Marka hakkına tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti | Men'i | Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3755 E. 2024/6115 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iç yönerge↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/532 E., 2020/187 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabet hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile iltibas yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının “tek yetkili satıcı” olduğu iddiasını belge ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin iştigali ile davacı şirketin iştigalinin birbirinden farklı ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin davacının ürünlerini satmadığını, müvekkili unvanı ile davacı unvanının ilk kelimelerinin aynı olmasının, iştigal konuları ve satmakta oldukları ürünler dikkate alındığında iltibas yaratabilecek bir duruma sebebiyet vermediğini, müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, davacının internet sitesi satışlarında karışıklığa neden olabilecek durumlardan bahisle iltibas yaratıldığı iddiasının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini taşıyan ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir ayırt edicilik sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ticaret unvanının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceği belirtilmi ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğinden bilirkişinin bu yöndeki görüşüne itibar edilmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, 2019/1692 E., 2020/3293 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde yer alan işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlandığı, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, diğer taraftan, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B. Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3 üncü maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, bu itibarla davalının ticaret unvanının davacı adına tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin markasının dosyaya sunulan delillerden görüleceği üzere aynı marka adı altında bu markanın sunduğu ürünün aynısını eş değerini üretmesi satması ve/veya herhangi bir ticari amaçla elinde bulundurması ATAK markası sahibi olan müvekkilinin marka hakkına tecavüz sayıldığını, müvekkili tarafından 11.12.2000 yılına ait 449319-396901 sayılı ticaret sicil numaralı olan belge mevcut olduğunu, Atak marka isim hakkının daha eski ve ilk olarak müvekkili şirket tarafından kullanıldığının belgelerle açıkça ispatlandığını, bilirkişi raporunda davacının ATAK esas unsurlu unvanı yangın söndürme cihazlarının imalatı ithalatı faaliyetleri bakımından tescilinde öncelikli hak sahibi olduğunun ifade edildiğini, müvekkiline ait yazılı belgelerden veya internet sayfasından alınan tüm metinlerin şekillerin figürlerin fotoğrafların tüm haklarının saklı olduğunu, izinsiz kullanılamayacağını, davalının haksız rekabet hükümlerine de aykırı davrandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı iddiasını marka hakkına dayandırmış ise de, davalının markasal kullanımını ispatlayamadığı gibi davalının ATAK ibaresini ticaret unvanında kullanması markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5544 E. 2024/1783 K.
Ortak:ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ayırt edicilik · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… esinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının «ticaret unvanının» müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) «haksız rekabet» hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile «iltibas» yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini «taşıyan» ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge «ibraz» edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir «ayırt edicilik» sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli «ticaret unvanının» davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil edeceği belirtilmi ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer d …
… sedilmiş olup, Yönerge'nin 3 üncü maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre, «ticaret unvanı» ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden «ayırt ediciliği» sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, «marka hakkına tecavüz» oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakk …
Benzer bu karardaŞirketi'nin "ATAK" esas unsurlu «ticaret unvanını» davacı şirketten daha önce tecsil ettirerek kullanmaya başladığı, ancak davalının "ATAK" veya "ATAKTUR" markalarını da aynı tarihte kullanmaya başladığı ve bu markalara dava tarihine kadar «ayırt edicilik» vasfı kazandırdığını ispatlayamadığı, aksine davacı tarafın yetkililerinin şirketin tescilinden önce de "ATAK" ibaresini kullandıklarını ispatlar şekilde davalı vekilinin cevap dilekçesinde "ATAK" ibaresini kullanmak için davacı şirket yetkililerinden izin istediğini ve ses çıkarmadıklarını beyan ettiği, davacının www.atakturizm.com alan adını 27.01.2003 tarihinde, davalıdan daha önce kullanmaya başladığı, davacının markasını tescil ettirdiği 13.04.2010 tarihinden bu yana, markanın tescil kapsamında kalan hizmetler için kullanıldığı, bu durumun dahi "ATAK" markası üzerinde hak sahipliğinin davacıya ait olduğunun gösterdiği, davacının markasının esas unsuru olan "ATAK" ibaresinin davalı tarafça aynen ve "ATAKTUR" şeklinde aynı hizmetlerde kullanıldığı, davalının marka kullanımında yer alan işaretin ayırt edicilik sağlamadığı, davacı tarafça davalı kullanımlarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) 7/1-b maddesi uyarınca önlenmesinin talep edilebileceği, her iki tarafın aynı ticari faaliyette bulunmaları nedeniyle ve «ortalama tüketici» kitlesine hitap etmelerinden dolayı markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, "ATAK" ibaresinin 39. sınıftaki mal ve hizmetler için zayıf marka niteliğinde de olmadığı, davalının eylemlerinin «marka hakkına tecavüz» ve aynı zamanda da «haksız rekabet» niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile internet sitesine «erişimin engellenmesi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
… kkiline ait markayı izinsiz olarak tabelasında, araçlarında, internet alan adında, ticaret evraklarında ve reklamlarında kullandığını, davalının eylemlerinin açıkça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu belirterek, davalının davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu durumun sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve önlenmesine, bu cümleden olarak davalının davacıya ait “atak” markasını birlikte, tek başlarına ticari evrak ile internet alan adları da «dahil» olmak üzere internet üzerinde kullanmasının önlenmesine ve bunların toplatılarak, «hükmün kesinleşmesini» müteakip bu türden materyalin imha edilmesine, araçlar üzerinde bulunanların silinmesine, davalının www.ataktur.com.tr markasını kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına ve bunların iptaline ve bu işlemlerin uygulamasının yapılabilmesi için BTK’ya bildirilmesine, hükmün «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle Türkiye’de yayın yapan bir gazetede yayınlanmasına, maddi ve manevi tazminat hakları ile «şikayet» haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporu çelişkisi · bilirkişi raporları arasında çelişki · erişimin engellenmesi · hükmün kesinleşmesi · şikayet · kâr kaybı · limited şirket · ortalama tüketici
Benzer bu kararda… kkiline ait markayı izinsiz olarak tabelasında, araçlarında, internet alan adında, ticaret evraklarında ve reklamlarında kullandığını, davalının eylemlerinin açıkça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu belirterek, davalının davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu durumun sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve önlenmesine, bu cümleden olarak davalının davacıya ait “atak” markasını birlikte, tek başlarına ticari evrak ile internet alan adları da «dahil» olmak üzere internet üzerinde kullanmasının önlenmesine ve bunların toplatılarak, «hükmün kesinleşmesini» müteakip bu türden materyalin imha edilmesine, araçlar üzerinde bulunanların silinmesine, davalının www.ataktur.com.tr markasını kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına ve bunların iptaline ve bu işlemlerin uygulamasının yapılabilmesi için BTK’ya bildirilmesine, hükmün «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle Türkiye’de yayın yapan bir gazetede yayınlanmasına, maddi ve manevi tazminat hakları ile «şikayet» haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
… i unvanın ilk olarak 1989 yılında ... tarafından kullanıldığını, bu tarihte kendisi tarafından Atak İnşaat firmasının kurulduğunu, akabinde 14.04.1995 tarihinde ise «limited şirketi» unvanını aldığını, davalı şirketin 'Atak' esas unsurlu «ticaret unvanını» davacı firmadan önce tescil ettirdiğini, hal böyle olunca gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğunu, dosya kapsamında alınan «bilirkişi raporlarının çelişkili» olmasına rağmen, mahkemece çelişkinin giderilmesi için yeni rapor aldırılmadan «eksik inceleme» ile karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş davalının markasal kullanımının ne zaman başladığı ve dava tarihine kadar davacının sessiz kalarak hak «kaybına» uğrayıp uğramadığı, markasal kullanım içeren işaretlerin tam olarak belirlenmesi ile dava hakkının kullanılmasının 4721 sayılı Medeni Kanun 2 nci maddesine aykırı olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmadığı gibi «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile internet sitesine «erişimin engellenmesi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1227 E. 2023/5230 K.
Ortak:ticaret unvanı · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… esinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının «ticaret unvanının» müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) «haksız rekabet» hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile «iltibas» yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini «taşıyan» ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge «ibraz» edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir «ayırt edicilik» sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli «ticaret unvanının» davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil edeceği belirtilmi ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer d …
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… arihinde sicile kaydettirdiği, davalı tarafından üretilen silahların üzerine “Atak Silah Sanayi” ibaresinin konulduğu, davalı tarafın bu eyleminin davacı unvanı ile «iltibas» yaratması nedeniyle «haksız rekabet» teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca davacının maddi zararının 3.781,88 TL olduğu, meydana gelen maddi zarar miktarı ve tarafların ekonomik sosyal durumları gereğince 2.000,00 TL manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.781,88 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı tarafın haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olan eylem ve işlemlerinin haksız olduğunun tespitine, davalı tarafça yapılan ve devam edilmekte olan eylem ve işlemler neticesinde meydana gelen haksız rekabetin men'ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu amaçla yapılan yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ile haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “Atak Silah Sanayi” unvanını usulüne uygun olarak tescil ve «ilan» ettirdiğini, kullanımının «haksız rekabet» teşkil etmediğini, bu nedenle davacı tarafın tazminat talep edemeyeceğini, müvekkilinin davacı şirketten aldığı mallarda “Atak Silah” unvanının hiç bir yerde kullanılmadığını, müvekkilinin av tüfeği ürettiğini, davacı şirketin ise sadece kuru sıkı silah ve «havalı» tabanca üretimi yaptığını, bu nedenle tüketicilerin farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2016/113 E., 2018/274 K. sayılı kararıyla; davacının 08.03.2006 tarihinde «ticaret unvanını» “Atak Silah Sanayi ve Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esnaf · ticari itibar · haksız eylem · sicilden terkin · istinaf incelemesi · kazanılmış hak · havale · ıslah
Benzer bu kararda… uğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, buna rağmen kötü niyetli bir şekilde “Atak Silah” ismiyle faaliyette bulunmaya başladığını, resmi kurumlara ve bağlı bulunduğu «esnaf» odasına “Atak Silah” unvanı ile ticaret yapabilmek için başvurularda bulunduğunu, “Atak Silah” ibaresinin müvekkili şirket adına Türk Patent Enstitüsünden marka tescilinin de yaptırıldığını, davalı tarafından “Atak Silah” unvanı ile üretilip piyasaya sürülen malların müvekkili şirketin ürettiği kalitede olmayacağını, bu durumun müvekkili şirketin itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek davalının «haksız eyleminin» tespitine, men’ine, rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, «ticari itibarının» gördüğü zarar nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ., 2019/651 K. sayılı kararıyla; davalının sadece “Atak Silah Sanayi” unvanını Esnaf ve Sanatkarlar Siciline tescil ettirdiği, davacının davalıya ait işletme adının «terkini» talebi bulunmadığı, bu sebeple işletme adı «esnaf» sicilinden terkin edilmediği sürece davalının Esnaf ve Sanatkarlar Siciline tescil ettirdiği unvanını tescil ettirdiği şekilde kullanmasının yasal bir kullanım olduğu ve «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının “Atak Silah Sanayi” ibaresini tescil ettirdiğinden farklı bir şekilde veya markasal olarak kullandığının ispat edilemediği, davalı tarafından üretilen üç adet numune tüfeğin namlularının sol yan yüzeyinde sadece “Atak Silah Sanayi” ibaresi bulunduğu ve bu ibarenin davalının tescilli unvanının birebir aynısı olduğu, davalı tarafından üretilen ürünlerde, «sicilden terkin» edilmediği sürece, kendi tescilli unvanına güvenerek, herhangi bir ibareyi öne çıkarmadan ve unvan kullanımı sınırlarını aşmadan, tescilli unvanını aynen tescil ed …
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 16.03.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 3.781,88 TL’ye yükseltmiştir.
-
Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1227 E. 2023/5230 K.
Ortak:ticaret unvanı · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… esinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının «ticaret unvanının» müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) «haksız rekabet» hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile «iltibas» yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini «taşıyan» ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge «ibraz» edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir «ayırt edicilik» sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli «ticaret unvanının» davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil edeceği belirtilmi ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer d …
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… arihinde sicile kaydettirdiği, davalı tarafından üretilen silahların üzerine “Atak Silah Sanayi” ibaresinin konulduğu, davalı tarafın bu eyleminin davacı unvanı ile «iltibas» yaratması nedeniyle «haksız rekabet» teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesi uyarınca davacının maddi zararının 3.781,88 TL olduğu, meydana gelen maddi zarar miktarı ve tarafların ekonomik sosyal durumları gereğince 2.000,00 TL manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.781,88 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı tarafın haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olan eylem ve işlemlerinin haksız olduğunun tespitine, davalı tarafça yapılan ve devam edilmekte olan eylem ve işlemler neticesinde meydana gelen haksız rekabetin men'ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu amaçla yapılan yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ile haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “Atak Silah Sanayi” unvanını usulüne uygun olarak tescil ve «ilan» ettirdiğini, kullanımının «haksız rekabet» teşkil etmediğini, bu nedenle davacı tarafın tazminat talep edemeyeceğini, müvekkilinin davacı şirketten aldığı mallarda “Atak Silah” unvanının hiç bir yerde kullanılmadığını, müvekkilinin av tüfeği ürettiğini, davacı şirketin ise sadece kuru sıkı silah ve «havalı» tabanca üretimi yaptığını, bu nedenle tüketicilerin farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2016/113 E., 2018/274 K. sayılı kararıyla; davacının 08.03.2006 tarihinde «ticaret unvanını» “Atak Silah Sanayi ve Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esnaf · ticari itibar · haksız eylem · sicilden terkin · istinaf incelemesi · kazanılmış hak · havale · ıslah
Benzer bu kararda… uğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, buna rağmen kötü niyetli bir şekilde “Atak Silah” ismiyle faaliyette bulunmaya başladığını, resmi kurumlara ve bağlı bulunduğu «esnaf» odasına “Atak Silah” unvanı ile ticaret yapabilmek için başvurularda bulunduğunu, “Atak Silah” ibaresinin müvekkili şirket adına Türk Patent Enstitüsünden marka tescilinin de yaptırıldığını, davalı tarafından “Atak Silah” unvanı ile üretilip piyasaya sürülen malların müvekkili şirketin ürettiği kalitede olmayacağını, bu durumun müvekkili şirketin itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek davalının «haksız eyleminin» tespitine, men’ine, rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, «ticari itibarının» gördüğü zarar nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ., 2019/651 K. sayılı kararıyla; davalının sadece “Atak Silah Sanayi” unvanını Esnaf ve Sanatkarlar Siciline tescil ettirdiği, davacının davalıya ait işletme adının «terkini» talebi bulunmadığı, bu sebeple işletme adı «esnaf» sicilinden terkin edilmediği sürece davalının Esnaf ve Sanatkarlar Siciline tescil ettirdiği unvanını tescil ettirdiği şekilde kullanmasının yasal bir kullanım olduğu ve «haksız rekabet» teşkil etmeyeceği, davalının “Atak Silah Sanayi” ibaresini tescil ettirdiğinden farklı bir şekilde veya markasal olarak kullandığının ispat edilemediği, davalı tarafından üretilen üç adet numune tüfeğin namlularının sol yan yüzeyinde sadece “Atak Silah Sanayi” ibaresi bulunduğu ve bu ibarenin davalının tescilli unvanının birebir aynısı olduğu, davalı tarafından üretilen ürünlerde, «sicilden terkin» edilmediği sürece, kendi tescilli unvanına güvenerek, herhangi bir ibareyi öne çıkarmadan ve unvan kullanımı sınırlarını aşmadan, tescilli unvanını aynen tescil ed …
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 16.03.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 3.781,88 TL’ye yükseltmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3755 E. , 2024/6115 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/92 Esas, 2022/1951 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/532 E., 2020/187 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Atak" markası altında Türkiye’de yangın söndürme cihazları ve tüm ekipmanlarının pazarlanması konusunda tek yetkili şirket olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı şirketin başka marka isimleri kullanabilecekken “Atak” markasını kullanmasının ticaret ahlakı açısından hoş karşılanabilecek bir durum olmadığını, davalı şirketin müvekkilinin marka hakkını kullanmasından ötürü siparişlerin davalıya verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının ticaret unvanının, müvekkili şirketin markasından ve ticaret unvanından çok sonra tescil edildiğini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı şirketin hukuka aykırı işlem ve eylemler sonucu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabet hükümlerine de muhalefet ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait “Atak” markasının haksız kullanılmasının ve pazarlanmasının önlenmesini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğinin tespitini ve önlenmesini, müvekkili markası ile iltibas yaratan kullanımların durdurulmasını, internet sitesinin kapatılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının “tek yetkili satıcı” olduğu iddiasını belge ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin iştigali ile davacı şirketin iştigalinin birbirinden farklı ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin davacının ürünlerini satmadığını, müvekkili unvanı ile davacı unvanının ilk kelimelerinin aynı olmasının, iştigal konuları ve satmakta oldukları ürünler dikkate alındığında iltibas yaratabilecek bir duruma sebebiyet vermediğini, müvekkili markasının tanınmış bir marka olduğunu, davacının internet sitesi satışlarında karışıklığa neden olabilecek durumlardan bahisle iltibas yaratıldığı iddiasının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında davalının "ATAK" ibaresini taşıyan ticari unvanı dışında, davalının “Atak” ibaresini markasal olarak kullandığına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediği, bilirkişi raporunda davacının “Ataks” ibaresi üzerinde önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli ticaret unvanında "Atak" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığı, davacı markasında yer alan “s” harfinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, davalı ticaret unvanın asli unsurunun davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, ticaret unvanında başkaca bir ayırt edicilik sağlayacak unsurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı adına tescilli ticaret unvanının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edeceği belirtilmi ise de;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesi uyarınca hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğinden bilirkişinin bu yöndeki görüşüne itibar edilmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, 2019/1692 E., 2020/3293 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde yer alan işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlandığı, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, diğer taraftan, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B.
Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3 üncü maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekeceği, buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, bu itibarla davalının ticaret unvanının davacı adına tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin markasının dosyaya sunulan delillerden görüleceği üzere aynı marka adı altında bu markanın sunduğu ürünün aynısını eş değerini üretmesi satması ve/veya herhangi bir ticari amaçla elinde bulundurması ATAK markası sahibi olan müvekkilinin marka hakkına tecavüz sayıldığını, müvekkili tarafından 11.12.2000 yılına ait 449319-396901 sayılı ticaret sicil numaralı olan belge mevcut olduğunu, Atak marka isim hakkının daha eski ve ilk olarak müvekkili şirket tarafından kullanıldığının belgelerle açıkça ispatlandığını, bilirkişi raporunda davacının ATAK esas unsurlu unvanı yangın söndürme cihazlarının imalatı ithalatı faaliyetleri bakımından tescilinde öncelikli hak sahibi olduğunun ifade edildiğini, müvekkiline ait yazılı belgelerden veya internet sayfasından alınan tüm metinlerin şekillerin figürlerin fotoğrafların tüm haklarının saklı olduğunu, izinsiz kullanılamayacağını, davalının haksız rekabet hükümlerine de aykırı davrandığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı iddiasını marka hakkına dayandırmış ise de, davalının markasal kullanımını ispatlayamadığı gibi davalının ATAK ibaresini ticaret unvanında kullanması markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü ile yapılan yollama gereği 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1075913900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz