Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5269 E. 2024/6950 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 394↗ yönetim kurulu ibrası↗ ttk 436/2↗ oydan yoksunluk↗ yönetim kurulu üyelerinin ibrası↗ aile şirketi↗ nisap↗ huzur hakkı↗ karar nisabı↗ muhalefet şerhi↗ emredici hüküm↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ cy/cy şerhi↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ kâr kaybı↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/613 E., 2019/1034 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin ortağı, diğer ortakların da davacının kız kardeşleri olduğunu, davacının haklarının verilmemesi sebebiyle aralarında bir çok dava bulunduğunu, ana sözleşmenin 9.maddesi gereğince yönetim kurulu üye sayısının üçten fazla olmaması gerektiği halde ana sözleşmeye aykırı olarak dört kişiye çıkarıldığını, bu kararın iptali için açılan davanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/815 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, daha önce alınan raporlarda şirketin sadece kiralama geliri elde etmesi sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı aldığı 10.000,00 TL huzur hakkının fahiş olarak değerlendirildiğini, 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısında da yine hukuka aykırı kararlar almaktan çekinilmediğini, bu kararların iptali için de İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/233 E., sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bütün bunlara rağmen davalı şirketin 01.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında da hukuka ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3., 4., 5. ve 7. maddesine alınan kararların iptalinin talep edildiğini, müvekkilinin genel kurula vekili aracılığıyla katıldığını, alınan kararlara karşı olumsuz oy kullandığını, yönetim kurulu ibra oylamasının TTK.'nun 436.maddesine aykırı yapıldığım, hesapların ve faaliyet raporunun kabulüne dair kararlarda da yasaya aykırı şekilde oy kullanıldığını, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık net 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin davacının alacağı kâr payını azaltacağını, bu kararın da dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin içini boşaltmaya devam ettiklerini iddia ederek; davalı şirketin 01.03.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını somut bir şekilde açıklamadığını, soyut ve afaki iddialar ile yetindiğini, alınan kararlarda usul ve yasaya aykırılığın söz konusu olmadığını, şirketin ana sözleşmesinde başkaca iştigal konularının da yer aldığını, davalı şirketin sadece kiralama işi yapmadığını, iplik alım-satımı da yaptığını, ayrıca inşaat alanında da çalışmalarının bulunduğunu, huzur hakkının yüksek olmadığını, davacının açtığı diğer davalardaki iddialarını tekrarladığını, şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ortaya atıldığını, davanın haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İptali istenen 5 numaralı karar yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibrasına ilişkin olup, TTK'nun 436/2 maddesine göre özel bir oydan yoksunluk halinin mevcut olduğu, buna göre şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini taşıyan kişilerin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin karalarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacaklarının düzenlendiği, ayrı ayrı oylama yapılsa bile yönetim kurulu üyelerinin tamamının kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacaklardır. Davalı şirketin ..., ... , ..., ...'dan oluşan 4 kişilik yönetim kurulu üyesinin olduğu, ibrada kullanılan oyların tamamının yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... isimli yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, bu durumun TTK'nun 436/2 maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden iptali gerektiği;
Bordrolara göre; her bir yönetim kurulu üyesinin yıllık huzur hakkı toplamı 166.995,96 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesi olduğuna göre toplam yıllık huzur gakkı olarak 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, şirketin yıllık geliri olan kira hasılatı toplamının 2017 yılı için 1.511.251,11 TL olduğu nazara alındığında bu gelirin %45 oranındaki kısmının huzur hakkına ödendiği, davalı şirketin 5 ortağı olup bunlardan davacı dışındaki 4 ortak yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davalı şirketin bir aile şirketi olduğu ve ortakların kardeş olduğu, gayrimenkullerinden kira geliri elde etmekte olduğu, bu kardeşlerden 4 ünün yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinden hasılatın öenmli bir kısmının huzur hakkına gittiği, bu durumun ise davacının yıllık kardan pay alma hakkını açıkça ihlal emekte olduğu, yönetim kurulu üyesinin bir kişi olması halinde makul edilebilecek olan bu ücretin 4 kişiye ayrı ayrı ödenmesi halinde şirketin finansal durmu ile harcanan emek ve mesaiye uygun olmadığının açıkça anlaşıldığı, üstelik genel kurulda huzur hakkının herkes için aynı tutarda belirlendiği, herhangi bir görev kapsamı belirlenmediği, ayrım ve tenzilat yapılmadığının anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında 4 adet yönetim kurulu üyesine aylık ayrı ayrı 10.000,00 TL ödenmesi yönünde genel kurulda alınan 7 nolu kararın açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalı ...’nin 01.03.2018 tarihli genel kurulunda alınan yönetimin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın ve huzur hakkı ile ilgili 7 nolu kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 01.03.2018 tarihli genel kurul toplantısında 5 nolu kararın usulüne uygun şekilde oylamaya sunulduğunu, neticede usul ve yasaya uygun nisap ile yönetim kurulunun ibralanmasına karar verildiğini, mahkemece bahse konu karar alınırken yönetim kurulu üyelerinin her birinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmış olduğunu, bu kararın iptaline karar verilmiş ise de mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, yönetim kurulu üye sayısı ana sözleşme ile ilan ve tescil edilmeksizin genel kurulun oyçoğunluğu ile bu konuda karar verilebileceğini, bu sebeple genel kurul tarafından 4 kişi olarak belirlenen yönetim kurulunun üye sayısı bakımından ana sözleşmeye ve usule aykırılığın söz konusu olmadığını, mahkemece genel kurul toplantısında usul ve yasaya uygun nisap ile alınan genel kurul kararının da iptaline karar verildiğini, ancak mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, huzur hakkının harcanan emek ve mesai karşılığında bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere TTK m. 394 gereği yönetim kurulu üyelerine genel kurul kararı ile tanınan bir hak olduğunu, yönetim kurulunun huzur hakkı takdir yetkisinin genel kuruluna ait olduğunu, gerek oy nisabı ve gerekse davacının haklarının hiçbir şekilde ihlal edilmeksizin usulüne uygun şekilde alınmış olan karar olduğunu, kararın iptal edilmesi halinde yönetim kurulu üyeleri emeklerinin karşılığı olan ücreti alamayacaklarını, hak kaybına uğrayacaklarını, ayrıca huzur hakkının alınmasının ve yönetim kurulunun ibrasının durdurulmasını gerektirecek kadar açık bir hukuka aykırılık durumu var olmadığını, işbu davanın sonucunda davacı tarafın telafisi güç ve imkansız herhangi bir zarara uğramasının da hiçbir şekilde söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Genel kurul kararlarının alınmasında oydan yoksunluk hallerini düzenleyen TTK 436/2 madde fıkrası; "(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesini içermektedir. TTK 436. madde hükmü emredici niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararmın iptalini talep edilebilir. TTK 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendisi veya diğer yönetim kurulu üyesi ayırımı yapılmadan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı emredici bir şekilde düzenlenmiştir. Salt oydan yoksun payların oy kullanması alınan ibra kararını geçersiz kılmayıp, kullanılan oyların sonuca ve karar nisabının sağlanmasında etkili olması halinde karar geçersiz hale gelecektir. Oydan yoksun payların kullandığı oylar düşüldükten sonra ibra için 0 (sıfır) oy kullanılıp, yeterli nisabın sağlanamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin genel kurulun 5 numaralı kararına yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Şirketin 2017 yılı kira gelirinin 1.511.251,11 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesine toplam yıllık 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, ödenen huzur hakkının şirketin kira hasılatının %45'ine tekabül ettiği, 5 ortaklı şirketin davacı hariç 4 ortağının yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olduğu, şirket gelirinin önemli bir kısmının huzur hakkı olarak bu ortaklara aktarıldığı, şirketin yaptığı faaliyetler dikkate alındığında 4 hakim ortağa bu miktar huzur hakkı verilmesinin makul olmadığı, diğer ortağın kâr payı alma hakkının ihlal eder nitelikte olduğu bir bakıma hakim ortaklara örtülü kâr aktarımı mahiyetinde olduğu, eşitlik ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5 nolu karara karşı istinaf taleplerinin olmadığını, ancak Bölge Adliye Mahkemesi ret gerekçesinde bu talebin de sanki davalı tarafın talebiymiş gibi algıladığını ve gerekçeye eklediğini, İlk Derece Mahkemesi kararında yalnızca 7 nci madde hakkında, mahkeme kararında kabul bulunduğunu, 7. Maddede belirtilen 10.000,00 TL bedelin enflasyonist bir ülkede hiçbir değerinin bulunmadığını, egemen ortak diye mahkemenin nitelendirdiği ortaklar ile birlikte davacının da kâr payı bölüşümünden yararlandığını, o halde 10.000,00 TL gibi bir bedele de itiraz etmenin anlamı olmadığını beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 515 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 516 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, 436 ncı maddesinin 2 nci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12403 E. 2018/4469 K.
Ortak:oydan yoksunluk · genel kurul kararının iptali · ibra · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İptali istenen 5 numaralı karar yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibrasına ilişkin olup, TTK'nun 436/2 maddesine göre özel bir «oydan yoksunluk» halinin mevcut olduğu, buna göre şirket «yönetim kurulu» üyeleri ile yönetimde «görevli» imza «yetkisini» «taşıyan» kişilerin «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin karalarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacaklarının düzenlendiği, ayrı ayrı oylama yapılsa bile yönetim kurulu üyelerin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Genel kurul kararlarının alınmasında «oydan yoksunluk» hallerini düzenleyen TTK 436/2 madde fıkrası; "(2) Şirket «yönetim kurulu» üyeleriyle yönetimde «görevli» imza «yetkisini» haiz kişiler, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesini içermektedir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/815 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, daha önce alınan raporlarda şirketin sadece kiralama geliri elde etmesi sebebiyle «yönetim kurulu» üyelerinin ayrı ayrı aldığı 10.000,00 TL «huzur hakkının» fahiş olarak değerlendirildiğini, 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısında da yine hukuka aykırı kararlar almaktan çekinilmediğini, bu kararların iptali için de İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/233 E., sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bütün bunlara rağmen davalı şirketin 01.03.2018 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında da hukuka ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3., 4., 5. ve 7. maddesine alınan kararların iptalinin talep edildiğini, müvekkilinin genel kurula vekili aracılığıyla katıldığını, alınan kararlara karşı «olumsuz» oy kullandığını, «yönetim kurulu ibra» oylamasının TTK.'nun 436.maddesine aykırı yapıldığım, hesapların ve faaliyet raporunun kabulüne dair kararlarda da yasaya aykırı şekilde oy kullanıldığını, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık net 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin davacının alacağı kâr payını azaltacağını, bu kararın da «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin içini boşaltmaya devam ettiklerini iddia ederek; davalı şirketin 01.03.2018 tarihinde yapılan genel kurul topla …
Benzer bu kararda2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «yönetim kurulu» üyeleri ve şirketi zararlandırıcı işlem yapan yöneticiler aleyhine «sorumluluk davası» açılmaması için alınan genel kurul kararında yönetim kurulu üyelerinin «oydan yoksunluk» hallerinin bulunmadığı gerekçesiyle genel kurul kararının (6) numaralı maddesinin iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa, «yönetim kurulu» üyeleri için TTK’nın 436/2 maddesinde öngörülen «oydan yoksunluk» halinin, sorumluluğa ilişkin davanın açılması hakkındaki kararın oylanması halinde de uygulanması gerekir.
Şöyle ki, TTK’nın 436/2 maddesi gereğince «yönetim kurulu» üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacaklarına göre, «ibra» edilmemenin tamamlayıcısı niteliğinde olan ve ibraya oranla daha ağır bir durumu ifade eden sorumluluk davasının oylamasında da bu hakka sahip olamazlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · kayyım · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyelerinin azli ve yönetim kurulu üyeleri hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünden, yönetim kurulu üyelerinin oy kullanabileceği ve bu taleplerin usulüne uygun oylama yapılarak gündemin 5. ve 6. maddelerinde reddine karar verildiği, davalı şirketin 13/01/2015 tarihinde mahkemece atanan «kayyım» tarafından gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulunda alınan kararların, yargı kararına, kanun ve ana sözleşmeye aykırı bir yönü bulunmadığı gerekçesiyle davanın …
… esinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK’nın 407/2 maddesi gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal «sebebi» sayılamayacak olmasına ve ayrıca TTK’nın 436/1 maddesi gereğince «oydan yoksunluk» halinin bulunabilmesi için Kanunda sayılan kişilerle şirket arasındaki ilişkinin kişisel nitelikte olmasının gerekmesine, bu nedenle iptali istenen genel kurul top …
2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «yönetim kurulu» üyeleri ve şirketi zararlandırıcı işlem yapan yöneticiler aleyhine «sorumluluk davası» açılmaması için alınan genel kurul kararında yönetim kurulu üyelerinin «oydan yoksunluk» hallerinin bulunmadığı gerekçesiyle genel kurul kararının (6) numaralı maddesinin iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, genel kurul gündeminin (6). maddesinde yer alan, «yönetim kurulu» üyeleri ve şirketi zararlandırıcı işlem yapan yöneticiler aleyhine «sorumluluk davası» açılması hususu görüşülerek yönetim kurulu üyelerinin kullandıkları oylar neticesinde sorumluluk davası açılması talebi reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/599 E. 2017/690 K.
Ortak:huzur hakkı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/815 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, daha önce alınan raporlarda şirketin sadece kiralama geliri elde etmesi sebebiyle «yönetim kurulu» üyelerinin ayrı ayrı aldığı 10.000,00 TL «huzur hakkının» fahiş olarak değerlendirildiğini, 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısında da yine hukuka aykırı kararlar almaktan çekinilmediğini, bu kararların iptali için de İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/233 E., sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bütün bunlara rağmen davalı şirketin 01.03.2018 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında da hukuka ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3., 4., 5. ve 7. maddesine alınan kararların iptalinin talep edildiğini, müvekkilinin genel kurula vekili aracılığıyla katıldığını, alınan kararlara karşı «olumsuz» oy kullandığını, «yönetim kurulu ibra» oylamasının TTK.'nun 436.maddesine aykırı yapıldığım, hesapların ve faaliyet raporunun kabulüne dair kararlarda da yasaya aykırı şekilde oy kullanıldığını, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık net 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin davacının alacağı kâr payını azaltacağını, bu kararın da «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin içini boşaltmaya devam ettiklerini iddia ederek; davalı şirketin 01.03.2018 tarihinde yapılan genel kurul topla …
… konularının da yer aldığını, davalı şirketin sadece kiralama işi yapmadığını, iplik alım-satımı da yaptığını, ayrıca inşaat alanında da çalışmalarının bulunduğunu, «huzur hakkının» yüksek olmadığını, davacının açtığı diğer davalardaki iddialarını tekrarladığını, şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ortaya atıld …
Davalı şirketin ..., ... , ..., ...'dan oluşan 4 kişilik «yönetim kurulu» üyesinin olduğu, «ibrada» kullanılan oyların tamamının yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... isimli yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, bu durumun TTK'nun 436/2 maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden iptali gerektiği; Bordrolara göre; her bir yönetim kurulu üyesinin yıllık «huzur hakkı» toplamı 166.995,96 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesi olduğuna göre toplam yıllık huzur gakkı olarak 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, şirketin yıllık geliri olan kira hasılatı toplamının 2017 yılı için 1.511.251,11 TL olduğu nazara alındığında bu gelirin %45 oranındaki kısmının huzur hakkına ödendiği, davalı şirketin 5 ortağı olup bunlardan davacı dışındaki 4 ortak yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davalı şirketin bir «aile şirketi» olduğu ve ortakların kardeş olduğu, gayrimenkullerinden kira geliri elde etmekte olduğu, bu kardeşlerden 4 ünün yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinden hasılatın öenmli bir kısmının huzur hakkına gittiği, bu durumun ise davacının yıllık kardan pay alma hakkını açıkça ihlal emekte olduğu, yönetim kurulu üyesinin bir kişi olması halinde makul edilebilecek olan bu ücretin 4 kişiye ayrı ayrı ödenmesi halinde şirketin finansal durmu ile harcanan emek ve mesaiye uygun olmadığının açıkça anlaşıldığı, üstelik genel kurulda huzur hakkının herkes için aynı tutarda belirlendiği, herhangi bir görev kapsamı belirlenmediği, ayrım ve tenzilat yapılmadığının anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında 4 adet yönetim kurulu üyesine aylık ayrı ayrı 10.000,00 TL ödenmesi yönünde genel kurulda alınan 7 nolu kararın açıkça «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalı ...’nin 01.03.2018 tarihli genel kurulunda alınan yönetimin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın ve huzur ha …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar, birleşen davada davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce «huzur hakkı» yönünden bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5269 E. , 2024/6950 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1417 Esas, 2023/657 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/613 E., 2019/1034 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin ortağı, diğer ortakların da davacının kız kardeşleri olduğunu, davacının haklarının verilmemesi sebebiyle aralarında bir çok dava bulunduğunu, ana sözleşmenin 9.maddesi gereğince yönetim kurulu üye sayısının üçten fazla olmaması gerektiği halde ana sözleşmeye aykırı olarak dört kişiye çıkarıldığını, bu kararın iptali için açılan davanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/815 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, daha önce alınan raporlarda şirketin sadece kiralama geliri elde etmesi sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı aldığı 10.000,00 TL huzur hakkının fahiş olarak değerlendirildiğini, 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısında da yine hukuka aykırı kararlar almaktan çekinilmediğini, bu kararların iptali için de İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/233 E., sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, bütün bunlara rağmen davalı şirketin 01.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında da hukuka ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı kararlar alındığını, gündemin 3., 4., 5.
ve 7. maddesine alınan kararların iptalinin talep edildiğini, müvekkilinin genel kurula vekili aracılığıyla katıldığını, alınan kararlara karşı olumsuz oy kullandığını, yönetim kurulu ibra oylamasının TTK.'nun 436.maddesine aykırı yapıldığım, hesapların ve faaliyet raporunun kabulüne dair kararlarda da yasaya aykırı şekilde oy kullanıldığını, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık net 10.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin davacının alacağı kâr payını azaltacağını, bu kararın da dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin içini boşaltmaya devam ettiklerini iddia ederek; davalı şirketin 01.03.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını somut bir şekilde açıklamadığını, soyut ve afaki iddialar ile yetindiğini, alınan kararlarda usul ve yasaya aykırılığın söz konusu olmadığını, şirketin ana sözleşmesinde başkaca iştigal konularının da yer aldığını, davalı şirketin sadece kiralama işi yapmadığını, iplik alım-satımı da yaptığını, ayrıca inşaat alanında da çalışmalarının bulunduğunu, huzur hakkının yüksek olmadığını, davacının açtığı diğer davalardaki iddialarını tekrarladığını, şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ortaya atıldığını, davanın haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İptali istenen 5 numaralı karar yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibrasına ilişkin olup, TTK'nun 436/2 maddesine göre özel bir oydan yoksunluk halinin mevcut olduğu, buna göre şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini taşıyan kişilerin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin karalarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacaklarının düzenlendiği, ayrı ayrı oylama yapılsa bile yönetim kurulu üyelerinin tamamının kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacaklardır. Davalı şirketin ..., ... , ..., ...'dan oluşan 4 kişilik yönetim kurulu üyesinin olduğu, ibrada kullanılan oyların tamamının yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ...
isimli yönetim kurulu üyelerine ait olduğu, bu durumun TTK'nun 436/2 maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden iptali gerektiği;
Bordrolara göre; her bir yönetim kurulu üyesinin yıllık huzur hakkı toplamı 166.995,96 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesi olduğuna göre toplam yıllık huzur gakkı olarak 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, şirketin yıllık geliri olan kira hasılatı toplamının 2017 yılı için 1.511.251,11 TL olduğu nazara alındığında bu gelirin %45 oranındaki kısmının huzur hakkına ödendiği, davalı şirketin 5 ortağı olup bunlardan davacı dışındaki 4 ortak yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davalı şirketin bir aile şirketi olduğu ve ortakların kardeş olduğu, gayrimenkullerinden kira geliri elde etmekte olduğu, bu kardeşlerden 4 ünün yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinden hasılatın öenmli bir kısmının huzur hakkına gittiği, bu durumun ise davacının yıllık kardan pay alma hakkını açıkça ihlal emekte olduğu, yönetim kurulu üyesinin bir kişi olması halinde makul edilebilecek olan bu ücretin 4 kişiye ayrı ayrı ödenmesi halinde şirketin finansal durmu ile harcanan emek ve mesaiye uygun olmadığının açıkça anlaşıldığı, üstelik genel kurulda huzur hakkının herkes için aynı tutarda belirlendiği, herhangi bir görev kapsamı belirlenmediği, ayrım ve tenzilat yapılmadığının anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında 4 adet yönetim kurulu üyesine aylık ayrı ayrı 10.000,00 TL ödenmesi yönünde genel kurulda alınan 7 nolu kararın açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalı ...’nin 01.03.2018 tarihli genel kurulunda alınan yönetimin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın ve huzur hakkı ile ilgili 7 nolu kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
01. 03.2018 tarihli genel kurul toplantısında 5 nolu kararın usulüne uygun şekilde oylamaya sunulduğunu, neticede usul ve yasaya uygun nisap ile yönetim kurulunun ibralanmasına karar verildiğini, mahkemece bahse konu karar alınırken yönetim kurulu üyelerinin her birinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmış olduğunu, bu kararın iptaline karar verilmiş ise de mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, yönetim kurulu üye sayısı ana sözleşme ile ilan ve tescil edilmeksizin genel kurulun oyçoğunluğu ile bu konuda karar verilebileceğini, bu sebeple genel kurul tarafından 4 kişi olarak belirlenen yönetim kurulunun üye sayısı bakımından ana sözleşmeye ve usule aykırılığın söz konusu olmadığını, mahkemece genel kurul toplantısında usul ve yasaya uygun nisap ile alınan genel kurul kararının da iptaline karar verildiğini, ancak mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, huzur hakkının harcanan emek ve mesai karşılığında bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere TTK m.
394 gereği yönetim kurulu üyelerine genel kurul kararı ile tanınan bir hak olduğunu, yönetim kurulunun huzur hakkı takdir yetkisinin genel kuruluna ait olduğunu, gerek oy nisabı ve gerekse davacının haklarının hiçbir şekilde ihlal edilmeksizin usulüne uygun şekilde alınmış olan karar olduğunu, kararın iptal edilmesi halinde yönetim kurulu üyeleri emeklerinin karşılığı olan ücreti alamayacaklarını, hak kaybına uğrayacaklarını, ayrıca huzur hakkının alınmasının ve yönetim kurulunun ibrasının durdurulmasını gerektirecek kadar açık bir hukuka aykırılık durumu var olmadığını, işbu davanın sonucunda davacı tarafın telafisi güç ve imkansız herhangi bir zarara uğramasının da hiçbir şekilde söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Genel kurul kararlarının alınmasında oydan yoksunluk hallerini düzenleyen TTK 436/2 madde fıkrası; "(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesini içermektedir. TTK 436. madde hükmü emredici niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararmın iptalini talep edilebilir. TTK 436/2 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendisi veya diğer yönetim kurulu üyesi ayırımı yapılmadan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
Salt oydan yoksun payların oy kullanması alınan ibra kararını geçersiz kılmayıp, kullanılan oyların sonuca ve karar nisabının sağlanmasında etkili olması halinde karar geçersiz hale gelecektir. Oydan yoksun payların kullandığı oylar düşüldükten sonra ibra için 0 (sıfır) oy kullanılıp, yeterli nisabın sağlanamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin genel kurulun 5 numaralı kararına yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Şirketin 2017 yılı kira gelirinin 1.511.251,11 TL olduğu, 4 yönetim kurulu üyesine toplam yıllık 667.983,84 TL huzur hakkı ödendiği, ödenen huzur hakkının şirketin kira hasılatının %45'ine tekabül ettiği, 5 ortaklı şirketin davacı hariç 4 ortağının yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olduğu, şirket gelirinin önemli bir kısmının huzur hakkı olarak bu ortaklara aktarıldığı, şirketin yaptığı faaliyetler dikkate alındığında 4 hakim ortağa bu miktar huzur hakkı verilmesinin makul olmadığı, diğer ortağın kâr payı alma hakkının ihlal eder nitelikte olduğu bir bakıma hakim ortaklara örtülü kâr aktarımı mahiyetinde olduğu, eşitlik ve dürüstlük kurallarına da aykırı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5 nolu karara karşı istinaf taleplerinin olmadığını, ancak Bölge Adliye Mahkemesi ret gerekçesinde bu talebin de sanki davalı tarafın talebiymiş gibi algıladığını ve gerekçeye eklediğini, İlk Derece Mahkemesi kararında yalnızca 7 nci madde hakkında, mahkeme kararında kabul bulunduğunu, 7. Maddede belirtilen 10.000,00 TL bedelin enflasyonist bir ülkede hiçbir değerinin bulunmadığını, egemen ortak diye mahkemenin nitelendirdiği ortaklar ile birlikte davacının da kâr payı bölüşümünden yararlandığını, o halde 10.000,00 TL gibi bir bedele de itiraz etmenin anlamı olmadığını beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 515 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 516 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, 436 ncı maddesinin 2 nci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1087758800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz