Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15133 E. 2012/21082 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imtiyazlı pay↗ yetki belgesi↗ yönetim kurulu üyeliği↗ yoklukla malul karar↗ toplantı tutanağı↗ yokluk↗ şahsi sorumluluk↗ pay sahipliği↗ istifa↗ ibra↗ olumsuz oy↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ geçersizlik↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı şirket hissedarı olmayıp, tüzel kişiliği temsilen seçilen yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu sıfatla dava açtığı, dolayısıyla genel kurulda alınan kararlar nedeniyle doğabilecek şahsi sorumluluklarının neler olduğunu somut bir biçimde ortaya koyması gerektiği, ortakların yetki belgelerini boş olarak imzalayıp ...'na verdiği iddiasında beyaza imza iddiasını ileri süren şahsın bu iddiasının HUMK'nun 290. maddesi uyarınca ispat etmesi gerektiği, bu anlamda delil bulunmadığı, ...'nun kendi ibrası ile ilgili olarak toplantı tutanağında “yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oylarıyla ayrı ayrı ibra edilmişlerdir” olup, kendi ibrasında oy kullanmaktan yoksun olan ...'nun vekil olarak oy kullanabileceği, davalı şirkette sermaye arttırımının gerekli olduğu, davalı şirkette imtiyazlı hisse bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin imtiyazlı pay sahipleri genel kurul toplantısı yapılmadığı yönündeki iddiasının dayanaksız kaldığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin bir yıl süre ile seçilebileceğinin düzenlendiği ancak genel kurulda alınan kararın ana sözleşmeye aykırı olmakla birlikte yasaya uygun olup, bu durumun genel kuruluna katılıp gerekçesini belirterek olumsuz oy kullanan hissedarlara iptal davası açma hakkı vereceği, kararın yoklukla malul olmasının söz konusu olmayacağı, hissedar olmayan olmayan davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek sorumluluğunu kaldırmasının mümkün bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-TTK.368. maddede anonim şirket genel kurul toplantısına davetin şekli belirlenmiştir. Ancak, TTK'nun 370. maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde, TTK'nun 368. maddesindeki çağrı merasimine riayet etmeksizin genel kurul toplanabilir. Dava konusu genel kurulun TTK.'nun 370. maddesi gereğince toplanıp, kararların alındığı anlaşılmakta olup, TTK.'nun 370. maddesi uyarınca temsilcilerin de genel kurul toplantısında bulunması yeterli ise de, Komiserler Yönetmeliği 22. maddesine göre genel kurul toplantısına vekaleten katılıp oy kullananların vekaletnamelerinde bulunması gereken unsurlar ve geçerlik süresi belirtilmiştir. Komiserler Yönetmeliği 23/1-2. fıkraları “Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekaletnameler geçersizdir. Vekaletnameler ait olduğu toplantı ve hukuken bunun devamı sayılan genel kurul toplantısı için geçerlidir” hükmünü haizdir. Mahkemece TTK.'nun 370. maddesine göre toplanan genel kurulda vekaleten oy kullanan “Timo Matthias Herbrand, Kent Stephen Hahne, Vapiano Operations Limited'in” vekaletnamelerinin Komiserler Yönetmeliği 23. maddesine uygun olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmiştir. Oysa dosyada bulunan dava konusu genel kurulda kullanılan vekaletnamelerin Komiserler Yönetmeliği 23. maddedeki unsurlar içermediği, genel kurul toplantı tarihinin belirtilmediği ve geçerlilik süresinin de bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar batıl olup geçersizdir. Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11184 E. 2012/17474 K.
Ortak:yoklukla malul karar · yokluk · anonim şirket · geçersizlik · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı şirket hissedarı olmayıp, «tüzel kişiliği» «temsilen» seçilen «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu sıfatla dava açtığı, dolayısıyla genel kurulda alınan kararlar nedeniyle doğabilecek «şahsi sorumluluklarının» neler olduğunu somut bir biçimde ortaya koyması gerektiği, ortakların «yetki belgelerini» boş olarak imzalayıp ...'na verdiği iddiasında beyaza imza iddiasını ileri süren şahsın bu iddiasının HUMK'nun 290. maddesi uyarınca ispat etmesi gerektiği, bu anlamda delil bulunmadığı, ...'nun kendi «ibrası» ile ilgili olarak «toplantı tutanağında» “yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oylarıyla ayrı ayrı ibra edilmişlerdir” olup, kendi ibrasında oy kullanmaktan yoksun olan ...'nun vekil olarak oy kullanabileceği, davalı şirkette sermaye arttırımının gerekli olduğu, davalı şirkette imtiyazlı hisse bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin «imtiyazlı pay sahipleri» genel kurul toplantısı yapılmadığı yönündeki iddiasının dayanaksız kaldığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin bir yıl süre ile seçilebileceğinin düzenlendiği ancak genel kurulda alınan kararın ana sözleşmeye aykırı olmakla birlikte yasaya uygun olup, bu durumun genel kuruluna katılıp gerekçesini belirterek «olumsuz» oy kullanan hissedarlara «iptal davası» açma hakkı vereceği, kararın «yoklukla malul» olmasının söz konusu olmayacağı, hissedar olmayan olmayan davacının «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ederek sorumluluğunu kaldırmasının mümkün bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-TTK.368. maddede «anonim şirket» genel kurul toplantısına davetin şekli belirlenmiştir.
Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekaletnameler «geçersizdir».
Benzer bu karardaYine, bozma ilamında genel kurul toplantısında «yönetim kurulu» üyesi olarak seçilen ..., ..., ... ve ...'ya B grubu «hisse devrine» ilişkin olarak yapılan işlemin şirket ana sözleşmesine uygun olarak yönetim kurulunca oybirliği ile alınacak yazılı karara dayanması gerektiği, bu gereğin yerine getirilmemesi nedeniyle «geçersiz» «pay devrine» bağlı B grubu hissedarlar olarak yönetim kuruluna seçilen bu kişilerin seçimine ilişkin kararın «yoklukla malul» olacağı belirtilmiş olmasına rağmen tüm «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, «anonim şirketin» genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu olan genel kurul toplantısının TTK'nun 368 ve 369. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmiştir.
… ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 09.07.2004 tarih 33 sıra numaralı «yönetim kurulu» kararının «esas sözleşmeye» aykırı ve yok hükmünde olduğu, bu toplantıda alınan kararlar uyarınca «hisse senedini» devralanların ortaklık haklarını kullanamayacakları, genel kurul toplantılarına iştirak edemeyecekleri, bu bağlamda 18.08.2004 tarihli genel kurul toplantısının TTK'nun 368 ve 369. madde hükümlerine aykırı surette yapıldığı, bu hususunun bakanlık komiserlerinin genel kurul tutanağına yansıyan beyanları ile de sabit olduğu, toplantıya iştirak etmeyen davacı tarafın bu «genel kurul kararının iptalini» isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · pay devri · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · hisse devri
Benzer bu kararda… ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 09.07.2004 tarih 33 sıra numaralı «yönetim kurulu» kararının «esas sözleşmeye» aykırı ve yok hükmünde olduğu, bu toplantıda alınan kararlar uyarınca «hisse senedini» devralanların ortaklık haklarını kullanamayacakları, genel kurul toplantılarına iştirak edemeyecekleri, bu bağlamda 18.08.2004 tarihli genel kurul toplantısının TTK'nun 368 ve 369. madde hükümlerine aykırı surette yapıldığı, bu hususunun bakanlık komiserlerinin genel kurul tutanağına yansıyan beyanları ile de sabit olduğu, toplantıya iştirak etmeyen davacı tarafın bu «genel kurul kararının iptalini» isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yine, bozma ilamında genel kurul toplantısında «yönetim kurulu» üyesi olarak seçilen ..., ..., ... ve ...'ya B grubu «hisse devrine» ilişkin olarak yapılan işlemin şirket ana sözleşmesine uygun olarak yönetim kurulunca oybirliği ile alınacak yazılı karara dayanması gerektiği, bu gereğin yerine getirilmemesi nedeniyle «geçersiz» «pay devrine» bağlı B grubu hissedarlar olarak yönetim kuruluna seçilen bu kişilerin seçimine ilişkin kararın «yoklukla malul» olacağı belirtilmiş olmasına rağmen tüm «genel kurul kararlarının iptaline» karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2454 E. 2017/4313 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · sözleşmeden doğan dava · sözleşmenin feshi · tespit davası · ihbar · ihtar · hukuki yarar · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen 14/12/2007 tarihli «ihtarname» ile davalının 24/05/2007 tarihli alt imtiyaz «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin «ihtar» edildiği, verilen süre içerisinde gereği yerine getirilmediğinden 08/01/2008 tarihinde haklı sebeplerle alt-imtiyaz sözleşmesinin feshedildiğinin «ihbar» edildiği, davacının «sözleşmeyi feshine» gerekçe gösterdiği hususlarda davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair somut delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taraf …
Dava tarihi itibariyle «eda davası» açılmasının mümkün olduğu hallerde ayrıca «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken, mahkemece işin esası hakkında karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15133 E. , 2012/21082 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2011 tarih ve 2010/331-2011/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğunu, ...'nun Türkçe bilmeyen hissedarlara boş olarak imzalattığı geçersiz yetki belgelerine dayanarak bilgi vermeden, ilan ve çağrı da bulunmadan 21.10.2009 tarihinde Olağan Genel Kurul Toplantısı'nı yaptığını, alınan kararların müvekkilinin şahsi ve müteselsil sorumluluğuna yol açabileceğini, toplantıdaki tüm kararların A Grubu hissedarların iradesinin aksi yönde olup, o tarihteki istek ve iradelerini hiçe saydığını, toplantı öncesi ve sırasında ana sözleşmeyle oluşturulmuş A ve B hisse grupları mevcut bulunduğu halde imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu toplantılarının yapılmadığını, anılan genel kurulda sermaye artışına gidildiğini, ancak sermaye artırımı için gerekli koşulların yerine getirilmediğini, ...'nun kendi ibrasında oy kullandığını, TTK'nun 374.
madde gereğince kendi ibrasında asaleten ya da vekaleten oy kullanamayacağını, yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin 3 yıl görev süresi için seçildiğini, fakat ana sözleşmeye göre yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin bir yıllık görev süresi için seçilebileceğini ileri sürerek, öncelikle davalı şirketin 21.10.2009 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısının ve bu toplantıda alınmış kararların yoklukla malul olduğunun tespitini, kabul edilmeyecek olursa sermaye arttırım kararının, kendi kullandığı oylarla kendi kendisini ibra eden yönetim kurulu üyesi ...'nu ibrası hakkındaki kararın, 1 yıl yerine 3 yıl için seçim yapılmış olması nedeniyle yönetim kurulu ve denetçi seçimi hakkındaki kararların bütün sonuçlarıyla birlikte hükmen iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul kararlarının iptal davası için 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, yönetim kurulu üye sıfatıyla dava açabilme için genel kurul kararlarının uygulanmasının davacı olarak kişisel sorumluluklarına yol açması koşuluna bağlı olduğunu, alınan kararların davacının kişisel sorumluluğuna yönelik olmadığını, rapor doğrultusunda mali durum gereği sermaye arttırışına gidildiğini, raporun da hatalı olduğuna dair iddiasının bulunmadığını, ...'nun ibrasında kendi ibrasında oy kullanmadığını, tacir olan paydaşların boş kağıda imza atılmaması gerektiğini bilebilecek olduklarını, davanın sadece kendisiyle ilgili işlemlerden dolayı iddiada bulunabileceğini, paydaşlar adına iddiada bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalı şirket hissedarı olmayıp, tüzel kişiliği temsilen seçilen yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu sıfatla dava açtığı, dolayısıyla genel kurulda alınan kararlar nedeniyle doğabilecek şahsi sorumluluklarının neler olduğunu somut bir biçimde ortaya koyması gerektiği, ortakların yetki belgelerini boş olarak imzalayıp ...'na verdiği iddiasında beyaza imza iddiasını ileri süren şahsın bu iddiasının HUMK'nun 290. maddesi uyarınca ispat etmesi gerektiği, bu anlamda delil bulunmadığı, ...'nun kendi ibrası ile ilgili olarak toplantı tutanağında “yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oylarıyla ayrı ayrı ibra edilmişlerdir” olup, kendi ibrasında oy kullanmaktan yoksun olan ...'nun vekil olarak oy kullanabileceği, davalı şirkette sermaye arttırımının gerekli olduğu, davalı şirkette imtiyazlı hisse bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin imtiyazlı pay sahipleri genel kurul toplantısı yapılmadığı yönündeki iddiasının dayanaksız kaldığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin bir yıl süre ile seçilebileceğinin düzenlendiği ancak genel kurulda alınan kararın ana sözleşmeye aykırı olmakla birlikte yasaya uygun olup, bu durumun genel kuruluna katılıp gerekçesini belirterek olumsuz oy kullanan hissedarlara iptal davası açma hakkı vereceği, kararın yoklukla malul olmasının söz konusu olmayacağı, hissedar olmayan olmayan davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek sorumluluğunu kaldırmasının mümkün bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-TTK.368. maddede anonim şirket genel kurul toplantısına davetin şekli belirlenmiştir. Ancak, TTK'nun 370. maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde, TTK'nun 368. maddesindeki çağrı merasimine riayet etmeksizin genel kurul toplanabilir. Dava konusu genel kurulun TTK.'nun 370. maddesi gereğince toplanıp, kararların alındığı anlaşılmakta olup, TTK.'nun 370. maddesi uyarınca temsilcilerin de genel kurul toplantısında bulunması yeterli ise de, Komiserler Yönetmeliği 22. maddesine göre genel kurul toplantısına vekaleten katılıp oy kullananların vekaletnamelerinde bulunması gereken unsurlar ve geçerlik süresi belirtilmiştir. Komiserler Yönetmeliği 23/1-2. fıkraları “Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır.
Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekaletnameler geçersizdir. Vekaletnameler ait olduğu toplantı ve hukuken bunun devamı sayılan genel kurul toplantısı için geçerlidir” hükmünü haizdir. Mahkemece TTK.'nun 370. maddesine göre toplanan genel kurulda vekaleten oy kullanan “Timo Matthias Herbrand, Kent Stephen Hahne, Vapiano Operations Limited'in” vekaletnamelerinin Komiserler Yönetmeliği 23. maddesine uygun olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmiştir. Oysa dosyada bulunan dava konusu genel kurulda kullanılan vekaletnamelerin Komiserler Yönetmeliği 23. maddedeki unsurlar içermediği, genel kurul toplantı tarihinin belirtilmediği ve geçerlilik süresinin de bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar batıl olup geçersizdir.
Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067167300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz