Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2526 E. 2024/6605 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava konusunun devri↗ dava takip yetkisi↗ hmk 125↗ ceza koşulu↗ alacağın devri↗ seçimlik haklar↗ müddeabih↗ mahrum kalınan kâr↗ temlik sözleşmesi↗ yönetici sorumluluğu↗ alacağın temliki↗ kâr mahrumiyeti↗ müteselsil sorumluluk↗ rehin↗ yargılama giderleri↗ üçüncü kişi↗ kefalet↗ ifa↗ tbk 99↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ usulden reddi↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ asıl alacak↗ dava sebebi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu alındığı ancak, Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.'nin yargılama sırasında, 08.01.2019 tarihli alacak temlik beyanı ile 24.12.2018 hesap kesim tarihi itibariyle alacaklarını tüm mahrum kalınan kâr payı/faiz ve sair fer'ileri ve teminatları ile birlikte Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye devrettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesinde "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçluların rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir" 189 uncu maddesinde "Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır", 131 inci maddesinde "Asıl borç ifa yada diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur" düzenlemelerinin yer aldığı, işbu davaya konu alacakların tamamının devrin kapsamında olduğu, mezkur mevzuat hükümleri uyarınca davacının bu aşamada davalılardan bir alacak talep edemeyeceği, alacaklının zarara uğradığını iddia ettiği alacağını devrettiği, temlik sözleşmesinde davacının yöneticilerine yönelik sorumluluk davasını temlik kapsamı dışında bırakmadığı, bu nedenle asıl alacağın devrinin bu hakka dayalı faiz, fer'i, bağlı haklar ve diğer hususları da kapsadığı, davacının taraf sıfatı kalmadığı kalmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 22.01.2024 tarihli, 2023/2257 E. ve 2024/503 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı bankanın, dava dışı şirketlere usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olarak yönetim kurulu üyeleri ile eski çalışanları hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmıştır.
2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Dava konusunun devri” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler irdelenmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125 nci maddesinde;
“…(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” hükmüne yer verilmiştir.
3. Bu hüküm, dava konusunun davanın açılmasından sonra devrini (müddeabihin temlikini) düzenlemektedir. Dava açıldıktan sonra sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi “tasarruf serbestisi” kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6102 sayılı Kanun'un 125 nci maddesi, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usul işlemlerini belirlemiştir.
4. Maddenin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir. Davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır. Eş deyişle Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında, davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamış; devir alan kişinin davacının yerine geçmek suretiyle davaya kaldığı yerden devam edeceği ilkesi getirilmiştir. Dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline gelecektir.
5. Dava hakkı, asıl (sübjektif ) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK’nın) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devir alana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden ... yetkilerini kullanabilir.
6. Bu itibarla Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusunun alacağın temliki suretiyle devredildiği, devralan kişinin (Birleşim Varlık Yönetim A.Ş) görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davaya davacının kaldığı yerden devam edeceği, davayı takip etmemesi halinde ise 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde düzenlenen usul hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu hususları gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
7.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14511 E. 2018/5674 K.
Ortak:alacağın temliki · temlik
İncelediğiniz karardaBir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK’nın) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen «alacağın temliki» suretiyle gerçekleşir.
Bu itibarla Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusunun «alacağın temliki» suretiyle devredildiği, devralan kişinin (Birleşim Varlık Yönetim A.Ş) görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davaya davacının kaldığı yerden devam edece …
Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu alındığı ancak, Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.'nin yargılama sırasında, 08.01.2019 tarihli alacak «temlik» beyanı ile 24.12.2018 hesap kesim tarihi itibariyle alacaklarını tüm «mahrum kalınan» kâr «payı»/faiz ve sair fer'ileri ve «teminatları» ile birlikte Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye devrettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesinde "Kanun, sözleşme veya işin nit …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; sigorta şirketi lehine BK'nun 183.maddesine uygun şekilde «temlik» belgesi niteliğindeki «ibraname» tanzim edilmesi halinde sigorta şirketinin «alacağın temliki» hükümlerine göre zarar sorumlusuna başvurabileceği, davacının dosyaya sunduğu "04/01/2013 tarihli makbuz ve ibraname" başlıklı belgede dava konusu «hasar» dolayısıyla sahip olunan "tazminat talep ve dava hakkının" davacı ...'a devredildiği beyan edilmiş ise de, söz konusu belgenin dava dışı sigortalı ... tarafından değil «sigorta ettiren» ... tarafından imzalandığı, 08/09/2013 tarihli belgede dava dışı ...'in «sigorta tazminatının» ...'e ödenmesine «muvafakat» ettiği beyan edilmekle birlikte bu belgede ...'in zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu tazminat alacağının davacı ... şirketine temlikine de muvafakat ettiğine dai …
Bu nedenle, mahkemece sigortalının davacıya dava haklarını «temlik» ettiğine dair bir belge olmadığı gerekçesiyle davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:halefiyet · sigorta tazminatı · ibraname · sigorta ettiren · muvafakat · taraf ehliyeti · hasar
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; sigorta şirketi lehine BK'nun 183.maddesine uygun şekilde «temlik» belgesi niteliğindeki «ibraname» tanzim edilmesi halinde sigorta şirketinin «alacağın temliki» hükümlerine göre zarar sorumlusuna başvurabileceği, davacının dosyaya sunduğu "04/01/2013 tarihli makbuz ve ibraname" başlıklı belgede dava konusu «hasar» dolayısıyla sahip olunan "tazminat talep ve dava hakkının" davacı ...'a devredildiği beyan edilmiş ise de, söz konusu belgenin dava dışı sigortalı ... tarafından değil «sigorta ettiren» ... tarafından imzalandığı, 08/09/2013 tarihli belgede dava dışı ...'in «sigorta tazminatının» ...'e ödenmesine «muvafakat» ettiği beyan edilmekle birlikte bu belgede ...'in zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu tazminat alacağının davacı ... şirketine temlikine de muvafakat ettiğine dai …
Sigorta Poliçesi”ne istinaden ödenen tazminatın rucüen tahsili istemine ilişkindir. ...’nın «halefiyet» başlıklı 1472. maddesine göre, sigortacı, «sigorta tazminatını» ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, «halefiyet» kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.
Somut olayda davacı sigortacı şirketin, «sigorta tazminatını» sigortalının gösterdiği kişiye ödediği sabittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15379 E. 2014/3557 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · havale
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «işlemden kaldırıldığı» tarihten itibaren yasal süresi içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesine rağmen, davacı vekilinin 18/03/2013 «havale» tarihli, dosyanın yeniden ele alınarak kaldığı yerden devamına ve yeni duruşma günü verilerek tarafına tebliğine karar verilmesi talebinde bulunduğu «yenileme dilekçesinin» dosya içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davanın, «işlemden kaldırıldığı» (başvuruya bırakıldığı) tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle, davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca 05/07/2013 tarihi itibariyle «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu suretle, mahkemece adı geçen 18/03/2013 «havale» tarihli «yenileme dilekçesi» değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/470 E. 2018/1366 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · ek tasfiye
Benzer bu karardaKararı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «tasfiye memuru» vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
İş Mahkemesinin 2008/125 esas sayılı dosyasında dava konusu edilen borcun davalı şirketin ihtilaflı borcu olduğu buna rağmen «tasfiye» işlemlerinin tamamlandığı, görülen davanın tamamlanmasının şirketin ihyasına bağlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2526 E. , 2024/6605 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/400 Esas, 2022/930 Karar
HÜKÜM
Usulden ret
Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyesi, daire başkanı ve şube müdürü olan davalıların, görevde bulundukları dönemde, bankacılık teamüllerine aykırı şekilde, krediye müstehak olmayan firmalara kredi verip banka öz kaynaklarını riske atmak suretiyle, müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek oluşan zararın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkillerinin bana teamüllerine uygun hareket ettiğini, muhtemel bir zarar için talepte bulunulamayacağını, müvekkillerine atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu alındığı ancak, Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.'nin yargılama sırasında, 08.01.2019 tarihli alacak temlik beyanı ile 24.12.2018 hesap kesim tarihi itibariyle alacaklarını tüm mahrum kalınan kâr payı/faiz ve sair fer'ileri ve teminatları ile birlikte Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye devrettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesinde "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçluların rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir" 189 uncu maddesinde "Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır", 131 inci maddesinde "Asıl borç ifa yada diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur" düzenlemelerinin yer aldığı, işbu davaya konu alacakların tamamının devrin kapsamında olduğu, mezkur mevzuat hükümleri uyarınca davacının bu aşamada davalılardan bir alacak talep edemeyeceği, alacaklının zarara uğradığını iddia ettiği alacağını devrettiği, temlik sözleşmesinde davacının yöneticilerine yönelik sorumluluk davasını temlik kapsamı dışında bırakmadığı, bu nedenle asıl alacağın devrinin bu hakka dayalı faiz, fer'i, bağlı haklar ve diğer hususları da kapsadığı, davacının taraf sıfatı kalmadığı kalmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 22.01.2024 tarihli, 2023/2257 E.
ve 2024/503 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı bankanın, dava dışı şirketlere usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olarak yönetim kurulu üyeleri ile eski çalışanları hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmıştır.
2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Dava konusunun devri” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler irdelenmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125 nci maddesinde;
“…(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” hükmüne yer verilmiştir.
3. Bu hüküm, dava konusunun davanın açılmasından sonra devrini (müddeabihin temlikini) düzenlemektedir. Dava açıldıktan sonra sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi “tasarruf serbestisi” kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6102 sayılı Kanun'un 125 nci maddesi, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usul işlemlerini belirlemiştir.
4. Maddenin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir. Davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır. Eş deyişle Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında, davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamış;
devir alan kişinin davacının yerine geçmek suretiyle davaya kaldığı yerden devam edeceği ilkesi getirilmiştir. Dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline gelecektir.
5. Dava hakkı, asıl (sübjektif ) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK’nın) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devir alana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden ... yetkilerini kullanabilir.
6. Bu itibarla Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusunun alacağın temliki suretiyle devredildiği, devralan kişinin (Birleşim Varlık Yönetim A.Ş) görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davaya davacının kaldığı yerden devam edeceği, davayı takip etmemesi halinde ise 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde düzenlenen usul hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu hususları gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
7.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda (2) ilâ (6) numaralı bentler uyarınca karar düzeltme istenilen Dairemiz onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, Mahkeme kararının BOZULMASINA, (7) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089452600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz