Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3513 E. 2024/5674 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüst resim ilkesi↗ ttk 493↗ ayıba karşı tekeffül↗ pay devir sözleşmesi↗ basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü↗ kapitalizasyon↗ muhalefet şerhi↗ ayıp↗ teminat senedi↗ pay devri↗ malvarlığına ilişkin dava↗ sözleşmeden doğan dava↗ müteselsil sorumluluk↗ basiretli tacir↗ hisse devri↗ cy/cy şerhi↗ muacceliyet↗ hisse devir sözleşmesi↗ reeskont faizi↗ rücu↗ ispat yükü↗ ifa↗ alacak davası↗ temlik↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/288 E., 2019/897 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların ... Enerji şirketinde sahibi olduğu hisseleri farklı oranlarda müvekkillerine 07.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devir ve temlik ettiklerini, ancak Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/608 esasına kayden görülen davada taraf olan ... Enerji şirketi aleyhine verilen karardan dolayı 400.000,00 USD ödeme yapılmak durumunda kalındığını, bahsekonu davaya konu sözleşmenin, davalı tarafça hisse devri sırasında kendilerinden saklandığını, hakkında bilgi verilmediğini, davaya ilişkin bilgilerin devralınan şirket kayıtlarında yer almadığını, davalı tarafın hisselerini sattıkları şirketin taraf olduğu sözleşmelerde yer alan borçları gizlediklerini, sonradan ortaya çıkan sözleşmeler nedeniyle ödenmek zorunda kalınan miktarın müvekkillerinin satın aldıkları şirket hisselerinin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek 1.145.973,98 TL'nin 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karara konu sözleşmenin tarafı olmayan davacılar ve müvekkili ... yönünden davanın reddi gerektiğini, bahsekonu davada verilen müteselsil tahsil gereği davacı şirket tarafından kabul edilen miktarın tamamı ödenmişse de fazla ifada bulunanın ödediği miktardan dolayı diğer borçlulara payı oranında rücu edebileceğini, ancak davada tamamının talep edildiğini, davacıların, ... Enerji şirketinin hisselerini alırken sözkonusu davanın davacılarındada olaydan da haberdar olduklarını, ayıpla ilgili iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) 19.11.2015 tarihli yazısına göre 20.07.2010 tarihinde ... Enerji şirketi tarafından lisans sahibi oldukları Berat HES ve Yaprak HES ile ilgili olarak ... Enerji şirketi tarafından hisse devri yapılmasının planlandığı belirtilerek izin istendiği, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/608 E. sayılı davasının 30.09.2011 tarihinde açıldığı, davanın konusunun 26.04.2010 tarihli sözleşme olduğu, Fındıklı Deresi üzerindeki ... HES, Gevre Çayı üzerindeki Yaprak HES projelerine ilişkin olarak yapılan yargılamada, davacılar tarafından davalılara teslim edilen proje bedelinin ödenmediğinin ileri süürldüğü, 200.000,00 USD'nin o davada davalı CIPS Proje şirketi tarafından, ... Grup Ltd. Şti.'nin hesabına yatırıldığı, sözleşmeye göre projelerin 3. şahsa satılması durumunda alacağın muaccel hale geleceğinin kararlaştırıldığı, EPDK'nın 26.10.2011 tarihli yazısından davada bahsi geçen projelerden Yaprak HES ve ... HES projelerinin lisans sahiplerinin davalılardan ALBE Enerji... Ltd. Şti.ne ait olduğu, diğer HES projesinin ise davalı SİNSON Enerji Üretim şirketine ait olduğu, projelerin lisans sahibi ... Enerji şirketinin şirket paylarını devrederek ortaklık yapısının ve hisse sahiplerinin tamamen değiştiği, bu suretle proje devrinin gerçekleştirildiği, projeler ile ilgili sözleşme gereği davacı tarafa bilgi verilmediği gibi iade de edilmediği, davacı tarafça bakiye 100.000 USD'nin istenebileceği, diğer projenin de davalılardan Sinson Enerji Ltd. Şti.ne ait iken Barbaros Enerji Üretim... Ltd. Şti.ye lisans verildiği, lisansın verildiği tarih olan 02.12.2010 tarihi itibari ile devredilmiş olduğu gerekçesi ile 400.000 USD'nin tahsiline karar verildiği, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada geçen teminat senedinin, devredilen şirket kayıtlarında görünmediği, teminat senedinin şirket kayıtlarında görünmeme nedeninin teminat senedinde ... Enerji şirketinin borçlu olarak görünmemesi olduğu, teminat senedinde sadece CIPS Proje ve Makyal İnşaat şirketleri borçlu olarak göründüğü, ... Enerji şirketinin ise sözleşmede taraf olarak yer aldığı, sözleşmenin, herhangi bir ticari kayıtta yer alma zorunluluğu olmadığından devir öncesi bir örneğinin şirkette bulunup bulunmadığının tespiti mümkün olmadığı gibi, davacı tarafça bu durumun kendilerinden kasten gizlendiği ve satış değerinin çok üzerinde ödeme yaptıkları iddiasını destekler herhangi bir delil göstermediği ve iddialarını ispat edemediği, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada hükmedilen 400.000,00 USD karşılığı 1.145.973,98 TL'nin tamamının sorumluluğunun ... Enerji şirketinde olmayıp sözleşmedeki müteselsil sorumluluk gereği tamamının ödendiği, ... şirketinin karara göre kendi sorumluluğu 100.000,00 USD olup kalan 300.000,00 USD'nin sözleşmenin tarafı diğer şirketlere ait olduğu, hal böyle olunca davacı ... Enerji şirketinin 300.000,00 USD'yi rücu ilişkisi içinde diğer davalılardan isteme imkanı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gereken davacıların hissesini satın aldıkları şirketi piyasada araştırma sorumluluğunun bulunduğu, hisse devrinden sonra açılan dava nedeni ile ödenen bedelin ayıp oluşturup oluşturmayacağına gelince, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının gerekçesinde açıklandığı üzere esasen taraflar arasında proje devri yapıldığı, bunun da pay devri yolu ile gerçekleştiği, buna bağlı olarak alacak hakkının muaccel hale geldiği, hisse devralan şirket ve şahısların özel izinle hisse devri yapılabilen enerji sektöründe devraldıkları şirkete ait proje ve izinlerin de doğru olup olmadığını, yürüttüğü projeler ile ilgili bir problem olup olmadığını bilebilecek durumda oldukları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi uyarınca ispat yükünün, iddiaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafta olduğu, davacılar vekili her ne kadar ayıbı gizleyen ve bu konuda bilgi vermeyen satıcının bilgilendirme yaptığını ispatla yükümlü olduğunu iddia etmiş ise de, ... Enerji şirketinin yaptığı sözleşmeden kaynaklı alacak/borç ilişkisinin bulunması, tacir olan ... Enerji şirketinin borç altına girdiği bir sözleşmeden doğal olarak kâr elde edeceği bir alacak getirisinin de bulunacağı, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca ilgili sözleşmeden kaynaklanan ödeme borcu bulunmasının, beraberinde bir menfaat de bulunacağından, borcun varlığının hisse değerini düşürdüğü kabul edilse de menfaatin hisse değerini artıracağı da gözönünde bulundurulduğunda ayıp olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla ispat yükünün davalıda olmadığı, davacıların şirketin yaptığı sözleşmeden kasten haberdar edilmedikleri, yapılan sözleşme nedeniyle şirketin hisse değerinin daha düşük olduğu, bu durum gizlenerek daha yüksek değerden hisselerin davacılara satıldığı iddiasının ispatlanamadığı, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın hisse devrinden sonra açıldığı da göz önünde bulundurulduğunda bu sözleşmenin kasten gizlendiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaya konu sözleşme ile ilgili müvekkillerine hisse devri sırasında bilgi verilmediğini, hisse değerinin yüksek gösterildiğini, davalıların ayıba karşı tekeffülden sorumlu olduğunu, bahsekonu davadaki sözleşme gizlenmese idi hisse bedelinin ödendiği kadar yüksek olmayacağını, ispat yükü ile ilgili hatalı değerlendirme yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların ... Enerji şirketindeki hisselerini davacılara 07.07.2010 tarihli noter hisse devir sözleşmeleri ile devrettiği, hisse devirlerine ilişkin davacı .....Ltd. Şti'nin yetkili temsilcisi ... tarafından EPDK Lisans Yönetmeliği'nin 47 nci maddesi uyarınca 20.07.2010 tarihli dilekçe ile talepte bulunulduğu, EPDK tarafından 26.08.2010 tarihli onay kararı verildiği, 30.09.2011 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/608 esasına kayden açılan davanın kesinleştiği, hüküm altına alınan 400.000,00 USD karşılığı 1.145.973,98 TL'nin tamamının 30.06.2014 tarihinde ... Enerji şirketi tarafından ödendiği, davacı ... Enerji şirketinin davalısı olduğu Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dava, işbu davanın tarafları arasındaki 07.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinden sonra 30.09.2011 tarihinde açılmış ise de o davanın konusunun hisse devir sözleşmesinden önceki bir tarihte 26.04.2010 tarihinde imzalanmış sözleşme olduğu, davacı tarafın enerji/elektrik piyasasında yapacağı basit bir araştırma ile hisselerini devraldığı ... Enerji şirketinin tarafı olduğu söz konusu iki adet HES projesine ait sözleşmenin varlığını öğrenebilecek durumda olduğu, zira davacılarca devralınan ... Enerji şirketinin enerji elektrik şirketi olup, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın dayanağı 26.04.2010 tarihli sözleşme olduğu, EPDK'nın 26.10.2011 tarihli yazısından o davada bahsi geçen projelerden Yaprak HES ve ... HES projelerinin lisans sahibi olduğu anlaşılan ... Enerji Elektrik Elektronik Danışmanlık Müşavirlik Petrol Madencilik Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Şti.nin, söz konusu HES projelerinin o davanın davacıları şirketlerce hazırlanarak davalı .....Ltd. Şti.ye sözleşmede kararlaştırılan proje bedeli üzerinden devrine ilişkin olduğu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın da bahse konu projeler davalılara teslim edildiği halde bakiye proje bedelinin ödenmediği iddiasıyla proje bedelinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davası olduğu, o davada davalı olan eldeki davada davacı olan ve sözleşme konusu HES projelerini teslim aldığı ve EPDK'nin söz konusu yazısından halihazırda bu projelerin lisans sahibi olduğu anlaşılan davacı .....Ltd. A.Ş.'nin (eski .....Ltd. Şti) esasen lisans sahibi olduğu bu projeler sebebiyle hisselerinin davacılar tarafından devralındığı, davacılardan ikisi tüzel kişi olduğundan basiretli tacir gibi davranma yükümlülükleri bulunduğu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararında belirtildiği üzere o davada davalı ... Enerji şirketinin kendi sorumluluğu 100.000,00 USD olup kalan 300.000,00 USD sözleşmenin tarafı olan davalı diğer şirketlere ait olduğu, bu durumda davacı ... Enerji şirketinin müteselsil sorumluluğu sebebiyle tamamını ödemiş olduğu bakiye proje bedeli olan 400.000,00 USD'nin, iç ilişkide kendi sorumluluğu içinde kalan 100.000,00 USD'sini ödedikten sonra 300.000,00 USD'yi rücu ilişkisi içinde diğer davalılardan isteme hakkına sahip olduğu, davacılarca devralınan .....Ltd. Şti'nin hisse devir bedelinin, kesinleşen mahkeme hükmüne istinaden davacı devralınan .....AŞ'nin (eski unvanı .....Ltd. Şti) lisans sahibi olduğu iki adet HES projeleri bakiye bedeli olarak davacı .....AŞ (eski unvanı .....Ltd. Şti) tarafından kesinleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin söz konusu ilamına istinaden yapılan ödemenin, işbu şirketin hisse devir bedelini ekonomik ayıplı hale getirdiğinin kabulünün mümkün görülmediği gerekçesiyle davacılar istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hisseleri devrolunan şirketin, devirden önce imzalamış olduğu sözleşmeden doğan edimin ifa edilmemiş olması sebebiyle hisseleri devrolunan şirketin davalısı olduğu davada aleyhine hükmedilen alacağın, hisseleri davacılar tarafından devralınan .....A.Ş. tarafından ödenmiş olmasından dolayı, hisse devrinin ayıplı olduğu iddiasıyla, ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 190, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/82 E. 2016/9415 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahsup · protokol · bilirkişi incelemesi · taahhütname · kusur
Benzer bu karardaSözleşmenin III. maddesinde “... firmasının hak sahibi olduğu yerlerdeki projelerden herhangi birisinin finansman dışı hukuki ve sair sebeplerle fizibıl olamamaları nedeniyle yatırımın gerçekleşmemesi halinde gerçekleşmeyen yatırım bedeli ön «protokolde» belirtildiği üzere Bakanlığın onayına müteakip ödenecek tutardan «mahsup» edilecektir. ...
… projelerinin Bakanlık tarafından reddedildiği, ret işleminin, davalının insiyatifi dışında yasa hükümlerinin değişmesinden meydana geldiği, bu nedenle davalının bir «kusuru» bulunmadığı ve davalının bu projelerden dolayı davacıya sözleşme hükümleri çerçevesinde herhangi bir bedel ödemek zorunda olmadığı; .....Res projeleri yönünden ise …
Holding A.Ş.nin inisiyatifi dışındaki hukuki ve özel koşullar hariç) ... ve ...’a söz konusu proje ile ilgili MGW başına 8.500 USD nin tamamını ödemeyi «taahhüt» eder.” hükmüne yer verilmiş, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuş; yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… n projelerin Bakanlık tarafından reddedildiği, ret işleminin, davalının insiyatifi dışında yasa hükümlerinin değişmesinden meydana geldiği, bu nedenle davalının bir «kusuru» bulunmadığı ve davalının bu projelerden dolayı davacıya sözleşme hükümleri çerçevesinde herhangi bir bedel ödemek zorunda olmadığı gerekçesiyle bu projeler yönünde …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2848 E. 2020/102 K.
Ortak:teminat senedi · hisse devri · teminat · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada geçen «teminat senedinin», devredilen şirket kayıtlarında görünmediği, teminat senedinin şirket kayıtlarında görünmeme nedeninin teminat senedinde ...
Enerji şirketi aleyhine verilen karardan dolayı 400.000,00 USD ödeme yapılmak durumunda kalındığını, bahsekonu davaya konu sözleşmenin, davalı tarafça «hisse devri» sırasında kendilerinden saklandığını, hakkında bilgi verilmediğini, davaya ilişkin bilgilerin devralınan şirket kayıtlarında yer almadığını, davalı tarafın hisselerini sattıkları şirketin taraf olduğu sözleşmelerde yer alan borçları gizlediklerini, sonradan ortaya çıkan sözleşmeler nedeniyle ödenmek zorunda kalınan miktarın müvekkillerinin satın aldıkları şirket hisselerinin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek 1.145.973,98 TL'nin 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Enerji şirketi tarafından «hisse devri» yapılmasının planlandığı belirtilerek izin istendiği, Ankara 7.
Benzer bu karardaŞti. bünyesinde bulunan Karatepe Regülatörü ve HES Projesi için proje kredi avansı alındığı gün 650.000 USD ve «hisse devrinin» yapıldığı gün 50.000 TL ödeneceğinin yazıldığı, bu durumda hisse devir bedelinin 650.000 USD+50.000 TL olduğu, «protokolün» 3/c maddesine göre Karatepe Regülatörü ve HES projesi için proje kredisinin çıkması sonrasında proje kredisi için avansın alındığı gün veya davalılar ve vekilinin herhangi bir şekilde üçüncü şahıslara ...'ı devretmesi halinde devir tarihinde davacıya 650.000 USD nakit ödeneceği ve «teminat senedinin» geri alınacağının karalaştırıldığı, bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde 650.000.- USD'nin hisse bedeli olduğu, bedelin ödeme tarihi Karatepe Regülatörü ve HES Projesi için kredi avansının alındığı gün olarak belirlendiği, davacının talebi olmaması halinde hisselerin tekrar davacıya devredileceği ve senedin de geri alınacağı konusunda bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında icra takibi bulunmadığından bu davalı hakkındaki davanın dava «şartı yokluğundan» ve «usulden reddine», davalı ... hakkında açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalının 650.000 USD «asıl alacak» ve 11.913,70 USD faiz olmak üzere toplam 661.913,70 USD alacağa itirazının iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
… sil edildiğinde tahsil tarihinde veya davalılar ... ve ... devraldıkları şirket hisselerini herhangi bir şekilde üçüncü şahıslara devretmesi halinde devir tarihinde «teminat» olarak verilen 650.000 USD senet bedelinin davacıya ödeneceği, 31.12.2012 tarihine kadar Karatepe Regülatörü ve HES proje kredisinin çıkmaması halinde ise davacının talebi halinde davalı ... ve davalı ... vekilinin devraldıkları hisseleri davacıya devredip «teminat senedini» geri alacağı, «protokolden» şirket hisse devir bedelinin teminatı olarak verilen senetteki 650.000 USD alacağının ödenmesi şarta bağlı olduğunun anlaşıldığı, dava dışı ...
… ebebiyle kredi tahsis edilmediği, kredi avansı ödenmediği, davalılar ... ve ...'nın da devraldıkları dava dışı şirketteki hisselerini üçüncü şahıslara devretmediği, «hisse devri» bedeli olan 650.000 USD'nin ödenmesi için «protokolde» öngörülen şart gerçekleşmediğinden anılan alacağın «teminatı» olan 650.000 USD'lik senede dayalı olarak istemde bulunulamayacağı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · dava şartı yokluğu · icra takibine itiraz · iptal davası · protokol · taşıyıcı · usulden reddi · ıslah
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, usulüne uygun bir «ıslah» bulunmadığından ıslahın yapılmamış sayıldığı, davanın «itirazın iptali davası» olarak görüldüğü, davalı ...'nın icra takibinde borçlu olarak gösterilmediği, taraflarca kabul edilen «protokolün» 3/b maddesinde devir bedeli olarak ...
Şti. bünyesinde bulunan Karatepe Regülatörü ve HES Projesi için proje kredi avansı alındığı gün 650.000 USD ve «hisse devrinin» yapıldığı gün 50.000 TL ödeneceğinin yazıldığı, bu durumda hisse devir bedelinin 650.000 USD+50.000 TL olduğu, «protokolün» 3/c maddesine göre Karatepe Regülatörü ve HES projesi için proje kredisinin çıkması sonrasında proje kredisi için avansın alındığı gün veya davalılar ve vekilinin herhangi bir şekilde üçüncü şahıslara ...'ı devretmesi halinde devir tarihinde davacıya 650.000 USD nakit ödeneceği ve «teminat senedinin» geri alınacağının karalaştırıldığı, bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde 650.000.- USD'nin hisse bedeli olduğu, bedelin ödeme tarihi Karatepe Regülatörü ve HES Projesi için kredi avansının alındığı gün olarak belirlendiği, davacının talebi olmaması halinde hisselerin tekrar davacıya devredileceği ve senedin de geri alınacağı konusunda bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında icra takibi bulunmadığından bu davalı hakkındaki davanın dava «şartı yokluğundan» ve «usulden reddine», davalı ... hakkında açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalının 650.000 USD «asıl alacak» ve 11.913,70 USD faiz olmak üzere toplam 661.913,70 USD alacağa itirazının iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
… sil edildiğinde tahsil tarihinde veya davalılar ... ve ... devraldıkları şirket hisselerini herhangi bir şekilde üçüncü şahıslara devretmesi halinde devir tarihinde «teminat» olarak verilen 650.000 USD senet bedelinin davacıya ödeneceği, 31.12.2012 tarihine kadar Karatepe Regülatörü ve HES proje kredisinin çıkmaması halinde ise davacının talebi halinde davalı ... ve davalı ... vekilinin devraldıkları hisseleri davacıya devredip «teminat senedini» geri alacağı, «protokolden» şirket hisse devir bedelinin teminatı olarak verilen senetteki 650.000 USD alacağının ödenmesi şarta bağlı olduğunun anlaşıldığı, dava dışı ...
… ebebiyle kredi tahsis edilmediği, kredi avansı ödenmediği, davalılar ... ve ...'nın da devraldıkları dava dışı şirketteki hisselerini üçüncü şahıslara devretmediği, «hisse devri» bedeli olan 650.000 USD'nin ödenmesi için «protokolde» öngörülen şart gerçekleşmediğinden anılan alacağın «teminatı» olan 650.000 USD'lik senede dayalı olarak istemde bulunulamayacağı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2024 E. 2024/123 K.
Ortak:basiretli tacir · temlik · tacir · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞti) esasen lisans sahibi olduğu bu projeler sebebiyle hisselerinin davacılar tarafından devralındığı, davacılardan ikisi tüzel kişi olduğundan «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülükleri bulunduğu, Ankara 7.
Enerji şirketinde sahibi olduğu hisseleri farklı oranlarda müvekkillerine 07.07.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile devir ve «temlik» ettiklerini, ancak Ankara 7.
Enerji şirketinin yaptığı sözleşmeden kaynaklı alacak/borç ilişkisinin bulunması, «tacir» olan ...
Benzer bu karardaEnerji Üretim A.Ş. şirketleri ile bağlı diğer şirketlerin «iflasın ertelenmesi» talepli açtıkları davada davalıların 2004 sayılı Kanun'un 179/a maddesi (mülga) gereğince bu şirketlere «kayyım» olarak atandıkları, yönetim kurulunun tüm kararlarının kayyım onayına tabi tutulmasına karar verildiği, öncelikle «alacağın temliki sözleşmelerinin» geçerli olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davacı banka tarafından İdare Mahkemelerinde açılan davalar sonucunda temlik sözleşmelerinin «geçersiz» olduğunun tespit edildiği, bu kararların Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, İdare Mahkemelerinin kesinleşen kararları ile temlik sözleşmelerinin geçerli olabilmesi ve temlikler kapsamında dava dışı şirketlerin elektrik üretiminden kaynaklı alacaklarının davacı bankaya ödenebilmesi için elektrik piyasasında işletici konumundaki EPDK ve sonrasında EPİAŞ 'ın onayına tabi olduğu ve kurumların onaya zorlanamayacaklarının anlaşıldığı, kesinleşen mahkeme kararlarının hem kendi mahkemelerini hem de davalı kayyumları bağlayacağı, «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacı bankanın, dava dışı şirketlerle imzaladığı temliğin başkaca bir kurumun onayına tabi olup olmadığını, bu onayın alınmaması ihtimalini de gözeterek hareket etmesi gerektiği ve kurum onayının alınamaması nedeniyle geçersiz hale gelen temliknameye dayalı olarak hak talebinde bulunamayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin uygulanabilmesi için de herşeyden önce geçerli bir temliğin bulunması gerektiği, oysa somut olayda kurum onayları verilmediği için yapılan temliklerin geçerli hale gelmediği, davalıların sorumluluğunun ayrıca kayyımlık müessesesi açısından da ele alınması gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un 467 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kayyımların sorumluluğunun vasinin sorumluluğu hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak sorumluluk belirlenirken 2004 sayılı Kanun'un 179/a (mülga) maddesindeki «görevlendirmenin» özelliklerinin de dikkate alınacağı, davalıların «yönetim kayyımın» bir türü olan denetim ve gözetim kayyımı olarak atandıkları, davalıların iflas ertelemesi talep eden şirketlerin yöneticisi veya «temsilcisi» olmadıkları, şirket yöneticilerinin görevlerinin başında olup yöneticilerin aldığı kararların davalı kayyımların denetimine tabi tutulduğu, davalıların denetim görevinin yönetimin aldığı kararların işletme projesine ve şirket menfaatlerine uygun olup olmadığı ile sınırlı olduğu, bu görevin ihmali suretiyle «şirketlerin zarar» görmesi halinde yansıma yolu ile şirket alacaklıları da zarar görür ise alacaklıların, «şirket yöneticilerin sorumluluğunda» olduğu gibi kayyımlara karşı «sorumluluk davası» açmalarının mümkün olacağı, ancak somut olayda kayyımlara yüklenen eylemin temlike konu alacağın davacı bankaya ödenmemesine dayalı olup kayyımların mahkeme kararl …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı Göksu Enerji Üretim A.Ş. arasında 23.12.2010 tarihinde «kredi sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin ekinde ayrıca «alacağın temliki sözleşmesi» akdedildiği, sözleşmeye göre proje finansman kredisi kapsamında, Ayranlı Hes, ...
Hes, Sütlüce Hes projeleri kapsamında elektrik enerjisi satışından elde edilecek tüm gelirlerin davacı bankaya «temlik» edildiği, davacı banka ile dava dışı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kayyımı · istihkak · iflas erteleme · şirket yöneticisinin sorumluluğu · i̇i̇k 266 · temlik sözleşmesi · yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası
Benzer bu karardaEnerji Üretim A.Ş. şirketleri ile bağlı diğer şirketlerin «iflasın ertelenmesi» talepli açtıkları davada davalıların 2004 sayılı Kanun'un 179/a maddesi (mülga) gereğince bu şirketlere «kayyım» olarak atandıkları, yönetim kurulunun tüm kararlarının kayyım onayına tabi tutulmasına karar verildiği, öncelikle «alacağın temliki sözleşmelerinin» geçerli olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davacı banka tarafından İdare Mahkemelerinde açılan davalar sonucunda temlik sözleşmelerinin «geçersiz» olduğunun tespit edildiği, bu kararların Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, İdare Mahkemelerinin kesinleşen kararları ile temlik sözleşmelerinin geçerli olabilmesi ve temlikler kapsamında dava dışı şirketlerin elektrik üretiminden kaynaklı alacaklarının davacı bankaya ödenebilmesi için elektrik piyasasında işletici konumundaki EPDK ve sonrasında EPİAŞ 'ın onayına tabi olduğu ve kurumların onaya zorlanamayacaklarının anlaşıldığı, kesinleşen mahkeme kararlarının hem kendi mahkemelerini hem de davalı kayyumları bağlayacağı, «basiretli tacir» gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacı bankanın, dava dışı şirketlerle imzaladığı temliğin başkaca bir kurumun onayına tabi olup olmadığını, bu onayın alınmaması ihtimalini de gözeterek hareket etmesi gerektiği ve kurum onayının alınamaması nedeniyle geçersiz hale gelen temliknameye dayalı olarak hak talebinde bulunamayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin uygulanabilmesi için de herşeyden önce geçerli bir temliğin bulunması gerektiği, oysa somut olayda kurum onayları verilmediği için yapılan temliklerin geçerli hale gelmediği, davalıların sorumluluğunun ayrıca kayyımlık müessesesi açısından da ele alınması gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un 467 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kayyımların sorumluluğunun vasinin sorumluluğu hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak sorumluluk belirlenirken 2004 sayılı Kanun'un 179/a (mülga) maddesindeki «görevlendirmenin» özelliklerinin de dikkate alınacağı, davalıların «yönetim kayyımın» bir türü olan denetim ve gözetim kayyımı olarak atandıkları, davalıların iflas ertelemesi talep eden şirketlerin yöneticisi veya «temsilcisi» olmadıkları, şirket yöneticilerinin görevlerinin başında olup yöneticilerin aldığı kararların davalı kayyımların denetimine tabi tutulduğu, davalıların denetim görevinin yönetimin aldığı kararların işletme projesine ve şirket menfaatlerine uygun olup olmadığı ile sınırlı olduğu, bu görevin ihmali suretiyle «şirketlerin zarar» görmesi halinde yansıma yolu ile şirket alacaklıları da zarar görür ise alacaklıların, «şirket yöneticilerin sorumluluğunda» olduğu gibi kayyımlara karşı «sorumluluk davası» açmalarının mümkün olacağı, ancak somut olayda kayyımlara yüklenen eylemin temlike konu alacağın davacı bankaya ödenmemesine dayalı olup kayyımların mahkeme kararl …
… izin 31.10.2016 tarih, 2015/15437 E. ve 2016/8519 K. sayılı kararıyla Mahkemece, bu tür davaların sadece doğrudan devlet aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verildiği, ancak, «iflas erteleme» davası sırasında mahkemece atanan kayyumların 6100 sayılı Kanun'un «266» ncı maddesinde düzenlenen bilirkişi niteliğinde olmadığı, bu kişilerin sorumluluğuyla ilgili 2004 sayılı Kanunda hüküm bulunmaması karşısında, «kayyımların» sorumluluğunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 467 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince vasinin sorumluluğuna ilişkin hükümler kapsamında değerlendirileceği, …
Enerji Üretim A.Ş. arasında imzalanan alacak «temlik sözleşmesinin» TEİAŞ tarafından kabul edilerek kayıtlarına işlendiğini, bu hususun dahi temlik sözleşmelerinin geçerli olduğunu ortaya koyduğunu, yönetim kurulunun aldığı tüm kararların «kayyım» heyetinin onayına bağlı kılındığını, bu durumda kayyım heyetinin salt denetim görevi gördüğünün kabul edilemeyeceğini, davanın da davalı kayyımların söz konusu «yönetim kurulu» kararlarının onayı görevini yerine getirirken kusurlu davranışları nedeniyle müvekkiline verdikleri zarar nedeniyle açıldığını, verdikleri bu zarardan dolayı müvekkiline karşı sorumlu olduklarını, bankaya temlik edilen HES gelirlerinin davalıların onayı ile başka harcamalarda kullanılmak sureti ile bankaya ödenmediğini, «iflasın ertelenmesi» talepli iflas davasında davacı olan şirketlerin yetkilisi ...
Mahkemece 13.07.2015 tarih, 2015/453 E. ve 2015/513 K. sayılı kararı ile «iflas erteleme» davasında kayyum olarak atanan davalıların sorumluluğuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda (2004 sayılı Kanun) ayrıca bir düzenleme mevcut olmadığı ve davalılar hakkında 6100 sayılı Kanun'un bilirkişi ve bilirkişilerin seçilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle zarar görmüş olanların 6100 sayılı Kanun'un 285 ... maddesi gereğince zararın tazmini için ancak doğrudan devlete karşı «tazminat davası» açabileceği, doğrudan bilirkişilere açılan davada dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3513 E. , 2024/5674 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/162 Esas, 2023/340 Karar
KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/288 E., 2019/897 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların ... Enerji şirketinde sahibi olduğu hisseleri farklı oranlarda müvekkillerine 07.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devir ve temlik ettiklerini, ancak Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/608 esasına kayden görülen davada taraf olan ... Enerji şirketi aleyhine verilen karardan dolayı 400.000,00 USD ödeme yapılmak durumunda kalındığını, bahsekonu davaya konu sözleşmenin, davalı tarafça hisse devri sırasında kendilerinden saklandığını, hakkında bilgi verilmediğini, davaya ilişkin bilgilerin devralınan şirket kayıtlarında yer almadığını, davalı tarafın hisselerini sattıkları şirketin taraf olduğu sözleşmelerde yer alan borçları gizlediklerini, sonradan ortaya çıkan sözleşmeler nedeniyle ödenmek zorunda kalınan miktarın müvekkillerinin satın aldıkları şirket hisselerinin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek 1.145.973,98 TL'nin 30.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karara konu sözleşmenin tarafı olmayan davacılar ve müvekkili ... yönünden davanın reddi gerektiğini, bahsekonu davada verilen müteselsil tahsil gereği davacı şirket tarafından kabul edilen miktarın tamamı ödenmişse de fazla ifada bulunanın ödediği miktardan dolayı diğer borçlulara payı oranında rücu edebileceğini, ancak davada tamamının talep edildiğini, davacıların, ... Enerji şirketinin hisselerini alırken sözkonusu davanın davacılarındada olaydan da haberdar olduklarını, ayıpla ilgili iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) 19.11.2015 tarihli yazısına göre 20.07.2010 tarihinde ... Enerji şirketi tarafından lisans sahibi oldukları Berat HES ve Yaprak HES ile ilgili olarak ... Enerji şirketi tarafından hisse devri yapılmasının planlandığı belirtilerek izin istendiği, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/608 E. sayılı davasının 30.09.2011 tarihinde açıldığı, davanın konusunun 26.04.2010 tarihli sözleşme olduğu, Fındıklı Deresi üzerindeki ... HES, Gevre Çayı üzerindeki Yaprak HES projelerine ilişkin olarak yapılan yargılamada, davacılar tarafından davalılara teslim edilen proje bedelinin ödenmediğinin ileri süürldüğü, 200.000,00 USD'nin o davada davalı CIPS Proje şirketi tarafından, ...
Grup Ltd. Şti.'nin hesabına yatırıldığı, sözleşmeye göre projelerin 3. şahsa satılması durumunda alacağın muaccel hale geleceğinin kararlaştırıldığı, EPDK'nın 26.10.2011 tarihli yazısından davada bahsi geçen projelerden Yaprak HES ve ... HES projelerinin lisans sahiplerinin davalılardan ALBE Enerji... Ltd. Şti.ne ait olduğu, diğer HES projesinin ise davalı SİNSON Enerji Üretim şirketine ait olduğu, projelerin lisans sahibi ... Enerji şirketinin şirket paylarını devrederek ortaklık yapısının ve hisse sahiplerinin tamamen değiştiği, bu suretle proje devrinin gerçekleştirildiği, projeler ile ilgili sözleşme gereği davacı tarafa bilgi verilmediği gibi iade de edilmediği, davacı tarafça bakiye 100.000 USD'nin istenebileceği, diğer projenin de davalılardan Sinson Enerji Ltd.
Şti.ne ait iken Barbaros Enerji Üretim... Ltd. Şti.ye lisans verildiği, lisansın verildiği tarih olan 02.12.2010 tarihi itibari ile devredilmiş olduğu gerekçesi ile 400.000 USD'nin tahsiline karar verildiği, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada geçen teminat senedinin, devredilen şirket kayıtlarında görünmediği, teminat senedinin şirket kayıtlarında görünmeme nedeninin teminat senedinde ... Enerji şirketinin borçlu olarak görünmemesi olduğu, teminat senedinde sadece CIPS Proje ve Makyal İnşaat şirketleri borçlu olarak göründüğü, ... Enerji şirketinin ise sözleşmede taraf olarak yer aldığı, sözleşmenin, herhangi bir ticari kayıtta yer alma zorunluluğu olmadığından devir öncesi bir örneğinin şirkette bulunup bulunmadığının tespiti mümkün olmadığı gibi, davacı tarafça bu durumun kendilerinden kasten gizlendiği ve satış değerinin çok üzerinde ödeme yaptıkları iddiasını destekler herhangi bir delil göstermediği ve iddialarını ispat edemediği, Ankara 7.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada hükmedilen 400.000,00 USD karşılığı 1.145.973,98 TL'nin tamamının sorumluluğunun ... Enerji şirketinde olmayıp sözleşmedeki müteselsil sorumluluk gereği tamamının ödendiği, ... şirketinin karara göre kendi sorumluluğu 100.000,00 USD olup kalan 300.000,00 USD'nin sözleşmenin tarafı diğer şirketlere ait olduğu, hal böyle olunca davacı ... Enerji şirketinin 300.000,00 USD'yi rücu ilişkisi içinde diğer davalılardan isteme imkanı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gereken davacıların hissesini satın aldıkları şirketi piyasada araştırma sorumluluğunun bulunduğu, hisse devrinden sonra açılan dava nedeni ile ödenen bedelin ayıp oluşturup oluşturmayacağına gelince, Ankara 7.
Asliye Ticaret Mahkemesi kararının gerekçesinde açıklandığı üzere esasen taraflar arasında proje devri yapıldığı, bunun da pay devri yolu ile gerçekleştiği, buna bağlı olarak alacak hakkının muaccel hale geldiği, hisse devralan şirket ve şahısların özel izinle hisse devri yapılabilen enerji sektöründe devraldıkları şirkete ait proje ve izinlerin de doğru olup olmadığını, yürüttüğü projeler ile ilgili bir problem olup olmadığını bilebilecek durumda oldukları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi uyarınca ispat yükünün, iddiaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran tarafta olduğu, davacılar vekili her ne kadar ayıbı gizleyen ve bu konuda bilgi vermeyen satıcının bilgilendirme yaptığını ispatla yükümlü olduğunu iddia etmiş ise de, ...
Enerji şirketinin yaptığı sözleşmeden kaynaklı alacak/borç ilişkisinin bulunması, tacir olan ... Enerji şirketinin borç altına girdiği bir sözleşmeden doğal olarak kâr elde edeceği bir alacak getirisinin de bulunacağı, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca ilgili sözleşmeden kaynaklanan ödeme borcu bulunmasının, beraberinde bir menfaat de bulunacağından, borcun varlığının hisse değerini düşürdüğü kabul edilse de menfaatin hisse değerini artıracağı da gözönünde bulundurulduğunda ayıp olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla ispat yükünün davalıda olmadığı, davacıların şirketin yaptığı sözleşmeden kasten haberdar edilmedikleri, yapılan sözleşme nedeniyle şirketin hisse değerinin daha düşük olduğu, bu durum gizlenerek daha yüksek değerden hisselerin davacılara satıldığı iddiasının ispatlanamadığı, Ankara 7.
Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın hisse devrinden sonra açıldığı da göz önünde bulundurulduğunda bu sözleşmenin kasten gizlendiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davaya konu sözleşme ile ilgili müvekkillerine hisse devri sırasında bilgi verilmediğini, hisse değerinin yüksek gösterildiğini, davalıların ayıba karşı tekeffülden sorumlu olduğunu, bahsekonu davadaki sözleşme gizlenmese idi hisse bedelinin ödendiği kadar yüksek olmayacağını, ispat yükü ile ilgili hatalı değerlendirme yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların ... Enerji şirketindeki hisselerini davacılara 07.07.2010 tarihli noter hisse devir sözleşmeleri ile devrettiği, hisse devirlerine ilişkin davacı .....Ltd. Şti'nin yetkili temsilcisi ... tarafından EPDK Lisans Yönetmeliği'nin 47 nci maddesi uyarınca 20.07.2010 tarihli dilekçe ile talepte bulunulduğu, EPDK tarafından 26.08.2010 tarihli onay kararı verildiği, 30.09.2011 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/608 esasına kayden açılan davanın kesinleştiği, hüküm altına alınan 400.000,00 USD karşılığı 1.145.973,98 TL'nin tamamının 30.06.2014 tarihinde ... Enerji şirketi tarafından ödendiği, davacı ...
Enerji şirketinin davalısı olduğu Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dava, işbu davanın tarafları arasındaki 07.07.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinden sonra 30.09.2011 tarihinde açılmış ise de o davanın konusunun hisse devir sözleşmesinden önceki bir tarihte 26.04.2010 tarihinde imzalanmış sözleşme olduğu, davacı tarafın enerji/elektrik piyasasında yapacağı basit bir araştırma ile hisselerini devraldığı ... Enerji şirketinin tarafı olduğu söz konusu iki adet HES projesine ait sözleşmenin varlığını öğrenebilecek durumda olduğu, zira davacılarca devralınan ... Enerji şirketinin enerji elektrik şirketi olup, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın dayanağı 26.04.2010 tarihli sözleşme olduğu, EPDK'nın 26.10.2011 tarihli yazısından o davada bahsi geçen projelerden Yaprak HES ve ...
HES projelerinin lisans sahibi olduğu anlaşılan ... Enerji Elektrik Elektronik Danışmanlık Müşavirlik Petrol Madencilik Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Şti.nin, söz konusu HES projelerinin o davanın davacıları şirketlerce hazırlanarak davalı .....Ltd. Şti.ye sözleşmede kararlaştırılan proje bedeli üzerinden devrine ilişkin olduğu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın da bahse konu projeler davalılara teslim edildiği halde bakiye proje bedelinin ödenmediği iddiasıyla proje bedelinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davası olduğu, o davada davalı olan eldeki davada davacı olan ve sözleşme konusu HES projelerini teslim aldığı ve EPDK'nin söz konusu yazısından halihazırda bu projelerin lisans sahibi olduğu anlaşılan davacı .....Ltd.
A.Ş.'nin (eski .....Ltd. Şti) esasen lisans sahibi olduğu bu projeler sebebiyle hisselerinin davacılar tarafından devralındığı, davacılardan ikisi tüzel kişi olduğundan basiretli tacir gibi davranma yükümlülükleri bulunduğu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararında belirtildiği üzere o davada davalı ... Enerji şirketinin kendi sorumluluğu 100.000,00 USD olup kalan 300.000,00 USD sözleşmenin tarafı olan davalı diğer şirketlere ait olduğu, bu durumda davacı ... Enerji şirketinin müteselsil sorumluluğu sebebiyle tamamını ödemiş olduğu bakiye proje bedeli olan 400.000,00 USD'nin, iç ilişkide kendi sorumluluğu içinde kalan 100.000,00 USD'sini ödedikten sonra 300.000,00 USD'yi rücu ilişkisi içinde diğer davalılardan isteme hakkına sahip olduğu, davacılarca devralınan .....Ltd.
Şti'nin hisse devir bedelinin, kesinleşen mahkeme hükmüne istinaden davacı devralınan .....AŞ'nin (eski unvanı .....Ltd. Şti) lisans sahibi olduğu iki adet HES projeleri bakiye bedeli olarak davacı .....AŞ (eski unvanı .....Ltd. Şti) tarafından kesinleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin söz konusu ilamına istinaden yapılan ödemenin, işbu şirketin hisse devir bedelini ekonomik ayıplı hale getirdiğinin kabulünün mümkün görülmediği gerekçesiyle davacılar istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hisseleri devrolunan şirketin, devirden önce imzalamış olduğu sözleşmeden doğan edimin ifa edilmemiş olması sebebiyle hisseleri devrolunan şirketin davalısı olduğu davada aleyhine hükmedilen alacağın, hisseleri davacılar tarafından devralınan .....A.Ş. tarafından ödenmiş olmasından dolayı, hisse devrinin ayıplı olduğu iddiasıyla, ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 190, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.07.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, şirket finansal tabloları ve bilançosunda gösterilmeyen borçların pay bedellerine etkisi olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre söz konusu borçlardan önceki pay sahiplerinin sorumlu olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.
Şirket pay bedellerinin gerçek değeri şirketin net varlıklarına göre belirlenir. Net varlıklara göre tespit edilen pay bedellerine şirketin geleceğe yönelik yatırım ve projelerin pozitif etkisi de değerlendirmede dikkate alınmalıdır. Şirketin malvarlığının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken yegane araçlar, şirket paylarının devrinin yapıldığı veya yapılacağı tarihe en yakın tarihteki durumunu gösteren bilançosu, finansal tabloları ve şirketin ileriye yönelik yatırımları ile projeleridir. Diğer bir ifade ile şirket aktiflerinin olası satış değerinin, kapitalizasyon değerinin ve işletme iktisabının kabul ettiği şirketin tüm mal varlıklarını ... alan diğer değerleri dikkate alınarak pay bedelleri belirlenmesi gerekir (TTK m.
493/1 ve 5 ve birinci fıkranın gerekçesinin 5 inci paragrafı).
Pay bedellerinin belirlenmesinde yegane araçlar finansal tablolar ve bilanço olduğundan, bu kurumlara ilişkin Kanun hükümlerinin belirtilmesinde fayda bulunmaktadır. Bu bağlamda, “bilançonun içeriği” kenar başlıklı TTK m. 73 hükmü ile, Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmemişse bilançoda, duran ve dönem varlıklar, özkaynaklar, borçlar ve dönem ayırıcı hesaplar ayrı kalemler olarak gösterilir ve yeterli ayrıntıya inilerek şemalandırılır. Ayrıca duran varlıklar içinde işletmeye devamlı surette tahsis edilmiş bulunan varlıklara da yer verileceği düzenlenmiştir. TTK’nın “dürüst resim ilkesi” kenar başlıklı 515 inci maddesi ile de, finansal tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde;
şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına ... surette yansıtılacak şekilde çıkarılacağı düzenlenmiştir.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince, davacılardan Kolin… A.Ş, ..., ..., ... ve ... ... ... davalıların davacılardan ... … A.Ş’deki hisselerini şirketin ticari belgelerini inceleyip satın aldıklarını, ancak sonradan şirket kayıtlarında gösterilmeyen borcunun ortaya çıktığını, alacaklı tarafından açılan dava sonunda verilen karar gereği borcu ödediklerini, pay devrinden önce doğan ancak şirket kayıtlarında gösterilmeyen şirket borcunun pay bedellerine negatif etkisinin olduğunu ileri sürerek, sonradan ortaya çıkan duruma göre yapılan fazla ödemenin iadesini istemişler, davalılar ise davanın reddini istemişlerdir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine, bölge adliye mahkemesince de davacıların tacir oldukları ve dolayısıyla basiretli davranmaları gerektiği, yapacakları basit bir araştırma ile şirketin durumunu öğrenebileceklerinin de mümkün olduğu hususu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, payları satışa konu edilen şirketin pay devir sözleşmesinden önce doğmuş olan dava konusu borcu, şirket finansal tabloları ve bilançosunda gösterilmemiş ve dolayısıyla pay bedelleri üzerinde yapılan anlaşmada dikkate alınma imkanı olmamıştır. Bu durumda payları satışa konu şirketin finansal tabloları, bilanço ve dolayısıyla defter ve belgelerinin TTK m. 73 ve m. 515 hükümlerine uygun düzenlenmemiştir. Dolayısıyla anonim şirketlerin ... ilkelerinden olan dürüst resim ilkesine uyulmamıştır. Hal böyle olunca pay satışı yapanların eski borçlardan sorumlu olduklarının düşünülmesi gerekmektedir. Tacirlerin basiretli davranması yönünde ki ... ilke, somut olay bakımından pay satın alanların pay satış tarihine en yakın veya satış tarihi itibariyle düzenlenen şirket finansal tablolarıyla bilançosunun incelenmesi ile sınırlı olması gerekir.
Zira, şirketin durumunu gösteren araçlar finansal tablolar ile bilançodur. Dava konusu rücuan alacağın doğumuna sebep olan borcun şirket kayıtlarında gösterilmemesinin sorumluluğu davalılar üzerinde olmalıdır. O neden, şirket ticari belgelerinin incelenmesi dışında pay satın alanlara başka araştırma külfeti yüklemek doğru olamaz. Kaldı ki, davalıların şirketteki paylarını satın alan gerçek kişilerin tacir olduğu yönündeki tespitte doğru değildir. Zira sermaye şirketlerinin gerçek kişi pay sahiplerinin tacir olduğunu düzenleyen bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Bu bağlamda da gerçek kişi davacıların basiretli tacir gibi davranmaları gerektiği yönündeki gerekçede doğru olmamıştır.
Bu durumda somut uyuşmazlıkta sağlıklı sonuca varabilmek için mahkemece yapılması gereken, payları satışa konu şirketin finansal tabloları ve bilançosunun şirketin gerçek durumunu yansıtmadığı ve dolayısıyla dürüst resim ilkesine uygun düzenlenmediği dikkate alınarak, şirket kayıtlarında gösterilmeyen borcun pay satış tarihi itibariyle şirketin net mal varlığına ve dolayısıyla pay bedeline negatif etkisi olduğu varsayımından hareketle, söz konusu borç da dikkate alınarak düzenlenecek bilançoya, o tarih itibariyle varsa şirketin ileriye yönelik yatırım ve projelerine göre pay bedellerinin belirlenmesi ve buna göre varsa davacıların yaptığı fazla ödemelerde bilirkişi vasıtasıyla belirlenip sonucuna göre karar vermekten ibaretken, somut olaya uygun olmayan gerekçeyle ilk derece mahkemesince davanın reddine, bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1071342100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz