Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/15708 E. 2012/21110 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasımsız dava↗ davanın konusu↗ davadan feragat↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ yenileme↗ feragat↗ hukuki yarar↗ terkin↗ kötüniyet↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ iltibas↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalının Merinos ibarelerinin terkinine ilişkin açmış olduğu davadan feragat ettiği, aynı konuda yeniden dava açmasının usul ve yasalara uygun düşmediği, davacının Sümerbank namı ile bilindiği, davalının Merinos markasının Türkiye ve dünya çapında bilinen bir marka olduğu, bu konuda reklam gibi büyük masraflar gerektiren harcamalar yapmak sureti markasını tanıttığı, bu hususta alınmış mahkeme kararının bulunduğu ve TPE nezdinde tanınmışlık belgesi verildiği, davalı adına tescili yapılan Merinos markasının ilk tescilinden itibaren 5 yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalıya ait beş ayrı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin gerek unvan gerekse marka olarak ‘Merinos’ ibaresini kullanmada öncelik hakkı olduğunu, 1991 tarihli ‘Merinos’ ibaresini içeren iki ayrı markasının bulunduğunu, 1978 tarihinde tescili yapılan, yenilenmemekle sicilden terkin edilen ve halen kullanılan markalarının olduğunu, markalarının tanınmışlık düzeyinde bulunduğunu, davalının kötüniyetli olarak müvekkilinin tanınmış markalarının itibarına zarar verecek ve iltibas yaratacak şekilde beş ayrı markasını adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, hükümsüzlüklerine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi eksik incelemeye de dayanmaktadır.
Davacı tarafın 13.10.2000 tarihinde davalı aleyhine açtığı haksız rekabetin ve marka haklarına tecavüzün men’i, ticaret unvanı ile markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemli dava her ne kadar feragat ile sonuçlanmış ise de anılan davanın konusunu teşkil eden iki ayrı marka ile eldeki bu davanın konusu markalar aynı markalar değildir. Başka bir anlatımla, feragatle sonuçlanan davanın konusu ile işbu davanın konusu farklıdır. Kesin hüküm oluşturma gibi bir sonuç doğurmayacaktır. Dolayısıyla feragat edilen dosyanın eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır.
556 sayılı KHK’de hukuki yararı olanların tescilli markanın hükümsüzlüğü davası açabilecekleri düzenlenmiş olmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açılacağı hususunda açık bir bir hüküm bulunmasa da yine anılan KHK’nin 42. maddesindeki Paris Konvansiyonuna göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük davasını tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açması gerekeceğinin belirtilmesi ve bu hususta dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasal düzenlemenin ruhu ve hukuk mantığı ile bağdaşmayacağı dikkate alındığında, bu husustaki yasal boşluğun, açıklanan tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık sürenin, en azından diğer markalar yönünden de açılacak davalar içinde uygulanarak doldurulması Dairemizce yerinde görülmüş, bu yöndeki uygulama istikrarlı şekilde devam etmiştir. Somut olayda dava edilen markaların ilkinin tescilinden itibaren 5 yıl geçmesi de davanın reddi sebepleri arasında sayılmıştır. Ancak, her bir marka itibariyle dava açma süresinin değerlendirilmesi gerektiği gibi birden çok markanın tescil tarihi itibariyle 5 yıllık süre dolmadan dava edildikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı taraf kendi markasının tanınmış olduğunu, davalının markalarını kötüniyetli olarak tescil ettirdiği olgusuna da dayanmış olup, kötüniyetli tescil halinde tanınmış markanın sahibinin 5 yıllık süreye bağlı olmaksızın dava açması mümkündür.
Ayrıca, davalı markalarının tanınmış olduğu, bu yönde mahkeme kararları bulunduğu ve dava dışı TPE’nin davalıya ait 2003/37670 sayılı markasını tanınmış marka statüsüne aldığı da davanın reddi gerekçeleri arasında belirtilmiştir. Ancak, davalının ibraz ettiği mahkeme kararı hasımsız açılan dava neticesinde tesis edilmiş olup, davacıyı bağlar nitelikte değildir. TPE tarafından davalıya verilen tanınmışlık yazısının temeli de araştırılmamıştır. Böyle bir kararın nasıl tesis edildiği, davacıyı bağlar yönünün olup olmadığı hiç incelenmemiştir.
Bu durum karşısında, davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği markaların ilk tescil tarihinden itibaren örneklerinin TPE’den getirtilip, taraf kanıtları toplanıp, markalar konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde inceleme yaptırılıp, denetime uygun rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulması gerekirken temyiz itirazları reddedilerek onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.07.2012 tarih, 2011/4866 Esas-2012/11691 Karar sayılı onama kararın kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9614 E. 2014/18038 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bayilik sözleşmesi · maddi tazminat · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, davalının Merinos «bayiliği sözleşmesi» kapsamında Merinos ürünlerini satmak üzere elde ettiği isim kullanma hakkının sınırlarını aştığı, davalının kendi ürettiği ürünler üzerinde ...” ibaresini kullandığı, tasarıma tecavüz yönünde bir kanıta ulaşılamadığı, «maddi tazminata» konu lisans bedelinin 15.000 TL olarak takdirinin uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, tecavüzün giderilmesine, hükmün «ilanına» dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 11.03.2014 günlü ilamında açıklanan nedenlerle lisans bedelinin belirlenme y …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15664 E. 2014/4625 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bayilik sözleşmesi · yargılama gideri · maddi tazminat · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının Merinos «bayiliği sözleşmesi» kapsamında Merinos ürünlerini satmak üzere elde ettiği isim kullanma hakkının sınırlarını aştığı, davalının kendi ürettiği ürünler üzerinde “Merinos Sezgin Mobilya” ibaresini kullandığı, tasarıma tecavüz yönünde bir kanıta ulaşılamadığı, «maddi tazminata» konu lisans bedelinin 15.000 TL olarak takdirinin uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, tecavüzün giderilmesine, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
2-Dava, tescilli markaya tecavüz nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece «maddi tazminata» konu lisans bedelinin 15.000,00TL olduğu kabul edilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle 5.000,00TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6455 E. 2023/6337 K.
Ortak:ticaret unvanı · feragat · ibraz · iltibas
İncelediğiniz karardaDavacı tarafın 13.10.2000 tarihinde davalı aleyhine açtığı «haksız rekabetin» ve marka haklarına tecavüzün men’i, «ticaret unvanı» ile markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemli dava her ne kadar «feragat» ile sonuçlanmış ise de anılan davanın konusunu teşkil eden iki ayrı marka ile eldeki bu «davanın konusu» markalar aynı markalar değildir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalının Merinos ibarelerinin terkinine ilişkin açmış olduğu «davadan feragat» ettiği, aynı konuda yeniden dava açmasının usul ve yasalara uygun düşmediği, davacının Sümerbank namı ile bilindiği, davalının Merinos markasının Türkiye ve dünya çapında bilinen bir marka olduğu, bu konuda reklam gibi büyük «masraflar» gerektiren harcamalar yapmak sureti markasını tanıttığı, bu hususta alınmış mahkeme kararının bulunduğu ve TPE nezdinde tanınmışlık belgesi verildiği, davalı adına …
… arak ‘Merinos’ ibaresini kullanmada öncelik hakkı olduğunu, 1991 tarihli ‘Merinos’ ibaresini içeren iki ayrı markasının bulunduğunu, 1978 tarihinde tescili yapılan, «yenilenmemekle» «sicilden terkin» edilen ve halen kullanılan markalarının olduğunu, markalarının tanınmışlık düzeyinde bulunduğunu, davalının «kötüniyetli» olarak müvekkilinin tanınmış markalarının itibarına zarar verecek ve «iltibas» yaratacak şekilde beş ayrı markasını adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, hükümsüzlüklerine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/15708 E. , 2012/21110 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2010 gün ve 2008/346-2010/596 sayılı kararı onayan Daire’nin 02.07.2012 gün ve 2011/4866 - 2012/11691 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 29/5/1991 tarihli “Merinos +şekil” ibareli markasının tanınmış bir marka olduğunu ve öncelikli kullanım hakkının bulunduğunu, davalı adına tescilli 05/7/1993 tarihli “Merinos+şekil”, 29.09.2004 tarihli “Merinos Prince”, 14.10.2005 tarihli “Merinos yaşadığınız her yerde+şekil”, 31.12.2003 tarihli “Merinos+şekil” ve 14.03.2006 tarihli “Merinos+şekil” ibareli markalar ile müvekkili markası arasında iltibasın bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 143940, 2004/31632, 2005/44640, 2003/37670, 2006/09935 tescil numaralı markaların halı emtiası dışındaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü ve markalar sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının davalının Merinos ibarelerinin terkinine ilişkin açmış olduğu davadan feragat ettiği, aynı konuda yeniden dava açmasının usul ve yasalara uygun düşmediği, davacının Sümerbank namı ile bilindiği, davalının Merinos markasının Türkiye ve dünya çapında bilinen bir marka olduğu, bu konuda reklam gibi büyük masraflar gerektiren harcamalar yapmak sureti markasını tanıttığı, bu hususta alınmış mahkeme kararının bulunduğu ve TPE nezdinde tanınmışlık belgesi verildiği, davalı adına tescili yapılan Merinos markasının ilk tescilinden itibaren 5 yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalıya ait beş ayrı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin gerek unvan gerekse marka olarak ‘Merinos’ ibaresini kullanmada öncelik hakkı olduğunu, 1991 tarihli ‘Merinos’ ibaresini içeren iki ayrı markasının bulunduğunu, 1978 tarihinde tescili yapılan, yenilenmemekle sicilden terkin edilen ve halen kullanılan markalarının olduğunu, markalarının tanınmışlık düzeyinde bulunduğunu, davalının kötüniyetli olarak müvekkilinin tanınmış markalarının itibarına zarar verecek ve iltibas yaratacak şekilde beş ayrı markasını adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, hükümsüzlüklerine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi eksik incelemeye de dayanmaktadır.
Davacı tarafın 13.10.2000 tarihinde davalı aleyhine açtığı haksız rekabetin ve marka haklarına tecavüzün men’i, ticaret unvanı ile markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemli dava her ne kadar feragat ile sonuçlanmış ise de anılan davanın konusunu teşkil eden iki ayrı marka ile eldeki bu davanın konusu markalar aynı markalar değildir. Başka bir anlatımla, feragatle sonuçlanan davanın konusu ile işbu davanın konusu farklıdır. Kesin hüküm oluşturma gibi bir sonuç doğurmayacaktır. Dolayısıyla feragat edilen dosyanın eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır.
556 sayılı KHK’de hukuki yararı olanların tescilli markanın hükümsüzlüğü davası açabilecekleri düzenlenmiş olmasına rağmen, bu davanın hangi sürede açılacağı hususunda açık bir bir hüküm bulunmasa da yine anılan KHK’nin 42. maddesindeki Paris Konvansiyonuna göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük davasını tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açması gerekeceğinin belirtilmesi ve bu hususta dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasal düzenlemenin ruhu ve hukuk mantığı ile bağdaşmayacağı dikkate alındığında, bu husustaki yasal boşluğun, açıklanan tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık sürenin, en azından diğer markalar yönünden de açılacak davalar içinde uygulanarak doldurulması Dairemizce yerinde görülmüş, bu yöndeki uygulama istikrarlı şekilde devam etmiştir.
Somut olayda dava edilen markaların ilkinin tescilinden itibaren 5 yıl geçmesi de davanın reddi sebepleri arasında sayılmıştır. Ancak, her bir marka itibariyle dava açma süresinin değerlendirilmesi gerektiği gibi birden çok markanın tescil tarihi itibariyle 5 yıllık süre dolmadan dava edildikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı taraf kendi markasının tanınmış olduğunu, davalının markalarını kötüniyetli olarak tescil ettirdiği olgusuna da dayanmış olup, kötüniyetli tescil halinde tanınmış markanın sahibinin 5 yıllık süreye bağlı olmaksızın dava açması mümkündür.
Ayrıca, davalı markalarının tanınmış olduğu, bu yönde mahkeme kararları bulunduğu ve dava dışı TPE’nin davalıya ait 2003/37670 sayılı markasını tanınmış marka statüsüne aldığı da davanın reddi gerekçeleri arasında belirtilmiştir. Ancak, davalının ibraz ettiği mahkeme kararı hasımsız açılan dava neticesinde tesis edilmiş olup, davacıyı bağlar nitelikte değildir. TPE tarafından davalıya verilen tanınmışlık yazısının temeli de araştırılmamıştır. Böyle bir kararın nasıl tesis edildiği, davacıyı bağlar yönünün olup olmadığı hiç incelenmemiştir.
Bu durum karşısında, davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği markaların ilk tescil tarihinden itibaren örneklerinin TPE’den getirtilip, taraf kanıtları toplanıp, markalar konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde inceleme yaptırılıp, denetime uygun rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulması gerekirken temyiz itirazları reddedilerek onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.07.2012 tarih, 2011/4866 Esas-2012/11691 Karar sayılı onama kararın kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.07.2012 tarih, 2011/4866 Esas- 2012/11691 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066137600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz