Genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/16 E. 2022/78 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir (Kararın Yürütmesinin Geri Bırakılması) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
TTK 449 uyarınca genel kurul kararının iptali/butlanı davasında kararın yürütülmesinin geri bırakılması talep edildiğinde, bu hususu özel olarak düzenlemeyen madde boşluğu HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleriyle (HMK 390/3) tamamlanır ve talep eden tarafın davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. Dava konusu kararların, icrasının durdurulmaması halinde şirkete telafisi imkansız zarar verebilecek nitelikte olmadığı ve iptal kararı verildiğinde tüm etkileriyle ortadan kalkabilecek nitelikte bulunduğu durumlarda, yürütmenin geri bırakılması talebi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinin (TTK 449) reddi → ret
İddia: Davacı vekili, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul toplantısına katılmadığını, alınan kararların şirketin tasfiye amacına aykırı olduğunu, tasfiye memurunun 6 yıldır işlem yapmadığını ve kararların icrasının geri bırakılmaması halinde azınlık pay sahibinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını ileri sürerek ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: TTK 449 maddesi, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığında mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğini düzenlemekte, ancak bu geçici hukuki korumanın hangi hallerde verileceğini özel olarak düzenlememektedir. Bu boşluk, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılarak doldurulur; HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin görüşü sorularak karar verilmiştir. Davalı şirketin 2015 yılında tasfiyesine karar alındığı ve halen tasfiye sürecinde olduğu, dava konusu genel kurul kararlarının şirketin ilgili yıllara ait bilançolarının tasdiki, yönetim kurulunun ibrası, yönetim kurulu seçimi ve yönetim kurulu üyelerine TTK 395-396 uyarınca izin verilmesi kararlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Şirketin ekonomik faaliyeti bulunmadığından ve alınan kararlar içerisinde icrasının durdurulmaması halinde şirkete telafisi imkansız zarar verebilecek nitelikte bir karar bulunmadığından, yapılacak yargılama sonucunda iptale karar verildiği takdirde tüm etkileriyle ortadan kalkabilecek nitelikteki kararların icrasının durdurulması talebinin reddine ilişkin ara kararda isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK 449 uyarınca genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebinde, maddenin özel şart öngörmemesi nedeniyle HMK 390/3'teki yaklaşık ispat ve tedbir sebebi/türü unsurlarının tamamlayıcı olarak uygulanacağına ve telafisi imkansız zarar bulunmaması halinde talebin reddedileceğine ilişkin değerlendirme yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ genel kurul kararının butlanı↗ yürütmenin geri bırakılması↗ ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ tasfiye↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/16
KARAR NO 2022/78
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/11/2021 (Ara Karar)
NUMARASI 2021/304 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2022
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şirket’in toplamda 50.000 adet payının 8.522,80 adedine sahip olduğunu, genel kurul toplantısına emredici nitelikteki TTK 407/2 hükmüne aykırı şekilde davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin katılmadığını, toplantının ve toplantıda alınan tüm kararların hükümsüz olduğunu,davalı şirketin 08/10/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin faaliyetinde devam etmesinde fayda görülmediğinden tasfiyeye girmesi ve tasfiye memuru seçilmesine ilişkin karar alınmasına rağmen 6 yıldır hiçbir işlem yapılmadığını, dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların şirketin tasfiye amacı ile bağdaşmadığından öncelikle bu nedenle dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 8 numaralı kararların iptaline hükmedilmesi gerektiğini, gündemin 3.
maddesinde yer alan faaliyet raporunun, gerçeğe aykırı şekilde hazırlanmış şirket defter ve kayıtlarına dayanarak, eksik ve TTK, Vergi Usul Kanunu, “Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporu’nun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine aykırı olarak hazırlandığını, müvekkilinin muhalefet ettiğini;gündemin 4.nolu maddesinde görüşülen Şirket bilançosu ve kar- zarar cetvelinin gerçekleri yansıtmadığını, 2015-2016-2017-2018-2019-2020 yıllarına ait görevlerinden dolayı geçmiş yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair alınan kararın iptali gerektiğini, gündemin 6 nolu yönetim kurulu seçiminin hukuka aykırı olduğunu, tasfiye amacına aykırı şekilde yönetim kurulu üyelerine temsil ve ilzam yetkisi verilmesi kanuna aykırı olup;
7 nolu kararın iptali gerektiğini, şirket’e yönetim kurulu başkanı olarak atanan ...’ın TTK m.395 ve 396 uyarınca yetki verilmesi yönündeki müzakerelere katılması ve oy kullanmasının mümkün olmadığından 8 nolu kararın iptali gerektiğini, Davalı Şirket’in 25.01.2021 tarihinde yapılan 2015- 2016- 2017- 2018-2019-2020 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 no’lu kararların, hukuka ve TTK’nın emredici hükümlerine aykırı olmaları nedeniyle batıl (kesin hükümsüz) nitelikte olduklarının tespitine; aksi halde iptal edilmelerine; yargılama süresince, davalı Şirket’in Davalı Şirket’in 25.01.2021 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 no’lu kararların, şirket için ciddi zararlara yol açacağı göz önüne alınarak yürütmelerinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, şirketin tasfiye sürecinde olması, 2015 yılından beri ekonomik faaliyet göstermemesi, alınan genel kurul kararlarının şirkete ciddi boyutta zarar vereceği hususunda kanaat oluşmaması, şirketin tasfiye işlemlerinin yürütülmesinin bu aşamada şirket menfaatine olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; genel kurul toplantısına yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin katılmadığını, toplantıda alınan kararların hükümsüz olduğunu, davalı şirketin 08/10/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında tasfiyeye girmesi ve tasfiye memuru seçilmesine ilişkin karar alındığını, aradan geçen 6 yıl boyunca tasfiye memurunun tasfiyenin amacına yönelik hiçbir işlem yapmadığı gibi genel kurul toplantısına dahi katılmadığını, çoğunluk hissedar ...'ın kötüniyetli tavırlarla müvekkilini dışladığını, genel kurul toplantı tutanağına müvekkilinin adresini bilinçli olarak yanlış yazıldığını, kararın yürütülmesinin geri bırakılmaması halinde azınlık paysahibinin telafisi söz konusu dahi olmayacak ölçüde zarara uğrayacağını, kararın kaldırılarak genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 no’lu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca genel kurul kararının iptali istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. TTK nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda; yönetim kurulu üyelerinin görüşü sorularak ihtiyati tedbir istemi karara bağlanmıştır.Davalı şirketin 2015 yılında şirketin tasfiyesine karar alındığı halen tasfiye sürecinde olduğu ,2015,,2020 yıllarına ait genel kurullarının yapıldığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili alınan kararların tasfiye amacına aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de alınan kararlarının şirketin anılan yıllara ait bilançolarının tasdiki,yönetim kurulunun ibrası ,yönetim kurulu seçimi ,yönetim kurulu üyelerine TTK nun 395-396.maddelerine göre izin verilmesi kararlarından ibarettir.Şirketin ekonomik faaliyeti bulunmadığı, alınan kararların içerisinde icrasının durdurulmaması halinde alınan kararların şirkete telafisi imkansız zarar verebilecek nitelikte bir karar bulunmamaktadır.Yapılacak yargılama sonucunda iptale karar verildiği takdirde tüm etkileriyle ortadan kalkabilecek nitelikte kararların icrasının durdurulması talebinin reddine ilişkin ara kararında isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmakla, ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30- TL harcın mahsubu ile bakiye 21,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/01/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/108802 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi