Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8663 E. 2012/15411 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza inkarı↗ icra hukuk mahkemesi↗ zamanaşımı def'i↗ reeskont faizi↗ olumsuz oy↗ def'i↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının imzası inkar edilmeyen ve ödendiği ispat edilmeyen icra takibine konu yaptığı senetler karşılığı borcu olduğu gerekçesiyle 5000 TL asıl alacak, 6.536,11 TL takibe kadar işleyen faiz, 8.827,64 TL takip tarihinden itibaren işleyen faiz olmak üzere toplam 20.263,75 TL’nın tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Davalı davada zamanaşımı def’inde bulunduğu halde mahkemece bu husus hakkında olumlu olumsuz karar verilmeden uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Kabule göre de, davalı ödeme yaptığını gösteren 26.02.2000 tarihli belgenin geçerli olduğunu savunduğuna göre, belgenin geçerli olup olmadığına ilişkin uzman bilirkişiden rapor alınmak gerekirken, ödemeye ilişkin yazıların bulunduğu kısmın belgeye sonradan ilave edildiği yönünde dar yetkili mahkeme olan İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan raporun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
3) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10741 E. 2018/4315 K.
Ortak:imza inkarı · reeskont faizi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · zamanaşımı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının «imzası inkar» edilmeyen ve ödendiği ispat edilmeyen icra takibine konu yaptığı senetler karşılığı borcu olduğu gerekçesiyle 5000 TL «asıl alacak», 6.536,11 TL takibe kadar işleyen faiz, 8.827,64 TL takip tarihinden itibaren işleyen faiz olmak üzere toplam 20.263,75 TL’nın tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» uygulanmasına, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
1) Davalı davada «zamanaşımı def»’inde bulunduğu halde mahkemece bu husus hakkında olumlu «olumsuz» karar verilmeden uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tüm dosya kapsamına göre; «bononun» üç yılık «zamanaşımı» süresinde takibe konulduğu, takiple «genel zamanaşımının» da kesildiği, ödeme iddiasına dayanak her iki belgede ilave ve «tahrifat» tesbit edildiği gerekçesiyle davalının «imzası inkar» edilmeyen ve ödendiği ispat edilmeyen icra takibine konu yaptığı senetler karşılığı borçlu olduğu gerekçesiyle 5000 TL «asıl alacak», 6.536,11 TL takibe kadar işleyen faiz, 8.827,64 TL takip tarihinden itibaren işleyen faiz olmak üzere toplam 20.363,75 TL’nin tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» uygulanmasına, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Bonoyu elinde bulunduran kişi «zamanaşımına» uğramış «bonoya» ilişkin olarak «keşideciye» karşı TTK m.
Bu bakımdan, davada temel ilişkiye dayalı on yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil başlangıcı · genel zamanaşımı · temel ilişki · delil başlangıcı · tahrifat · zamanaşımı defi · yazılı delil · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda644'e dayalı «sebepsiz zenginleşme» davası açabileceği gibi, «keşideci» ile arasındaki «temel ilişki» kapsamında «bonoya» «yazılı delil başlangıcı» olarak dayanıp «alacak davası» da açabilir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tüm dosya kapsamına göre; «bononun» üç yılık «zamanaşımı» süresinde takibe konulduğu, takiple «genel zamanaşımının» da kesildiği, ödeme iddiasına dayanak her iki belgede ilave ve «tahrifat» tesbit edildiği gerekçesiyle davalının «imzası inkar» edilmeyen ve ödendiği ispat edilmeyen icra takibine konu yaptığı senetler karşılığı borçlu olduğu gerekçesiyle 5000 TL «asıl alacak», 6.536,11 TL takibe kadar işleyen faiz, 8.827,64 TL takip tarihinden itibaren işleyen faiz olmak üzere toplam 20.363,75 TL’nin tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» uygulanmasına, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı; taraflar arasındaki «temel ilişkinin» ne olduğunu bildirmemiş olup, «bonoya» tek başına delil olarak dayandığının da kabulü imkanı yoktur.
Davanın «bonoya» dayalı sebepsiz iktisap davası olduğu kabul edildiğinde bu davanın da bononun «zamanaşımına» uğradığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılacak olması ve davanın da bu süre içinde açılmadığının anlaşılması karşısında davalının «zamanaşımı definin» kabulüyle davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5332 E. 2011/6453 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8663 E. , 2012/15411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2010 tarih ve 2010/19-2010/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline 5.000 TL borcu karşılığında 10 adet 500 TL bedelli 15.08.1999 başlangıç tarihli emre muharrer senet verdiğini, senetlerin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin zamanaşımına uğradığını, alacağın tahsil edilemediğini ileri sürerek, takip tarihi 07.11.2001 tarihine kadar faizi ile birlikte 11.536 TL’nın ve takip tarihinden dava tarihine kadar işleyecek reeskont faizinini tahsilini, %40 oranında icra inkar tazminatına hükmolunmasını, 26.01.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle dava tarihine kadar işleyen 8.827,64 TL’nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın ve ıslahla istenen faiz talebinin zamanaşımına uğradığını, bonoların 26.02.2000 tarihinde ödendiğini, davacının bonoları yırttığını söyleyerek geri vermediğini ve takibe koyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının imzası inkar edilmeyen ve ödendiği ispat edilmeyen icra takibine konu yaptığı senetler karşılığı borcu olduğu gerekçesiyle 5000 TL asıl alacak, 6.536,11 TL takibe kadar işleyen faiz, 8.827,64 TL takip tarihinden itibaren işleyen faiz olmak üzere toplam 20.263,75 TL’nın tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Davalı davada zamanaşımı def’inde bulunduğu halde mahkemece bu husus hakkında olumlu olumsuz karar verilmeden uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Kabule göre de, davalı ödeme yaptığını gösteren 26.02.2000 tarihli belgenin geçerli olduğunu savunduğuna göre, belgenin geçerli olup olmadığına ilişkin uzman bilirkişiden rapor alınmak gerekirken, ödemeye ilişkin yazıların bulunduğu kısmın belgeye sonradan ilave edildiği yönünde dar yetkili mahkeme olan İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan raporun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
3) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063049400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz