Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2646 E. 2024/5323 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanun yollarından feragat↗ istinaf edilemezlik↗ istinaf başvurusundan feragat↗ haklı sebeple fesih↗ ayrılma akçesi↗ ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)↗ kat karşılığı inşaat sözleşmesi↗ güven ilişkisi↗ limited şirket ortaklığı↗ i̇i̇k 308/b↗ hükmün kesinleşmesi↗ haklı sebep↗ rekabet yasağı↗ şirketin feshi↗ uyap↗ davadan feragat↗ kanun yolu↗ şirket zararı↗ cy/cy şerhi↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ fesih↗ feragat↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/512 E., 2022/393 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın fesih isteminin reddine, davacıların şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette %25’er oranda hisselerinin bulunduğunu, diğer ortakların usulsüz işlemler yaptığını, şirket organlarının uzun süredir toplanmadığını, ortaklar arasında anlaşmazlık olduğunu, şirketin ticari faaliyetinin şirket gayesini elde etmeye yetmediğini, gayeye ulaşma imkanının kalmadığını ileri sürerek davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesi uyarınca feshini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların kötü niyetle şirketin işleyişini ve faaliyetlerini yürütemez hale gelmesini sağlamak, ayrılma bedeli olarak talep ettikleri fahiş bedeli tahsil etmek amacıyla davayı açtıklarını, şirkete özen ve bağlılıkla değil kendi çıkarlarına hareket ettiklerini, şirketi zarara uğrattıklarını, rekabet yasağı ve özen yükümünü ihlal ettiklerini, kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramayacağını, fesih koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2 ortağı davacılar olan 4 ortaklı davalı limited şirketin davacı ortaklarla dava dışı ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı, bir araya gelinip şirketin tüm 4 ortak tarafından sürdürülmesinin mümkün olmadığı, karşılıklı iddiaların ortaklar arasındaki ilişkinin güvene dayalı niteliğini ortadan kaldırdığı, haklı sebeplerin oluştuğu, böyle bir durumda yıllara sari şekilde genel kurulların toplanmamış olmasının şirketi yönetenlerin ortaklara hesap vermemesi anlamına geleceği, güven yitiminin her bir davacı payı açısından azınlık ortak olup her bir davacı ortak bakımından haklı sebep oluşturduğu, davalı şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi işi yüklendiği, sözleşmenin tapuya şerh verildiği, işin devam ettiği, bu durumda şirketin menfaatinin davacılar ile dava dışı ortakların menfaatinden önde tutulması gerekeceğinin anlaşıldığı, fesih yerine davacı ortakların payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkmalarına karar verilmesinin daha uygun olacağı kanısına ulaşıldığı gerekçesiyle şirketin feshi davasının reddine, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, ayrılma akçesi olarak her bir davacı için hükümde gösterilen tutarların ayrı ayrı davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; fesih için haklı sebeplerin oluştuğunu, şirketin feshine karar verilmesi gerektiğini, bunun tarafları açısından avantajlı bir durum meydana getireceğini, müvekkillerin şirketten çıkmasına izin verilmesine dair kararın Kanuna aykırılık taşıdığını, ayrılma akçesi hesabına itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacılar vekili 22.11.2022 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerden ve istinaf başvurularından kayıtsız şartsız feragat ederek feragat beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile feragatin hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra yapılması halinde taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceği, ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceği, feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh halinde, hakimin dosya üzerinden bu konuda ek karar vereceği, davacılar vekilinin Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gönderdiği 22.11.2022 tarihli beyan dilekçesi ile istinaf başvurusundan ve davadan feragat ettiklerini belirttiği, vekaletnamede dava ve kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu, istinaf başvurusundan feragat edilmekle Dairenin davadan feragat hakkında karar verme yetkisinin kaldırıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında İlk Derece Mahkemesince ek karar verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar vekilinin dava dilekçesinde fesih istediğini, 09.12.2020 tarihli celsede şirket ortaklığından çıkmalarına karar verilmesini, 23.06.2021 tarihli celsede de çıkma paylarının da belirlenmesi noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiğini, Mahkemece çıkma hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, davacıların çıkma taleplerini tekrar ettiklerini, haklı sebeple fesih davalarında hakimin talep dışında başka çözümlere de karar verebileceğini, İlk Derece Mahkemesince de fesih talebinin reddedilip davacıların ayrılma akçeleriyle şirketten çıkmalarına karar verildiğini, çıkmaya izin verilmesine ilişkin hükmün istinaf edilememekle kesinleştiğini, davacıların fesih istemine ilişkin talep ve istinaf isteminden feragat ettiklerini, buna göre, davanın feragat edilmeyen kısmı bakımından yargılamaya devam edileceğinden, 23.11.2022 tarihli dilekçeleriyle davacılar vekilinin “ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talepleri” ile “ayrılma akçesi ödenmesine dair talep sonuçlarının 5.411.271,26'şar TL” yönünden davanın kayıtsız şartsız kısmen kabul edildiğini bildirdiklerini, davanın feragat edilmeyen, kesinleşen ve kabul edilen kısımları birlikte değerlendirildiğinde; davacılar vekilinin “ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talepleri” ile “ayrılma akçesi ödenmesine dair talep sonuçlarının 5.411.271,26'şar TL” yönünden davanın kısmen kabulüne, davacıların fesih ve tasfiye talebinden davacılar vekilinin 22.11.2022 tarihli dilekçe ile feragat etmeleri dolayısıyla fesih ve tasfiye talebinin feragat nedeniyle reddine, karar verilmesi gerektiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin dosyanın İlk Derece Mahkemesine iade ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 307, 308, 309, 310, 311 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında İlk Derece Mahkemesince ek karar verilmesine dair karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17007 E. 2015/2123 K.
Ortak:ayrılma akçesi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2 ortağı davacılar olan 4 ortaklı davalı «limited şirketin» davacı ortaklarla dava dışı ortaklar arasında «güven ilişkisinin» kalmadığı, bir araya gelinip şirketin tüm 4 ortak tarafından sürdürülmesinin mümkün olmadığı, karşılıklı iddiaların ortaklar arasındaki ilişkinin güvene dayalı niteliğini ortadan kaldırdığı, haklı sebeplerin oluştuğu, böyle bir durumda yıllara sari şekilde genel kurulların toplanmamış olmasının şirketi yönetenlerin ortaklara hesap vermemesi anlamına geleceği, güven yitiminin her bir davacı «payı» açısından azınlık ortak olup her bir davacı ortak bakımından «haklı sebep» oluşturduğu, davalı şirketin «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» işi yüklendiği, sözleşmenin tapuya «şerh» verildiği, işin devam ettiği, bu durumda şirketin menfaatinin davacılar ile dava dışı ortakların menfaatinden önde tutulması gerekeceğinin anlaşıldığı, «fesih» yerine davacı ortakların payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkmalarına karar verilmesinin daha uygun olacağı kanısına ulaşıldığı gerekçesiyle «şirketin feshi» davasının reddine, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, «ayrılma akçesi» olarak her bir davacı için hükümde gösterilen tutarların ayrı ayrı davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «fesih» için haklı sebeplerin oluştuğunu, «şirketin feshine» karar verilmesi gerektiğini, bunun tarafları açısından avantajlı bir durum meydana getireceğini, müvekkillerin şirketten çıkmasına izin verilmesine dair kararın Kanuna aykırılık taşıdığını, «ayrılma akçesi» hesabına itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «feragatin» hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin «muvafakatine» bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra yapılması halinde taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosyanın «kanun yolu» incelemesine gönderilmeyeceği, ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceği, feragatin «kesin» hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, «hükmün kesinleşmesinden» önce «davadan feragat», davayı kabul veya «sulh» halinde, hakimin dosya üzerinden bu konuda ek karar vereceği, davacılar vekilinin Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gönderdiği 22.11.2022 tarihli beyan dilekçesi ile istinaf başvurusundan ve davadan feragat ettiklerini belirttiği, vekaletnamede dava ve «kanun yollarından feragat» «yetkisinin» bulunduğu, «istinaf başvurusundan feragat» edilmekle Dairenin davadan feragat hakkında karar verme yetkisinin kaldırıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının haklı nedenlere dayalı olarak davalının ihracı ile ilgili talebinin aralarında «husumet» bulunduğundan bahisle davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde kabul edildiği ve HMK'nın 311. maddesi uyarınca «kabul beyanının» «kesin» hükmün hukuki neticelerini doğuracağı, ancak TTK'nın 641. maddesi uyarınca yapılan hesaplama neticesinde öz sermayenin -111.235,26 TL olduğu ve gerçek değerlere göre davalının «ayrılma akçesi» talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının davacı şirket ortaklığından çıkartılmasına, davalının ayrılma akçesi talebinin reddine, davanın açılmasına davalının sebep olmadığı ve cevap dilekçesinde çıkma talebini kabul ettiği de göz önünde tutularak davalı aleyhine avukatlık ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, dava, davalının haklı nedenlerle davacı şirket «ortaklığından çıkarılması» talebine ilişkin olup, davalı ilk duruşmada davayı kabul ettiğine göre, dava açılmasına sebep olduğu gibi, «ayrılma akçesi» talebinde bulunduğu için de yargılama «son» bulmamış ve bu talep yönünden yargılamaya devam edilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece yargılamanın sonunda davanın kabulüne «ayrılma akçesi» talebinin reddine karar verildiğine göre, davalının «yargılama giderlerinden» ve bu arada vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · ortaklıktan çıkarılma · yargılama giderleri · yargılama gideri · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının haklı nedenlere dayalı olarak davalının ihracı ile ilgili talebinin aralarında «husumet» bulunduğundan bahisle davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde kabul edildiği ve HMK'nın 311. maddesi uyarınca «kabul beyanının» «kesin» hükmün hukuki neticelerini doğuracağı, ancak TTK'nın 641. maddesi uyarınca yapılan hesaplama neticesinde öz sermayenin -111.235,26 TL olduğu ve gerçek değerlere göre davalının «ayrılma akçesi» talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının davacı şirket ortaklığından çıkartılmasına, davalının ayrılma akçesi talebinin reddine, davanın açılmasına davalının sebep olmadığı ve cevap dilekçesinde çıkma talebini kabul ettiği de göz önünde tutularak davalı aleyhine avukatlık ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, dava, davalının haklı nedenlerle davacı şirket «ortaklığından çıkarılması» talebine ilişkin olup, davalı ilk duruşmada davayı kabul ettiğine göre, dava açılmasına sebep olduğu gibi, «ayrılma akçesi» talebinde bulunduğu için de yargılama «son» bulmamış ve bu talep yönünden yargılamaya devam edilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece yargılamanın sonunda davanın kabulüne «ayrılma akçesi» talebinin reddine karar verildiğine göre, davalının «yargılama giderlerinden» ve bu arada vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir.
-
Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13727 E. 2017/1861 K.
Ortak:limited şirket ortaklığı · limited şirket · kâr payı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2 ortağı davacılar olan 4 ortaklı davalı «limited şirketin» davacı ortaklarla dava dışı ortaklar arasında «güven ilişkisinin» kalmadığı, bir araya gelinip şirketin tüm 4 ortak tarafından sürdürülmesinin mümkün olmadığı, karşılıklı iddiaların ortaklar arasındaki ilişkinin güvene dayalı niteliğini ortadan kaldırdığı, haklı sebeplerin oluştuğu, böyle bir durumda yıllara sari şekilde genel kurulların toplanmamış olmasının şirketi yönetenlerin ortaklara hesap vermemesi anlamına geleceği, güven yitiminin her bir davacı «payı» açısından azınlık ortak olup her bir davacı ortak bakımından «haklı sebep» oluşturduğu, davalı şirketin «kat karşılığı inşaat sözleşmesi» işi yüklendiği, sözleşmenin tapuya «şerh» verildiği, işin devam ettiği, bu durumda şirketin menfaatinin davacılar ile dava dışı ortakların menfaatinden önde tutulması gerekeceğinin anlaşıldığı, «fesih» yerine davacı ortakların payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkmalarına karar verilmesinin daha uygun olacağı kanısına ulaşıldığı gerekçesiyle «şirketin feshi» davasının reddine, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, «ayrılma akçesi» olarak her bir davacı için hükümde gösterilen tutarların ayrı ayrı davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · kâr payı alacağı · ıslah
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dosyada bilirkişi raporu alınmasından sonra davacının davasını bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden «ıslah» etmesine ve bu miktarı davalıların kabul etmesine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2646 E. , 2024/5323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1603 Esas, 2023/148 Karar
HÜKÜM
İstinaf isteminin feragat nedeniyle reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/512 E., 2022/393 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın fesih isteminin reddine, davacıların şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirkette %25’er oranda hisselerinin bulunduğunu, diğer ortakların usulsüz işlemler yaptığını, şirket organlarının uzun süredir toplanmadığını, ortaklar arasında anlaşmazlık olduğunu, şirketin ticari faaliyetinin şirket gayesini elde etmeye yetmediğini, gayeye ulaşma imkanının kalmadığını ileri sürerek davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesi uyarınca feshini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların kötü niyetle şirketin işleyişini ve faaliyetlerini yürütemez hale gelmesini sağlamak, ayrılma bedeli olarak talep ettikleri fahiş bedeli tahsil etmek amacıyla davayı açtıklarını, şirkete özen ve bağlılıkla değil kendi çıkarlarına hareket ettiklerini, şirketi zarara uğrattıklarını, rekabet yasağı ve özen yükümünü ihlal ettiklerini, kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramayacağını, fesih koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2 ortağı davacılar olan 4 ortaklı davalı limited şirketin davacı ortaklarla dava dışı ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı, bir araya gelinip şirketin tüm 4 ortak tarafından sürdürülmesinin mümkün olmadığı, karşılıklı iddiaların ortaklar arasındaki ilişkinin güvene dayalı niteliğini ortadan kaldırdığı, haklı sebeplerin oluştuğu, böyle bir durumda yıllara sari şekilde genel kurulların toplanmamış olmasının şirketi yönetenlerin ortaklara hesap vermemesi anlamına geleceği, güven yitiminin her bir davacı payı açısından azınlık ortak olup her bir davacı ortak bakımından haklı sebep oluşturduğu, davalı şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi işi yüklendiği, sözleşmenin tapuya şerh verildiği, işin devam ettiği, bu durumda şirketin menfaatinin davacılar ile dava dışı ortakların menfaatinden önde tutulması gerekeceğinin anlaşıldığı, fesih yerine davacı ortakların payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkmalarına karar verilmesinin daha uygun olacağı kanısına ulaşıldığı gerekçesiyle şirketin feshi davasının reddine, davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesine, ayrılma akçesi olarak her bir davacı için hükümde gösterilen tutarların ayrı ayrı davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; fesih için haklı sebeplerin oluştuğunu, şirketin feshine karar verilmesi gerektiğini, bunun tarafları açısından avantajlı bir durum meydana getireceğini, müvekkillerin şirketten çıkmasına izin verilmesine dair kararın Kanuna aykırılık taşıdığını, ayrılma akçesi hesabına itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacılar vekili 22.11.2022 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerden ve istinaf başvurularından kayıtsız şartsız feragat ederek feragat beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile feragatin hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra yapılması halinde taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceği, ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceği, feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh halinde, hakimin dosya üzerinden bu konuda ek karar vereceği, davacılar vekilinin Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gönderdiği 22.11.2022 tarihli beyan dilekçesi ile istinaf başvurusundan ve davadan feragat ettiklerini belirttiği, vekaletnamede dava ve kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu, istinaf başvurusundan feragat edilmekle Dairenin davadan feragat hakkında karar verme yetkisinin kaldırıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında İlk Derece Mahkemesince ek karar verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar vekilinin dava dilekçesinde fesih istediğini, 09.12.2020 tarihli celsede şirket ortaklığından çıkmalarına karar verilmesini, 23.06.2021 tarihli celsede de çıkma paylarının da belirlenmesi noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiğini, Mahkemece çıkma hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, davacıların çıkma taleplerini tekrar ettiklerini, haklı sebeple fesih davalarında hakimin talep dışında başka çözümlere de karar verebileceğini, İlk Derece Mahkemesince de fesih talebinin reddedilip davacıların ayrılma akçeleriyle şirketten çıkmalarına karar verildiğini, çıkmaya izin verilmesine ilişkin hükmün istinaf edilememekle kesinleştiğini, davacıların fesih istemine ilişkin talep ve istinaf isteminden feragat ettiklerini, buna göre, davanın feragat edilmeyen kısmı bakımından yargılamaya devam edileceğinden, 23.11.2022 tarihli dilekçeleriyle davacılar vekilinin “ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talepleri” ile “ayrılma akçesi ödenmesine dair talep sonuçlarının 5.411.271,26'şar TL” yönünden davanın kayıtsız şartsız kısmen kabul edildiğini bildirdiklerini, davanın feragat edilmeyen, kesinleşen ve kabul edilen kısımları birlikte değerlendirildiğinde;
davacılar vekilinin “ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesi talepleri” ile “ayrılma akçesi ödenmesine dair talep sonuçlarının 5.411.271,26'şar TL” yönünden davanın kısmen kabulüne, davacıların fesih ve tasfiye talebinden davacılar vekilinin 22.11.2022 tarihli dilekçe ile feragat etmeleri dolayısıyla fesih ve tasfiye talebinin feragat nedeniyle reddine, karar verilmesi gerektiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin dosyanın İlk Derece Mahkemesine iade ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 307, 308, 309, 310, 311 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında İlk Derece Mahkemesince ek karar verilmesine dair karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan davacılar vekilinin istinaf isteminin feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin feragat ve kabul dilekçeleri hakkında İlk Derece Mahkemesince ek karar verilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062660300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz