6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti | Men'i | Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3755 E. 2024/6115 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iç yönerge ticaret unvanı marka hakkına tecavüz ticaret sicili esastan ret taşıyan ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması haksız rekabet yükleten (shipper) ibraz iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK · SMK — SMK 7SMK 29

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/532 E., 2020/187 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabet hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile iltibas yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının “tek yetkili satıcı” olduğu iddiasını belge ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin iştigali ile davacı şirketin iştigalinin birbirinden farklı ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin davacının ürünlerini satmadığını, müvekkili unvanı ile davacı unvanının ilk kelimelerinin aynı olmasının, iştigal konuları ve satmakta oldukları ürünler dikkate alındığında iltibas yaratabilecek bir duruma sebebiyet vermediğini, müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, davacının internet sitesi satışlarında karışıklığa neden olabilecek durumlardan bahisle iltibas yaratıldığı iddiasının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini taşıyan ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir ayırt edicilik sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ticaret unvanının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceği belirtilmi ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğinden bilirkişinin bu yöndeki görüşüne itibar edilmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, 2019/1692 E., 2020/3293 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde yer alan işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlandığı, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, diğer taraftan, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B. Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3 üncü maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, bu itibarla davalının ticaret unvanının davacı adına tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin markasının dosyaya sunulan delillerden görüleceği üzere aynı marka adı altında bu markanın sunduğu ürünün aynısını eş değerini üretmesi satması ve/veya herhangi bir ticari amaçla elinde bulundurması ATAK markası sahibi olan müvekkilinin marka hakkına tecavüz sayıldığını, müvekkili tarafından 11.12.2000 yılına ait 449319-396901 sayılı ticaret sicil numaralı olan belge mevcut olduğunu, Atak marka isim hakkının daha eski ve ilk olarak müvekkili şirket tarafından kullanıldığının belgelerle açıkça ispatlandığını, bilirkişi raporunda davacının ATAK esas unsurlu unvanı yangın söndürme cihazlarının imalatı ithalatı faaliyetleri bakımından tescilinde öncelikli hak sahibi olduğunun ifade edildiğini, müvekkiline ait yazılı belgelerden veya internet sayfasından alınan tüm metinlerin şekillerin figürlerin fotoğrafların tüm haklarının saklı olduğunu, izinsiz kullanılamayacağını, davalının haksız rekabet hükümlerine de aykırı davrandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı iddiasını marka hakkına dayandırmış ise de, davalının markasal kullanımını ispatlayamadığı gibi davalının ATAK ibaresini ticaret unvanında kullanması markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5544 E. 2024/1783 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1227 E. 2023/5230 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1227 E. 2023/5230 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3755 E.  ,  2024/6115 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/92 Esas, 2022/1951 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2018/532 E., 2020/187 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabet hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile iltibas yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının “tek yetkili satıcı” olduğu iddiasını belge ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin iştigali ile davacı şirketin iştigalinin birbirinden farklı ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin davacının ürünlerini satmadığını, müvekkili unvanı ile davacı unvanının ilk kelimelerinin aynı olmasının, iştigal konuları ve satmakta oldukları ürünler dikkate alındığında iltibas yaratabilecek bir duruma sebebiyet vermediğini, müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, davacının internet sitesi satışlarında karışıklığa neden olabilecek durumlardan bahisle iltibas yaratıldığı iddiasının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini taşıyan ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir ayırt edicilik sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ticaret unvanının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceği belirtilmi ise de;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğinden bilirkişinin bu yöndeki görüşüne itibar edilmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, 2019/1692 E., 2020/3293 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde yer alan işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlandığı, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, diğer taraftan, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B.

Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3 üncü maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, bu itibarla davalının ticaret unvanının davacı adına tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin markasının dosyaya sunulan delillerden görüleceği üzere aynı marka adı altında bu markanın sunduğu ürünün aynısını eş değerini üretmesi satması ve/veya herhangi bir ticari amaçla elinde bulundurması ATAK markası sahibi olan müvekkilinin marka hakkına tecavüz sayıldığını, müvekkili tarafından 11.12.2000 yılına ait 449319-396901 sayılı ticaret sicil numaralı olan belge mevcut olduğunu, Atak marka isim hakkının daha eski ve ilk olarak müvekkili şirket tarafından kullanıldığının belgelerle açıkça ispatlandığını, bilirkişi raporunda davacının ATAK esas unsurlu unvanı yangın söndürme cihazlarının imalatı ithalatı faaliyetleri bakımından tescilinde öncelikli hak sahibi olduğunun ifade edildiğini, müvekkiline ait yazılı belgelerden veya internet sayfasından alınan tüm metinlerin şekillerin figürlerin fotoğrafların tüm haklarının saklı olduğunu, izinsiz kullanılamayacağını, davalının haksız rekabet hükümlerine de aykırı davrandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı iddiasını marka hakkına dayandırmış ise de, davalının markasal kullanımını ispatlayamadığı gibi davalının ATAK ibaresini ticaret unvanında kullanması markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075913900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.