Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/14406 E. 2012/21042 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icazet↗ aktif dava ehliyeti↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacı şirketin 29.05.2003 tarihinde imalat, dağıtım ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığı, inhisari lisansa sahip olan kişinin marka sahibinin hakkına tecavüz edilmesi durumunda marka sahibinin 556 sayılı KHK uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabileceği, inhisari olmayan lisans sahibi kişilerin ise dava açma haklarının bulunmadığı, ancak Noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebileceği, marka sahibince üç ay içinde gerekli davanın açılmaması halinde lisans alanın, yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceği, davacı şirketin dava açmadan evvel 556 sayılı KHK'nin 73. maddesinde belirtilen bildirimi yerine getirmediği gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
556 sayılı KHK'nin 21. maddesi sadece inhisari lisansa sahip olanların, marka sahibinin markadan doğan haklarına tecavüz edilmesi halinde bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca marka sahibinin açacağı davaları kendi adına açabileceğini, inhisari olmayan lisans sahiplerinin kural olarak böyle bir hakka sahip olmadığını, ancak marka sahibine noter kanalıyla yapacağı bir bildirimden sonra marka sahibinin 3 ay içerisinde dava açmaması halinde bu bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceğini ve lisans sözleşmelerinde, bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı hükümlerin bulunamayacağını ve bulunduğu takdirde geçersiz olduğunu hükme bağlamıştır. Her ne kadar, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere inhisari olmayan lisans sahibinin davadan önce marka sahibinin iznini alması 556 sayılı KHK 21. maddesi gereği ise de, dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere dava sırasında marka sahibinin davaya icazetinin sağlanmış olması karşısında mahkemece, uyuşmazlığın esasına girmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tecavüz durdurulması | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15585 E. 2015/598 K.
Ortak:taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacı şirketin 29.05.2003 tarihinde imalat, «dağıtım» ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığı, inhisari lisansa sahip olan kişinin marka sahibinin hakkına tecavüz edilmesi durumunda marka sahibinin 556 sayılı KHK uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabileceği, inhisari olmayan lisans sahibi kişilerin ise dava açma haklarının bulunmadığı, ancak Noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebileceği, marka sahibince üç ay içinde gerekli davanın açılmaması halinde lisans alanın, yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceği, davacı şirketin dava açmadan evvel 556 sayılı KHK'nin 73. maddesinde belirtilen bildirimi yerine getirmediği gerekçesiyle aktif dava «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… davacı adına tescilli “.... markasının 28.12.2004 tarihli inhisari marka lisans sözleşmesi ile 5 yıl süre ile kullanımının dava dışı Satrüm ....'ne devredildiği, bu «sözleşmenin feshi» ile ilgili herhangi bir kayıt veya belgenin dosyaya sunulmadığı, bu durumda inhisari marka lisans sözleşmesi gereğince dava açma hakkının inhisari olarak markayı devralan bu şirkete ait olduğu, marka hakkı sahibinin sözleşmede açıkça aksi belirtilmediği için 556 Sayılı KHK'nın 21/3. maddesi uyarınca markayı kullanamayacağından aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, inhisari marka lisans sözleşmesi ile kullanımı dava dışı şirkete devredilen markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkının marka hakkı sahibi davacıya değil, inhisari lisans sahibine ait olduğu, marka sahibi davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece davacı marka sahibinin aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar tesis edilmiş ise de; 556 sayılı KHK'nın 21. maddesi uyarınca marka sahibinin, markasını değil, markasının kullanım h …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · dava şartı yokluğu · marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat
Benzer bu kararda… davacı adına tescilli “.... markasının 28.12.2004 tarihli inhisari marka lisans sözleşmesi ile 5 yıl süre ile kullanımının dava dışı Satrüm ....'ne devredildiği, bu «sözleşmenin feshi» ile ilgili herhangi bir kayıt veya belgenin dosyaya sunulmadığı, bu durumda inhisari marka lisans sözleşmesi gereğince dava açma hakkının inhisari olarak markayı devralan bu şirkete ait olduğu, marka hakkı sahibinin sözleşmede açıkça aksi belirtilmediği için 556 Sayılı KHK'nın 21/3. maddesi uyarınca markayı kullanamayacağından aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «marka hakkına tecavüzün» tespiti, durdurulması ve «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, inhisari marka lisans sözleşmesi ile kullanımı dava dışı şirkete devredilen markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkının marka hakkı sahibi davacıya değil, inhisari lisans sahibine ait olduğu, marka sahibi davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6857 E. 2018/758 K.
Ortak:kâr dağıtımı · taraf ehliyeti · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacı şirketin 29.05.2003 tarihinde imalat, «dağıtım» ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığı, inhisari lisansa sahip olan kişinin marka sahibinin hakkına tecavüz edilmesi durumunda marka sahibinin 556 sayılı KHK uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabileceği, inhisari olmayan lisans sahibi kişilerin ise dava açma haklarının bulunmadığı, ancak Noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebileceği, marka sahibince üç ay içinde gerekli davanın açılmaması halinde lisans alanın, yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceği, davacı şirketin dava açmadan evvel 556 sayılı KHK'nin 73. maddesinde belirtilen bildirimi yerine getirmediği gerekçesiyle aktif dava «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… işi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 08.06.1993 tarihli ....dayandığı, bu anlaşma ile .... adı altında üretilen araçların ve ürünlerin ....satışı ve «dağıtımı» hususunda davacının «münhasır» yetkili kılındığı, yine anlaşmanın "...." başlıklı 6. maddesinde ... markasının ve logolarının kullanım hakkının davacıya verildiği, buna karşılık sözleşmede lisans hakkının inhisari olduğuna ilişkin herhangi bir hükmün yer almadığı, bu nedenle de davacının inhisari olmayan lisans hakkı sahibi olduğu, bahsi geçen sözleşmeden anlaşıldığına göre ....şirketi arasında 28.05.1993 tarihli bir lisans anlaşması bulunduğu, ilk lisans hakkının ....şirketine, alt lisans ya da ikinci lisansın ise davacıya ait olduğu, anlaşmanın 11/6. maddesi gereğince marka ve logonun hukuka aykırı kullanılması halinde davacı şirkete «ihbar yükümlülüğünün» getirildiği, bu maddenin dahi markanın ihlali durumunda davacının tek başına hareket edemeyeceğini gösterdiği, davacının inhisari olmayan lisans hakkı sahibi olara …
… ilerek bu kapsamda davacının lisans hakkına dayanarak markaya tecavüzün önlenmesi ve tazminat talepli işbu davayı açıp açamayacağı hususunun belirlenmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hukuki nitelendirme ile 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca davacının inhisari lisans sahibi olmadığı ve aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · münhasırlık · ihbar · eksik inceleme
Benzer bu kararda… işi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 08.06.1993 tarihli ....dayandığı, bu anlaşma ile .... adı altında üretilen araçların ve ürünlerin ....satışı ve «dağıtımı» hususunda davacının «münhasır» yetkili kılındığı, yine anlaşmanın "...." başlıklı 6. maddesinde ... markasının ve logolarının kullanım hakkının davacıya verildiği, buna karşılık sözleşmede lisans hakkının inhisari olduğuna ilişkin herhangi bir hükmün yer almadığı, bu nedenle de davacının inhisari olmayan lisans hakkı sahibi olduğu, bahsi geçen sözleşmeden anlaşıldığına göre ....şirketi arasında 28.05.1993 tarihli bir lisans anlaşması bulunduğu, ilk lisans hakkının ....şirketine, alt lisans ya da ikinci lisansın ise davacıya ait olduğu, anlaşmanın 11/6. maddesi gereğince marka ve logonun hukuka aykırı kullanılması halinde davacı şirkete «ihbar yükümlülüğünün» getirildiği, bu maddenin dahi markanın ihlali durumunda davacının tek başına hareket edemeyeceğini gösterdiği, davacının inhisari olmayan lisans hakkı sahibi olara …
… ilerek bu kapsamda davacının lisans hakkına dayanarak markaya tecavüzün önlenmesi ve tazminat talepli işbu davayı açıp açamayacağı hususunun belirlenmesi gerekirken «eksik inceleme» ve hukuki nitelendirme ile 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca davacının inhisari lisans sahibi olmadığı ve aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/14406 E. , 2012/21042 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/06/2011 tarih ve 2010/296-2011/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Converse Inc. ile 29.05.2003 tarihinde Beşiktaş 2. Noterliği'nin 10372 yevmiye nolu sözleşmesi ile imalat, dağıtım ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye dayanarak Türk Patent Enstitüsü'nün 30.09.1988 tarih ve 107590 ticaret marka nolu Converse ALL Star marka ayakkabıları Türkiye'de üretim ve dağıtım hakkına sahip olduğunu, davalının ayakkabı ticareti yaptığını, 26.04.2005 günü yapılan tespitlerde mağazasında vekil edenine ait markanın taklit edilmiş ürünlerini sattığının ortaya çıktığını ileri sürerek lisans sözleşmesi bedelinin tazminat olarak 26.04.2005 gününden itibaren ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya dayanak yazar kasa fişinde hangi ürünün satışının yapıldığının belli olmadığını, müvekkilinin taklit ayakkabı sattığına dair bir delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacı şirketin 29.05.2003 tarihinde imalat, dağıtım ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığı, inhisari lisansa sahip olan kişinin marka sahibinin hakkına tecavüz edilmesi durumunda marka sahibinin 556 sayılı KHK uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabileceği, inhisari olmayan lisans sahibi kişilerin ise dava açma haklarının bulunmadığı, ancak Noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebileceği, marka sahibince üç ay içinde gerekli davanın açılmaması halinde lisans alanın, yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceği, davacı şirketin dava açmadan evvel 556 sayılı KHK'nin 73.
maddesinde belirtilen bildirimi yerine getirmediği gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
556 sayılı KHK'nin 21. maddesi sadece inhisari lisansa sahip olanların, marka sahibinin markadan doğan haklarına tecavüz edilmesi halinde bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca marka sahibinin açacağı davaları kendi adına açabileceğini, inhisari olmayan lisans sahiplerinin kural olarak böyle bir hakka sahip olmadığını, ancak marka sahibine noter kanalıyla yapacağı bir bildirimden sonra marka sahibinin 3 ay içerisinde dava açmaması halinde bu bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceğini ve lisans sözleşmelerinde, bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı hükümlerin bulunamayacağını ve bulunduğu takdirde geçersiz olduğunu hükme bağlamıştır. Her ne kadar, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere inhisari olmayan lisans sahibinin davadan önce marka sahibinin iznini alması 556 sayılı KHK 21.
maddesi gereği ise de, dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere dava sırasında marka sahibinin davaya icazetinin sağlanmış olması karşısında mahkemece, uyuşmazlığın esasına girmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066825800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz