Üçüncü kişinin ihya davası ek tasfiyedir; tasfiye memuru atanır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2958 E. 2024/4690 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışındaki üçüncü kişilerce açılan ihya davası ek tasfiye niteliğinde olduğundan, ihyaya karar verilmesi hâlinde dava dilekçesinde belirtilen dosya ile sınırlı olmak üzere ihyaya ve tasfiye memuru atanmasına birlikte karar verilmelidir; tasfiye memuru atanmaması bozmayı gerektirir. Ayrıca yargılama sırasında yürürlüğe giren kanun değişikliği uyarınca ihya yargılamasında ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunamaz.
Ele alınan sorunlar
Üçüncü kişilerce açılan ihya davasının niteliği ve tasfiye memuru atanması zorunluluğu → kabul
İddia: Davalı sicil müdürlüğü, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilamı ve Dairenin yerleşik uygulaması gereğince, terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğindedir. Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekir; hatalı gerekçe ile tasfiye memuru atanmaması doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İhya davasında ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği → kabul
İddia: Davalı sicil müdürlüğü, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına, 'Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.' cümlesi eklenmiş ve anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Resen terkin işleminin hukuka uygunluğu ve şirketin münfesih sayılıp sayılmayacağı → ret
İddia: Davalı, terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, 'adreste tespit edilememe / vergi kaydının terkin edilmesi'nin resen terkin sebebi olmadığı yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İhyası istenilen şirketin terkin sebebi 'adreste tespit edilememe' olup başkaca münfesihlik sebebi ileri sürülmemiştir; Kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin yapıldığı ve şirketin münfesih olmadığı anlaşıldığından şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamakta, Kanunda öngörülmeyen bir nedenle terkin yapıldığından terkin işleminin hukuka uygun yapılmadığı kabul edilmelidir. (Yargıtay'ca esas yönünden ayrıca ele alınmayan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Usule aykırı yapılan terkinde beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı → ret
İddia: Davalı, şirkete ve temsilcisine terkin öncesi yapılan tebligatların usulsüzlüğünün ancak davanın hak düşürücü süre içinde açılması durumunda incelenebilecek hususlar olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirket, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle sicilden resen terkin edilmiş ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapılmışsa da, şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair delil sunulmamış, celbedilen sicil dosyasında da tebliğe ilişkin belge bulunmamıştır. Yapılan terkin işlemi, geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, aynı maddenin on beşinci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay'ca esas yönünden ayrıca ele alınmayan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Üçüncü kişilerce açılan ihya davasının ek tasfiye niteliğinde olduğu ve tasfiye memuru atanmasının zorunluluğu ile ihya yargılamasında ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunamayacağı yönünde, Hukuk Genel Kurulu ilamı ve Dairenin yerleşik uygulamasına dayanan bağlayıcı bir bozma kararıdır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre terkin tarihinden itibaren işler; ancak terkin işlemi aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki usule uygun yapılmamışsa bu sürenin uygulanması mümkün değildir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin ihyası↗ resen terkin↗ ek tasfiye↗ tasfiye memuru↗ münfesih şirket↗ hak düşürücü süre↗ yasal hasım↗ yargılama gideri ve vekâlet ücreti↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/2112 E. 2025/4798 K.
Ortak:şirketin ihyası · tasfiye memuru · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirket ihyası» koşullarının bulunup bulunmadığı, şirkete «tasfiye memuru atanması» gerekip gerekmediği, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
… len kararı ile dava konusu Şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 30.06.2015 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde «ilan» yapıldığı; ancak şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına dair delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı, yapılan terkin işlemi, geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Şirketin terkin «sebebi» gözönüne alındığında «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, davalı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/140 E. sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen dosyasının görülmesi, Mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına ve davalı ...
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2021/313 E. sayılı dosyasında görülmekte olan davanın sonuçlandırılabilmesi ve ilamının «infazı» ile sınırlı olarak ihyasının zorunlu bulunduğu dikkate alınarak, şirketin bu dosya ile sınırlı olarak ihyasına, ek «tasfiye» işlemlerini yapmak üzere TTK'nın 547/2 hükmü gereği «terkin» edilen şirketin, terkin tarihinden önceki yetkilisi ...'ın, «ihya» edilen şirketin «temsil» edilmesi ve icra dosyası ile ilgili ek tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davaya konu terkin işleminde, TTK'nın geçici 7/4-a hükmüne aykırı olarak şirket adına çıkarılan «ihtar» dışında şirket yetkilisi adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak «yargılama giderleri» ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın şirket yetkilisi ve ortağı tarafından açılmadığı, ilgili «üçüncü kişi» sıfatındaki «terkin» edilen şirket alacaklısı davacı tarafından, «ihya» talebine konu «rücuen tazminat» talepli davanın görülüp sonuçlandırılması ve ilamının «infazı» amacına yönelik ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olmak üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 547/2 hükmü uyarınca açıldığı göz önünde tutulduğunda, davacı tarafın alacaklı sıfatıyla ihyası talep …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın geçici 7. maddesi hükmü uyarınca «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı gideri · yetki belgesi · ek tasfiye işlemleri · ihya davası · ticaret sicili müdürlüğü · rücuen tazminat · yargılama giderleri · ihya
Benzer bu kararda… ir Kanun'un (7511 sayılı Kanun) yayımlanarak yürürlüğe girdiği, TTK'nın geçici 7. maddesine (15) fıkradan sonra gelmek üzere Bu maddede öngörülen usule uygun olarak «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili «ticaret sicili müdürlüğü» aleyhine «yargı gideri» ve «vekalet ücretine» hükmolunamaz." cümlesi ilave edilerek, kanun hükmünün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin düzenlendiği, «ihyası» talep olunan şirketin ticaret sicil kaydının silinmesi işleminin TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usule uygun şekilde yapıldığı, 7511 sayılı Kanun'un 16.x addesi ile TTK'nın geçici 7. maddesinin onbeşinci fıkrasına eklenen ticaret sicili müdürlüğü aleyhine «yargılama giderleri» ve vekalet ücretine hükmolunamayacağına ilişkin düzenleme gereği davalı aleyhine «yargılama gideri» ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/313 E. sayılı dosyasında «ihyası» istenilen şirket hakkında dava açıldığını, 12.09.2024 tarihli «yetki belgesi» ile adı geçen şirket hakkında «ihya davası» açılması için kendilerine «kesin süre» verildiğini ileri sürerek şirketinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın şirket yetkilisi ve ortağı tarafından açılmadığı, ilgili «üçüncü kişi» sıfatındaki «terkin» edilen şirket alacaklısı davacı tarafından, «ihya» talebine konu «rücuen tazminat» talepli davanın görülüp sonuçlandırılması ve ilamının «infazı» amacına yönelik ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olmak üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 547/2 hükmü uyarınca açıldığı göz önünde tutulduğunda, davacı tarafın alacaklı sıfatıyla ihyası talep …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/313 E. sayılı dosyasında görülmekte olan davanın sonuçlandırılabilmesi ve ilamının «infazı» ile sınırlı olarak ihyasının zorunlu bulunduğu dikkate alınarak, şirketin bu dosya ile sınırlı olarak ihyasına, ek «tasfiye» işlemlerini yapmak üzere TTK'nın 547/2 hükmü gereği «terkin» edilen şirketin, terkin tarihinden önceki yetkilisi ...'ın, «ihya» edilen şirketin «temsil» edilmesi ve icra dosyası ile ilgili ek tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davaya konu terkin işleminde, TTK'nın geçici 7/4-a hükmüne aykırı olarak şirket adına çıkarılan «ihtar» dışında şirket yetkilisi adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak «yargılama giderleri» ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5688 E. 2014/10024 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... yönünden davanın «husumetten» reddine, «dahili» davalı ...
Şti. yönünden ise davanın kabulüne dair verilen kararın «dahili» davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 11.12.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle dahili davalı şirket yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2958 E. , 2024/4690 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/227 Esas, 2024/417 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/409 E., 2023/547 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/291 E. ve 2020/717 K. sayılı dosyası kapsamında müvekkilinin satın aldığı aracın gümrük müdürlüğü kararı ile mülkiyetinin kamuya geçirilmesi, 2 yıl sonra kendisine teslim edilmesi ve diğer olaylar nedeniyle uğradığı zararın tazmininin talep edildiğini, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, karara karşı yapılan istinaf başvurusunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/595 E., 2023/438 K. sayılı kararı ile "Davalı Anka Otomobil Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca resen terkin edildiği gerekçesiyle taraf teşkili tamamlanmak suretiyle işin esasının incelenmesi gerektiğine işaret edilerek ilk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, kaldırma kararı sonrasında Mahkeemece şirketin ihyası için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek 09.10.2015 tarihinde resen terkin olunan Anka Otomobil Tic.
Ltd. Şti.’nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun'un 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, resen terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20 nci maddeinin birinci fıkrası ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine, Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7 nci maddesi kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım olduğunu, aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 30.06.2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı; ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair delil sunulmadığı, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin belge bulunmadığı, yapılan terkin işlemi, geçici 7 nci maddenin dördüncü fıkrasındaki usule uygun olmadığından, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında düzenlenen ve terkinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, Şirketin terkin sebebi gözönüne alındığında tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, davalı ...
Sicil Müdürlüğü geçici 7 nci madde de öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi resen terkin ettiğinden işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu şirketin Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/140 E. sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen dosyasının görülmesi, Mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına ve davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terkin işleminin hukuka uygun olduğunu, müvekkili müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirkete ve temsilcisine terkin öncesi yapılan tebligatların usulsüzlüğünün davanın hak düşürücü süre içerisinde açılması durumunda incelenmesi gereken hususlar olduğunu, huzurdaki davanın dayanağını teşkil eden hususun 2016 yılında ikame edilen bir dava olmakla geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı bir husus bulunmadığını, Mahkemenin, "adreste tesbit edilememe/vergi kaydının terkin edilmesi" hususunun resen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin "adreste tesbit edilmeme" olduğu, başkaca münfesihlik sebebi ileri sürülmediği, Kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin yapıldığı, şirketin münfesih olmadığı anlaşılmakla şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı, kanunda öngörülmeyen bir nedenle terkin yapıldığından terkin işleminin hukuka uygun yapılmadığının kabulü ile davalı vekilinin terkin işleminin hukuka uygun yapıldığına yönelik istinaf nedeninin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası koşullarının bulunup bulunmadığı, şirkete tasfiye memuru atanması gerekip gerekmediği, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Dava, şirket ihyasına ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere dava konusu şirketin ihyasına karar verilmiş ancak yazılı gerekçe ile tasfiye memuru atanmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarihli 2023/11-340 E., 2023/1236 K. sayılı ilamı ve Dairemizin yerleşik uygulaması (Dairemizin 21.02.2024 tarihli 2024/257 E., 2024/1352K. sayılı, 09.01.2024 tarihli 2023/6897 E., 2024/98 K. sayılı ilamları) gereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile tasfiye memuru atanmaması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
2.Ayrıca 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064750200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz