6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | İpoteğin kaldırılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3331 E. 2024/5377 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tmk 194 aile konutu ipotek limiti ipoteğin kaldırılması ipoteğin fekki belirsiz alacak davası i̇i̇k 194 haklı sebep ipoteğin paraya çevrilmesi kefalet sözleşmesi icra hukuk mahkemesi menfi tespit davası ihtisas mahkemesi bloke hakkın kötüye kullanılması feri müdahil kira sözleşmesi münhasırlık ara karar basiretli tacir cy/cy şerhi eş rızası tespit davası derdestlik ipotek kefalet dürüstlük kuralı muvafakat tbk 99 iptal davası alacak davası kefil ihtar esastan ret geçersizlik kredi sözleşmesi tacir yetkisizlik kararı menfi tespit dava sebebi cy/cy kaydı yükleten (shipper) teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK · TBK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/489 E., 2021/278 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilince ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından, müvekkili ve dava dışı borçlular aleyhine Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, takipten önce borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ipoteğe konu olan Konya Meram Büyükkovanağzı Mah. 37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin aile konutu olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş rızası bulunmadığından aile konutu üzerine ipotek tesis edilmesinin de geçersiz olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı dosyasından dolayı derdestlik itirazında bulunduğunu, menfi tespit davalarının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava dışı 3 üncü kişi lehine kendi taşınmazında ipotek tesis ettiğini, ipoteğin geçerli olduğunu, sonradan bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının eşinin bu ipoteğin tesisi için 04.12.2018 tarihli muvafakatinin de bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle takibin taliki veya iptali davası olup, dar kapsamlı araştırma yetkisine sahip olan icra hukuk mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden derdestlik teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, ipotek tesis edilen 04.12.2018 tarihinde aile konutu şerhinin bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile feri müdahil ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis kaydına göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu ara kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir tacir olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde muvafakatının bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek tesis edilen aile konutu yönünden, taşınmazın maliki olan davacının eşi ...'in rızasının bulunmadığı anlaşılmış ise de; Yargıtay 2. HD’nin 30.11.2015 gün ve 2015/15035 E. 2015/22655 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Davacı, tapuda kendisinin adına kayıtlı olan ve aile konutu niteliğinde olan taşınmazı davalı banka lehine ipotek olarak verdiğini, bu işlemde davalı malik olmayan eşinin rızasının bulunmadığını belirterek ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları karar verilmiştir.sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine ... verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir (TMK. m. 194). Kanunun açık metninden de anlaşıldığı üzere, aile konutunun üzerindeki hakkın sınırlandırılması sonucunu doğuran ipotek işlemine karşı malik olmayan eş dava açabilir. Malik olan eşin kendisinin yaptığı işlem ile ilgili olarak bu davayı açması dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz (TMK. md. 2)." şeklinde karar verildiğini, emsalde açıklandığı üzere ipoteğin fekki ve menfi tespit davasının, rızası bulunmayan koca (feri müdahil) ... tarafından değil, taşınmazın (tek) maliki ve ipotek tesis eden davacı ... tarafından açıldığı, ipoteğin tesisinden sonra davacı malikin bu ipoteğin tesisinin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanılmasını ise Kanun'un himaye etmeyeceği belirlendiğinden, davacının davasının, hakkın kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere; İlk Derece Mahkemesinin sadece "aile konutu" yönünden değerlendirme yaptığını; diğer dava sebepleri ve talepleri yönünden herhangi bir inceleme yapmadığını, kararın bu yönüyle eksik ve hukuka aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması hususunda aile konutu üzerinde ipotek tesis edilebilmesi için diğer eşin rızasının hukuken gerekli ve şart olduğunu, gerek 6098 sayılı TBK'nın ipoteğe ilişkin hükümlerinden gerekse resmi senette yer alan diğer hükümlerden anlaşılacağı üzere, ipotek senedinin kefalete ilişkin hükümler içerdiğini, müvekkilin, dava dışı kredi borçlusu Selçuklu Sağlık Hizmetleri A.Ş'ye kefil edildiğini, hukuka göre ipoteğin, bir borcun teminatı (güvencesi) maksadıyla alacaklı lehine taşınmaz mal üzerinde tesis edilen bir işlem olduğunu, ipoteğin, münferiden borç doğuran bir akit / işlem olmadığını, asıl ilişkinin fer'isi niteliğinde olduğunu, bunun doğal sonucu olarak; asıl ilişki geçersizse ipotek işleminin de geçersiz olacağını, hangi yönüyle değerlendirilirse değerlendirilsin; davalarına konu olayda ipoteğin dayandığı işlemin de ipotek tesisi işleminin de hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya asil ya da kefil olarak hiçbir borcu bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, bu nedenle kararın eksik ve hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca münhasır ipotekli taşınmazlar ile ipotek limiti olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E. 2022/4663 K. sayılı ilamı), bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü maddesinin 1 inci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davalı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İpoteğin kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2625 E. 2020/4782 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İpotheğin Kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15701 E. 2016/5514 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/22 E. 2024/3400 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3331 E.  ,  2024/5377 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1350 Esas, 2023/610 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/489 E., 2021/278 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilince ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından, müvekkili ve dava dışı borçlular aleyhine Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, takipten önce borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ipoteğe konu olan Konya Meram Büyükkovanağzı Mah. 37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin aile konutu olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş rızası bulunmadığından aile konutu üzerine ipotek tesis edilmesinin de geçersiz olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı dosyasından dolayı derdestlik itirazında bulunduğunu, menfi tespit davalarının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava dışı 3 üncü kişi lehine kendi taşınmazında ipotek tesis ettiğini, ipoteğin geçerli olduğunu, sonradan bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının eşinin bu ipoteğin tesisi için 04.12.2018 tarihli muvafakatinin de bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle takibin taliki veya iptali davası olup, dar kapsamlı araştırma yetkisine sahip olan icra hukuk mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden derdestlik teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, ipotek tesis edilen 04.12.2018 tarihinde aile konutu şerhinin bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile feri müdahil ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis kaydına göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu ara kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir tacir olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde muvafakatının bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek tesis edilen aile konutu yönünden, taşınmazın maliki olan davacının eşi ...'in rızasının bulunmadığı anlaşılmış ise de;

Yargıtay 2. HD’nin 30.11.2015 gün ve 2015/15035 E. 2015/22655 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Davacı, tapuda kendisinin adına kayıtlı olan ve aile konutu niteliğinde olan taşınmazı davalı banka lehine ipotek olarak verdiğini, bu işlemde davalı malik olmayan eşinin rızasının bulunmadığını belirterek ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları karar verilmiştir.sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine ... verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir (TMK.

m. 194). Kanunun açık metninden de anlaşıldığı üzere, aile konutunun üzerindeki hakkın sınırlandırılması sonucunu doğuran ipotek işlemine karşı malik olmayan eş dava açabilir. Malik olan eşin kendisinin yaptığı işlem ile ilgili olarak bu davayı açması dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz (TMK. md.

2) ." şeklinde karar verildiğini, emsalde açıklandığı üzere ipoteğin fekki ve menfi tespit davasının, rızası bulunmayan koca (feri müdahil) ... tarafından değil, taşınmazın (tek) maliki ve ipotek tesis eden davacı ... tarafından açıldığı, ipoteğin tesisinden sonra davacı malikin bu ipoteğin tesisinin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanılmasını ise Kanun'un himaye etmeyeceği belirlendiğinden, davacının davasının, hakkın kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere; İlk Derece Mahkemesinin sadece "aile konutu" yönünden değerlendirme yaptığını; diğer dava sebepleri ve talepleri yönünden herhangi bir inceleme yapmadığını, kararın bu yönüyle eksik ve hukuka aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması hususunda aile konutu üzerinde ipotek tesis edilebilmesi için diğer eşin rızasının hukuken gerekli ve şart olduğunu, gerek 6098 sayılı TBK'nın ipoteğe ilişkin hükümlerinden gerekse resmi senette yer alan diğer hükümlerden anlaşılacağı üzere, ipotek senedinin kefalete ilişkin hükümler içerdiğini, müvekkilin, dava dışı kredi borçlusu Selçuklu Sağlık Hizmetleri A.Ş'ye kefil edildiğini, hukuka göre ipoteğin, bir borcun teminatı (güvencesi) maksadıyla alacaklı lehine taşınmaz mal üzerinde tesis edilen bir işlem olduğunu, ipoteğin, münferiden borç doğuran bir akit / işlem olmadığını, asıl ilişkinin fer'isi niteliğinde olduğunu, bunun doğal sonucu olarak;

asıl ilişki geçersizse ipotek işleminin de geçersiz olacağını, hangi yönüyle değerlendirilirse değerlendirilsin; davalarına konu olayda ipoteğin dayandığı işlemin de ipotek tesisi işleminin de hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya asil ya da kefil olarak hiçbir borcu bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, bu nedenle kararın eksik ve hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca münhasır ipotekli taşınmazlar ile ipotek limiti olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E.

2022/4663 K. sayılı ilamı), bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü maddesinin 1 inci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davalı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063838300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.