Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8280 E. 2012/15624 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesihname↗ teminatın iadesi↗ sözleşmenin ihlali↗ acentelik sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ ek prim↗ kusur↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında acentelik sözleşmesi düzenlendiği, davacının bu sözleşmede öngörülmesine rağmen poliçe tekliflerini sigorta şirketinin kabulüne sunmadığı ve tahsil olunan poliçe primlerini sigorta şirketine ulaştırmadığı, davacının bu eylemlerinden dolayı davalının dava dışı kişilere 6.000 USD ödemek zorunda kaldığı, dolayısıyla davacının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini ihlal etmiş olduğu, davalının acentelik sözleşmesini haklı olarak feshettiği, kusurlu bulunan davacının davalıya ödediği teminatın iadesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca verilen nakdi teminatın iadesi istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal ettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği ve kusuru ile sözleşmenin feshine neden olan davacının teminatın iadesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafından davacıya gönderilen 14.10.2003 tarihli fesihnameden, sözleşmenin davacının 22.09.2003 tarihli yazısına istinaden feshedildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, bu davanın taraflarına karşı açılmış bulunan Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2004/672 E, 2007/33 K sayılı dosyasında da, işbu dosyada sözleşmenin feshi için haklı neden sayılan poliçe tanziminden dolayı bu davanın davacısı şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği hüküm altına alınmış ve karar kesinleşmiştir. O halde, davacı taraf da yukarıda bahsedilen davada dava dışı prodüktörün eyleminden dolayı kendisine kusur izafe edilmediğini ve mahkemenin kabulünün aksine acentelik sözleşmesinin kendi talebi üzerine sona erdirildiğini ileri sürdüğüne göre mahkemece yukarıda anılan davadaki tespitlerin bu dosyada tartışılmak ve tarafların tüm iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4222 E. 2014/15438 K.
Ortak:fesihname
İncelediğiniz karardaAncak, davalı tarafından davacıya gönderilen 14.10.2003 tarihli «fesihnameden», sözleşmenin davacının 22.09.2003 tarihli yazısına istinaden feshedildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı başlangıcı · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · ihtarname · dava sebebi · zamanaşımı
Benzer bu karardaDavacı, taraflar arasında düzenlenen «hisse devir sözleşmesinin» feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün «fesihnameye» dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının «ihtarname» tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi «zamanaşımının başlangıcına» esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı «hisse devir sözleşmesinin» düzenlendiği tarihte değil bu «hisse devrinin» feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece «zamanaşımının başlangıcı» «fesihnamenin» düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/412 E. 2010/10504 K.
Ortak:sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaDava, «acentelik sözleşmesi» uyarınca verilen nakdi «teminatın iadesi» istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının taraflar arasındaki «sözleşmeyi ihlal» ettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği ve «kusuru» ile «sözleşmenin feshine» neden olan davacının teminatın iadesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ticaret Mahkemesi'nin 2004/672 E, 2007/33 K sayılı dosyasında da, işbu dosyada «sözleşmenin feshi» için haklı neden sayılan poliçe tanziminden dolayı bu davanın davacısı şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği hüküm altına alınmış ve karar kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaAnılan «sözleşmenin feshi» konusu G bendinin 23 ve 24. maddelerinde iki ayrı durum gözetilerek düzenlenmiştir.
Buna göre 23. madde uyarınca, sözleşmenin herhangi bir şartına uyulmaması «akde aykırılık» teşkil eder ve başkaca bir «ihtara» gerek olmaksızın «sözleşmenin feshi» nedenidir.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflara bu konuda ispat olanağı tanınarak, davalının «sözleşmeyi feshinin» haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, anılan husus araştırılmadan, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akde aykırılık · taşıma sözleşmesi · fesih · ihtar · ihtarname · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… fça feshedildiğinin tarafların kabulünde olduğu, uyuşmazlığın feshin haklı nedenlerle yapılıp yapılmadığı ve geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, sözleşmede «fesih» bildiriminin ne şekilde yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmayıp davalının 22.02.2006 tarihli fesih bildirim yazısının davacıya ulaştığının,yine davacıya ulaştığının,yine davacıyaait 03.05.2006 tarihli cevabi «ihtarnameden» anlaşıldığı, sözleşmenin 23 ve 24. maddelerinde «akde aykırılık» halinde bildirimsiz olarak fesih hakkının tanındığı, ayrıca 30 gün önceden bildirim koşuluyla feshetme hakkının da bulunduğu, davalının sözleşmeyi 23 ve 24. maddel …
Buna göre 23. madde uyarınca, sözleşmenin herhangi bir şartına uyulmaması «akde aykırılık» teşkil eder ve başkaca bir «ihtara» gerek olmaksızın «sözleşmenin feshi» nedenidir.
Dava, taraflar arasında imzalanan 01.11.2005 tarihli «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu «son» halde taraflar her ne ad altında olursa olsun bir tazminat talebinde bulunmayacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5642 E. 2020/5829 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasında bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 12.672,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar, Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8280 E. , 2012/15624 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2010 tarih ve 2010/1523-2010/2825 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan acentelik sözleşmesi uyarınca davalı şirkete 3.350 USD nakdi teminat verildiğini, söz konusu sözleşmenin 2003 yılının Ekim ayında sona ermiş olmasına rağmen davalının çeşitli nedenler ileri sürerek teminatı müvekkiline iade etmediğini, teminatın iade edilmemesine gerekçe gösterilen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/672 Esas sayılı dosyasının esastan reddedildiğini ileri sürerek, 3.350 USD'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin acentesi olan davalının, sözleşmeye aykırı davranışları ve suistimal teşkil eden eylemleri nedeniyle acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından hak sahiplerine 6.000 USD ödenmek zorunda kalındığını, müvekkili şirketin söz konusu zararından davacının sorumlu bulunduğunu ve teminatın bu miktara mahsup edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında acentelik sözleşmesi düzenlendiği, davacının bu sözleşmede öngörülmesine rağmen poliçe tekliflerini sigorta şirketinin kabulüne sunmadığı ve tahsil olunan poliçe primlerini sigorta şirketine ulaştırmadığı, davacının bu eylemlerinden dolayı davalının dava dışı kişilere 6.000 USD ödemek zorunda kaldığı, dolayısıyla davacının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini ihlal etmiş olduğu, davalının acentelik sözleşmesini haklı olarak feshettiği, kusurlu bulunan davacının davalıya ödediği teminatın iadesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca verilen nakdi teminatın iadesi istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal ettiği, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği ve kusuru ile sözleşmenin feshine neden olan davacının teminatın iadesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafından davacıya gönderilen 14.10.2003 tarihli fesihnameden, sözleşmenin davacının 22.09.2003 tarihli yazısına istinaden feshedildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, bu davanın taraflarına karşı açılmış bulunan Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2004/672 E, 2007/33 K sayılı dosyasında da, işbu dosyada sözleşmenin feshi için haklı neden sayılan poliçe tanziminden dolayı bu davanın davacısı şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği hüküm altına alınmış ve karar kesinleşmiştir.
O halde, davacı taraf da yukarıda bahsedilen davada dava dışı prodüktörün eyleminden dolayı kendisine kusur izafe edilmediğini ve mahkemenin kabulünün aksine acentelik sözleşmesinin kendi talebi üzerine sona erdirildiğini ileri sürdüğüne göre mahkemece yukarıda anılan davadaki tespitlerin bu dosyada tartışılmak ve tarafların tüm iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063615500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz