6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2526 E. 2024/6605 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava konusunun devri dava takip yetkisi hmk 125 ceza koşulu alacağın devri seçimlik haklar müddeabih mahrum kalınan kâr temlik sözleşmesi yönetici sorumluluğu alacağın temliki kâr mahrumiyeti müteselsil sorumluluk rehin yargılama giderleri üçüncü kişi kefalet ifa tbk 99 işlemiş faiz temlik usulden reddi kâr payı yönetim kurulu kararı asıl alacak dava sebebi teminat

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TBK — TBK 183 · HMK · TTK — TTK 125

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu alındığı ancak, Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.'nin yargılama sırasında, 08.01.2019 tarihli alacak temlik beyanı ile 24.12.2018 hesap kesim tarihi itibariyle alacaklarını tüm mahrum kalınan kâr payı/faiz ve sair fer'ileri ve teminatları ile birlikte Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye devrettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesinde "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçluların rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir" 189 uncu maddesinde "Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır", 131 inci maddesinde "Asıl borç ifa yada diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur" düzenlemelerinin yer aldığı, işbu davaya konu alacakların tamamının devrin kapsamında olduğu, mezkur mevzuat hükümleri uyarınca davacının bu aşamada davalılardan bir alacak talep edemeyeceği, alacaklının zarara uğradığını iddia ettiği alacağını devrettiği, temlik sözleşmesinde davacının yöneticilerine yönelik sorumluluk davasını temlik kapsamı dışında bırakmadığı, bu nedenle asıl alacağın devrinin bu hakka dayalı faiz, fer'i, bağlı haklar ve diğer hususları da kapsadığı, davacının taraf sıfatı kalmadığı kalmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 22.01.2024 tarihli, 2023/2257 E. ve 2024/503 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.

IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacı bankanın, dava dışı şirketlere usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olarak yönetim kurulu üyeleri ile eski çalışanları hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmıştır.

2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Dava konusunun devri” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler irdelenmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125 nci maddesinde;

“…(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” hükmüne yer verilmiştir.

3. Bu hüküm, dava konusunun davanın açılmasından sonra devrini (müddeabihin temlikini) düzenlemektedir. Dava açıldıktan sonra sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi “tasarruf serbestisi” kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6102 sayılı Kanun'un 125 nci maddesi, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usul işlemlerini belirlemiştir.

4. Maddenin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir. Davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır. Eş deyişle Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında, davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamış; devir alan kişinin davacının yerine geçmek suretiyle davaya kaldığı yerden devam edeceği ilkesi getirilmiştir. Dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline gelecektir.

5. Dava hakkı, asıl (sübjektif ) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK’nın) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devir alana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden ... yetkilerini kullanabilir.

6. Bu itibarla Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusunun alacağın temliki suretiyle devredildiği, devralan kişinin (Birleşim Varlık Yönetim A.Ş) görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davaya davacının kaldığı yerden devam edeceği, davayı takip etmemesi halinde ise 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde düzenlenen usul hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu hususları gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.

7.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14511 E. 2018/5674 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15379 E. 2014/3557 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/470 E. 2018/1366 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2526 E.  ,  2024/6605 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/400 Esas, 2022/930 Karar

HÜKÜM

Usulden ret

Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyesi, daire başkanı ve şube müdürü olan davalıların, görevde bulundukları dönemde, bankacılık teamüllerine aykırı şekilde, krediye müstehak olmayan firmalara kredi verip banka öz kaynaklarını riske atmak suretiyle, müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek oluşan zararın davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkillerinin bana teamüllerine uygun hareket ettiğini, muhtemel bir zarar için talepte bulunulamayacağını, müvekkillerine atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu alındığı ancak, Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş.'nin yargılama sırasında, 08.01.2019 tarihli alacak temlik beyanı ile 24.12.2018 hesap kesim tarihi itibariyle alacaklarını tüm mahrum kalınan kâr payı/faiz ve sair fer'ileri ve teminatları ile birlikte Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye devrettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesinde "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçluların rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir" 189 uncu maddesinde "Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır", 131 inci maddesinde "Asıl borç ifa yada diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur" düzenlemelerinin yer aldığı, işbu davaya konu alacakların tamamının devrin kapsamında olduğu, mezkur mevzuat hükümleri uyarınca davacının bu aşamada davalılardan bir alacak talep edemeyeceği, alacaklının zarara uğradığını iddia ettiği alacağını devrettiği, temlik sözleşmesinde davacının yöneticilerine yönelik sorumluluk davasını temlik kapsamı dışında bırakmadığı, bu nedenle asıl alacağın devrinin bu hakka dayalı faiz, fer'i, bağlı haklar ve diğer hususları da kapsadığı, davacının taraf sıfatı kalmadığı kalmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 22.01.2024 tarihli, 2023/2257 E.

ve 2024/503 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.

IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacı bankanın, dava dışı şirketlere usulsüz kredi verilmesi nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olarak yönetim kurulu üyeleri ile eski çalışanları hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 nci maddesi

3. Değerlendirme

1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda onamış olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine bozabilir. Mahkemece verilen karar, Dairemizce yukarıda yazılı gerekçe ile onanmıştır.

2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Dava konusunun devri” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler irdelenmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 125 nci maddesinde;

“…(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” hükmüne yer verilmiştir.

3. Bu hüküm, dava konusunun davanın açılmasından sonra devrini (müddeabihin temlikini) düzenlemektedir. Dava açıldıktan sonra sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi “tasarruf serbestisi” kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6102 sayılı Kanun'un 125 nci maddesi, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usul işlemlerini belirlemiştir.

4. Maddenin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir. Davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır. Eş deyişle Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında, davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamış;

devir alan kişinin davacının yerine geçmek suretiyle davaya kaldığı yerden devam edeceği ilkesi getirilmiştir. Dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline gelecektir.

5. Dava hakkı, asıl (sübjektif ) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK’nın) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devir alana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden ... yetkilerini kullanabilir.

6. Bu itibarla Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusunun alacağın temliki suretiyle devredildiği, devralan kişinin (Birleşim Varlık Yönetim A.Ş) görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davaya davacının kaldığı yerden devam edeceği, davayı takip etmemesi halinde ise 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde düzenlenen usul hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu hususları gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen onama kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.

7.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

V. SONUÇ

Yukarıda (2) ilâ (6) numaralı bentler uyarınca karar düzeltme istenilen Dairemiz onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, Mahkeme kararının BOZULMASINA, (7) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089452600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.