YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3721 E. 2024/6047 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari itibar↗ tanıma↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ taahhütname↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/371 E., 2020/104 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın marka tescil başvurusunda bulunduğu, “cepte prestij mini paket” ibareli marka ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış “cep” ibaresini taşıyan markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların aynı sınıfları kapsadığını, "cep" ibaresinin müvekkili şirket tarafından kullanımdan dolayı ayırt edici ve tanınmış hale getirildiğini, davalı şirketin, müvekkili şirket adına tescilli “cep” ve "cepte" ibarelerini taşıyan markalarının itibarından dolayı haksız avantaj elde edeceğini ve müvekkiline ait “cep” ve "cepte" ibareli markalarının ayırt edici karakterine zarar vereceğini belirterek, YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında net olarak ayırt edilebilirlik söz konusu olduğunu, benzerlik bulunmadığını, markalar arasında tek ortak unsurun "cep" ibaresi olduğunu, söz konusu ibarenin ilgili markalar bağlamında sözlük tanımlarında (TDK) 2. tanım olan "cep telefonu" anlamında kullanıldığını, "cep" kelimesinin tüketici nezdinde davacının adı ve markalarını çağrıştırmadığını, bu ibarenin telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin olup davacının tekeline bırakılamayacak bir işaret olduğunu, "cepte" kelimesinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; incelemenin sadece "cep" ibaresi üzerinden yapılmasının isabetli olmayacağını, dava konusu markada yaratılan algının davacı markalarından farklı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, aralarında benzerlik olmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, markalarda yer alan “cep” kelimesinin günlük dile yerleşmiş, anlamı herkesçe bilinen ve anılan ayırt ediciliği düşük bir kelime olup, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir kelime olmadığını, müvekkilinin kararının yerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının itiraza mesnet gösterdiği "CEP, Cepte, Cep Merkezi, Cep Lira, Cepte taahhüt, CEP TİCARET, CEPAVANTAJ, CEPAİLE..." markalarının tescil koruması altında bulunan mal ve hizmetlerin, davaya konu markanın başvuru kapsamında bulunan 9, 35, 38, 41 ve 42. sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığı, karşılaştırılan emtianın aynı veya benzer oldukları, dolayısıyla emtia benzerliği şartının somut olayda oluştuğu, ancak davacı yana ait markaların “cep” ve “cepte” ibareleri ve bu ibare etrafına eklenen başkaca sözcükler ile türetilen markalar olduğu, dava konusu markanın ise “cepte”, “prestij”, “mini” ve “paket” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, “cep” ibaresinin günümüzde cep telefonu olarak tanımlanan mobil telefonlar için halk arasında yaygın olarak kullanıldığı, “cep” ibaresinin halk arasındaki bilinen karşılığı nedeniyle ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak “cepte prestij mini paket” şeklinde ele alınması gerektiği, “cepte prestij mini paket” ibareli markanın her ne kadar ayırt edici gücü düşük kelimelerin birleşimiyle oluşturulan bir marka ibaresi olduğu açık olsa da bir bütün olarak ayırt ediciliğe haiz olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, her ne kadar davacı tarafça “cep” ve “cepte” ibaresinden türetilerek oluşturulmuş seri marka niteliğinde olan markaların tanınmış markalar olduğu iddia edilmiş olsa da, “cep” ibaresinden türetilerek oluşturulan markaların ilgili sektör açısından tanınmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda yazan “Cep” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, markaların birbirine iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin, telekomünikasyon alanında müvekkili şirketin en büyük rakibi olup, davalı şirketin, müvekkili şirketin “cep” seri markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin “cep” markalarının ayırt ediciliği zayıflatmak, sulandırmak ve ticari itibarından faydalanmaya çalıştığını, davalı markası, markanın sulandırılması hallerinden haksız yararlanma ve asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK Kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2683 E. 2023/6979 K.
Ortak:kötü niyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… ep" ibaresi üzerinden yapılmasının isabetli olmayacağını, dava konusu markada yaratılan algının davacı markalarından farklı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin bulunmadığını, aralarında benzerlik olmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, markalarda yer alan “cep” kelimesinin günlük dile yerleşmiş, anlamı herkesçe bilinen ve anılan «ayırt ediciliği» düşük bir kelime olup, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir kelime olmadığını, müvekkilinin kararının yerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişti …
… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının itiraza mesnet gösterdiği "CEP, Cepte, Cep Merkezi, Cep Lira, Cepte «taahhüt», CEP TİCARET, CEPAVANTAJ, CEPAİLE..." markalarının tescil koruması altında bulunan mal ve hizmetlerin, davaya konu markanın başvuru kapsamında bulunan 9, 35, 38, 41 ve 42. sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığı, karşılaştırılan emtianın aynı veya benzer oldukları, dolayısıyla emtia benzerliği şartının somut olayda oluştuğu, ancak davacı yana ait markaların “cep” ve “cepte” ibareleri ve bu ibare etrafına eklenen başkaca sözcükler ile türetilen markalar olduğu, dava konusu markanın ise “cepte”, “prestij”, “mini” ve “paket” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, “cep” ibaresinin günümüzde cep telefonu olarak tanımlanan mobil telefonlar için halk arasında yaygın olarak kullanıldığı, “cep” ibaresinin halk arasındaki bilinen karşılığı nedeniyle «ayırt ediciliğinin» oldukça zayıf olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak “cepte prestij mini paket” şeklinde ele alınması gerektiği, “cepte prestij mini paket” ibareli markanın her ne kadar ayırt edici gücü düşük kelimelerin birleşimiyle oluşturulan bir marka ibaresi olduğu açık olsa da bir bütün olarak ayırt ediciliğe haiz olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, her ne kadar davacı tarafça “cep” ve “cepte” ibaresinden türetilerek oluşturulmuş seri marka niteliğinde olan markaların tanınmış markalar olduğu iddia edilmiş olsa da, “cep” ibaresinden türetilerek oluşturulan markaların ilgili sektör açısından tanınmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, «kötü niyet» iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda yazan “Cep” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, markaların birbirine «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin, telekomünikasyon alanında müvekkili şirketin en büyük rakibi olup, davalı şirketin, müvekkili şirketin “cep” seri markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin “cep” markalarının ayırt ediciliği zayıflatmak, sulandırmak ve «ticari itibarından» faydalanmaya çalıştığını, davalı markası, markanın sulandırılması hallerinden haksız yararlanma ve asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kar …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı muterizin “cep” ibaresini «taşıyan» birçok marka tescili varsa da TPMK’nın güncel kayıtları üzerinden yapılan araştırmada, “cep” ibaresini taşıyan, muhtelif başvuru sahiplerine ait 4.000’e yakın markanın bulunduğu, sıkça kullanılan bir sözcük olan “cep” ibareli davacı markalarında olduğu gibi «ayırt ediciliği» zayıf olan ibareleri tercih eden bir kimsenin bu ibarelere bir takım farklı ilaveler yapılarak marka olarak kullanılmasına katlanmak mecburiyetinde olduğu, bu nedenle davacı muterizin seri marka itirazının somut uyuşmazlıkta değerlendirmelere esas alınmadığı, davalı marka sahibinin başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceğinin ispatlanamadığı, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı, davalı başvuru sahibine ait markanın esas unsurunun “cepte prestij midi paket” ibaresi olduğu, ayırt edici niteliği oldukça zayıf “cepte” ibaresinin yanına getirilen ibareler bütün olarak değerlendirildiğinde “cepte prestij midi şekil” ibaresinin, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bir bütün olarak değerlendirildiğinde «ortalama tüketici» nezdinde «iltibas» tehlikesi arz etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… avacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlikten söz edilemeyeceği, taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu , başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının da somut olayda bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “cep” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olmadığını, işaretlerin «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzerlik taşıdığını, davalı şirketin müvekkilinin markalarını sulandırmayı amaçladığını, müvekkili markalarının ayırt ediciliklerinin zarar göreceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu kararda… avacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlikten söz edilemeyeceği, taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu , başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının da somut olayda bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı muterizin “cep” ibaresini «taşıyan» birçok marka tescili varsa da TPMK’nın güncel kayıtları üzerinden yapılan araştırmada, “cep” ibaresini taşıyan, muhtelif başvuru sahiplerine ait 4.000’e yakın markanın bulunduğu, sıkça kullanılan bir sözcük olan “cep” ibareli davacı markalarında olduğu gibi «ayırt ediciliği» zayıf olan ibareleri tercih eden bir kimsenin bu ibarelere bir takım farklı ilaveler yapılarak marka olarak kullanılmasına katlanmak mecburiyetinde olduğu, bu nedenle davacı muterizin seri marka itirazının somut uyuşmazlıkta değerlendirmelere esas alınmadığı, davalı marka sahibinin başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceğinin ispatlanamadığı, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmadığı, davalı başvuru sahibine ait markanın esas unsurunun “cepte prestij midi paket” ibaresi olduğu, ayırt edici niteliği oldukça zayıf “cepte” ibaresinin yanına getirilen ibareler bütün olarak değerlendirildiğinde “cepte prestij midi şekil” ibaresinin, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bir bütün olarak değerlendirildiğinde «ortalama tüketici» nezdinde «iltibas» tehlikesi arz etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1223 E. 2023/4688 K.
Ortak:kötü niyet · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… ep" ibaresi üzerinden yapılmasının isabetli olmayacağını, dava konusu markada yaratılan algının davacı markalarından farklı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin bulunmadığını, aralarında benzerlik olmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, markalarda yer alan “cep” kelimesinin günlük dile yerleşmiş, anlamı herkesçe bilinen ve anılan «ayırt ediciliği» düşük bir kelime olup, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir kelime olmadığını, müvekkilinin kararının yerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişti …
… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının itiraza mesnet gösterdiği "CEP, Cepte, Cep Merkezi, Cep Lira, Cepte «taahhüt», CEP TİCARET, CEPAVANTAJ, CEPAİLE..." markalarının tescil koruması altında bulunan mal ve hizmetlerin, davaya konu markanın başvuru kapsamında bulunan 9, 35, 38, 41 ve 42. sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığı, karşılaştırılan emtianın aynı veya benzer oldukları, dolayısıyla emtia benzerliği şartının somut olayda oluştuğu, ancak davacı yana ait markaların “cep” ve “cepte” ibareleri ve bu ibare etrafına eklenen başkaca sözcükler ile türetilen markalar olduğu, dava konusu markanın ise “cepte”, “prestij”, “mini” ve “paket” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, “cep” ibaresinin günümüzde cep telefonu olarak tanımlanan mobil telefonlar için halk arasında yaygın olarak kullanıldığı, “cep” ibaresinin halk arasındaki bilinen karşılığı nedeniyle «ayırt ediciliğinin» oldukça zayıf olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak “cepte prestij mini paket” şeklinde ele alınması gerektiği, “cepte prestij mini paket” ibareli markanın her ne kadar ayırt edici gücü düşük kelimelerin birleşimiyle oluşturulan bir marka ibaresi olduğu açık olsa da bir bütün olarak ayırt ediciliğe haiz olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, her ne kadar davacı tarafça “cep” ve “cepte” ibaresinden türetilerek oluşturulmuş seri marka niteliğinde olan markaların tanınmış markalar olduğu iddia edilmiş olsa da, “cep” ibaresinden türetilerek oluşturulan markaların ilgili sektör açısından tanınmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, «kötü niyet» iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda yazan “Cep” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, markaların birbirine «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin, telekomünikasyon alanında müvekkili şirketin en büyük rakibi olup, davalı şirketin, müvekkili şirketin “cep” seri markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin “cep” markalarının ayırt ediciliği zayıflatmak, sulandırmak ve «ticari itibarından» faydalanmaya çalıştığını, davalı markası, markanın sulandırılması hallerinden haksız yararlanma ve asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kar …
Benzer bu kararda… da, "cep" ibaresinin zayıf marka olması sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, 6769 sayılı kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ep" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "cep" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından tanınmışlığın sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle d …
CEVAP 1-Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu başvuru markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu kararda… ep" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "cep" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından tanınmışlığın sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle d …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3880 E. 2024/266 K.
Ortak:ticari itibar · kötü niyet · taşıyan · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda yazan “Cep” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, markaların birbirine «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin, telekomünikasyon alanında müvekkili şirketin en büyük rakibi olup, davalı şirketin, müvekkili şirketin “cep” seri markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin “cep” markalarının ayırt ediciliği zayıflatmak, sulandırmak ve «ticari itibarından» faydalanmaya çalıştığını, davalı markası, markanın sulandırılması hallerinden haksız yararlanma ve asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kar …
… ep" ibaresi üzerinden yapılmasının isabetli olmayacağını, dava konusu markada yaratılan algının davacı markalarından farklı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin bulunmadığını, aralarında benzerlik olmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, markalarda yer alan “cep” kelimesinin günlük dile yerleşmiş, anlamı herkesçe bilinen ve anılan «ayırt ediciliği» düşük bir kelime olup, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir kelime olmadığını, müvekkilinin kararının yerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişti …
… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının itiraza mesnet gösterdiği "CEP, Cepte, Cep Merkezi, Cep Lira, Cepte «taahhüt», CEP TİCARET, CEPAVANTAJ, CEPAİLE..." markalarının tescil koruması altında bulunan mal ve hizmetlerin, davaya konu markanın başvuru kapsamında bulunan 9, 35, 38, 41 ve 42. sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığı, karşılaştırılan emtianın aynı veya benzer oldukları, dolayısıyla emtia benzerliği şartının somut olayda oluştuğu, ancak davacı yana ait markaların “cep” ve “cepte” ibareleri ve bu ibare etrafına eklenen başkaca sözcükler ile türetilen markalar olduğu, dava konusu markanın ise “cepte”, “prestij”, “mini” ve “paket” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, “cep” ibaresinin günümüzde cep telefonu olarak tanımlanan mobil telefonlar için halk arasında yaygın olarak kullanıldığı, “cep” ibaresinin halk arasındaki bilinen karşılığı nedeniyle «ayırt ediciliğinin» oldukça zayıf olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak “cepte prestij mini paket” şeklinde ele alınması gerektiği, “cepte prestij mini paket” ibareli markanın her ne kadar ayırt edici gücü düşük kelimelerin birleşimiyle oluşturulan bir marka ibaresi olduğu açık olsa da bir bütün olarak ayırt ediciliğe haiz olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, her ne kadar davacı tarafça “cep” ve “cepte” ibaresinden türetilerek oluşturulmuş seri marka niteliğinde olan markaların tanınmış markalar olduğu iddia edilmiş olsa da, “cep” ibaresinden türetilerek oluşturulan markaların ilgili sektör açısından tanınmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, «kötü niyet» iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… i Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamında «iltibasa» neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkiline ait “cep” ibareli markaların seri marka niteliği «taşıyan» ve kullanım sonucu «ayırt edicilik» kazanmış markalar olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin marklarının ayırt ediciliğini zayıflatmak, sulandırmak ve «ticari itibarından» faydalanmak amacıyla yapıldığını, mahkemece bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin usul ve yargı kararların aykırılı teşkile ettiğini, somut olay bakımından …
… unmadığı, "DESTEK CEPTE" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı, iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden ilk derece mahkemesince bilirkişi ra …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ''DESTEK CEPTE'' ibaresi ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış tescilli "CEP", "CEPTE" ibaresini «taşıyan» tüm seri markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, «iltibas» ihtimalinin bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalı başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu mal · uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu kararda… r alan ürün ve hizmetlerle aynı türden olduğu, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «uyuşmazlık konusu mal» ve hizmetler yönünden «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu, dava konu başvurunun sadece "CEP" ibaresinden oluşmadığı, davacının ''CEP'' ibaresini içeren markalarının iletişim ürünleriyle ilgili sektörde belli bir bilinirliğinin bulunduğu, ancak bunun varılan sonucu değiştirmeyeceği, zira davalı işaretinin de belli bir bilinirliğinin olduğu, başvuru konusu işaretin davacı markalarından görsel, sescil ve anlamsal olarak farklı olması, farklılığın kapsamındaki 9, 35, 36 ve 38. sınıf ürün ve hizmetler alıcı ve yararlanıcıları tarafından derhâl algılanabilecek durumda olması nedeniyle davalının başvurusunun tescilinin, davacıya ait belli bir bilinirlik elde etmiş markanın itibarınden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesinin olanaksız olduğu, davacı markalarıyla davalıya ait başvuru konusu işaretlerin «iltibas» yarattığı ve başvuru konusu işaretlerin davacı markalarının bilinirliğinden haksız yarar elde ettiği yahut onun itibar ve ayırt edici karakterine zarar verdiği hus …
… unmadığı, "DESTEK CEPTE" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı, iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden ilk derece mahkemesince bilirkişi ra …
1 benzer karar daha
-
TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1637 E. 2023/5279 K.
Ortak:taşıyan · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… ep" ibaresi üzerinden yapılmasının isabetli olmayacağını, dava konusu markada yaratılan algının davacı markalarından farklı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik ve «iltibas» ihtimalinin bulunmadığını, aralarında benzerlik olmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, markalarda yer alan “cep” kelimesinin günlük dile yerleşmiş, anlamı herkesçe bilinen ve anılan «ayırt ediciliği» düşük bir kelime olup, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir kelime olmadığını, müvekkilinin kararının yerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemişti …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda yazan “Cep” ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, markaların birbirine «iltibas» yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin, telekomünikasyon alanında müvekkili şirketin en büyük rakibi olup, davalı şirketin, müvekkili şirketin “cep” seri markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin “cep” markalarının ayırt ediciliği zayıflatmak, sulandırmak ve «ticari itibarından» faydalanmaya çalıştığını, davalı markası, markanın sulandırılması hallerinden haksız yararlanma ve asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kar …
… esinde; davalı tarafın marka tescil başvurusunda bulunduğu, “cepte prestij mini paket” ibareli marka ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış “cep” ibaresini «taşıyan» markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların aynı sınıfları kapsadığını, "cep" ibaresinin müvekkili şirket tarafından kullanımdan dolayı ayırt e …
Benzer bu kararda… ’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin 1 nci bendi gereğince benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun "CEPTE" ibaresi olup "KORUMA " ibaresinin «iltibası» önlemediğini, müvekkilinin “cep” ibareli markalarının «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu, müvekkilinin markalarının seri marka olmasının yanı sıra kullanım ile de ayırt edici hale geldiğini, müvekkiline ait “cep” ibareli markaların seri marka niteliği «taşıyan» ve kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış markalar olduğunu, somut olay bakımından anılan kanun maddesinin beşinci bendinde yer alan koşulların da sağlandığını il …
… UMA" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin 1 inci maddesi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından aynı Kanun maddesinin 5 inci bendi koşullarının da …
… markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin yukarıda belirtilen markaları arasında «iltibas» olduğunu, davalının yurt içinde faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında bunun yaratıcı bir marka olmadığını, iltibas yaratma niyeti ile hareket edildiğini, dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu kararda… UMA" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin 1 inci maddesi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından aynı Kanun maddesinin 5 inci bendi koşullarının da …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3721 E. , 2024/6047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/361 Esas, 2023/286 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/371 E., 2020/104 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın marka tescil başvurusunda bulunduğu, “cepte prestij mini paket” ibareli marka ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış “cep” ibaresini taşıyan markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların aynı sınıfları kapsadığını, "cep" ibaresinin müvekkili şirket tarafından kullanımdan dolayı ayırt edici ve tanınmış hale getirildiğini, davalı şirketin, müvekkili şirket adına tescilli “cep” ve "cepte" ibarelerini taşıyan markalarının itibarından dolayı haksız avantaj elde edeceğini ve müvekkiline ait “cep” ve "cepte" ibareli markalarının ayırt edici karakterine zarar vereceğini belirterek, YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında net olarak ayırt edilebilirlik söz konusu olduğunu, benzerlik bulunmadığını, markalar arasında tek ortak unsurun "cep" ibaresi olduğunu, söz konusu ibarenin ilgili markalar bağlamında sözlük tanımlarında (TDK) 2. tanım olan "cep telefonu" anlamında kullanıldığını, "cep" kelimesinin tüketici nezdinde davacının adı ve markalarını çağrıştırmadığını, bu ibarenin telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin olup davacının tekeline bırakılamayacak bir işaret olduğunu, "cepte" kelimesinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; incelemenin sadece "cep" ibaresi üzerinden yapılmasının isabetli olmayacağını, dava konusu markada yaratılan algının davacı markalarından farklı olduğunu ve bütünsel açıdan benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, aralarında benzerlik olmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceğini, markalarda yer alan “cep” kelimesinin günlük dile yerleşmiş, anlamı herkesçe bilinen ve anılan ayırt ediciliği düşük bir kelime olup, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir kelime olmadığını, müvekkilinin kararının yerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının itiraza mesnet gösterdiği "CEP, Cepte, Cep Merkezi, Cep Lira, Cepte taahhüt, CEP TİCARET, CEPAVANTAJ, CEPAİLE..." markalarının tescil koruması altında bulunan mal ve hizmetlerin, davaya konu markanın başvuru kapsamında bulunan 9, 35, 38, 41 ve 42. sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığı, karşılaştırılan emtianın aynı veya benzer oldukları, dolayısıyla emtia benzerliği şartının somut olayda oluştuğu, ancak davacı yana ait markaların “cep” ve “cepte” ibareleri ve bu ibare etrafına eklenen başkaca sözcükler ile türetilen markalar olduğu, dava konusu markanın ise “cepte”, “prestij”, “mini” ve “paket” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, “cep” ibaresinin günümüzde cep telefonu olarak tanımlanan mobil telefonlar için halk arasında yaygın olarak kullanıldığı, “cep” ibaresinin halk arasındaki bilinen karşılığı nedeniyle ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak “cepte prestij mini paket” şeklinde ele alınması gerektiği, “cepte prestij mini paket” ibareli markanın her ne kadar ayırt edici gücü düşük kelimelerin birleşimiyle oluşturulan bir marka ibaresi olduğu açık olsa da bir bütün olarak ayırt ediciliğe haiz olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, her ne kadar davacı tarafça “cep” ve “cepte” ibaresinden türetilerek oluşturulmuş seri marka niteliğinde olan markaların tanınmış markalar olduğu iddia edilmiş olsa da, “cep” ibaresinden türetilerek oluşturulan markaların ilgili sektör açısından tanınmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda yazan “Cep” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, markaların birbirine iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı şirketin, telekomünikasyon alanında müvekkili şirketin en büyük rakibi olup, davalı şirketin, müvekkili şirketin “cep” seri markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, söz konusu marka başvurusunun müvekkilinin “cep” markalarının ayırt ediciliği zayıflatmak, sulandırmak ve ticari itibarından faydalanmaya çalıştığını, davalı markası, markanın sulandırılması hallerinden haksız yararlanma ve asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK Kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1071428200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz