazminat» yönüyle davacının davasının kısmen kabulü ile 239.038,94 TL'nin 12/05/1999 tarihinden itibaren başlayacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat yönüyle davacının davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL ma …
2- Asıl ve birleşen dava, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesine dayalı, «tescilli tasarım» belgesinden doğan hakların korunması amacıyla aldırılan «ihtiyati tedbirden» doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından dosyaya sunulan kapasite raporu ve mamul hareketleri tablosu esas alınarak davacının üç vardiya halinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmış, şirketin tam kapasite ile çalışmadığı, %10 kapasite «kaybı» olabileceği öngörülerek 239.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · eksik inceleme · avans faizi · zamanaşımı
Benzer bu kararda1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, yerel mahkemenin asıl ve birleşen davanın esastan reddine dair verdiği 15.07.2008 tarihli kararın davalı vekilince «zamanaşımı defi» ileri sürülerek gerekçe yönünden temyiz edilmemiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının aldırdığı «ihtiyati tedbir» kararları ile davacının üretimi ve bayileri arcılığıyla satışına engel olunduğu, tedbir kararlarının kaldırıldığı ve davalı tasarımlarının hükümsüz kılındığı, davacının 554 sayılı KHK 45. maddesine dayalı olarak bu davayı açtığı, alınan yeni bilirkişi heyetinin düzenlediği raporun dosya kapsamına uygun bulunduğu ve davacıya ait işletmenin %10 kapasite «kaybı» ile çalıştığı öngörülerek davacının net «kar kaybının» 239.038,94 TL hesaplandığı gerekçesiyle «maddi tazminat» yönüyle davacının davasının kısmen kabulü ile 239.038,94 TL'nin 12/05/1999 tarihinden itibaren başlayacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat yönüyle davacının davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL ma …
… avacının zararının tam olarak tespitinin mümkün olmaması halinde 818 sayılı BK 42 ve 43. maddeleri gereğince bir değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün her iki taraf yararına bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5354 E. 2014/12024 K.
Ortak:kar kaybı · tescilsiz tasarım · ziya · ihtiyati tedbir · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · yasal faiz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine, 26.04.2001 tarihinde karar verildiği, bu kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği, verilen «ihtiyati tedbir» kararlarının da kaldırıldığı, pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden «ziyade» tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının asıl ve birleşen davasında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesine dayandığı, anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacının, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda, davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürdüğü, hem uğradığı «kar kaybını» hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istediği, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacının isteyebileceği tazminatın, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edileceğinden, dava konusu itibariyle de bu zararın, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmesi gerektiğinden ve Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler kapsamında hesaplama yapılması gerektiğinden bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan ek raporun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte olduğu, buna göre haksız ihtiyati tedbirden doğan davacı zararının 185.467,62 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar «maddi tazminata» hükmetmek gerektiği, olayın oluş şekli tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminatın 40.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 185.467,62 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı «delil tespiti» sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almış olduğunu, tedbir kararının «infaz» edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı «haksız rekabetin» men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, da …
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu belgeye dayalı olarak, «ihtiyati tedbirin» uygulandığı 12.05.1999 ila 12.08.1999 tarihleri arasında davacının 3 vardiya halinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmış ise de bu belge «uyuşmazlık konusu» dönemde davacının 3 vardiya halinde çalıştığını ispat noktasında yetersizdir.
Benzer bu kararda… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının sonuçlarının geriye etkili olduğu, tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan korumanın baştan itibaren yok sayılacağı, KHK'nin bu kuralın istisnalarını saydığı, bu istisnalardan uygulama şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın varlığı yönünde yapılan değerlendirmede, bilirkişilerinde raporlarında açıkça belirttiği üzere basiretli bir «tacir» gibi davranması gereken davalının, daha önce kamuya açıklanan ve üzerinden 12 ay geçen ve yenilik arz etmeyen tasarımı TPE'ye tescil ettirerek, davacı aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almasında ihmalinin bulunduğu, davacının tedbir kararı nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının alınan bu tedbir kararından sonra gelirlerinde artış meydana geldiği, manevi zararının da oluştuğu, davacının müşteri ve bayiler nezdindeki imajının sarsıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 130.952.25 TL ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 12.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren yasal «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden «ziyade» tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Somut olayda, davacı «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürmüş, hem uğradığı «kar kaybını» hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istemiş, mahkemece, gerekçe gösterilmeden davalının elde ettiği kara göre tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · ticari işletme · ticari dava niteliği · temerrüt faizi · kötüniyet · tacir · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaAncak, tarafların «tacir» olduğu, uyuşmazlığın «ticari işletmeleriyle» ilgili bulunduğu ve «ticari nitelik» taşıdığı dikkate alınıp, talep gibi manevi tazminat bakımından da ticari işlerde geçerli avans oranı üzerinden «temerrüt faizine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmesi de yanlış olmuş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının sonuçlarının geriye etkili olduğu, tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan korumanın baştan itibaren yok sayılacağı, KHK'nin bu kuralın istisnalarını saydığı, bu istisnalardan uygulama şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın varlığı yönünde yapılan değerlendirmede, bilirkişilerinde raporlarında açıkça belirttiği üzere basiretli bir «tacir» gibi davranması gereken davalının, daha önce kamuya açıklanan ve üzerinden 12 ay geçen ve yenilik arz etmeyen tasarımı TPE'ye tescil ettirerek, davacı aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almasında ihmalinin bulunduğu, davacının tedbir kararı nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının alınan bu tedbir kararından sonra gelirlerinde artış meydana geldiği, manevi zararının da oluştuğu, davacının müşteri ve bayiler nezdindeki imajının sarsıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 130.952.25 TL ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 12.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren yasal «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… erinin anlaşılmasına, davalının, bu alanda faaliyet gösterenlerce bilinen ve piyasada var olan tasarımları adına tescil ettirip, daha sonra bu tescile dayalı olarak «ihtiyati tedbir» kararı aldırarak davacının üretimini ve satışını engellediğinin sabit olması karşısında, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca «kötüniyetli» hareket ettiğinin kabulünün gerekmesine göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının redd …
Davacının başka ürünlerinin de «dahil» olduğu toplam üretim ve satışa göre değerlendirme ile davalının tüm faaliyetleri esas alınarak elde ettiği kara göre belirleme yapan bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4741 E. , 2024/7739 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2023/90 Esas, 2023/342 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
BİRLEŞEN DAVA
Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/107 E.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul esiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının PVC esaslı kapı ve pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı delil tespiti sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine ihtiyati tedbir kararı almış olduğunu, tedbir kararının infaz edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı haksız rekabetin men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, davalının müvekkili şirkete yönelik eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğine dair karar verilmiş olduğunu, bu kararın kesinleştiğini, mahkeme kararı ile davalıya ait tasarım tescil belgesinde geçen tasarımların özgün olmadığı, yenilik niteliği taşımadığı ve taraf ürünleri arasında farklılıklar bulunduğunun tespit edildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin büyük zarara ve kayıplara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü hususları ileri sürerek 631.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinin kanunların kendisine tanıdığı hakları kullandığını, yapılan işlemlerin mahkeme kararına dayalı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalının tescilli endüstriyel tasarım belgesine dayalı olarak davacı aleyhine 28.04.1999 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/524 D.iş dosyasından tedbir kararı alıp, 12.05.1999 tarihinde uyguladığı, 04.05.1999 tarihinde davacı tarafından Ankara 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/179 E. sayılı dosyasında davaya konu davalıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, haksız rekabetin önlenmesine, 26.04.2001 tarihinde karar verildiği, bu kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği, verilen ihtiyati tedbir kararlarının da kaldırıldığı, pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden ziyade tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının asıl ve birleşen davasında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesine dayandığı, anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacının, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda, davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürdüğü, hem uğradığı kar kaybını hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istediği, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacının isteyebileceği tazminatın, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edileceğinden, dava konusu itibariyle de bu zararın, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmesi gerektiğinden ve Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler kapsamında hesaplama yapılması gerektiğinden bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan ek raporun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte olduğu, buna göre haksız ihtiyati tedbirden doğan davacı zararının 185.467,62 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar maddi tazminata hükmetmek gerektiği, olayın oluş şekli tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminatın 40.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 185.467,62 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
554 sayılı KHK'nın 45 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davaların birleştirilmesi, yargılamalarının birlikte yürütülüp aynı anda karara bağlanmalarını gerektirse de birleşen her bir dava bağımsızlığını korumaktadır. Bu nedenle birleşen her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir. Nitekim Dairemizin Mahkemece uyulmasına karar verilen 24.06.2014 tarih, 2013/5354 E., 2014/12024 K. sayılı ikinci bozma ilamının (5) numaralı bendinde de bu hususa işaret edilerek birleşen her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş ve bu nedenle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bu itibarla, Mahkemece, belirtilen husus daha önce de bozma sebebi yapılmasına rağmen asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2.Kabule göre de Mahkemece, bozmadan sonra alınan 08.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporu benimsenerek davacı lehine 185.467,62 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maddi tazminatın, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından davacı şirket hakkında düzenlenen 10.11.1999 tarihli kapasite raporu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğü'nün "Vardiyalı Çalışma İzni" konulu 12.07.1999 tarihli yazısı, davacı şirket tarafından tanzim edilen 1999 yılı Mamul Hareketleri Tablosu" ve kapasiteye ilişkin sektör ortalaması dayanak kabul edilerek hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Dayanak alınan belgeler arasında bulunan 12.07.1999 tarihli "Vardiyalı Çalışma İzni" konulu belge incelendiğinde, belirtilen Kurum'un davacının 3 vardiya halinde çalışma talebini uygun gördüğü ve hususta davacıya izin verdiği görülebilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu belgeye dayalı olarak, ihtiyati tedbirin uygulandığı 12.05.1999 ila 12.08.1999 tarihleri arasında davacının 3 vardiya halinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmış ise de bu belge uyuşmazlık konusu dönemde davacının 3 vardiya halinde çalıştığını ispat noktasında yetersizdir. Zira anılan yazıyla, davacının 12.07.1999 tarihinden itibaren 3 vardiya halinde çalışmasına izin verilmiş olup dosyadaki verilerden davacının bu izne dayalı olarak 3 vardiya halinde çalışmaya başlayıp başlamadığı başladıysa hangi tarihte başladığı anlaşılamamaktadır.
Bunun yanında tedbirin uygulandığı dönemden sonra düzenlenen 10.11.1999 tarihli kapasite raporunda dahi davacının 3 vardiya halinde çalıştığına dair bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının tedbirin uygulandığı dönemde 3 vardiya halinde çalıştığını ispatlayamadığı kabul edilmelidir.
Keza hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplanırken 10.11.1999 tarihli kapasite raporundaki veriler de esas alınmış ise de yukarıda da belirtildiği üzere zikredilen belge ihtiyati tedbirin uygulanmasından sonra düzenlenmiş olup bu belgedeki verilerin ihtiyati tedbirin uygulandığı dönem için de geçerli olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bunun yanında kapasite raporunda, davacının 5.088,10 ton profil ürettiği belirtilmiş ise de üretilen bu profillerin tamamının pvc profili olup olmadığı değilse ne kadarının boru profili olduğu da belli değildir.
Davacının, ihtiyati tedbir kararı sebebiyle el konulan ürünlerden mahrum kaldığı için üretim yapamadığı ve bu nedenle zarara uğradığı sabit ise de Mahkemece yapılan araştırma ve dosyadaki verilerle davacının uğradığı zararının tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Dairemizin üçüncü bozma ilamında, tazminatın dosyadaki verilerle hesaplanmasının mümkün olmayabileceği düşünülerek bu halde 818 sayılı Kanun'un 42 inci ve 43 üncü maddeleri gereğince bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu itibarla, Mahkemece, dosyadaki verilerle davacının uğradığı zararının tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı gözetilip davacının 3 vardiya halinde çalıştığını ispat edemediği de kabul edilerek maddi tazminatın 818 sayılı Kanun'un 42 inci ve 43 üncü maddeleri gereğince takdiren belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, Mahkemenin kabul şekline göre, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıdaki (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089763300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz