Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5737 E. 2024/1961 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket tasfiyesi↗ 6183 sayılı kanun↗ tasfiye memurunun sorumluluğu↗ ek tasfiye işlemleri↗ esas sözleşme↗ karine↗ şirketin tasfiyesi↗ kar payı↗ sözleşmeden doğan dava↗ derdestlik↗ tasfiye memuru↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ yasal faiz↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/877 E., 2020/193 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Özen İş ...Ltd. Şti. hakkında İş Mahkemesince müvekkili kurum lehine verilen ilama dayalı alacağın tahsili için yaptıkları icra takibi sırasında bu şirketin tasfiye kapanışının yapıldığını ve ticaret sicilden kaydının silindiğini öğrendiklerini, bu sebeple müvekkilinin alacağının da tahsil edilemediğini, davalının şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru olduğunu, mahkeme kararından ve icra takibinden haberdar olmasına rağmen yasaya aykırı olarak tasfiye yaptığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesine göre kurum zararından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 115.165,98 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asil cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, şirketin sadece tasfiyesini talep ettiğini, tasfiye işlemlerinin Ticaret Sicil Memurluğunca yapıldığını, bu süreçte kanunun tasfiye için aradığı koşulların eksiksiz olarak yerine getirildiğini, şirketin ve kendisinin davacı kuruma borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, yargılama aşamasında davalı vekili davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava dışı şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru olan davalı, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine göre tasfiye işlemleri sırasında kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuru ile ihlal ettiği takdirde, şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan sorumlu olduklarını, ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı, tasfiye işlemleri sırasında davacı kurumun alacağını dikkate alsa dahi, şirketin borcu ödeyecek mal varlığı bulunmadığından, davalının tasfiye işlemleri sırasındaki kusuru ile davacının zararına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı Özen İş Doğalgaz Tesisat İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin 20.03.2015 tarihinde tasfiye kapanışı yaptığı ve ticaret sicil kaydının silindiğinin öğrenildiğini, davalının şiketin tek ortağı ve yetkilisi tasfiye memuru olduğunu, müvekkil kurum alacağının da tahsil edilemediğini, Ankara 11. İş Mahkemesinin 2002/191 E., 2003/120 K. sayılı davada Özen İş Doğalgaz Tesisat İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. taraf olup kararının verildiği tarihten ve Mahkeme kararının icra takibine konu edilmesinden sonra borçlu Özen İş Doğalgaz Tesisat İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. tasfiyeye girdiğini, dolayısıyla müvekkil kuruma olan borçtan haberdar olunup davalı tasfiye memurunun şirketin tek ortağı olduğunu, müvekkil kurum alacağı şirket tarafından biliniyor olmasına rağmen, taahhütlü mektupla şirketin sona erdiği konusunda müvekkil alacaklı kurumun bilgilendirilmediğini, Ankara 11. İş Mahkemesinin 2002/191 E., 2003/120 K. sayılı 27.03.2003 tarihli kararı ve derdest olan Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2011/9934 E. sayılı dosyası göz önüne alındığında, tasfiye kapanışı ve sicil kaydının silinme işlemine sebebiyet veren şirket ve tasfiye memurunun kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, şirketin tek ortağı ve yetkilisi tasfiye memuru davalı müvekkil Kurumun zararına sebebiyet verdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında tespit edildiği üzere tasfiye girişinde sunulan bilançoya göre dava dışı şirketin aktif toplamının 3.301,02 TL olup, söz konusu aktiflerden 301,02 TL'sinin dava dışı şirketin vergi ve fonlardan kaynaklanan borçlarının, 3.000,00 TL'sinin ise ortaklara olan borçların ödenmesinde kullanıldığı ve tasfiye kapanışının bu şekilde gerçekleştiği, bu durumda aynı zamanda dava dışı şirketin tek ortağı, yetkilisi ve tasfiye memuru olan davalının, şirketin tüm borçlarını dağıttıktan sonra kalan miktar var ise, şirketten olan alacağını alması gerekirken ortaklara borçlar hesabından kendi alacağını tahsil etmesi 6102 sayılı Kanun'un ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğundan kendisine aldığı 3.000,00 TL nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmakla bu miktar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 3.000,00 TL'nin dava tarihi olan 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine dayalı olarak açılmış tasfiye memurunun sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 513, 553 611 ve 644 üncü maddeleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine dayalı olarak açılmış tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkindir. Mahkemece tasfiye memurunun kusurlu olduğu benimsenerek tasfiye bakiyesini elinde tutan davalının 3.000,00 TL miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kararı verilmiştir. Limited şirketinin tasfiyesine anonim şirkete ilişkin hükümlerin uygulanacağı 6102 sayılı Kanun'un 643 üncü maddesinde düzenlenmiş olup bu hükümle atıf yapılan hükümlerden 6102 sayılı Kanun'un 541 ilâ 543 üncü madde hükümlerinde belirtildiğine göre, alacaklılar belirlenerek tasfiye halindeki şirketin öncelikle borçlarının ödenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile tasfiye halindeki şirketten alacaklı olanların öncelikle tatmin edilmelerinin Şirket borçları ödendikten sonra pay bedelleri geri verilip, sonra kalan miktar sermaye payları ve varsa imtiyaz payları oranında pay sahiplerine dağıtılır. Anılan duruma uygun hareket etmeyen tasfiye memurlarının kusurlu hareket ettikleri karine olarak kabul edilmek durumundadır. Hal böyle olunca tasfiyesi yapılan dava dışı şirketin defter ve kayıtları incelenmeksizin ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 540 ıncı maddesine uygun envanter ve bilançolar çıkarılmadan salt tasfiye bilançosundaki bakiyeye göre tasfiye sonuçlandırılamaz. Öncelikle şirketin aktif ve pasifi tam olarak tespit edilip sonra anılan düzenlemelere uygun tasfiye yapılmalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince şirketin tek ortağı, yöneticisi ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalı 6102 sayılı Kanun'un anılan hükümleri gereğince şirketin borçlarını ödemeden ve dolayısıyla alacaklıları tatmin etmeden tasfiyeyi yaptığından kusuru bulunmaktadır. O nedenle, tasfiye kapsamındaki net aktif oranı ile sınırlı olmak üzere alacaklıların alacağını karşılayacak miktarda sorumlu olmak üzere ödemekle yükümlüdür. Mahkemece anılan yasal düzenlemeler gözetilerek davalının son 5 yıl içinde şirketten aldığı kar payı veya başkaca ad altında hizmete karşılık aldığı ücretlerin de şirket alacaklılarına ödenmesi gerektiği, bu sorumluluğun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35 inci maddesinin gereği olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5737 E. , 2024/1961 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/849 Esas, 2022/654 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/877 E., 2020/193 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Özen İş ...Ltd. Şti. hakkında İş Mahkemesince müvekkili kurum lehine verilen ilama dayalı alacağın tahsili için yaptıkları icra takibi sırasında bu şirketin tasfiye kapanışının yapıldığını ve ticaret sicilden kaydının silindiğini öğrendiklerini, bu sebeple müvekkilinin alacağının da tahsil edilemediğini, davalının şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru olduğunu, mahkeme kararından ve icra takibinden haberdar olmasına rağmen yasaya aykırı olarak tasfiye yaptığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesine göre kurum zararından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 115.165,98 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asil cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, şirketin sadece tasfiyesini talep ettiğini, tasfiye işlemlerinin Ticaret Sicil Memurluğunca yapıldığını, bu süreçte kanunun tasfiye için aradığı koşulların eksiksiz olarak yerine getirildiğini, şirketin ve kendisinin davacı kuruma borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, yargılama aşamasında davalı vekili davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava dışı şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru olan davalı, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine göre tasfiye işlemleri sırasında kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuru ile ihlal ettiği takdirde, şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan sorumlu olduklarını, ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı, tasfiye işlemleri sırasında davacı kurumun alacağını dikkate alsa dahi, şirketin borcu ödeyecek mal varlığı bulunmadığından, davalının tasfiye işlemleri sırasındaki kusuru ile davacının zararına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı Özen İş Doğalgaz Tesisat İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin 20.03.2015 tarihinde tasfiye kapanışı yaptığı ve ticaret sicil kaydının silindiğinin öğrenildiğini, davalının şiketin tek ortağı ve yetkilisi tasfiye memuru olduğunu, müvekkil kurum alacağının da tahsil edilemediğini, Ankara 11. İş Mahkemesinin 2002/191 E., 2003/120 K. sayılı davada Özen İş Doğalgaz Tesisat İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. taraf olup kararının verildiği tarihten ve Mahkeme kararının icra takibine konu edilmesinden sonra borçlu Özen İş Doğalgaz Tesisat İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. tasfiyeye girdiğini, dolayısıyla müvekkil kuruma olan borçtan haberdar olunup davalı tasfiye memurunun şirketin tek ortağı olduğunu, müvekkil kurum alacağı şirket tarafından biliniyor olmasına rağmen, taahhütlü mektupla şirketin sona erdiği konusunda müvekkil alacaklı kurumun bilgilendirilmediğini, Ankara 11.
İş Mahkemesinin 2002/191 E., 2003/120 K. sayılı 27.03.2003 tarihli kararı ve derdest olan Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2011/9934 E. sayılı dosyası göz önüne alındığında, tasfiye kapanışı ve sicil kaydının silinme işlemine sebebiyet veren şirket ve tasfiye memurunun kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, şirketin tek ortağı ve yetkilisi tasfiye memuru davalı müvekkil Kurumun zararına sebebiyet verdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında tespit edildiği üzere tasfiye girişinde sunulan bilançoya göre dava dışı şirketin aktif toplamının 3.301,02 TL olup, söz konusu aktiflerden 301,02 TL'sinin dava dışı şirketin vergi ve fonlardan kaynaklanan borçlarının, 3.000,00 TL'sinin ise ortaklara olan borçların ödenmesinde kullanıldığı ve tasfiye kapanışının bu şekilde gerçekleştiği, bu durumda aynı zamanda dava dışı şirketin tek ortağı, yetkilisi ve tasfiye memuru olan davalının, şirketin tüm borçlarını dağıttıktan sonra kalan miktar var ise, şirketten olan alacağını alması gerekirken ortaklara borçlar hesabından kendi alacağını tahsil etmesi 6102 sayılı Kanun'un ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğundan kendisine aldığı 3.000,00 TL nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmakla bu miktar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne 3.000,00 TL'nin dava tarihi olan 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine dayalı olarak açılmış tasfiye memurunun sorumluluğundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 513, 553 611 ve 644 üncü maddeleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine dayalı olarak açılmış tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkindir. Mahkemece tasfiye memurunun kusurlu olduğu benimsenerek tasfiye bakiyesini elinde tutan davalının 3.000,00 TL miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kararı verilmiştir. Limited şirketinin tasfiyesine anonim şirkete ilişkin hükümlerin uygulanacağı 6102 sayılı Kanun'un 643 üncü maddesinde düzenlenmiş olup bu hükümle atıf yapılan hükümlerden 6102 sayılı Kanun'un 541 ilâ 543 üncü madde hükümlerinde belirtildiğine göre, alacaklılar belirlenerek tasfiye halindeki şirketin öncelikle borçlarının ödenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile tasfiye halindeki şirketten alacaklı olanların öncelikle tatmin edilmelerinin Şirket borçları ödendikten sonra pay bedelleri geri verilip, sonra kalan miktar sermaye payları ve varsa imtiyaz payları oranında pay sahiplerine dağıtılır.
Anılan duruma uygun hareket etmeyen tasfiye memurlarının kusurlu hareket ettikleri karine olarak kabul edilmek durumundadır. Hal böyle olunca tasfiyesi yapılan dava dışı şirketin defter ve kayıtları incelenmeksizin ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 540 ıncı maddesine uygun envanter ve bilançolar çıkarılmadan salt tasfiye bilançosundaki bakiyeye göre tasfiye sonuçlandırılamaz. Öncelikle şirketin aktif ve pasifi tam olarak tespit edilip sonra anılan düzenlemelere uygun tasfiye yapılmalıdır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince şirketin tek ortağı, yöneticisi ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalı 6102 sayılı Kanun'un anılan hükümleri gereğince şirketin borçlarını ödemeden ve dolayısıyla alacaklıları tatmin etmeden tasfiyeyi yaptığından kusuru bulunmaktadır. O nedenle, tasfiye kapsamındaki net aktif oranı ile sınırlı olmak üzere alacaklıların alacağını karşılayacak miktarda sorumlu olmak üzere ödemekle yükümlüdür. Mahkemece anılan yasal düzenlemeler gözetilerek davalının son 5 yıl içinde şirketten aldığı kar payı veya başkaca ad altında hizmete karşılık aldığı ücretlerin de şirket alacaklılarına ödenmesi gerektiği, bu sorumluluğun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35 inci maddesinin gereği olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1082738500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz