6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14608 E. 2010/6868 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun tebliğ ticari işletme ifa protokol ihtar taahhütname temerrüt teslim

Atıf yapılan mevzuat: İİK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının protokol gereğince işyerinin demirbaşlarıyla birlikte teslimi edimini yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, davalıya ihtar göndererek davalıyı işyeri ve demirbaşları teslim alması konusunda temerrüde düşürmediğini, edimini yerine getirmeyen davacının davalıdan edimini ifa etmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, ticari işletme devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

BK.81. maddesi "Mütekabil taahhütler, muhtevi olan bir akdin ifasını talep eden kimse, akdin şartları ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkını haiz olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif eylemiş olması lazımdır." düzenlemesini getirmiştir. Buna göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflar edimlerin değişimini kabul etmişlerdir. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde edimlerin aynı anda ifa edilmesi gerekir. Dava konusu işyeri devir sözleşmesi de tam iki taraflı sözleşmedir. Bu sözleşmeyle, alıcı satış bedelini ödemek satıcıda işyerini sözleşmede kararlaştırılan şartlarda davalıya teslim etmekle yükümlüdür. Taraflardan birinin önelden yararlanma hakkı yoksa karşı taraftan edemini yerine getirmesini isteyebilmesi için kendi edimini yerine getirmesi veya yerine getirmeyi usulüne uygun tebliğ etmiş olması gerekir. Ancak bu hükmün aksi sözleşmeyle her zaman karalaştırılabilir. Diğer bir anlatımla, sözleşmeyle, hangi tarafın edimini önce ifa etmesi gerektiği kararlaştırılabilir.

Taraflar arasında düzenlenen 24.05.2004 tarihli protokolün varlığı ile ilgili taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının protokolde belirlenen edimini yerine getirip getirmediği ve davalıdan ediminin ifasını isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anılan sözleşmenin 7. maddesinde “Ödemelerin alımından sonra teslimat yapılacaktır” hükmü bulunmaktadır. Yani, taraflarca öncelikle davalının edimini yerine getirmesi (ödeme yapması), ardından davacının sözleşmeyle kararlaştırılan edimini yerine getirmesi kararlaştırılmıştır. O halde mahkemece, sözleşmenin anılan maddesi üzerinde yeterince durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sözleşme hükmü üzerinde yeterince durulmadan ve sözleşme hükmüne rağmen ifa önceliğinden davacının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15653 E. 2016/680 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtrazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3422 E. 2017/2120 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/14608 E.  ,  2010/6868 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2007/318 - 2008/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 18.05.2004 tarihli protokolle müvekkilinin işyerinin bütün demirbaşları ve müşteri çevresiyle birlikte 20.000 USD karşılığı davalıya devrinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin protokol gereğince işyerini davalıya teslim etmesine rağmen davalının ödemede bulunmadığını ileri sürerek, anılan meblağın Türk Lirası karşılığı olan 27.740 TL’nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının sözleşmede belirtilen işyeri ve demirbaşları teslim etmediğini, edimini yerine getirmeyen tarafın diğerinden edimini yerine getermesini talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının protokol gereğince işyerinin demirbaşlarıyla birlikte teslimi edimini yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, davalıya ihtar göndererek davalıyı işyeri ve demirbaşları teslim alması konusunda temerrüde düşürmediğini, edimini yerine getirmeyen davacının davalıdan edimini ifa etmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, ticari işletme devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

BK.81. maddesi "Mütekabil taahhütler, muhtevi olan bir akdin ifasını talep eden kimse, akdin şartları ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkını haiz olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif eylemiş olması lazımdır." düzenlemesini getirmiştir. Buna göre iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflar edimlerin değişimini kabul etmişlerdir. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde edimlerin aynı anda ifa edilmesi gerekir. Dava konusu işyeri devir sözleşmesi de tam iki taraflı sözleşmedir. Bu sözleşmeyle, alıcı satış bedelini ödemek satıcıda işyerini sözleşmede kararlaştırılan şartlarda davalıya teslim etmekle yükümlüdür. Taraflardan birinin önelden yararlanma hakkı yoksa karşı taraftan edemini yerine getirmesini isteyebilmesi için kendi edimini yerine getirmesi veya yerine getirmeyi usulüne uygun tebliğ etmiş olması gerekir.

Ancak bu hükmün aksi sözleşmeyle her zaman karalaştırılabilir. Diğer bir anlatımla, sözleşmeyle, hangi tarafın edimini önce ifa etmesi gerektiği kararlaştırılabilir.

Taraflar arasında düzenlenen 24.05.2004 tarihli protokolün varlığı ile ilgili taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının protokolde belirlenen edimini yerine getirip getirmediği ve davalıdan ediminin ifasını isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anılan sözleşmenin 7. maddesinde “Ödemelerin alımından sonra teslimat yapılacaktır” hükmü bulunmaktadır. Yani, taraflarca öncelikle davalının edimini yerine getirmesi (ödeme yapması), ardından davacının sözleşmeyle kararlaştırılan edimini yerine getirmesi kararlaştırılmıştır. O halde mahkemece, sözleşmenin anılan maddesi üzerinde yeterince durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sözleşme hükmü üzerinde yeterince durulmadan ve sözleşme hükmüne rağmen ifa önceliğinden davacının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022957400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.