Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7565 E. 2012/15563 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yolu↗ tacir sıfatı↗ tacir↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, hadisenin yağmur yağması neticesi meydana geldiği hususunun tartışmasız olduğu, davalı idarenin sel ve su baskınlarına karşılık gerekli tedbirleri alması gerektiği, bu durumda ihtilafın idarenin gerekli önlemleri almamasından kaynaklandığı, uyuşmazlığın idari yargıda çözümü gerektiği gerekçesiyle davanın yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı iş bu davada İSU Genel Müdürlüğü'ne de husumet yöneltmiştir. Davalı İSU Genel Müdürlüğü'nün TTK'nun 3, 11, 12/11, 18/1. maddeleri ile 2560 sayılı Kanunun ilgili hükümleri karşısında özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdiği ve tacir sıfatını taşıdığının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, tacir olan davalı İSU Genel Müdürlüğü ile davacı arasında haksız eylemden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünden bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf kanıtlarına göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı İSU Genel Müdürlüğü yönünden de idari yargının görevli olduğuna dair yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16360 E. 2011/1439 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif · hasar
Benzer bu karardaDavaya konu «hasarın» oluşumunun tespiti amacıyla olay yerinde yapılan «keşif» sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda sigortalı işyerine su sızmasına sebebiyet veren olayın davalının binasına caddedeki şehir su şebekesinden bağlanan tesisattaki arıza olduğu, bu tesisatın bağlantı ve onarımının İSU’ya ait bulunduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işyerinin önündeki su borusunda meydana gelen su sızıntısı nedeniyle davacının işyerini su bastığı ve işyerinde «hasar» oluştuğu sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda ise davacıya sigortalı yerde meydana gelen «hasarın» bağlantı ve onarımı İSU’ya ait tesisattaki arızadan kaynaklandığı tespit edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12995 E. 2010/4256 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9480 E. 2012/11616 K.
Ortak:tacir sıfatı · tacir · görev/görevsizlik · Rücuen Tazminat
İncelediğiniz karardaDavalı İSU Genel Müdürlüğü'nün TTK'nun 3, 11, 12/11, 18/1. maddeleri ile 2560 sayılı Kanunun ilgili hükümleri karşısında özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdiği ve «tacir sıfatını» taşıdığının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, «tacir» olan davalı İSU Genel Müdürlüğü ile davacı arasında haksız eylemden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünden bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf kanıtlarına göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı İSU Genel Müdürlüğü yönünden de idari yargının «görevli» olduğuna dair yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaOysa, davalının TTK'nun 3, 11, 12/11, 18/1. maddeleri ile 2560 sayılı Kanunun ilgili hükümleri karşısında davalının özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdiği ve «tacir sıfatını» taşıdığının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, «tacir» olan davalı KASKİ ile davacı arasında haksız eylemden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünden bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf kanıtlarına göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · iş mahkemesi görev alanı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, açılan davanın idari yargının «görev alanına» girdiği gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı işletmeye ait kanaldan geri tepen pis suların davacının sigortalısına ait iş yerine verdiği zararın «rücuen tazmini» istemine ilişkin olup, mahkemece, uyuşmazlığın idari yargının görevine girdiği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Sigortalının zararı önleme yükümlülüğüne aykırılığı tazminattan indirim sebebidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3057 E. 2024/5429 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:riziko · muafiyet
Benzer bu kararda… ında 09.05.2012 tarihli olan ve şahıslar ile kamu idareleri tarafından yapılan kazı çalışmaları sırasında davacıya ait doğal gaz boru hatlarına verilecek zararların «teminat» altına alan Endüstriyel Paket Döviz Sigorta Poliçesinin mevcut olduğu, 29.03.2016 ve 31.05.2016 tarihlerinde tutulan tutanaklarla tespit edilen doğal gaz kaçaklarının İSU'nun kazı çalışması yaptığı alanda meydana geldiği, İSU'nun 05.05.2016 tarihli yazısı ile 2012 yılında 313/1 ve 324 numaralı sokaklarda kazı çalışması yaptırdığını kabul ettiği, bilirkişi raporlarına yansıdığı ve dosya içindeki gaz kaçağının meydana geldiği boruların fotoğraflarında borular üzerindeki tırmık izlerinin açıkça belli olduğu, bilirkişilerin 2016 yılında meydana gelen bu gaz kaçaklarının boruların izolasyonlarındaki yetersizlikten dolayı değil, 4 sene kadar önce İSU'nun yapmış olduğu ve boru döşenmesi için gerçekleştirilen kazı çalışmaları esnasında davacıya ait çelik borular üzerinde kazı makineleri tarafından derin yırtıklara yol açılması sebebiyle daha sonra gerçekleşen korozyonlardan oluştuğunu rapor ettikleri, bilirkişi heyetinin rapor ve ek raporunda vardığı bu sonucun yerinde olduğu, bu nedenle gaz kaçağının, 2012 yılında yapılan kazı çalışmaları esnasında borulara verilen «hasar» nedeniyle ve bu hasarın yıllar içinde meydana getirdiği korozyonlar sebebiyle 2016'da ortaya çıktığı, poliçe gereğince İSU üçüncü şahıs olduğundan, kamu kuruluşlarının ve üçüncü şahısların doğal gaz boru hatlarına verecekleri zararların teminat altına alındığı ve taraflarca imzalanan poliçe kapsamında kaldığı, hasarın 2016 yılı içinde ortaya çıkması nedeniyle «zamanaşımının başlangıcının» 2016 yılı olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, İSU'nun yazısı ile davacının uzunca süren bir kazı çalışması müddetince sahada sürekli eleman bulundurmasının beklenemeyeceği, davacıya böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği, hasar bedelinin poliçenin 16 ncı sayfasında düzenlenen olay başına 25.000,00 USD, yıllık toplamda 100.000,00 USD bedel ile karşılanma ve her hasarda 500,00 USD «muafiyet» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, her ne kadar 29.03.2016 ve 31.05.2016 tarihlerinde iki ayrı hasar tutanağı düzenlenmişse de bunların periyodik kontrollerde ortaya çıkan gaz kaçağı tespitlerine ilişkin olduğu, bu nedenle tek bir zarar olduğu, 25.000,00USD'lik limite «dahil» olduğu, bundan da 500,00 USD poliçe gereği muafiyet düşüldüğünde 24.500,00 USD ödeme yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.500,00 USD'nin 16 …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «hasarın» 25.06.2012 tarihinde meydana geldiğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını, davacının talebine dayanak «işveren mali sorumluluk sigortasının» iş yerinde meydana gelen iş kazaları ile ilgili olduğunu, bu hususunda İşveren Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1 inci maddesinde açıkça düzenlendiğini, hasarın kimler tarafından meydana getirildiğinin ispat edilemediğini, hasarın 3 üncü şahsılar tarafından meydana getirildiğine dair yazılı bir kayıt sunulmadığını, bu hususun bilirkişi raporlarında da belirtildiğini, davacının tek taraflı olarak tuttuğu tutanağa dayandığını, davacının süresi içinde TTK m.1444 vd hükümlerinden doğan «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmeyerek «sigorta sözleşmesine» aykırı davrandığını, sonucun meydana gelmesine ve zararın artmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet verdiğini, 25.06.2012 tarihli «hasar tespit tutanağına» rağmen hasarın giderilmeden boruların üstünün yalıtımsız olarak kapatılmasına ve boruların zaman içerisinde korozyona uğramasına ve borularda delik oluşmasına davacı şirketin kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle hasar tazminat tutarının tenzil edilmesi gerektiğini, yalıtımsız olarak toprak altında bırakılan boruların zaman içerisinde korozyona uğrayarak delinebileceğinin bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davacı şirketin «özen yükümlülüğüne» aykırı davrandığını, kazı alanında eleman «görevlendirmediğini», dava konusu «rizikonun» konusu ve niteliği gereği «makina kırılması sigortasına» ilişkin olduğunu ve makina kırılması sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, bahsi geçen genel şartlarda 2 yıllık zamanaşımı öngörüldüğünü, davacı şirketçe de kabul edildiği üzere hasarın korozyondan kaynaklanması nedeniyle «teminat» dışı kaldığını, ayrıca poliçe tarihinden dava tarihine kadarki dönemde periyodik bakım cetvelleri ve «defterlerinin» getirtilmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu hususta «ara» karar kurulmadığını, mahkemece «eksik inceleme» ve değerlendirme ile karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… olmadığı ancak davalının, davacı tarafça 18.04.2011 tarihinde kendisine haber verilmesine ve personel hazır bulundurulmasının istenmesine rağmen kazı çalışmalarında «görevli» hazır bulundurmadığı, bu şekilde borularının üzerinin kapatılmasını engelleyemediği, «hasarın» tespit edebilecek önlemleri zamanında almadığı, bu nedenle sigorta bedelini isteme hakkını yitirdiğini ileri sürdüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1429 uncu maddesinin birinci fıkrasında, sigortacının, aksine sözleşme bulunmadığı hallerde, «sigorta ettirenin», sigortalının, «lehtarın» ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlü olduğunun düzenlendiği, aynı Kanun'un 1448 inci maddesinin ise zararı önleme, azaltma ve sigortacının «rücu» haklarını koruma yükümlülüğü başlıklı olup, «rizikonun» gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlara ilişkin olup imkânlar ölçüsünde zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunmasını, bir takım önlemler alınmasını sigortalıya emretmekte, bu önlemlerin alınmamasında «kusuru» var ise kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacağını belirttiği, burada önemli olan hususun sigortalının kusuru değil, rizikonun gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunun görülmesine rağmen bir takım önlemler alınmamış olması veya riziko gerçekleşmiş olmasına rağmen yine de alınacak bir takım önlemlerle zararın azaltılması mümkün olmasına rağmen sigortalı bu önlemleri almakta kusurlu davranması nedeniyle zararın artması olduğu, bu hallerde «kusur oranına» göre indirim yapılması mümkün olduğu, somut olayda, dosyaya «ibraz» edilen yazılara göre bahsi geçen kanalizasyon çalışmalarının 15.04.2011 - 10.04.2013 tarihleri arasını kapsadığı, davacıdan bahsi geçen çalışmalar için 18.04.2011 tarihinde personel görevlendirilmesi talep edilmiş ise de çalışmaların 2 yıl gibi bir süre üç mahalleyi kapsayacak şekilde devam ettiği, 18.04.2011 tarihli yazıda çalışmaların alacağı süreden bahsedilmediği gibi bir çalışma programına da yer verilmediği, bu durumda davacının iki yıl gibi uzun bir süre personel görevlendirerek kazı çalışmalarına nezaret etmesinin beklenemeyeceği anlaşılmakta ise 25.06.2012 tarihinde aynı sokakta 18 numaralı binanın önünde kazı çalışmaları esnasında hattın delindiği sabit olmasına rağmen, davacı sigortalıdan artık bu aşamadan sonra çalışmalara nezaret edip en azından aynı sokakta yer alan borularda ve izolasyonda herhangi bir zarar olup olmadığını kontrol etmesinin beklenmesi gerektiği, davacının, yaptığı işin niteliği de dikkate alındığında gaz iletiminin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi ile ... ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak hususların bertaraf edilmesi için gereken önlemleri alması gerektiği, davacının somut olayda gereken önlemleri almayarak rizikonun gerçekleşmesinde kusurlu davrandığının açık olduğu, somut olayın koşullarına ve ihmalin derecesine göre davacının rizikonun gerçekleşmesinde yarı oranda kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenle mahkemece tazminata davacının rizikonun gerçekleşmesindeki kusuru oranında indirim yapılmadan karar verilmesi doğru olmadığı, her ne kadar davacı 29.03.2016 ve 31.05.2016 tarihlerinde iki farklı hasar meydana geldiğini belirterek iki ayrı olaya isabet eden tazminat talebinde bulunmuş ise de dava dilekçesinde 29.03.2016 ve 31.05.2016 yapılan kontrollerden bahsedildiği ancak hasarın 07.04.2016 tarihinde tespit edildiği, iki ayrı yerde meydana gelen hasar söz konusu olmadığı, bu durumda aynı «sebebe» ve aynı zarara bağlı olarak tek bir hasar bulunduğunun anlaşıldığı, mahkemece davacı lehine hükmedilen tazminattan, davacının rizikonun meydana gelmesindeki kusuru …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «hasarın» poliçe kapsamında olduğunun İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile sabit olduğunu, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin iki farklı gaz kaçağını tek hasarmış gibi değerlendirmesinin hatalı olduğunu, dava konusu olayda tespit edilen iki ayrı gaz kaçağının iki farklı hasardan kaynaklandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin işbu davaya konu poliçede düzenlenen «teminat» bedeli hususunda hatalı karar verdiğini, sigortalı müvekkili şirketin «rizikonun» gerçekleşmesinde kusurlu davrandığı ve yarı oranda kusurlu olduğu sonucuna varılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7565 E. , 2012/15563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2010/130-2010/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı sigortalı .....'ın işyerinin "klasik yangın, cam kırılması tüm işyeri sigortası" ile müvekkili tarafından sigortalandığını, 05.07.2009 tarihinde meydana gelen su basması ve davalıların bakım ve onarımı ile sorumlu oldukları logar ve su tasfiye şebekelerinin yeterli derecede çalışmaması sonucu sigortalının işyerinde meydana gelen hasarın tespit edilerek sigortalıya ödendiğini, davalılar aleyhine rücuan tazmin maksadıyla yapılan icra takibine itiraz edildiğini belirtilerek davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalılar vekilleri, uyuşmazlığın idari yargı mercilerinin görevine girdiğini, müvekkillerinin kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, hadisenin yağmur yağması neticesi meydana geldiği hususunun tartışmasız olduğu, davalı idarenin sel ve su baskınlarına karşılık gerekli tedbirleri alması gerektiği, bu durumda ihtilafın idarenin gerekli önlemleri almamasından kaynaklandığı, uyuşmazlığın idari yargıda çözümü gerektiği gerekçesiyle davanın yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı iş bu davada İSU Genel Müdürlüğü'ne de husumet yöneltmiştir. Davalı İSU Genel Müdürlüğü'nün TTK'nun 3, 11, 12/11, 18/1. maddeleri ile 2560 sayılı Kanunun ilgili hükümleri karşısında özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösterdiği ve tacir sıfatını taşıdığının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, tacir olan davalı İSU Genel Müdürlüğü ile davacı arasında haksız eylemden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünden bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf kanıtlarına göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı İSU Genel Müdürlüğü yönünden de idari yargının görevli olduğuna dair yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063314200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz