Tanıma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11543 E. 2012/15697 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma↗ ticaret unvanı↗ taşıyan↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalının kataloğunda davacının “Coras'' markasını taşıyan ürünlerin bulunmasının 556 sayılı KHK'nin 13. maddesi uyarınca markaya tecavüz oluşturmayacağı, zira markayı taşıyan ürünler marka sahibi tarafından piyasaya sunulduktan sonra o markalı mallarla ilgili sonraki aşamalarda oluşan satış, satış teklifleri gibi eylemlerin marka hakkının kapsamı dışında olduğu, davalının kataloğundaki ticaret unvanı kullanımında “Gürteknik” ibaresini öne çıkarma eylemi markasal bir unvan kullanımı tanımına uysa da, sözü edilen markayı yanların birlikte kullanarak yaratmış ve geliştirmiş oldukları, davalı şirketin bu ibarenin de yer aldığı unvanının tescil tarihi olan 1997 tarihinden bu yana faal olduğu, bu nedenle aradan geçen süre açısından davacının "Gürteknik" markasına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının MK 2. maddeye uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin (2) nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalıya ait tanıtım amaçlı 2011 yılı ürün kataloğu içerisinde "NATURE" markası ile satışa sunulan "paslanmaz gövdeli kademeli pompalar" başlıklı sayfada davacıya ait "CORAS" markasını taşıyan ürünlerin de kullanılmasının, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nun 57/5 maddesi anlamında başkasının iş mahsullerinden yararlanmak suretiyle haksız rekabete yol açan eylemlerden olmasına rağmen, somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmayan 556 sayılı KHK'nin 13. maddesinden bahisle davacının bu hususdaki talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8808 E. 2012/717 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat yetkisi · ek prim · istirdat · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, «istirdat» istemine ilişkin olup yanlar arasında çekişmesiz olduğu üzere, imzalanan «kredi sözleşmesinde» davalı bankaya poliçe düzenletme ve «prim» «tahsil yetkisi» tanınmıştır.
Davacı banka kredi borcu kapatılmadan sözleşmenin kendisine verdiği yetkiye dayanarak poliçe düzenletmiş, «primi» davacıdan tahsil etmiş, davacı da aracını devredene kadar bu sigortadan yararlanmıştır.
Bu itibarla mahkemece, davacının yapılan sigortadan yararlandığı ve bu halde kendisinden tahsil olunan «primi» geri isteyemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10492 E. 2012/12731 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Davacının «maddi hatanın düzeltilmesi» talebi yönünden yapılan incelemeye gelince, mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı davacı tarafın temyiz itirazı kabul edilerek davacı lehine bozulmasına karar verildiği halde, Dairemizin temyiz bozma ilamının 3. sayfası "sonuç" bölümünde duruşma «vekalet ücreti» yönünden maddi hata yapıldığı anlaşıldığından maddi hatanın düzeltilmesi gerekmiştir.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme davacı vekili de «maddi hatanın düzeltilmesini» talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11543 E. , 2012/15697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/06/2012 tarih ve 2011/136-2012/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tescilli "GÜRTEKNİK" ve "CORAS" markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin "GÜRTEKNİK" ibaresinin aynı zamanda ticaret ünvanında da yer aldığını, müvekkili şirketin ve davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkiline ait olan anılan markaları kendisine ait ürün kataloğunda kullandığını ve davalının piyasada sadece Gürteknik ismi ile iş yaptığını, davalının bu şekilde haksız kazanç sağladığını, davalının eylemlerinin müvekkili markalarına ve ticaret ünvanına tecavüz ve haksız rekabet ettiğini ileri sürerek markaya ve ticaret ünvanına tecavüzün, haksız rekabetin tespitini ve önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalının ticaret unvanından "Gürteknik" ibaresinin çıkarılmasını, 250.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin yetkilisi aynı zamanda diğer davalı olan Şaban’ın 1978’den beri iş hayatında, “Gürteknik” ismini kullandığını, müvekkilinin davacı şirketi, aynı zamanda davacı şirketin yetkilisi olan kardeşi ile birlikte kurduğunu, daha sonrada yine kardeşi ile birlikte müvekkili şirketi kurduklarını, ancak çıkan anlaşmazlıklar sonucu ortaklıklarını bitirdiklerini, müvekkili Şaban’ın markanın yaratıcısı olduğunu, her iki ticaret unvanında aynı soyadından kaynaklanan ve oluşturulmuş “Gürteknik” ibaresinin yer aldığını, davacının müvekkili şirketin “Gürteknik” markasını kullandığını 10 yılı aşkın bir süredir bildiğini, her iki şirketin kuruldukları andan itibaren aynı adreste bulunduklarını, davacının uzun yıllar geçtikten sonra marka tecavüzü iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davacının diğer markası "CORAS"ı hiç kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalının kataloğunda davacının “Coras'' markasını taşıyan ürünlerin bulunmasının 556 sayılı KHK'nin 13. maddesi uyarınca markaya tecavüz oluşturmayacağı, zira markayı taşıyan ürünler marka sahibi tarafından piyasaya sunulduktan sonra o markalı mallarla ilgili sonraki aşamalarda oluşan satış, satış teklifleri gibi eylemlerin marka hakkının kapsamı dışında olduğu, davalının kataloğundaki ticaret unvanı kullanımında “Gürteknik” ibaresini öne çıkarma eylemi markasal bir unvan kullanımı tanımına uysa da, sözü edilen markayı yanların birlikte kullanarak yaratmış ve geliştirmiş oldukları, davalı şirketin bu ibarenin de yer aldığı unvanının tescil tarihi olan 1997 tarihinden bu yana faal olduğu, bu nedenle aradan geçen süre açısından davacının "Gürteknik" markasına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının MK 2.
maddeye uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin (2) nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalıya ait tanıtım amaçlı 2011 yılı ürün kataloğu içerisinde "NATURE" markası ile satışa sunulan "paslanmaz gövdeli kademeli pompalar" başlıklı sayfada davacıya ait "CORAS" markasını taşıyan ürünlerin de kullanılmasının, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nun 57/5 maddesi anlamında başkasının iş mahsullerinden yararlanmak suretiyle haksız rekabete yol açan eylemlerden olmasına rağmen, somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmayan 556 sayılı KHK'nin 13. maddesinden bahisle davacının bu hususdaki talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063037900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz