Menfi tespit | İpoteğin kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3331 E. 2024/5377 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tmk 194↗ aile konutu↗ ipotek limiti↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ belirsiz alacak davası↗ i̇i̇k 194↗ haklı sebep↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ menfi tespit davası↗ ihtisas mahkemesi↗ bloke↗ hakkın kötüye kullanılması↗ feri müdahil↗ kira sözleşmesi↗ münhasırlık↗ ara karar↗ basiretli tacir↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ tespit davası↗ derdestlik↗ ipotek↗ kefalet↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ tbk 99↗ iptal davası↗ alacak davası↗ kefil↗ ihtar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/489 E., 2021/278 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilince ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından, müvekkili ve dava dışı borçlular aleyhine Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, takipten önce borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ipoteğe konu olan Konya Meram Büyükkovanağzı Mah. 37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin aile konutu olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş rızası bulunmadığından aile konutu üzerine ipotek tesis edilmesinin de geçersiz olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı dosyasından dolayı derdestlik itirazında bulunduğunu, menfi tespit davalarının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava dışı 3 üncü kişi lehine kendi taşınmazında ipotek tesis ettiğini, ipoteğin geçerli olduğunu, sonradan bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının eşinin bu ipoteğin tesisi için 04.12.2018 tarihli muvafakatinin de bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle takibin taliki veya iptali davası olup, dar kapsamlı araştırma yetkisine sahip olan icra hukuk mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden derdestlik teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, ipotek tesis edilen 04.12.2018 tarihinde aile konutu şerhinin bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile feri müdahil ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis kaydına göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu ara kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir tacir olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde muvafakatının bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek tesis edilen aile konutu yönünden, taşınmazın maliki olan davacının eşi ...'in rızasının bulunmadığı anlaşılmış ise de; Yargıtay 2. HD’nin 30.11.2015 gün ve 2015/15035 E. 2015/22655 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Davacı, tapuda kendisinin adına kayıtlı olan ve aile konutu niteliğinde olan taşınmazı davalı banka lehine ipotek olarak verdiğini, bu işlemde davalı malik olmayan eşinin rızasının bulunmadığını belirterek ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları karar verilmiştir.sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine ... verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir (TMK. m. 194). Kanunun açık metninden de anlaşıldığı üzere, aile konutunun üzerindeki hakkın sınırlandırılması sonucunu doğuran ipotek işlemine karşı malik olmayan eş dava açabilir. Malik olan eşin kendisinin yaptığı işlem ile ilgili olarak bu davayı açması dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz (TMK. md. 2)." şeklinde karar verildiğini, emsalde açıklandığı üzere ipoteğin fekki ve menfi tespit davasının, rızası bulunmayan koca (feri müdahil) ... tarafından değil, taşınmazın (tek) maliki ve ipotek tesis eden davacı ... tarafından açıldığı, ipoteğin tesisinden sonra davacı malikin bu ipoteğin tesisinin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanılmasını ise Kanun'un himaye etmeyeceği belirlendiğinden, davacının davasının, hakkın kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere; İlk Derece Mahkemesinin sadece "aile konutu" yönünden değerlendirme yaptığını; diğer dava sebepleri ve talepleri yönünden herhangi bir inceleme yapmadığını, kararın bu yönüyle eksik ve hukuka aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması hususunda aile konutu üzerinde ipotek tesis edilebilmesi için diğer eşin rızasının hukuken gerekli ve şart olduğunu, gerek 6098 sayılı TBK'nın ipoteğe ilişkin hükümlerinden gerekse resmi senette yer alan diğer hükümlerden anlaşılacağı üzere, ipotek senedinin kefalete ilişkin hükümler içerdiğini, müvekkilin, dava dışı kredi borçlusu Selçuklu Sağlık Hizmetleri A.Ş'ye kefil edildiğini, hukuka göre ipoteğin, bir borcun teminatı (güvencesi) maksadıyla alacaklı lehine taşınmaz mal üzerinde tesis edilen bir işlem olduğunu, ipoteğin, münferiden borç doğuran bir akit / işlem olmadığını, asıl ilişkinin fer'isi niteliğinde olduğunu, bunun doğal sonucu olarak; asıl ilişki geçersizse ipotek işleminin de geçersiz olacağını, hangi yönüyle değerlendirilirse değerlendirilsin; davalarına konu olayda ipoteğin dayandığı işlemin de ipotek tesisi işleminin de hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya asil ya da kefil olarak hiçbir borcu bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, bu nedenle kararın eksik ve hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca münhasır ipotekli taşınmazlar ile ipotek limiti olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E. 2022/4663 K. sayılı ilamı), bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü maddesinin 1 inci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davalı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · muvafakat · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin «aile konutu» olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının «kredi sözleşmesinde» müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş «rızası» bulunmadığından aile konutu üzerine «ipotek» tesis edilmesinin de «geçersiz» olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum …
2)." şeklinde karar verildiğini, emsalde açıklandığı üzere «ipoteğin fekki» ve «menfi tespit» davasının, «rızası» bulunmayan koca («feri müdahil») ... tarafından değil, taşınmazın (tek) maliki ve «ipotek» tesis eden davacı ... tarafından açıldığı, ipoteğin tesisinden sonra davacı malikin bu ipoteğin tesisinin «geçersiz» olduğunu ileri sürmesinin «hakkın kötüye kullanılması» teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanılmasını ise Kanun'un himaye etmeyeceği belirlendiğinden, davacının davasının, hakkın kötüye kullanılması nedeniyle reddine kar …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · muvazaa · taraf ehliyeti · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2625 E. 2020/4782 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · kira sözleşmesi · eş rızası · ipotek
İncelediğiniz karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin «aile konutu» olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının «kredi sözleşmesinde» müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş «rızası» bulunmadığından aile konutu üzerine «ipotek» tesis edilmesinin de «geçersiz» olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum …
Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları karar verilmiştir.sınırlayamaz.
Benzer bu kararda… eni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun «ipotek» edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda «borçlu olunmadığının tespiti» istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince ist …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:katılma yoluyla istinaf · borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu kararda… eni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun «ipotek» edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda «borçlu olunmadığının tespiti» istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince ist …
… avacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Davalı vekili ilk derece mahkemesinin kararını «katılma yoluyla istinaf» etmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı vekilinin istinaf istemi konusunda her hangi bir karar verilmemesi doğru görülmemiş bu nedenle Bölge Adliye Mahke …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin paraya çevrilmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · kefil · kredi sözleşmesi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin «aile konutu» olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının «kredi sözleşmesinde» müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş «rızası» bulunmadığından aile konutu üzerine «ipotek» tesis edilmesinin de «geçersiz» olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum …
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca «münhasır» «ipotekli» taşınmazlar ile «ipotek limiti» olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki «sebebine» dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayıp «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E.
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · takibin kesinleşmesi · iş bölümü · genel kredi sözleşmesi · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle reddi ile dosyanın «görevli» aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15701 E. 2016/5514 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin fekki · i̇i̇k 194 · kira sözleşmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · muvafakat
İncelediğiniz karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin «aile konutu» olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının «kredi sözleşmesinde» müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş «rızası» bulunmadığından aile konutu üzerine «ipotek» tesis edilmesinin de «geçersiz» olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum …
Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları karar verilmiştir.sınırlayamaz.
Benzer bu karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «aile konutu» niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık «rızası» alınmaksızın konan «ipotek» uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · muvazaa · emredici hüküm · iş bölümü · taraf ehliyeti · taşıyıcı
Benzer bu karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
İlçesi, ... mevkii, 5-46 pafta, 8128 parselde kayıtlı 16/300 arsa paylı 2. kat 6 nolu bağımsız «bölümün» davacı ile dava dışı eşi ...'ın «aile konutu» olduğu, dava dışı eş ... tarafından, yine dava dışı ....'nin davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile 3. şahıslara satıldığı, icra takibi sırasında davacı tarafından ....
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “«emredici»” niteliktedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/22 E. 2024/3400 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi · hakkın kötüye kullanılması · kira sözleşmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek
İncelediğiniz karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve «kefalet sözleşmesinin» «geçersizliği» nedeniyle takibin taliki veya «iptali davası» olup, dar kapsamlı araştırma «yetkisine» sahip olan «icra hukuk» mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden «derdestlik» teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, «ipotek» tesis edilen 04.12.2018 tarihinde «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile «feri müdahil» ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis «kaydına» göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu «ara» kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir «tacir» olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde «muvafakatının» bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek te …
… Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca «münhasır» «ipotekli» taşınmazlar ile «ipotek limiti» olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında «aile konutu» «şerhinin» bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki «sebebine» dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayıp «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E.
37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin «aile konutu» olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının «kredi sözleşmesinde» müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş «rızası» bulunmadığından aile konutu üzerine «ipotek» tesis edilmesinin de «geçersiz» olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum …
Benzer bu karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un «194»'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «aile konutu» olarak kullanılan ev ile ilgili eşin açık «rızası» alınmadan diğer eşin davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine «ipotek» tesis edilmesi ve taşınmazın «cebri icra» yolu ile satılması sonucunda rızası alınmayan eşin taşınmazın değerini talep hakkı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Dava, «aile konutu» niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık «rızası» alınmaksızın konan «ipotek» uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · yolsuz tescil · fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · imza incelemesi · muvazaa · emredici hüküm
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere «aile konutu» olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu «kredi sözleşmesinde» yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını «taşıyıp» taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının «yolsuz tescile» dayanarak söz konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde b …
… inaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka tarafından kullandırılan kredilere «teminat» olarak verilen taşınmaz için İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile yasal takip işlemleri başlatıldığını ve 05.01.2017 tarihindeki ikinci satışta başkaca alıcının çıkmaması üzerine taşınmazın müvekkili banka tarafından alacağına mahsuben alındığını, davacının işbu dava ile kötü niyetli hareket ettiğini, çünkü davacının ilgili taşınmaza ilişkin banka şubesine vermiş olduğu açık rızasını gösteren 01.09.2014 tarihli imzasını «taşıyan» Muvafakatnamesi olduğunu, davacının taşınmazın kredilere «ipotek» olarak verilmiş olduğunu bilmiyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil banka tarafından taşınmazın değeri için taşınmazda ekspertiz yaptırıldığını, dava /dışı borçlu firma yetkilisi ve aynı zamanda davacının eşine «kıymet takdir» raporları ve satış ilanları tebliğ edildiğini, tüm bu işlemlerden davacının bilgisi olduğunu, yerel mahkeme «imza incelemesi» için dosyayı teknik açıdan yetersiz kuruma gönderdiğini, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil kurum tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler üzerinde herhangi bir incele yapılmadığını, dosyanın A …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «aile konutu» olarak kullanılan ev ile ilgili eşin açık «rızası» alınmadan diğer eşin davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine «ipotek» tesis edilmesi ve taşınmazın «cebri icra» yolu ile satılması sonucunda rızası alınmayan eşin taşınmazın değerini talep hakkı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un «194»'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3331 E. , 2024/5377 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1350 Esas, 2023/610 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/489 E., 2021/278 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı vekilince ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından, müvekkili ve dava dışı borçlular aleyhine Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, takipten önce borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ipoteğe konu olan Konya Meram Büyükkovanağzı Mah. 37360 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki G-2 Blok 7 nolu meskenin aile konutu olduğunu, davalının bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığı gibi, davalı bankaya da hiç bir borcunun bulunmadığını, davacının kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefillerden de olmadığını, eş rızası bulunmadığından aile konutu üzerine ipotek tesis edilmesinin de geçersiz olduğunu belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı dosyasından dolayı derdestlik itirazında bulunduğunu, menfi tespit davalarının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava dışı 3 üncü kişi lehine kendi taşınmazında ipotek tesis ettiğini, ipoteğin geçerli olduğunu, sonradan bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacının eşinin bu ipoteğin tesisi için 04.12.2018 tarihli muvafakatinin de bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Konya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/132 E. sayılı davasının icra emrinin ve kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle takibin taliki veya iptali davası olup, dar kapsamlı araştırma yetkisine sahip olan icra hukuk mahkemelerindeki davaların, ticaret mahkemelerindeki davalar yönünden derdestlik teşkil edemeyecek olması nedeniyle derdestlik itirazı reddedildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde, ipotek tesis edilen 04.12.2018 tarihinde aile konutu şerhinin bulunmadığı, bu şerhin 26.09.2019 tarihinde konulduğu, davacı ... ile feri müdahil ...'in 21.03.2004 tarihinden beri resmi nikahlı karı koca oldukları, çıkartılan Takbis kaydına göre davacının Konya'da tek bir meskeninin bulunduğu, bunun da ipotek konulan taşınmaz olduğunun belirlendiği, davalı bankaya 17.06.2020 tarihli duruşmada verilen 5 nolu ara kararı ile tanınan süreye rağmen davalı bankanın ipotek konulan taşınmazın aile konutu olmadığını ispat edemediği, ipoteğin tesis tarihi itibariyle bu şerh bulunmasa dahi davalı bankanın basiretli bir tacir olarak bu hususu araştırması ve bilmesi gerektiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın aile konutu kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davalı banka tarafından, davacının eşi olan feri müdahil ...'den ipotek tesis tarihinde muvafakatının bulunduğuna dair 04.12.2018 tarihli yazı alındığı bildirilerek bu belgenin aslı sunulmuş ise de, dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli raporuna göre bu belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının belirlendiği, dolayısıyla ipotek tesis tarihi itibariyle davacının eşinin muvafakatinin bulunmadığının anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1 inci maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” hükmünün yer aldığı, her ne kadar ipotek tesis tarihi itibariyle, ipotek tesis edilen aile konutu yönünden, taşınmazın maliki olan davacının eşi ...'in rızasının bulunmadığı anlaşılmış ise de;
Yargıtay 2. HD’nin 30.11.2015 gün ve 2015/15035 E. 2015/22655 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Davacı, tapuda kendisinin adına kayıtlı olan ve aile konutu niteliğinde olan taşınmazı davalı banka lehine ipotek olarak verdiğini, bu işlemde davalı malik olmayan eşinin rızasının bulunmadığını belirterek ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları karar verilmiştir.sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine ... verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir (TMK.
m. 194). Kanunun açık metninden de anlaşıldığı üzere, aile konutunun üzerindeki hakkın sınırlandırılması sonucunu doğuran ipotek işlemine karşı malik olmayan eş dava açabilir. Malik olan eşin kendisinin yaptığı işlem ile ilgili olarak bu davayı açması dürüstlük kuralı ile de bağdaşmaz (TMK. md.
2) ." şeklinde karar verildiğini, emsalde açıklandığı üzere ipoteğin fekki ve menfi tespit davasının, rızası bulunmayan koca (feri müdahil) ... tarafından değil, taşınmazın (tek) maliki ve ipotek tesis eden davacı ... tarafından açıldığı, ipoteğin tesisinden sonra davacı malikin bu ipoteğin tesisinin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanılmasını ise Kanun'un himaye etmeyeceği belirlendiğinden, davacının davasının, hakkın kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere; İlk Derece Mahkemesinin sadece "aile konutu" yönünden değerlendirme yaptığını; diğer dava sebepleri ve talepleri yönünden herhangi bir inceleme yapmadığını, kararın bu yönüyle eksik ve hukuka aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması hususunda aile konutu üzerinde ipotek tesis edilebilmesi için diğer eşin rızasının hukuken gerekli ve şart olduğunu, gerek 6098 sayılı TBK'nın ipoteğe ilişkin hükümlerinden gerekse resmi senette yer alan diğer hükümlerden anlaşılacağı üzere, ipotek senedinin kefalete ilişkin hükümler içerdiğini, müvekkilin, dava dışı kredi borçlusu Selçuklu Sağlık Hizmetleri A.Ş'ye kefil edildiğini, hukuka göre ipoteğin, bir borcun teminatı (güvencesi) maksadıyla alacaklı lehine taşınmaz mal üzerinde tesis edilen bir işlem olduğunu, ipoteğin, münferiden borç doğuran bir akit / işlem olmadığını, asıl ilişkinin fer'isi niteliğinde olduğunu, bunun doğal sonucu olarak;
asıl ilişki geçersizse ipotek işleminin de geçersiz olacağını, hangi yönüyle değerlendirilirse değerlendirilsin; davalarına konu olayda ipoteğin dayandığı işlemin de ipotek tesisi işleminin de hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya asil ya da kefil olarak hiçbir borcu bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, bu nedenle kararın eksik ve hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı hakkında Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/9705 E. sayılı dosyasında yalnızca münhasır ipotekli taşınmazlar ile ipotek limiti olan 1.800.000.000 TL ile sınırlı olmak üzere taşınmazların satış bedelini aşmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı, davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi 4721 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih 2021/7794 E.
2022/4663 K. sayılı ilamı), bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194 üncü maddesinin 1 inci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davalı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361 inci maddesi uyarınca kural olarak istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvurmayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063838300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz