Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4453 E. 2024/6290 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zarar tehlikesi↗ tanık delili↗ sicilden terkin↗ olumsuz oy↗ esastan ret↗ terkin↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/608 E., 2019/935 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun senelerdir ticari faaliyetlerini “EDEM” ibareli markaları ile sürdürdüğünü, davalılar tarafından müvekkilinin markasından haberdar olunmasına rağmen işbu dava konusu markaların tescilinin kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, “EDEM” ibareli markanın müvekkili tarafından ticari faaliyete konu edilmesiyle oluşturulduğu ve senelerdir yapılan maddi ve manevi yatırımlar ile nihai tüketici nezdinde tanınır hale getirilmiş bir ibare olduğunu, müvekkilinin işbu marka bakımından gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, davalı tarafından işbu dava konusu marka tescilinin kötü niyetli olarak ve müvekkilinin senelerdir süren kullanımlarından haberdar olunmasına rağmen gerçekleştirildiğini, dava konusu markada yer alan “EDEM’ ibaresinin esaslı unsur olarak kullanıldığını, geri kalan “...’ın Yeri” ibaresinin EDEM esaslı unsurlu markanın altında küçük harflerle yer aldığını, tali unsur olarak EDEM esas unsurlu markanın yanında cins bildirir ibare olan “Et Döner” ibaresinin yer aldığını, EDEM esas ibareli markanın altında küçük harflerle yazılı Antakya ibaresinin, zayıf bir ibare olduğunu, ayırt edici niteliği haiz olmadığını, dava konusu markanın yanında yer alan Et Döner ibaresinin de vasıf bildirir bir ibare olduğunu, markanın ayırt ediciliğine herhangi bir katkı sunmadığını, davalı yanın kötü niyetli olarak işbu müracaatı gerçekleştirdiğinin izahtan vareste olduğunu, davalıların dava konusu markayı müvekkil ile aynı veyahut benzer sınıflarda tescil ettirmiş olmasının nihai tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, müvekkilinin EDEM, EDEM 46 ibareli markaları ile EDEM Erdalın Yeri ET DÖNER markası arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, markaların aynı sektörde kullanılacak olmasının bu iltibas tehlikesini artırdığını, davalıların dava konusu markalarını müvekkiliyle aynı sektörde aynı mallar/hizmetler bakımından kullanmalarının müvekkiline maddi ve manevi olarak zarar vereceğini, bu durumun da haksız rekabet teşkil ettiğinin aşikar olduğunu ifade ederek davalıların TÜRKPATENT nezdinde tescilli bulunan 2014/49827 kod numaraları “Edem ...'ın Yeri Et Döner” ibareli markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin 2010 yılından bu yana dava konusu markayı Antakya ilçesinde farklı adreslerde kullandığını, müvekkilinin eşi (... Yakışıklı) ile birlikte et döneri işinde Hatay’da faaliyet gösterdiğini, markanın tescil aşamasında davacı taraf süresi içinde tescile itiraz ettiğini ancak bu talep incelenerek reddedildiğini, müvekkilinin markasının ana unsurunun iddia edildiği gibi EDEM ibaresi olmadığını, bu harf grubunun müvekkili açısından hem eşinin babası ve annesi, hem de çocuklarının isimlerinin 2. harflerinin yan yana gelmesinden ibaret olduğunu (EDip-...), bu anlamda davacının müvekkilinin dondurma ve pastacılık sektöründe çalışan davacının markasını kullanmasının tamamen farklı bir sektör olan et dönerci olarak kullanmasının kendisi açısından bir fayda sağlamadığı gibi bu konuda kötüniyeti de olmadığını, nitekim bu markayı davacı sebebiyle kullanmadığını bilakis oğlu ve babasının adı olan ... isminin ilk iki harfi ile kızı ve annesinin ismi olan ... isminin ilk iki harflerinin birleşimi sebebiyle kullandığını, davacının iddialarının bu sebeple asılsız olduğunu, müvekkilinin tescil ettirip kullandığı markanın üretip sattığı ürünü tanımlayan marka olduğunu, 43. sınıfta tescilli olan bu markayı müvekkilinin tescil ettirmeden önce dahi kullandığını, buna ilişkin bilgi, belge, fotoğraf, video ve tanık delillerinin vs. olduğunu, ayrıca davacı tarafın 46 EDEM markasını 5, 29, 30 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini ve halen kullandığını davacının dava dilekçesinde belirttiği 2018/32162 sayılı 43. sınıfta tescil için başvurusunun 08.11.2018 tarihinde reddedildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi üstün bir haklarının da mevcut olmadığını, her ne kadar davacının iddiasına göre EDEM markasının kendileri sebepleriyle müvekkile yarar sağladığı iddia edilmişse de müvekkiline zarar bile verdiğini, söz konusu şirketin ortaklarından birinin FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve bu sebeple tutuklandığını ve bu sebeple kapalı olduğu hususunda toplum genelinde bu markaya yönelik olumsuz bir duruşu söz konusu olduğunu, zati şu an dahi söz konusu işyerinin terkedilmiş gibi kapalı vaziyette olduğunu, bu anlamda bu markanın söz konusu şirket tarafından bırakın müvekkiline değer kazandırmayı değer dahi kaybettirdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın markalarının 29 ve 30. sınıfta bulunan markalar için davalı taraf markasının ise 43'te bulunan hizmetler için tescil edildiği, taraf markalarının farklı sınıflarda tescil edilmiş olduğu, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin oluşmadığı, davacı taraf markasında 46 EDEM ibarelerinin açık bir şekilde algılanırken, davalı taraf markasında EDEM ibaresinin farklılaşmış ve ayırt edici nitelik kazanmış olduğu, her iki marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı ayrıca davalı markasının hükümsüzlük koşulunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, davalı markasının kötü niyetli kullanımı ya da davacı markasına bir zarar veya zarar tehlikesinin yaratılmış olduğuna dair iddiaların ispatlanamadığı, davalı kullanımının haksız rekabet oluşturmadığı, kötüniyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olmadığı dolayısıyla, davalı adına tescilli marka ile davacının iddialara mesnet markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı ve bu itibarla davalı adına tescilli 2014/79827 sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının fiili kullanımlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi bağlamında haksız rekabet oluşturmadığı, dava konusu markanın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda belirtilen 49821 ve 79827 nolu markaların dava ile ilgisinin bulunmadığını, dava konusu olmayan markalara dayanılarak hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, markalarda esas unsurun "EDEM" olduğunu, bilirkişi raporundaki benzer olmadıkları yönündeki görüşün taraflarınca anlaşılamadığını, markaları davacının yıllardan beri kullandığını, davacının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu bildiği halde kötü niyetli olarak tescil ettiğini, davalının kullanımında "EDEM" ibaresinin esaslı unsur olduğunu, "...'ın yeri" ibaresinin küçük harfle yazıldığını, "ET DÖNER" ibaresinin de cins olarak bildirildiğini, kötüniyetli başvurunun nispi ret sebebi olduğunu, davalının kötüniyetli olarak tescil yaptırdığını, sınıfsal benzerliğin bulunmadığı tespitinin de dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin markalarının ağırlıklı olarak 29 ve 30. sınıflarda tescilli olduğunu, bu dava ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının ise 43. sınıfta tescilli olduğunu, 29. sınıfta et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri, et mamülleri, ..vb tescilli olduğunu, 30. sınıfta ise unlu mamüllerin tescilli olduğunu yani müvekkilinin yiyecek-içecek emtiaları karşısında "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"nin benzer sınıflar olmadığı yönündeki bilirkişi heyeti görüşlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "EDEM" markasının uzun yıllarda kullanıldığını, benzer sınıfta tescili ve kullanımı tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, iltibas tehlikesinin olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına 43.sınıfta tescilli "...'ın yeri Antakya edem ET DÖNER" ibareli şekil markası ile davacının 29 ve 30.sınıflarda adına tescilli "46 EDEM" ibareli şekil markası ile 30.sınıfta adına tescilli "46 EDEM DONDURMALARI" markası arasında görsel işitsel ve kavramsal bir benzerlik olmadığı, tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığı, mevcut durum itibariyle davalı markasının hükümsüzlüğü koşulunun oluşmadığı, davalı tarafın dava konusu markasını fiili kullanımlarının 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi bağlamında haksız rekabet oluşturmadığı, davalının kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiği yönündeki iddiasına dair somut delil de sunulmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli 2014/49827 sayılı "...'ın yeri Antakya edem ET DÖNER" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. 6102 sayılı Kanun 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7783 E. 2016/2619 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDÖNER'' ibareli markaların resmi marka bülteninde yayın ve marka siciline tescil tarihleri, dava tarihi olan 08.05.2013 tarihinden sonra olup, 556 sayılı KHK'nın 9/«son» maddesi hükmü gereğince, markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder ve marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin «ilan» edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, «tazminat davası» açmaya yetkilidir.
DÖNER ibareli kullanımının «marka hakkına tecavüz» olduğunun tespiti ve menine, tecavüze konu kullanıma yönelik el konulan .. ibareli poşet, ıslak mendil, kartvizit ve tanıtım evrakının «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle imhasına, ..
DÖNER ibareli marka kullanımına yönelik tabelanın .. ibaresi silinmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 10.000 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» talebin reddine karar verilmiştir.
1) Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve «maddi, manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4269 E. 2022/7939 K.
Ortak:sicilden terkin · terkin · kötüniyet · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… f bir ibare olduğunu, ayırt edici niteliği haiz olmadığını, dava konusu markanın yanında yer alan Et Döner ibaresinin de vasıf bildirir bir ibare olduğunu, markanın «ayırt ediciliğine» herhangi bir katkı sunmadığını, davalı yanın kötü niyetli olarak işbu müracaatı gerçekleştirdiğinin izahtan vareste olduğunu, davalıların dava konusu markayı müvekkil ile aynı veyahut benzer sınıflarda tescil ettirmiş olmasının nihai tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, müvekkilinin EDEM, EDEM 46 ibareli markaları ile EDEM Erdalın Yeri ET DÖNER markası arasında «iltibas» tehlikesinin mevcut olduğunu, markaların aynı sektörde kullanılacak olmasının bu iltibas tehlikesini artırdığını, davalıların dava konusu markalarını müvekkiliyle aynı sektörde aynı mallar/hizmetler bakımından kullanmalarının müvekkiline maddi ve manevi olarak zarar vereceğini, bu durumun da «haksız rekabet» teşkil ettiğinin aşikar olduğunu ifade ederek davalıların TÜRKPATENT nezdinde tescilli bulunan 2014/49827 kod numaraları “Edem ...'ın Yeri Et Döner” ibareli markas …
… madığı ayrıca davalı markasının hükümsüzlük koşulunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, davalı markasının kötü niyetli kullanımı ya da davacı markasına bir zarar veya «zarar tehlikesinin» yaratılmış olduğuna dair iddiaların ispatlanamadığı, davalı kullanımının «haksız rekabet» oluşturmadığı, «kötüniyet» iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olmadığı dolayısıyla, davalı adına tescilli marka ile davacının iddialara mesnet markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında «iltibas» ihtimali bulunmadığı ve bu itibarla davalı adına tescilli 2014/79827 sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının fiili kullanımlarının 6102 sayı …
Benzer bu kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… u markalar ile "UDI" asıl unsurlu dava konusu marka başvurusu arasında, tescili talep edilen 43. sınıf hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca «iltibas» tehlikesinin olduğu, dava konusu 43. sınıf hizmetler, davacının "UD" asıl unsurları markaları kapsamında aynen yer aldığından mahkemece görüşüne başvurulan bilirki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… rkalarında ortak olarak geçen “döner, dönerci, köfte, ızgara, iskender” gibi kelimelerin 43.sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tanımlayıcı olduğu ve «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğu, taraf markalarındaki esas unsurun davalı markasında “UDI”, davacı markalarında ise “UD” olduğu, davacı markasının esas unsuruna eklenen “I” harfi ile başvuru markasının ayırt edici hale gelmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde anlamsal, görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı/benzeri veya devamı olduğu intibaı uyandırdığından davalı başvurusu ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, davacı tarafından tanınmışlığa ilişkin deliller sunulmadığı gibi, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği gerekçesi 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin «kötüniyetli» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2018-M-7117 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle; YİDK kararının iptaline ve dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ve «sicilden terkin» ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Izgara” kelimeleri ile bu kelimelerin baş harfleri olan "UDI" kısaltmasından oluştuğu ve bu kısaltmaların tek başına sahiplerine üstün hak sağlayacak niteliklerinin bulunmadığı gözetilerek mahkemece YİDK kararının «iptali davası» yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün temyiz eden davalı kurum yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14608 E. 2010/6868 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · ticari işletme · ifa · protokol · ihtar · taahhütname · temerrüt · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «protokol» gereğince işyerinin demirbaşlarıyla birlikte «teslimi» edimini yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, davalıya «ihtar» göndererek davalıyı işyeri ve demirbaşları teslim alması konusunda «temerrüde» düşürmediğini, edimini yerine getirmeyen davacının davalıdan edimini «ifa» etmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
BK.81. maddesi "Mütekabil «taahhütler», muhtevi olan bir akdin ifasını talep eden kimse, akdin şartları ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkını haiz olmadıkça kendi borcunu «ifa» etmiş veya ifasını teklif eylemiş olması lazımdır." düzenlemesini getirmiştir.
Dava, «ticari işletme» devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde edimlerin aynı anda «ifa» edilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4453 E. , 2024/6290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1056 Esas, 2022/1729 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/608 E., 2019/935 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun senelerdir ticari faaliyetlerini “EDEM” ibareli markaları ile sürdürdüğünü, davalılar tarafından müvekkilinin markasından haberdar olunmasına rağmen işbu dava konusu markaların tescilinin kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, “EDEM” ibareli markanın müvekkili tarafından ticari faaliyete konu edilmesiyle oluşturulduğu ve senelerdir yapılan maddi ve manevi yatırımlar ile nihai tüketici nezdinde tanınır hale getirilmiş bir ibare olduğunu, müvekkilinin işbu marka bakımından gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, davalı tarafından işbu dava konusu marka tescilinin kötü niyetli olarak ve müvekkilinin senelerdir süren kullanımlarından haberdar olunmasına rağmen gerçekleştirildiğini, dava konusu markada yer alan “EDEM’ ibaresinin esaslı unsur olarak kullanıldığını, geri kalan “...’ın Yeri” ibaresinin EDEM esaslı unsurlu markanın altında küçük harflerle yer aldığını, tali unsur olarak EDEM esas unsurlu markanın yanında cins bildirir ibare olan “Et Döner” ibaresinin yer aldığını, EDEM esas ibareli markanın altında küçük harflerle yazılı Antakya ibaresinin, zayıf bir ibare olduğunu, ayırt edici niteliği haiz olmadığını, dava konusu markanın yanında yer alan Et Döner ibaresinin de vasıf bildirir bir ibare olduğunu, markanın ayırt ediciliğine herhangi bir katkı sunmadığını, davalı yanın kötü niyetli olarak işbu müracaatı gerçekleştirdiğinin izahtan vareste olduğunu, davalıların dava konusu markayı müvekkil ile aynı veyahut benzer sınıflarda tescil ettirmiş olmasının nihai tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, müvekkilinin EDEM, EDEM 46 ibareli markaları ile EDEM Erdalın Yeri ET DÖNER markası arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, markaların aynı sektörde kullanılacak olmasının bu iltibas tehlikesini artırdığını, davalıların dava konusu markalarını müvekkiliyle aynı sektörde aynı mallar/hizmetler bakımından kullanmalarının müvekkiline maddi ve manevi olarak zarar vereceğini, bu durumun da haksız rekabet teşkil ettiğinin aşikar olduğunu ifade ederek davalıların TÜRKPATENT nezdinde tescilli bulunan 2014/49827 kod numaraları “Edem ...'ın Yeri Et Döner” ibareli markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin 2010 yılından bu yana dava konusu markayı Antakya ilçesinde farklı adreslerde kullandığını, müvekkilinin eşi (... Yakışıklı) ile birlikte et döneri işinde Hatay’da faaliyet gösterdiğini, markanın tescil aşamasında davacı taraf süresi içinde tescile itiraz ettiğini ancak bu talep incelenerek reddedildiğini, müvekkilinin markasının ana unsurunun iddia edildiği gibi EDEM ibaresi olmadığını, bu harf grubunun müvekkili açısından hem eşinin babası ve annesi, hem de çocuklarının isimlerinin 2. harflerinin yan yana gelmesinden ibaret olduğunu (EDip-...), bu anlamda davacının müvekkilinin dondurma ve pastacılık sektöründe çalışan davacının markasını kullanmasının tamamen farklı bir sektör olan et dönerci olarak kullanmasının kendisi açısından bir fayda sağlamadığı gibi bu konuda kötüniyeti de olmadığını, nitekim bu markayı davacı sebebiyle kullanmadığını bilakis oğlu ve babasının adı olan ...
isminin ilk iki harfi ile kızı ve annesinin ismi olan ... isminin ilk iki harflerinin birleşimi sebebiyle kullandığını, davacının iddialarının bu sebeple asılsız olduğunu, müvekkilinin tescil ettirip kullandığı markanın üretip sattığı ürünü tanımlayan marka olduğunu, 43. sınıfta tescilli olan bu markayı müvekkilinin tescil ettirmeden önce dahi kullandığını, buna ilişkin bilgi, belge, fotoğraf, video ve tanık delillerinin vs. olduğunu, ayrıca davacı tarafın 46 EDEM markasını 5, 29, 30 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini ve halen kullandığını davacının dava dilekçesinde belirttiği 2018/32162 sayılı 43. sınıfta tescil için başvurusunun 08.11.2018 tarihinde reddedildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi üstün bir haklarının da mevcut olmadığını, her ne kadar davacının iddiasına göre EDEM markasının kendileri sebepleriyle müvekkile yarar sağladığı iddia edilmişse de müvekkiline zarar bile verdiğini, söz konusu şirketin ortaklarından birinin FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve bu sebeple tutuklandığını ve bu sebeple kapalı olduğu hususunda toplum genelinde bu markaya yönelik olumsuz bir duruşu söz konusu olduğunu, zati şu an dahi söz konusu işyerinin terkedilmiş gibi kapalı vaziyette olduğunu, bu anlamda bu markanın söz konusu şirket tarafından bırakın müvekkiline değer kazandırmayı değer dahi kaybettirdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın markalarının 29 ve 30. sınıfta bulunan markalar için davalı taraf markasının ise 43'te bulunan hizmetler için tescil edildiği, taraf markalarının farklı sınıflarda tescil edilmiş olduğu, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin oluşmadığı, davacı taraf markasında 46 EDEM ibarelerinin açık bir şekilde algılanırken, davalı taraf markasında EDEM ibaresinin farklılaşmış ve ayırt edici nitelik kazanmış olduğu, her iki marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı ayrıca davalı markasının hükümsüzlük koşulunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, davalı markasının kötü niyetli kullanımı ya da davacı markasına bir zarar veya zarar tehlikesinin yaratılmış olduğuna dair iddiaların ispatlanamadığı, davalı kullanımının haksız rekabet oluşturmadığı, kötüniyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olmadığı dolayısıyla, davalı adına tescilli marka ile davacının iddialara mesnet markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı ve bu itibarla davalı adına tescilli 2014/79827 sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının fiili kullanımlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi bağlamında haksız rekabet oluşturmadığı, dava konusu markanın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda belirtilen 49821 ve 79827 nolu markaların dava ile ilgisinin bulunmadığını, dava konusu olmayan markalara dayanılarak hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, markalarda esas unsurun "EDEM" olduğunu, bilirkişi raporundaki benzer olmadıkları yönündeki görüşün taraflarınca anlaşılamadığını, markaları davacının yıllardan beri kullandığını, davacının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu bildiği halde kötü niyetli olarak tescil ettiğini, davalının kullanımında "EDEM" ibaresinin esaslı unsur olduğunu, "...'ın yeri" ibaresinin küçük harfle yazıldığını, "ET DÖNER" ibaresinin de cins olarak bildirildiğini, kötüniyetli başvurunun nispi ret sebebi olduğunu, davalının kötüniyetli olarak tescil yaptırdığını, sınıfsal benzerliğin bulunmadığı tespitinin de dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin markalarının ağırlıklı olarak 29 ve 30.
sınıflarda tescilli olduğunu, bu dava ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının ise 43. sınıfta tescilli olduğunu, 29. sınıfta et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri, et mamülleri, ..vb tescilli olduğunu, 30. sınıfta ise unlu mamüllerin tescilli olduğunu yani müvekkilinin yiyecek-içecek emtiaları karşısında "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"nin benzer sınıflar olmadığı yönündeki bilirkişi heyeti görüşlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "EDEM" markasının uzun yıllarda kullanıldığını, benzer sınıfta tescili ve kullanımı tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, iltibas tehlikesinin olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına 43.sınıfta tescilli "...'ın yeri Antakya edem ET DÖNER" ibareli şekil markası ile davacının 29 ve 30.sınıflarda adına tescilli "46 EDEM" ibareli şekil markası ile 30.sınıfta adına tescilli "46 EDEM DONDURMALARI" markası arasında görsel işitsel ve kavramsal bir benzerlik olmadığı, tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığı, mevcut durum itibariyle davalı markasının hükümsüzlüğü koşulunun oluşmadığı, davalı tarafın dava konusu markasını fiili kullanımlarının 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi bağlamında haksız rekabet oluşturmadığı, davalının kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiği yönündeki iddiasına dair somut delil de sunulmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli 2014/49827 sayılı "...'ın yeri Antakya edem ET DÖNER" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. 6102 sayılı Kanun 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1070603600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz