Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/277 E. 2012/21362 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ imzaya itiraz↗ yönetici sorumluluğu↗ el koyma↗ bekletici mesele↗ yemin teklifi↗ ihtisas mahkemesi↗ şikayet↗ maddi hata↗ yemin↗ şirket zararı↗ eş rızası↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ havale↗ taahhütname↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının taahhütnamedeki imzaya itiraz etmeyip, imzanın içeriğinin doğru olmadığını, boş belgeye imza attığını, içeriğinin sonradan kendi bilgisi dışında düzenlendiğini iddia ettiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden verilen 27.04.2010 havale tarihli rapora göre, boş beyaz kağıda imza attırıldıktan sonra bilgisayar aracılığı ile üst tarafının doldurulmak suretiyle oluşturulmuş olduğu yönünde bulgu saptanmadığının belirlendiği, dava konusu ile ilgili olarak davalı aleyhine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine, Antalya 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/702 esas sayılı dosyasından kamu davası açıldığı, ceza mahkemesince işbu davanın sonucunun bekletici mesele yapıldığı, davalının açığa attığı imzanın üzerinin rızası ve bilgisi dışında doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı belgelerle kanıtlayamadığı, davacı tarafa yemin teklif etme haklarının bulunduğu hatırlatılmış ise de, davalı vekilinin yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiğini gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 31.959 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı limited şirketin eski müdürü ve ortağı olan davalının imzaladığı 07.02.2006 tarihli “ Taahhütname” başlıklı belgeye dayalı açılan alacak istemine ilişkin olup, davaya konu taahhütname kapsamına göre dava, şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu, anonim şirket için sevkedilen 336. ve 341. ve 342. madde hükümlerine tabidir. Yirmiden az ortaklı limited şirketlerde aynı Kanun’un 548. maddesi uyarınca denetçi bulunmadığı, idare hak ve görevinin bütün ortaklar ya da müdür sıfatını haiz olmayan ortaklara ait olduğu, bu ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim haklarının bulunduğu gözetilmelidir. Yönetici olmayan ortakların iştiraki ya da bunların davacı vekiline ya da başka bir vekile verecekleri bir vekaletname ile davanın görülmesi zorunludur. Bu bir usuli eksiklik olup, davanın bu nedenle hemen reddi gerekmeyip, sonradan tamamlanabilmesi de mümkündür. Bu durumda, Mahkemece, davacı yana, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 39. ve 40. madde hükümleri uyarınca uygun bir süre verilerek, açıklanan usuli eksikliğin giderilmesinin sağlanması halinde davanın görülebileceğinin gözetilmesi, aksi halde davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, esasen resen gözetilmesi gereken bu eksiklik üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2-Dosya kapsamından davalı hakkında Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/702 esas sayılı dosyası ile TCK 155/2. ve 53. maddesi uyarınca ceza davası açıldığı, yine ceza soruşturmasının işbu davadan önce başladığı anlaşılmakta olup, mahkemece ceza davasının sonucu beklenerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ceza davası dikkate alınmaksızın karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca, mahkeme kararında “Acele Kamulaştırma Nedeniyle El Koyma Davası ” şeklinde bir ibareye yer verilmesi de maddi hata olup, müracaat halinde mahkemece her zaman düzeltilmesi mümkündür.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8891 E. 2010/4592 K.
Ortak:şirket zararı · anonim şirket · limited şirket
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalı «limited şirketin» eski müdürü ve ortağı olan davalının imzaladığı 07.02.2006 tarihli “ Taahhütname” başlıklı belgeye dayalı açılan alacak istemine ilişkin olup, davaya konu «taahhütname» kapsamına göre dava, «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, «limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu», «anonim şirket» için sevkedilen 336. ve 341. ve 342. madde hükümlerine tabidir.
Yirmiden az ortaklı «limited şirketlerde» aynı Kanun’un 548. maddesi uyarınca denetçi bulunmadığı, idare hak ve görevinin bütün ortaklar ya da müdür sıfatını haiz olmayan ortaklara ait olduğu, bu ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim haklarının bulunduğu gözetilmelidir.
Benzer bu kararda1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, «limited şirket» yöneticilerinin şirkete karşı sorumluluğu, «anonim şirket» için sevkedilen 341 ve 342. madde hükümlerine tabidir.
Yirmiden az ortaklı «limited şirketlerde» aynı Kanun’un 548. maddesi uyarınca denetçi bulunmadığı, idare hak ve görevinin bütün ortaklar ya da müdür sıfatını haiz olmayan ortaklara ait olduğu, bu ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim haklarının bulunduğu gözetilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · ibra · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · muvafakat · yetki
Benzer bu karardaDosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
… ..’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve genel müdürün «ibra» edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
… mece, bozmaya uyulmuş, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait bilançolarında ve genel kurul tutanaklarında dava konusu zararın geçmediği, açıkça tartışılarak yapılmış bir «ibra» bulunmadığı, bozma öncesi alınan 01.11.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre 72000 USD fazla ödemenin davalı ...'nın imzaladığı sözleşmeler nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne, diğer davalı bakımından önceki karar kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3713 E. 2015/13816 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaBu kez davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/277 E. , 2012/21362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2006/277-2010/261 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkiline ait şirkette bir dönem şirket müdürlüğü görevi yaptığını ve 07.02.2006 tarihinde istifa ederek işinden ayrıldığını, ayrıldığı gün şirket ile aralarında hesap görüldüğünü, delil olarak sundukları taahhütname başlıklı belgede müvekkillerine 31.959 TL borcu olduğunu ve en kısa zamanda borcunu ödeyeceğini kabul ve taahhüt ederek bu belgeyi imzaladığını ancak, yapılan görüşmelere rağmen ödemeye yanaşmadığı için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, ayrıca davalı hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/11743 hazırlık dosyasında zimmet suçu ile şikayetçi olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 31.959 TL’nın 07.02.2006 tarihinden işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın dayandığı 07.02.2006 tarihli taahhütnamenin müvekkili tarafından düzenlenmediğini, müvekkilinin şirketteki müdürlük görevi gereği şirkete ait banka hesaplarından para çekmeye yetkili olduğunu, aynı zamanda davacı şirketin yönettiği Çamyuva ve Kemer bölgesindeki sitelerde yönetim hizmetlerinden de sorumlu olduğunu, ihtiyaç halinde bankalardan para çekebilmesi için aralarındaki güven ilişkisi nedeniyle boş kağıda (açığa) imzalayarak diğer bölgelere göreve gittiğini, boş kağıtları gerektikçe doldurarak şirket adına bankadan muhasebeciler tarafından çekildiğini, taahhütname başlıklı belgenin beyaza imza şeklinde verilip daha sonra müvekkilinin bilgisi dışında doldurularak düzenlenip düzenlenmediğinin bilirkişiler tarafından tespit edilebileceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının taahhütnamedeki imzaya itiraz etmeyip, imzanın içeriğinin doğru olmadığını, boş belgeye imza attığını, içeriğinin sonradan kendi bilgisi dışında düzenlendiğini iddia ettiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden verilen 27.04.2010 havale tarihli rapora göre, boş beyaz kağıda imza attırıldıktan sonra bilgisayar aracılığı ile üst tarafının doldurulmak suretiyle oluşturulmuş olduğu yönünde bulgu saptanmadığının belirlendiği, dava konusu ile ilgili olarak davalı aleyhine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine, Antalya 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/702 esas sayılı dosyasından kamu davası açıldığı, ceza mahkemesince işbu davanın sonucunun bekletici mesele yapıldığı, davalının açığa attığı imzanın üzerinin rızası ve bilgisi dışında doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı belgelerle kanıtlayamadığı, davacı tarafa yemin teklif etme haklarının bulunduğu hatırlatılmış ise de, davalı vekilinin yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiğini gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 31.959 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı limited şirketin eski müdürü ve ortağı olan davalının imzaladığı 07.02.2006 tarihli “ Taahhütname” başlıklı belgeye dayalı açılan alacak istemine ilişkin olup, davaya konu taahhütname kapsamına göre dava, şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu, anonim şirket için sevkedilen 336. ve 341. ve 342. madde hükümlerine tabidir. Yirmiden az ortaklı limited şirketlerde aynı Kanun’un 548. maddesi uyarınca denetçi bulunmadığı, idare hak ve görevinin bütün ortaklar ya da müdür sıfatını haiz olmayan ortaklara ait olduğu, bu ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim haklarının bulunduğu gözetilmelidir.
Yönetici olmayan ortakların iştiraki ya da bunların davacı vekiline ya da başka bir vekile verecekleri bir vekaletname ile davanın görülmesi zorunludur. Bu bir usuli eksiklik olup, davanın bu nedenle hemen reddi gerekmeyip, sonradan tamamlanabilmesi de mümkündür. Bu durumda, Mahkemece, davacı yana, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 39. ve 40. madde hükümleri uyarınca uygun bir süre verilerek, açıklanan usuli eksikliğin giderilmesinin sağlanması halinde davanın görülebileceğinin gözetilmesi, aksi halde davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, esasen resen gözetilmesi gereken bu eksiklik üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2-Dosya kapsamından davalı hakkında Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/702 esas sayılı dosyası ile TCK 155/2. ve 53. maddesi uyarınca ceza davası açıldığı, yine ceza soruşturmasının işbu davadan önce başladığı anlaşılmakta olup, mahkemece ceza davasının sonucu beklenerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ceza davası dikkate alınmaksızın karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca, mahkeme kararında “Acele Kamulaştırma Nedeniyle El Koyma Davası ” şeklinde bir ibareye yer verilmesi de maddi hata olup, müracaat halinde mahkemece her zaman düzeltilmesi mümkündür.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066891700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz