Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11283 E. 2012/16867 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tedbirin infazı↗ erişimin engellenmesi↗ şikayet↗ infaz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, şikayet yoluyla davanın kabulüne, tedbirin infazı sırasında, tedbir kararının davaya dayanak olan markanın markasal biçimde kullanılmasının tedbiren önlenmesine ilişkin olduğunun ve "avitec" ibaresinin ünvan olarak kullanılmasının kapsam dışında tutulduğunun ve internet sayfasına erişimin engellenmesi yönünden değil, "avitec" ibaresinin internette markasal olarak kullanılmasının engellenmesine karar verildiğinin, infaz sırasında icra memuru tarafından gözetilmesine ve markasal kullanımın infaz sırasında değerlendirilmesi bakımından bir marka vekilinin infaz sırasında icra memuru tarafından hazır bulundurulmasına ve tedbirin buna göre infazına dair tesis edilen karar, şikayet eden davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Şikayet eden davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İhtiyati Tedbire İtiraz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14509 E. 2012/5175 K.
Ortak:tedbirin infazı · erişimin engellenmesi · şikayet · infaz
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «şikayet» yoluyla davanın kabulüne, «tedbirin infazı» sırasında, tedbir kararının davaya dayanak olan markanın markasal biçimde kullanılmasının tedbiren önlenmesine ilişkin olduğunun ve "avitec" ibaresinin ünvan olarak kullanılmasının kapsam dışında tutulduğunun ve internet sayfasına «erişimin engellenmesi» yönünden değil, "avitec" ibaresinin internette markasal olarak kullanılmasının engellenmesine karar verildiğinin, infaz sırasında icra memuru tarafından gözetilmes …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «şikayet» yoluyla davanın kabulüne, «tedbirin infazı» sırasında, tedbir kararının davaya dayanak olan markanın markasal biçimde kullanılmasının tedbiren önlenmesine ilişkin olduğunun ve "avitec" ibaresinin ünvan olarak kullanılmasının kapsam dışında tutulduğunun ve internet sayfasına «erişimin engellenmesi» yönünden değil, "avitec" ibaresinin internette markasal olarak kullanılmasının engellenmesine karar verildiğinin, infaz sırasında icra memuru tarafından gözetilmes …
Kararı, «şikayet» edilen davalı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · vekalet ücreti
Benzer bu kararda1-Dava, mahkemece verilen «ihtiyati tedbir» kararının ne şekilde uygulanacağının açıklığa kavuşturulması amacıyla açılmıştır.
İhtiyati tedbir kararlarının infazında problem olduğunda, bunun çözümlenmesinin kararı veren mahkemeden ve «ihtiyati tedbir» dosyası üzerinden talep edilmesi gerekli olup, ayrı bir davaya konu yapılmasında hukuki bir yarar mevcut değildir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5039 E. 2015/12599 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · terkin · ilan · eksik inceleme · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda2- Dava, davacının ... ve ... ibareli markalarıyla «iltibas» oluşturan davalı markası ... nedeniyle «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» önlenmesi, alan adının «terkini» ve Avitec ibaresinin ticaret ünvanından terkini istemine ilişkindir.
… bulunduğu, davalının ... markasını davacının marka kapsamındaki ürünlerde kullanmasının 556 sayılı KHK'nın 9. ve 61. maddeleri gereğince marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturduğu, davacının markasının ayırt edici unsurunun davalı ticari ünvanında ayırt edici unsur olarak kullanılması ve davalının faaliyetlerin davacı marka kapsamındaki ürün ve hizmetlere benzer oluşu nedeniyle davalının ticari ünvanında ibarenin «terkini» ile aynı ibareden oluşan alan adını kullanmasının önlenmesine gerektiği gerekçesiyle davalının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, ... markasını video kameraları, lensler ve bunların aksesuarları ile kılıflarında kullanımının ve bunların tanıtım ve her türlü evraklarda markasal olarak kullanımının önlenmesine, ürün ve tanıtımlardan çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların imhasına, davalının ticaret ünvanında ... ibaresinin terkinine, ancak terkine kadar kullanma hakkı bulunduğundan ticari unvanı kullanılmasının önlenmesine ilişkin talebin reddine, davalının ... alan adını kullanımının önlenmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
YİDK kararlarının iptali istemine ilişkin olup, kararda huzurdaki «marka hakkına tecavüzün» tespiti-meni davasındaki kullanım iddiasına yönelik bir belirleme içermemektedir.
Fıkrî Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/34 Esas 2009/163 Karar numaralı kesinleşen karardaki değerlendirmeleri dayanak alarak, taraf markalarının ayniyet düzeyinde benzer olduğunu, tüketicilerin marka orjinini karıştırma ihtimali bulunduğunu, bu kapsamda davalının tescilli markasını kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» oluştuğunun kabulü ile sonuca ulaşılması doğru görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11283 E. , 2012/16867 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Mahkemesi’nce verilen 14/09/2010 gün ve 2010/148-2010/170 sayılı kararı bozan Daire’nin 02/04/2012 gün ve 2010/14509-2012/5175 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinden verilen ihtiyati tedbir kararının davalı şikayet olunan tarafça haksız olarak uygulandığını, tedbir kararı ticaret ünvanının kullanılmasına yönelik değil, markasal kullanımla ilgili olduğu halde icrai işlem esnasında davacının ünvanını taşıyan tüm kartvizitlere, broşürlere el konulduğunu, şirket tabelasının sökülmek istendiğini ve internet sitesine erişimin engellendiğini ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararının ne şekilde uygulanacağının yoruma yer bırakılmaksızın net bir şekilde belirlenmesi ve ihtiyati tedbir kararının hukukçu bir bilirkişi refakatinde infazını talep ve dava etmiştir,
Davalı vekili, tedbirin uygulanmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, kararın açık olup internet sitesine erişimi de engeller nitelikte olduğunu, zira haksız rekabet ve markasal ihlalin devam ettiğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, şikayet yoluyla davanın kabulüne, tedbirin infazı sırasında, tedbir kararının davaya dayanak olan markanın markasal biçimde kullanılmasının tedbiren önlenmesine ilişkin olduğunun ve "avitec" ibaresinin ünvan olarak kullanılmasının kapsam dışında tutulduğunun ve internet sayfasına erişimin engellenmesi yönünden değil, "avitec" ibaresinin internette markasal olarak kullanılmasının engellenmesine karar verildiğinin, infaz sırasında icra memuru tarafından gözetilmesine ve markasal kullanımın infaz sırasında değerlendirilmesi bakımından bir marka vekilinin infaz sırasında icra memuru tarafından hazır bulundurulmasına ve tedbirin buna göre infazına dair tesis edilen karar, şikayet eden davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Şikayet eden davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 30/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064522700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz