Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5354 E. 2014/12024 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar kaybı↗ vekalet ücreti takdiri↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ tescilsiz tasarım↗ ziya↗ basiretli tacir↗ ihtiyati tedbir↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ temerrüt faizi↗ maddi ve manevi tazminat↗ kötüniyet↗ tacir↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının tescilli endüstriyel tasarım belgesine dayalı olarak davacı aleyhine 28.04.1999 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/524 D.İş dosyasından tedbir kararı aldırıp, 12.05.1999 tarihinde uygulattığı, daha sonra davacının davalıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, haksız rekabetin önlenmesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının sonuçlarının geriye etkili olduğu, tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan korumanın baştan itibaren yok sayılacağı, KHK'nin bu kuralın istisnalarını saydığı, bu istisnalardan uygulama şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın varlığı yönünde yapılan değerlendirmede, bilirkişilerinde raporlarında açıkça belirttiği üzere basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının, daha önce kamuya açıklanan ve üzerinden 12 ay geçen ve yenilik arz etmeyen tasarımı TPE'ye tescil ettirerek, davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı almasında ihmalinin bulunduğu, davacının tedbir kararı nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının alınan bu tedbir kararından sonra gelirlerinde artış meydana geldiği, manevi zararının da oluştuğu, davacının müşteri ve bayiler nezdindeki imajının sarsıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 130.952.25 TL ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 12.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren yasal yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve tarafların PVC esaslı kapı ve pencere imalatı alanında faaliyet gösterdiklerinin anlaşılmasına, davalının, bu alanda faaliyet gösterenlerce bilinen ve piyasada var olan tasarımları adına tescil ettirip, daha sonra bu tescile dayalı olarak ihtiyati tedbir kararı aldırarak davacının üretimini ve satışını engellediğinin sabit olması karşısında, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca kötüniyetli hareket ettiğinin kabulünün gerekmesine göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesine dayalı, tescilli tasarım belgesinden doğan hakların korunması amacıyla aldırılan ve uygulanan ihtiyati tedbirden doğan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden ziyade tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı asıl ve birleşen davasında 554 sayılı KHK'nın 45. maddesine dayanmıştır. Anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. Davacı, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumundadır. Somut olayda, davacı ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürmüş, hem uğradığı kar kaybını hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istemiş, mahkemece, gerekçe gösterilmeden davalının elde ettiği kara göre tazminata karar verilmiştir. Ancak, davacının isteyebileceği tazminat, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edilmelidir. Dava konusu itibariyle de bu zarar, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmelidir. Davacının başka ürünlerinin de dahil olduğu toplam üretim ve satışa göre değerlendirme ile davalının tüm faaliyetleri esas alınarak elde ettiği kara göre belirleme yapan bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir.
Bu durum karşısında, davacı zararının yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde tespiti bakımından ek rapor alınması veya bu çerçevede yeniden uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, hiç bir gerekçe gösterilmeden karar altına alınan manevi tazminatın yasal temerrüt faiziyle tahsili yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak, tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunduğu ve ticari nitelik taşıdığı dikkate alınıp, talep gibi manevi tazminat bakımından da ticari işlerde geçerli avans oranı üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi de yanlış olmuş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Öte yandan, somut olayın özelliği, ihtiyati tedbir kararının alındığı ve tatbik edildiği tarih ile uygulandığı süre, tarafların konumu, manevi tazminatın niteliği, paranın alım gücü, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak görülmemesi ilkesi dikkate alındığında, davalı aleyhine daha makul oranda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yüksek oranda davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
5-Kabul şekli bakımından da birleşmiş olsalar dahi ayrı ayrı davaların olduğu, ayrı ayrı hüküm kurulması, yine maddi ve manevi tazminatların ayrı davalar bulunduğu, kabul ve redde göre ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği hususları dikkate alınmadan, yazılı şekilde vekalet ücreti tayin edilmesi ve tek bir hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın bu yönüyle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4741 E. 2024/7739 K.
Ortak:kar kaybı · tescilsiz tasarım · ziya · ihtiyati tedbir · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · yasal faiz · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının sonuçlarının geriye etkili olduğu, tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan korumanın baştan itibaren yok sayılacağı, KHK'nin bu kuralın istisnalarını saydığı, bu istisnalardan uygulama şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın varlığı yönünde yapılan değerlendirmede, bilirkişilerinde raporlarında açıkça belirttiği üzere basiretli bir «tacir» gibi davranması gereken davalının, daha önce kamuya açıklanan ve üzerinden 12 ay geçen ve yenilik arz etmeyen tasarımı TPE'ye tescil ettirerek, davacı aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almasında ihmalinin bulunduğu, davacının tedbir kararı nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının alınan bu tedbir kararından sonra gelirlerinde artış meydana geldiği, manevi zararının da oluştuğu, davacının müşteri ve bayiler nezdindeki imajının sarsıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 130.952.25 TL ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 12.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren yasal «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden «ziyade» tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Somut olayda, davacı «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürmüş, hem uğradığı «kar kaybını» hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istemiş, mahkemece, gerekçe gösterilmeden davalının elde ettiği kara göre tazminata karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine, 26.04.2001 tarihinde karar verildiği, bu kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği, verilen «ihtiyati tedbir» kararlarının da kaldırıldığı, pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden «ziyade» tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının asıl ve birleşen davasında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesine dayandığı, anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacının, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda, davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürdüğü, hem uğradığı «kar kaybını» hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istediği, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacının isteyebileceği tazminatın, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edileceğinden, dava konusu itibariyle de bu zararın, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmesi gerektiğinden ve Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler kapsamında hesaplama yapılması gerektiğinden bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan ek raporun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte olduğu, buna göre haksız ihtiyati tedbirden doğan davacı zararının 185.467,62 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar «maddi tazminata» hükmetmek gerektiği, olayın oluş şekli tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminatın 40.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 185.467,62 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı «delil tespiti» sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almış olduğunu, tedbir kararının «infaz» edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı «haksız rekabetin» men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, da …
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu belgeye dayalı olarak, «ihtiyati tedbirin» uygulandığı 12.05.1999 ila 12.08.1999 tarihleri arasında davacının 3 vardiya halinde çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılmış ise de bu belge «uyuşmazlık konusu» dönemde davacının 3 vardiya halinde çalıştığını ispat noktasında yetersizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · kâr mahrumiyeti · infaz · maddi tazminat · dava sebebi
Benzer bu kararda… pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı «delil tespiti» sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almış olduğunu, tedbir kararının «infaz» edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı «haksız rekabetin» men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, da …
Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü hususları ileri sürerek 631.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine, 26.04.2001 tarihinde karar verildiği, bu kararın Yargıtay'dan onanarak kesinleştiği, verilen «ihtiyati tedbir» kararlarının da kaldırıldığı, pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden «ziyade» tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği, davacının asıl ve birleşen davasında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 45 inci maddesine dayandığı, anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacının, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumunda olduğu, somut olayda, davacının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürdüğü, hem uğradığı «kar kaybını» hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istediği, Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacının isteyebileceği tazminatın, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edileceğinden, dava konusu itibariyle de bu zararın, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmesi gerektiğinden ve Yargıtay bozma ilamındaki gerekçeler kapsamında hesaplama yapılması gerektiğinden bozma sonrasında bilirkişi heyetinden alınan ek raporun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte olduğu, buna göre haksız ihtiyati tedbirden doğan davacı zararının 185.467,62 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar «maddi tazminata» hükmetmek gerektiği, olayın oluş şekli tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminatın 40.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 185.467,62 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 12.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bu itibarla, Mahkemece, belirtilen husus daha önce de bozma «sebebi» yapılmasına rağmen asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10540 E. 2010/11635 K.
Ortak:tescilsiz tasarım · ihtiyati tedbir · kötüniyet · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… valıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, «haksız rekabetin» önlenmesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının sonuçlarının geriye etkili olduğu, tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan korumanın baştan itibaren yok sayılacağı, KHK'nin bu kuralın istisnalarını saydığı, bu istisnalardan uygulama şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın varlığı yönünde yapılan değerlendirmede, bilirkişilerinde raporlarında açıkça belirttiği üzere basiretli bir «tacir» gibi davranması gereken davalının, daha önce kamuya açıklanan ve üzerinden 12 ay geçen ve yenilik arz etmeyen tasarımı TPE'ye tescil ettirerek, davacı aleyhine «ihtiyati tedbir» kararı almasında ihmalinin bulunduğu, davacının tedbir kararı nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının alınan bu tedbir kararından sonra gelirlerinde artış meydana geldiği, manevi zararının da oluştuğu, davacının müşteri ve bayiler nezdindeki imajının sarsıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 130.952.25 TL ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 12.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren yasal «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… erinin anlaşılmasına, davalının, bu alanda faaliyet gösterenlerce bilinen ve piyasada var olan tasarımları adına tescil ettirip, daha sonra bu tescile dayalı olarak «ihtiyati tedbir» kararı aldırarak davacının üretimini ve satışını engellediğinin sabit olması karşısında, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca «kötüniyetli» hareket ettiğinin kabulünün gerekmesine göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının redd …
2-Asıl ve birleşen dava, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesine dayalı, «tescilli tasarım» belgesinden doğan hakların korunması amacıyla aldırılan ve uygulanan «ihtiyati tedbirden» doğan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDavaya konu olayda mahkemece, hükümsüzlük kararının uygulanan «ihtiyati tedbirden» sonra verildiği ve davalının «tescilli tasarımdan» doğan haklarını kullanarak davacıya karşı hukuki girişimlerde bulunmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin «ağır kusur» olarak nitelendirilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, yukarıda açıklanan 554 sayılı KHK’nin 45. maddesinde düzenlenen iki istisnanın uygulanma şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya «kötüniyeti» olarak hareket etmesinden kaynaklanan bir zararın olup olmadığı tartışılmamıştır.
Dava, «tescilli tasarımdan» doğan hakların korunması amacıyla aldırılan ve uygulanan «ihtiyati tedbirden» doğan maddi ve manevi zararın giderilmesine ilişkin tazminat, birleşen dava aynı nedenden kaynaklanan maddi zarara ilişkin ek tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının «tescilli tasarımdan» doğan haklarını kullanarak davacıya karşı hukuki girişimlerde bulunmasının «ağır kusur» olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde bulunmadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.05.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ağır kusur · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, davalının «tescilli tasarımdan» doğan haklarını kullanarak davacıya karşı hukuki girişimlerde bulunmasının «ağır kusur» olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde bulunmadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.05.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davaya konu olayda mahkemece, hükümsüzlük kararının uygulanan «ihtiyati tedbirden» sonra verildiği ve davalının «tescilli tasarımdan» doğan haklarını kullanarak davacıya karşı hukuki girişimlerde bulunmak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin «ağır kusur» olarak nitelendirilmeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, yukarıda açıklanan 554 sayılı KHK’nin 45. maddesinde düzenlenen iki istisnanın uygulanma şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya «kötüniyeti» olarak hareket etmesinden kaynaklanan bir zararın olup olmadığı tartışılmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/5354 E. , 2014/12024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 06/09/2012
NUMARASI 2011/3-2012/266
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/09/2012 tarih ve 2011/3-2012/266 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. H.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının PVC esaslı kapı ve pencere profilleri üreterek bayileri aracılığıyla pazarladığını, davalının kendi ürünlerinin müvekkili tarafından taklit edildiği iddiasına dayalı olarak yaptırdığı delil tespiti sonucu 28.04.1999 tarihinde mahkemeden müvekkili aleyhine ihtiyati tedbir kararı almış olduğunu, tedbir kararının infaz edilmesi sonucu müvekkilinin profil üretiminde kullandığı üretim araçlarına el konulduğunu, bayiler aracılığıyla yapılan satışın önlendiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı haksız rekabetin men’i ile davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüz sayılması istemli olarak açılan davanın sonunda davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, davalının müvekkili şirkete yönelik eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğine dair karar verilmiş olduğunu, bu kararın kesinleştiğini, mahkeme kararı ile davalıya ait tasarım tescil belgesinde geçen tasarımların özgün olmadığı, yenilik niteliği taşımadığı ve taraf ürünleri arasında farklılıklar bulunduğunun tespit edildiğini, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin büyük zarara ve kayıplara uğradığını ileri sürerek, asıl davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 100.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 600.000,00 TL tazminatın, birleşen davada ise aynı gerekçelerle 631.000,00 TL maddi tazminatın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kanunların kendisine tanıdığı hakları kullandığını, yapılan işlemlerin mahkeme kararına dayalı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının tescilli endüstriyel tasarım belgesine dayalı olarak davacı aleyhine 28.04.1999 tarihinde Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/524 D.İş dosyasından tedbir kararı aldırıp, 12.05.1999 tarihinde uygulattığı, daha sonra davacının davalıya ait endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için açtığı davanın kabul edilerek tasarım belgesinin geçmişe etkili olarak hükümsüzlüğüne, haksız rekabetin önlenmesine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının sonuçlarının geriye etkili olduğu, tasarım başvurusu ve tescili nedeniyle sağlanan korumanın baştan itibaren yok sayılacağı, KHK'nin bu kuralın istisnalarını saydığı, bu istisnalardan uygulama şartı olan tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın varlığı yönünde yapılan değerlendirmede, bilirkişilerinde raporlarında açıkça belirttiği üzere basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının, daha önce kamuya açıklanan ve üzerinden 12 ay geçen ve yenilik arz etmeyen tasarımı TPE'ye tescil ettirerek, davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı almasında ihmalinin bulunduğu, davacının tedbir kararı nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının alınan bu tedbir kararından sonra gelirlerinde artış meydana geldiği, manevi zararının da oluştuğu, davacının müşteri ve bayiler nezdindeki imajının sarsıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 130.952.25 TL ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 12.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, 100.000,00 TL manevi tazminatın aynı tarihten itibaren yasal yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve tarafların PVC esaslı kapı ve pencere imalatı alanında faaliyet gösterdiklerinin anlaşılmasına, davalının, bu alanda faaliyet gösterenlerce bilinen ve piyasada var olan tasarımları adına tescil ettirip, daha sonra bu tescile dayalı olarak ihtiyati tedbir kararı aldırarak davacının üretimini ve satışını engellediğinin sabit olması karşısında, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesi uyarınca kötüniyetli hareket ettiğinin kabulünün gerekmesine göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen dava, 554 sayılı KHK'nın 45. maddesine dayalı, tescilli tasarım belgesinden doğan hakların korunması amacıyla aldırılan ve uygulanan ihtiyati tedbirden doğan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Pencere ve kapı profilleri ürünlerine ilişkin birden ziyade tasarımın davalı adına tescilli olduğu, bu tasarıma dayalı olarak davalının davacı aleyhine ihtiyati tedbir kararı aldırdığı, kararın tatbik edilerek davacının üretimlerinin ve bayileri vasıtasıyla satışlarının engellendiği, tedbir kararının aşamalarda kaldırıldığı, davacının davalı aleyhine açtığı dava sonucu tasarımların yeni olmadığı, piyasada bilinen tasarımlar bulunduğu sonucuna ulaşılarak hükümsüzlüğüne karar verildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı asıl ve birleşen davasında 554 sayılı KHK'nın 45. maddesine dayanmıştır. Anılan maddede tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan zararın giderilmesiyle sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Davacı, tasarım sahibinin ihmali veya kötü niyetli hareketi sonucu uğradığı zararı ve tutarını kanıtlamak durumundadır. Somut olayda, davacı ihtiyati tedbir kararı nedeniyle üretim ve satışının engellendiğini ileri sürmüş, hem uğradığı kar kaybını hem de davalının bu dönem itibariyle elde ettiği karın tahsilini istemiş, mahkemece, gerekçe gösterilmeden davalının elde ettiği kara göre tazminata karar verilmiştir. Ancak, davacının isteyebileceği tazminat, tesis edilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle doğrudan uğradığı zarara göre tespit edilmelidir. Dava konusu itibariyle de bu zarar, ihtiyati tedbirin uygulandığı döneme göre davacının salt ihtiyati tedbire konu tasarımlara ait ürünlerin üretilmemesi ve satılamaması nedeniyle elde edemediği net kara göre belirlenmelidir.
Davacının başka ürünlerinin de dahil olduğu toplam üretim ve satışa göre değerlendirme ile davalının tüm faaliyetleri esas alınarak elde ettiği kara göre belirleme yapan bilirkişi raporu karar vermeye elverişli değildir.
Bu durum karşısında, davacı zararının yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde tespiti bakımından ek rapor alınması veya bu çerçevede yeniden uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, hiç bir gerekçe gösterilmeden karar altına alınan manevi tazminatın yasal temerrüt faiziyle tahsili yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak, tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunduğu ve ticari nitelik taşıdığı dikkate alınıp, talep gibi manevi tazminat bakımından da ticari işlerde geçerli avans oranı üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi de yanlış olmuş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Öte yandan, somut olayın özelliği, ihtiyati tedbir kararının alındığı ve tatbik edildiği tarih ile uygulandığı süre, tarafların konumu, manevi tazminatın niteliği, paranın alım gücü, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak görülmemesi ilkesi dikkate alındığında, davalı aleyhine daha makul oranda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yüksek oranda davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
5-Kabul şekli bakımından da birleşmiş olsalar dahi ayrı ayrı davaların olduğu, ayrı ayrı hüküm kurulması, yine maddi ve manevi tazminatların ayrı davalar bulunduğu, kabul ve redde göre ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği hususları dikkate alınmadan, yazılı şekilde vekalet ücreti tayin edilmesi ve tek bir hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın bu yönüyle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102060200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz