6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin Feshi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/412 E. 2010/10504 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akde aykırılık sözleşmenin feshi taşıma sözleşmesi fesih ihtar ihtarname eksik inceleme i̇i̇k 72/son

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 31.03.2006 tarihi itibariyle davalı tarafça feshedildiğinin tarafların kabulünde olduğu, uyuşmazlığın feshin haklı nedenlerle yapılıp yapılmadığı ve geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, sözleşmede fesih bildiriminin ne şekilde yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmayıp davalının 22.02.2006 tarihli fesih bildirim yazısının davacıya ulaştığının,yine davacıya ulaştığının,yine davacıyaait 03.05.2006 tarihli cevabi ihtarnameden anlaşıldığı, sözleşmenin 23 ve 24. maddelerinde akde aykırılık halinde bildirimsiz olarak fesih hakkının tanındığı, ayrıca 30 gün önceden bildirim koşuluyla feshetme hakkının da bulunduğu, davalının sözleşmeyi 23 ve 24. maddelerine uygun şekilde feshettiği, bu nedenle davacının da 24. madde gereğince tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında imzalanan 01.11.2005 tarihli taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Anılan sözleşmenin feshi konusu G bendinin 23 ve 24. maddelerinde iki ayrı durum gözetilerek düzenlenmiştir. Buna göre 23. madde uyarınca, sözleşmenin herhangi bir şartına uyulmaması akde aykırılık teşkil eder ve başkaca bir ihtara gerek olmaksızın sözleşmenin feshi nedenidir. Sözleşmenin 24. maddesi ise bildirimli feshi düzenlemiştir. Bu maddeye göre taraflardan her hangi birisi 30 gün önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshedebilir. Bu son halde taraflar her ne ad altında olursa olsun bir tazminat talebinde bulunmayacaktır.

Somut uyuşmazlıkta ise davalı tarafından davacıya hitaben 22.02.2006 tarihli bir fesih bildirimi yapıldığı iddia edilmişse de anılan fesih yazısının davacıya tebliğ edildiği ispatlanamamıştır. Bu durumda davalının sözleşmeyi ancak bildirimsiz feshi düzenleyen 23. madde uyarınca ve haklı nedenle feshi mümkündür.

Buna karşılık yerel mahkemece sözleşmenin davalı tarafından 23 ve 24. maddelerine uygun şekilde feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalının bu maddelerden hangisine dayanarak sözleşmeyi feshettiği, eğer bildirimsiz feshetmişse bu feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konuları karar yerinde tartışılmamıştır. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, davalının ancak sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini savunması mümkün olup, sözleşmenin 23. maddesinde düzenlenen bildirimsiz fesih olanağı ise ancak sözleşmenin herhangi bir hükmünün ihlali şartının varlığına bağlanmıştır.

Bu durum karşısında mahkemece, taraflara bu konuda ispat olanağı tanınarak, davalının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, anılan husus araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3104 E. 2015/8444 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/412 E.  ,  2010/10504 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 tarih ve 2006/520-2008/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 01.11.2005 tarihli ve 1 yıl süreli taşıma sözleşmesi uyarınca davalıya ait uçaklarla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na gelen yolcuların sözleşmede belirtilen merkezlere taşınması işini üstlendiğini, davalının müvekkili ile imzaladığı bu sözleşmeyi fesih etmeden 30.03.2006 tarihinden itibaren yolcularını başka bir firmanın araçlarıyla taşımaya başladığını, bunun üzerine müvekkilinin 03.05.2006 tarihli ihtarname ile 30 gün sonrasında geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, şimdilik (148.500)TL gelir kaybı, (10.000)TL sözleşmenin ifası için alınan 6 adet aracın zorunlu olarak satımından kaynaklanan zarar, (10.000)TL iş kaybı ve (50.000)TL cezai şart bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu taşıma işinin davacıya verilmesinden sonra çok sayıda yolcu şikayeti alındığını, bu nedenle sözleşmenin 22.02.2006 tarihli fesih bildirimi ile 31.03.2006 tarihi itibariyle müvekkili tarafından feshedildiğini, dolayısıyla davacının hiçbir tazminat talebinde bulunamayacağını, ancak aksi kabul edilirse sözleşmeye aykırı hareket eden davacıdan (50.000)TL cezai şart ve (205.100)TL kâr mahrumiyeti alacaklarının takas-mahsubunun talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 31.03.2006 tarihi itibariyle davalı tarafça feshedildiğinin tarafların kabulünde olduğu, uyuşmazlığın feshin haklı nedenlerle yapılıp yapılmadığı ve geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, sözleşmede fesih bildiriminin ne şekilde yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmayıp davalının 22.02.2006 tarihli fesih bildirim yazısının davacıya ulaştığının,yine davacıya ulaştığının,yine davacıyaait 03.05.2006 tarihli cevabi ihtarnameden anlaşıldığı, sözleşmenin 23 ve 24. maddelerinde akde aykırılık halinde bildirimsiz olarak fesih hakkının tanındığı, ayrıca 30 gün önceden bildirim koşuluyla feshetme hakkının da bulunduğu, davalının sözleşmeyi 23 ve 24.

maddelerine uygun şekilde feshettiği, bu nedenle davacının da 24. madde gereğince tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında imzalanan 01.11.2005 tarihli taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Anılan sözleşmenin feshi konusu G bendinin 23 ve 24. maddelerinde iki ayrı durum gözetilerek düzenlenmiştir. Buna göre 23. madde uyarınca, sözleşmenin herhangi bir şartına uyulmaması akde aykırılık teşkil eder ve başkaca bir ihtara gerek olmaksızın sözleşmenin feshi nedenidir. Sözleşmenin 24. maddesi ise bildirimli feshi düzenlemiştir. Bu maddeye göre taraflardan her hangi birisi 30 gün önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshedebilir. Bu son halde taraflar her ne ad altında olursa olsun bir tazminat talebinde bulunmayacaktır.

Somut uyuşmazlıkta ise davalı tarafından davacıya hitaben 22.02.2006 tarihli bir fesih bildirimi yapıldığı iddia edilmişse de anılan fesih yazısının davacıya tebliğ edildiği ispatlanamamıştır. Bu durumda davalının sözleşmeyi ancak bildirimsiz feshi düzenleyen 23. madde uyarınca ve haklı nedenle feshi mümkündür.

Buna karşılık yerel mahkemece sözleşmenin davalı tarafından 23 ve 24. maddelerine uygun şekilde feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalının bu maddelerden hangisine dayanarak sözleşmeyi feshettiği, eğer bildirimsiz feshetmişse bu feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konuları karar yerinde tartışılmamıştır. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, davalının ancak sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini savunması mümkün olup, sözleşmenin 23. maddesinde düzenlenen bildirimsiz fesih olanağı ise ancak sözleşmenin herhangi bir hükmünün ihlali şartının varlığına bağlanmıştır.

Bu durum karşısında mahkemece, taraflara bu konuda ispat olanağı tanınarak, davalının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, anılan husus araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030901900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.