YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4374 E. 2024/6178 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/230 E., 2020/427 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek unsuru olan “HÄSTENS” ibaresinin marka olarak dünyanın pek çok ülkesinde tescilli olduğunu, Türkiye'de de 20 ve 24. sınıflara giren emtiada 2002/24428, 25, 20, 24 ve 35. sınıflara giren emtiada da 2015/68905 numara ile tescilli olduğunu, davalı şirketin 2017/18849 no.lu “Hälsa Norrbottens” ibareli markasının müvekkilinin tescilli/tanınmış markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalının markasında geçen “Norrbottens” ibaresinin İsveç’te bir şehir adı olduğu için markanın esas unsuru olamayacağını, üstelik bu unsurun müvekkilinin de İsveç kökenli olduğu gerçeği gözetildiğinde, taraf markalarının karıştırılma ihtimalini arttırdığını, markalarda geçen “Hälsa” ve “Hästens” ibarelerinin de ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, her iki ibarenin de İsveç dilinde olduğunu ve Türk alfabesinde bulunmayan “Ä” harfini içerdiğini, bunun da markaların genel intiba benzerliğini arttırdığını, davalının müvekkilinin bu tanınmış markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, davalının kötü niyetinin açık olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2019-M-2491 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde 2017/18849 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin “Hälsa Norrbottens” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markalarının sadece ilk iki harfinin aynı; diğer bütün unsurlarının ise farklı olduğunu, “Hälsa” ibaresinin İsveç dilinde “sağlık”, “Hästens” ibaresinin ise “at” anlamına geldiğini, markalar arasında kavramsal olarak bir ilişkinin olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının "Hälsa Norbottens" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "HÄSTENS" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "Hälsa Norbottens" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "HÄSTENS" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "HÄSTENS" ibareli tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının "Hälsa Norbottens" ibareli başvuru markalı malı satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden dört ve beşinci fıkralardaki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından dokuzuncu fıkra anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davaya konu marka kapsamındaki malların ayniyeti/benzerliği, karıştırılma ihtimalini artıran bir faktör olarak dikkate alınması gerektiğini, davaya konu marka ile müvekkilinin markaları karşılaştırıldığında, mal/hizmetlerin yanı sıra ibarelerin de benzer olduğunu, ilgili marka başvurusunda esaslı unsuru oluşturan “hälsa” ibaresi ile müvekkiline ait “hästens“ markalarının karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, her iki ibarenin de İsveç dilinde olması, Türkçe'de bir anlamlarının olmaması düşünüldüğünde, markaların genel intiba açısından benzer olduğunun kabulü gerektiğini, bütünsel değerlendirme sonucunda markaların benzer olmadığı ve aralarında iltibas tehlikesi bulunmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, kötüniyete ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı başvuru sahibinin, müvekkilinin ticari sunum şekillerinin tüm unsurlarını tek tek kopyaladığını, marka başvurusunun da tesadüfen seçilmiş olduğunun söylenemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının “Hälsa Norrbottens” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği “HÄSTENS” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların esas unsurlarının birbirinden farklı olduğu, diğer yandan her iki markanın İsveç dilinde bulunmasının sırf bu nedenle ibareleri benzer hale getirmeyeceği, taraf marka işaretleri benzemediğinden mezkur maddenin dört ve beşinci fıkralarındaki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, dava konusu marka açısından dokuzuncu fıkra anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, davalının kullanım şeklinin iş bu davanın konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1..6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin bir, dört, beş ve dokuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1771 E. 2023/5616 K.
Ortak:kötü niyet · iltibas
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aynı zamanda «ticaret unvanının» çekirdek unsuru olan “HÄSTENS” ibaresinin marka olarak dünyanın pek çok ülkesinde tescilli olduğunu, Türkiye'de de 20 ve 24. sınıflara giren emtiada 2002/24428, 25, 20, 24 ve 35. sınıflara giren emtiada da 2015/68905 numara ile tescilli olduğunu, davalı şirketin 2017/18849 no.lu “Hälsa Norrbottens” ibareli markasının müvekkilinin tescilli/tanınmış markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu, davalının markasında geçen “Norrbottens” ibaresinin İsveç’te bir şehir adı olduğu için markanın esas unsuru olamayacağını, üstelik bu unsurun müvekkilinin de İsveç kökenli olduğu gerçeği gözetildiğinde, taraf markalarının karıştırılma ihtimalini arttırdığını, markalarda geçen “Hälsa” ve “Hästens” ibarelerinin de ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, her iki ibarenin de İsveç dilinde olduğunu ve Türk alfabesinde bulunmayan “Ä” harfini içerdiğini, bunun da markaların genel intiba benzerliğini arttırdığını, davalının müvekkilinin bu tanınmış markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, davalının «kötü niyetinin» açık olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2019-M-2491 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde 2017/18849 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmi …
… “Hälsa” ibaresinin İsveç dilinde “sağlık”, “Hästens” ibaresinin ise “at” anlamına geldiğini, markalar arasında kavramsal olarak bir ilişkinin olmadığını, davacının «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "HÄSTENS" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işare …
Benzer bu kararda… anlamda ilgili tüketicide birbirlerinden ciddi şekilde uzaklaştıkları görüldüğünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin mevcut olmadığı, taraf markaları birbirine benzer görülmediğinden 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının somut olayda oluşmadığı «kötü niyetin» ispat edilemediği, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarında «iltibas» bulunduğunu, dava konusu markanın, müvekkilinin uzun yılladır tescilli olduğu ve kullandığı 20. sınıfta yer alan mallarda tescil edilmek istendiğini, bu durumun markalar arasındaki iltibası arttırdığını, dava konusu başvurunun esas unsurunun “hälsa” ibaresi olduğunu her iki markada da ilk bakışta dikkat çeken ve vurgunun toplandığı “HÄ” kısmının aynı bulunduğunu, her iki ibarenin de İsveç dilinde olması, Türkçe’de bir anlamlarının olmaması, Türk alfabesinde yer almayan “Ä” harfini içermesi nedeniyle genel intiba açısından markalar arasında benzerlik bulunduğunun kabulünün gerekeceğini, öte yandan müvekkilinin İsveç'in en eski ve en tanınmış yatak üreticilerinden biri olduğu dikkate alındığında başvuruda yer alan Stockholm ibaresinin de müvekkilin çağrıştıracağını, müvekkilinin markasının «son» derece orjinal bir ibare olup 1582 yılından bu yana süregelen kullanımı nedeniyle özellikler yatak emtiası ile özdeşleştiğini, dolayısıyla dava konusu markanın yat …
… alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “Hälsa Stockholm” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “Hästens” ibareli …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarında «iltibas» bulunduğunu, dava konusu markanın, müvekkilinin uzun yılladır tescilli olduğu ve kullandığı 20. sınıfta yer alan mallarda tescil edilmek istendiğini, bu durumun markalar arasındaki iltibası arttırdığını, dava konusu başvurunun esas unsurunun “hälsa” ibaresi olduğunu her iki markada da ilk bakışta dikkat çeken ve vurgunun toplandığı “HÄ” kısmının aynı bulunduğunu, her iki ibarenin de İsveç dilinde olması, Türkçe’de bir anlamlarının olmaması, Türk alfabesinde yer almayan “Ä” harfini içermesi nedeniyle genel intiba açısından markalar arasında benzerlik bulunduğunun kabulünün gerekeceğini, öte yandan müvekkilinin İsveç'in en eski ve en tanınmış yatak üreticilerinden biri olduğu dikkate alındığında başvuruda yer alan Stockholm ibaresinin de müvekkilin çağrıştıracağını, müvekkilinin markasının «son» derece orjinal bir ibare olup 1582 yılından bu yana süregelen kullanımı nedeniyle özellikler yatak emtiası ile özdeşleştiğini, dolayısıyla dava konusu markanın yat …
… alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “Hälsa Stockholm” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “Hästens” ibareli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6527 E. 2024/2879 K.
Ortak:ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "HÄSTENS" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işare …
… le davacının itirazına mesnet gösterdiği “HÄSTENS” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların esas unsurlarının birbirinden farklı …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aynı zamanda «ticaret unvanının» çekirdek unsuru olan “HÄSTENS” ibaresinin marka olarak dünyanın pek çok ülkesinde tescilli olduğunu, Türkiye'de de 20 ve 24. sınıflara giren emtiada 2002/24428, 25, 20, 24 ve 35. sınıflara giren emtiada da 2015/68905 numara ile tescilli olduğunu, davalı şirketin 2017/18849 no.lu “Hälsa Norrbottens” ibareli markasının müvekkilinin tescilli/tanınmış markaları ile «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu, davalının markasında geçen “Norrbottens” ibaresinin İsveç’te bir şehir adı olduğu için markanın esas unsuru olamayacağını, üstelik bu unsurun müvekkilinin de İsveç kökenli olduğu gerçeği gözetildiğinde, taraf markalarının karıştırılma ihtimalini arttırdığını, markalarda geçen “Hälsa” ve “Hästens” ibarelerinin de ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, her iki ibarenin de İsveç dilinde olduğunu ve Türk alfabesinde bulunmayan “Ä” harfini içerdiğini, bunun da markaların genel intiba benzerliğini arttırdığını, davalının müvekkilinin bu tanınmış markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, davalının «kötü niyetinin» açık olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2019-M-2491 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde 2017/18849 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmi …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işa …
… ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak, «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşulunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · ayırt edicilik
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işa …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalı başvurusunun müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” ibareli markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, davalının müvekkiline ait “...” ve “cepte” markalarının tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3606 E. 2024/5925 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "HÄSTENS" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işare …
… ası düşünüldüğünde, markaların genel intiba açısından benzer olduğunun kabulü gerektiğini, bütünsel değerlendirme sonucunda markaların benzer olmadığı ve aralarında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, «kötüniyete» ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı başvuru sahibinin, müvekkilinin ticari sunum şekillerinin tüm unsurlarını tek tek kopyaladığını, marka başvurusunu …
… le davacının itirazına mesnet gösterdiği “HÄSTENS” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların esas unsurlarının birbirinden farklı …
Benzer bu kararda… HOME" ibareli marka başvurusu ile davacının "DYO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "şekil +Dio HOME" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "DYO" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, başvuru marka ibaresi üzerinde davacının anılan maddenin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı hakkı olduğunun ispatlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden anılan maddenin dört ve beşinci fıkralarındaki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin ispatlanmadığı, dava konusu marka başvurusu açısından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet» oluştuğu hususunun da ispatlanmadığı, dava konusu marka açısından «kötüniyetli» başvuru yapıldığı iddiasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… HOME" ibareli marka başvurusu ile davacının "DYO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraflara ait marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın oluşmadığı, zira bütünsel olarak markalar değerlendirildiğine, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar /hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "şekil +Dio HOME" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "DYO" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru markası ibaresi üzerinde davacının anılan maddenin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı hakkı olduğunun ispatlanmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden dört ve beşinci fıkradaki tanınmışlık şartlarının oluşmadığı, dava konusu marka açısından «kötüniyetli» başvuru yapıldığı iddiasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ndan reddedildiğini, taraf marka işaretlerinin ve markaların kapsamlarının aynı olduğunu, Y ve İ harflerinin okunuşuna ilişkin emsal kararlar bulunduğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu, «haksız rekabetin» söz konusu olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2019/M-4983 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ni, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu markanın müvekkili markasını sulandıracağını, davalı şirketin marka başvrusunun kötü niyetli olduğunu, ve «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, 6102 sayılı Kanun kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… ndan reddedildiğini, taraf marka işaretlerinin ve markaların kapsamlarının aynı olduğunu, Y ve İ harflerinin okunuşuna ilişkin emsal kararlar bulunduğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu, «haksız rekabetin» söz konusu olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2019/M-4983 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
… HOME" ibareli marka başvurusu ile davacının "DYO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "şekil +Dio HOME" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "DYO" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, başvuru marka ibaresi üzerinde davacının anılan maddenin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı hakkı olduğunun ispatlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden anılan maddenin dört ve beşinci fıkralarındaki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin ispatlanmadığı, dava konusu marka başvurusu açısından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında «haksız rekabet» oluştuğu hususunun da ispatlanmadığı, dava konusu marka açısından «kötüniyetli» başvuru yapıldığı iddiasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3609 E. 2024/5995 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "HÄSTENS" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işare …
… ası düşünüldüğünde, markaların genel intiba açısından benzer olduğunun kabulü gerektiğini, bütünsel değerlendirme sonucunda markaların benzer olmadığı ve aralarında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, «kötüniyete» ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı başvuru sahibinin, müvekkilinin ticari sunum şekillerinin tüm unsurlarını tek tek kopyaladığını, marka başvurusunu …
… le davacının itirazına mesnet gösterdiği “HÄSTENS” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların esas unsurlarının birbirinden farklı …
Benzer bu kararda… +Dio" ibareli marka başvurusu ile davacının "DYO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında iltibasın bulunmadığı, başvuru markası ibaresi üzerinde davacının 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı hakkı olduğunun kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları kapsamında tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, «kötüniyetli» başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… +Dio" ibareli marka başvurusu ile davacının "DYO" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraflara ait marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın da oluşmadığı, zira bütünsel olarak markalar değerlendirildiğine, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar /hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "şekil +Dio " ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "DYO" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru markası ibaresi üzerinde davacının 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı hakkı olduğu kanıtlanmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları kapsamında tanınmışlık şartlarının oluşmadığı, dava konusu marka açısından «kötüniyetli» başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… markalarıyla okunuşu da aynı olup, bu durumun benzerliği bir kez daha ortaya koyduğunu, buna rağmen, bilirkişi heyetince, usul ve yasaya aykırı şekilde benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı yönünde tespitlerde bulunulması ve yerel mahkemece bu doğrultuda karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece tanınmışlık koşulu oluşmadığından bahisle inceleme yapılmamışsa da, dava konusu “dio” ibareli marka tescil talebinin 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiğini, müvekkiline ait "DYO" ibareli markanın tanınmış marka sicilinde tescilli olduğunu, davalı şirket başvurusu «kötüniyetli» olup aynı zamanda «marka hakkına tecavüz» ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… markalarıyla okunuşu da aynı olup, bu durumun benzerliği bir kez daha ortaya koyduğunu, buna rağmen, bilirkişi heyetince, usul ve yasaya aykırı şekilde benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı yönünde tespitlerde bulunulması ve yerel mahkemece bu doğrultuda karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece tanınmışlık koşulu oluşmadığından bahisle inceleme yapılmamışsa da, dava konusu “dio” ibareli marka tescil talebinin 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiğini, müvekkiline ait "DYO" ibareli markanın tanınmış marka sicilinde tescilli olduğunu, davalı şirket başvurusu «kötüniyetli» olup aynı zamanda «marka hakkına tecavüz» ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… men hatalı hüküm kurulduğunu, halbuki müvekkilin DYO markasını yıllar içerisinde meşhur ve maruf hale getirdiğini, her ne kadar dava konusu markada şekil unsuru ile «iltibasın» varlığı gizlenmeye çalışılmışsa da, müvekkile ait tanınmış DYO ibareli markalardan uzaklaştırılamadığını, bir bütün olarak nazara alındığında tüketici nazarında markaların bağlantılandırılacağını, ayrıca müvekkili adına tescilli DYO markası tanınmış marka siciline kayıtlı olduğundan dava konusu markanın hiçbir sınıfta tescili mümkün olmayıp 6769 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin dördüncü fıkrası gereğince de iptali gerektiğini, zira tescilin müvekkili markasının sulandırılmasına sebebiyet vereceğini ve itibarını zedeleyeceğini, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ve başvurunun «marka hakkına tecavüz» ile «haksız rekabet» teşkil ettiğini belirterek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4374 E. , 2024/6178 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 21.05.2019
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/230 E., 2020/427 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek unsuru olan “HÄSTENS” ibaresinin marka olarak dünyanın pek çok ülkesinde tescilli olduğunu, Türkiye'de de 20 ve 24. sınıflara giren emtiada 2002/24428, 25, 20, 24 ve 35. sınıflara giren emtiada da 2015/68905 numara ile tescilli olduğunu, davalı şirketin 2017/18849 no.lu “Hälsa Norrbottens” ibareli markasının müvekkilinin tescilli/tanınmış markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalının markasında geçen “Norrbottens” ibaresinin İsveç’te bir şehir adı olduğu için markanın esas unsuru olamayacağını, üstelik bu unsurun müvekkilinin de İsveç kökenli olduğu gerçeği gözetildiğinde, taraf markalarının karıştırılma ihtimalini arttırdığını, markalarda geçen “Hälsa” ve “Hästens” ibarelerinin de ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, her iki ibarenin de İsveç dilinde olduğunu ve Türk alfabesinde bulunmayan “Ä” harfini içerdiğini, bunun da markaların genel intiba benzerliğini arttırdığını, davalının müvekkilinin bu tanınmış markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, davalının kötü niyetinin açık olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2019-M-2491 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde 2017/18849 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin “Hälsa Norrbottens” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markalarının sadece ilk iki harfinin aynı; diğer bütün unsurlarının ise farklı olduğunu, “Hälsa” ibaresinin İsveç dilinde “sağlık”, “Hästens” ibaresinin ise “at” anlamına geldiğini, markalar arasında kavramsal olarak bir ilişkinin olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının "Hälsa Norbottens" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "HÄSTENS" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "Hälsa Norbottens" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "HÄSTENS" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "HÄSTENS" ibareli tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının "Hälsa Norbottens" ibareli başvuru markalı malı satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden dört ve beşinci fıkralardaki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından dokuzuncu fıkra anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davaya konu marka kapsamındaki malların ayniyeti/benzerliği, karıştırılma ihtimalini artıran bir faktör olarak dikkate alınması gerektiğini, davaya konu marka ile müvekkilinin markaları karşılaştırıldığında, mal/hizmetlerin yanı sıra ibarelerin de benzer olduğunu, ilgili marka başvurusunda esaslı unsuru oluşturan “hälsa” ibaresi ile müvekkiline ait “hästens“ markalarının karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzer olduğunu, her iki ibarenin de İsveç dilinde olması, Türkçe'de bir anlamlarının olmaması düşünüldüğünde, markaların genel intiba açısından benzer olduğunun kabulü gerektiğini, bütünsel değerlendirme sonucunda markaların benzer olmadığı ve aralarında iltibas tehlikesi bulunmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, kötüniyete ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalı başvuru sahibinin, müvekkilinin ticari sunum şekillerinin tüm unsurlarını tek tek kopyaladığını, marka başvurusunun da tesadüfen seçilmiş olduğunun söylenemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davalının “Hälsa Norrbottens” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği “HÄSTENS” ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların esas unsurlarının birbirinden farklı olduğu, diğer yandan her iki markanın İsveç dilinde bulunmasının sırf bu nedenle ibareleri benzer hale getirmeyeceği, taraf marka işaretleri benzemediğinden mezkur maddenin dört ve beşinci fıkralarındaki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, dava konusu marka açısından dokuzuncu fıkra anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, davalının kullanım şeklinin iş bu davanın konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1..6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin bir, dört, beş ve dokuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075936400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz