Ciro ve teslim
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4107 E. 2012/10829 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ciro ve teslim↗ pay defterine kayıt↗ yoklukla malul karar↗ pay devri↗ bozma sonrası karar↗ yokluk↗ alacağın temliki↗ ikrar↗ hisse devri↗ eş rızası↗ ciro↗ pay defteri↗ ispat yükü↗ temlik↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu hisse devrine ilişkin belge aslının veya örneğinin mevcut olmadığı, davacının en son 08.09.1997 tarihli genel kurul toplantısında münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, daha sonraki ilk toplantının 2000 yılında yapıldığı ve davacının hissedar olarak yer almadığı, ceza dosyalarının zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü, hisse devrine ilişkin belgenin olmamasının bu belgenin yokluğuna delil teşkil etmeyeceği, davacının İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurundaki beyanında “şirkette uzun süre genel müdürlük yaptıktan sonra şirketten ayrılarak Sonar Danışmanlık Şirketini kurduğunu” bildirdiği, bu ifadenin hakim huzurunda yapılmış bir ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava, davacının anonim şirket nezdindeki hisselerinin rızası dışında elinden alındığı iddiasına dayalı, şirket kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti ile hisselerin davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ceza mahkemesinde ikrarının bulunduğu, devir belgesinin olmamasının bunun yokluğuna delalet etmeyeceği, azınlık bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf hisselerini devretmediğini ileri sürmüş, davalılar ise davacının paylarını davalı ... Bayrakçı ve ...’ya devrettiğini, ancak devir belgesini bulamadıklarını savunmuşlardır. Dava konusu olayda davacının paylarının nama yazılı olduğu, 08.09.1997 tarihli olağan genel kuruluna pay sahibi olarak katıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Nama yazılı payın devri TTK’nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlenmiş olup, ciro ve teslim yoluyla payın devri mümkündür. Pay senedi çıkarılmadığı takdirde ise BK’nun 163. maddesinde düzenlenen alacağın temliki hükümleri uyarınca devredilebilir. Şirkete karşı da pay defterine işlenmekle hüküm ifade eder. Pay devrinin varlığını, davacıdan hisseleri devraldıklarını savunan davalıların ispatlaması gerekir.
Somut olayda, mahkemece bozma sonrası alınan çoğunluk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortada yazılı bir temlik beyanı, pay defterine kayıt bulunmamakla birlikte, ispat yükü kendisinde bulunan davalılar pay devrinin varlığına ilişkin delil de ibraz etmemiştir. Hükme gerekçe gösterilen ceza dosyasında da davacının paylarını devrettiğine dair beyanı da mevcut değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacının paylarının hangi davalı veya davalılarda olduğu belirlenip, yine yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının diğer taleplerinin değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/8112 E. 2007/10405 K.
Ortak:pay devri · alacağın temliki · hisse devri · ciro · pay defteri · temlik · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemece «bozma sonrası» alınan çoğunluk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortada yazılı bir «temlik» beyanı, «pay defterine kayıt» bulunmamakla birlikte, «ispat yükü» kendisinde bulunan davalılar «pay devrinin» varlığına ilişkin delil de «ibraz» etmemiştir.
Nama yazılı payın devri TTK’nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlenmiş olup, «ciro» ve «teslim» yoluyla payın devri mümkündür.
Pay senedi çıkarılmadığı takdirde ise BK’nun 163. maddesinde düzenlenen «alacağın temliki» hükümleri uyarınca devredilebilir.
Benzer bu karardaTTK'nın 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, «nama yazılı pay» senetlerin devri için, bir «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması, ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin» devir ve «teslimi» gerekir.
Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri biçime bağlı olmayıp, «alacağın temliki» suretiyle de mümkündür.
Ayrıca «pay devri», ortaklığa karşı ancak «pay defterine» kayıtla hüküm ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilmühaber · nama yazılı pay · adi yazılı sözleşme · zilyetlik · hisse devir sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · ticaret sicili · geçersizlik
Benzer bu karardaO halde, öncelikle mahkemece, şirket tarafından «nama yazılı pay» senetleri çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarılmış ise, devrin TTK'nın 416 ve devamı maddeleri ile anasözleşmeye uygun bulunup bulunmadığı, çıkarılmamış ise, dosyada bulunan sözleşmenin «alacağın temliki» hükmünde olup olmadığı şirket «ticaret sicil» dosyası, «defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptı- rılmadan nama yazılı pay senetlerinin çıkarılmış olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
TTK'nın 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, «nama yazılı pay» senetlerin devri için, bir «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması, ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin» devir ve «teslimi» gerekir.
Davacılar, diğer davalılara şirketteki hisselerini devrettiklerini savunarak, «adi yazılı sözleşme» «ibraz» etmiştir.
Taraflar arasında akdedilen «hisse devir sözleşmesinin» 8. maddesinde (Satıcılar satmayı «taahhüt» ettikleri hisselerinin resmi devrini 30.04.2000 tarihinde yapacaklardır.) hükmüne yer verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11015 E. 2010/2010 K.
Ortak:pay devri · alacağın temliki · hisse devri · ciro · pay defteri · temlik · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, mahkemece «bozma sonrası» alınan çoğunluk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortada yazılı bir «temlik» beyanı, «pay defterine kayıt» bulunmamakla birlikte, «ispat yükü» kendisinde bulunan davalılar «pay devrinin» varlığına ilişkin delil de «ibraz» etmemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu «hisse devrine» ilişkin belge aslının veya örneğinin mevcut olmadığı, davacının en «son» 08.09.1997 tarihli genel kurul toplantısında münferiden «temsile» yetkili «yönetim kurulu» üyesi olduğu, daha sonraki ilk toplantının 2000 yılında yapıldığı ve davacının hissedar olarak yer almadığı, ceza dosyalarının «zamanaşımı» nedeniyle düşürüldüğü, hisse devrine ilişkin belgenin olmamasının bu belgenin yokluğuna delil teşkil etmeyeceği, davacının İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurundaki beyanında “şirkette uzun süre genel müdürlük yaptıktan sonra şirketten ayrılarak Sonar Danışmanlık Şirketini kurduğunu” bildirdiği, bu ifadenin hakim huzurunda yapılmış bir «ikrar» niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Pay senedi çıkarılmadığı takdirde ise BK’nun 163. maddesinde düzenlenen «alacağın temliki» hükümleri uyarınca devredilebilir.
Benzer bu kararda… şmesinin 6. maddesine göre, şirket pay senetlerinin nama yazılı olacağı, nama yazılı hisse senetlerinin devri TTK’nun 416/2. maddesinde düzenlenmiş olup nama yazılı «hisse senedinin» devrinin BK’nun «167»-172. maddeleri uyarınca «alacağın temliki» hükümlerine tabi olacağı, alacağın temliki konusunda yazılı sözleşme yapılıp hisse senedinin fiilen karşı tarafa «tesliminin» gerektiği, şirket «pay defterine» işlenmedikçe bu devrin 3. kişiler yönünden hüküm ifade etmeyeceği, davacının hissesinin devri noterde düzenlenen sözleşme ile kararlaştırılmış ise de anasözleşmede öngörülen «nama yazılı pay» senetlerinin düzenlenip davacıya teslim edilmediği ve pay senetlerinin sözleşme ile ya da sonrasında davacı tarafından dava dışı devri alan kişiye teslim edilmediği için TTK’nun 416/2. maddesine göre nama yazılı pay senetlerinin devrinin yapılmadığı, bu devir işleminin «pay defterine kaydının» mümkün olmadığı, davacıya ait nama yazılı «hisse devrine» ilişkin 03.04.1987 tarihli devri sözleşmesi yasanın aradığı şekil ve geçerlik koşulunu taşımakla birlikte TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, «pay devri» konusunda alınmış bir «yönetim kurulu» kararı bulunmadığı için ortada yasaya uygun pay devri bulunmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin şirket pay defterine işlenmesi …
1- Dava, «anonim şirket» «hisse devrine» dair sözleşmenin onaylanması ve «pay defterine kaydı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, «hisse devrine» ilişkin 03.04.1987 tarihli devir sözleşmesinin geçerli olduğu ancak, TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya «teslim» edilmesi gereken «nama yazılı pay» senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, «pay devri» konusunda alınmış «yönetim kurulu» kararı bulunmadığı için ortada yasanın aradığı anlamda pay devrinin olmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin de şirket «defterine» işlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilmühaber · nama yazılı pay · zilyetlik · pay defteri kaydı · i̇i̇k 167 · ek mehil · hisse senedi · kâr payı
Benzer bu kararda… şmesinin 6. maddesine göre, şirket pay senetlerinin nama yazılı olacağı, nama yazılı hisse senetlerinin devri TTK’nun 416/2. maddesinde düzenlenmiş olup nama yazılı «hisse senedinin» devrinin BK’nun «167»-172. maddeleri uyarınca «alacağın temliki» hükümlerine tabi olacağı, alacağın temliki konusunda yazılı sözleşme yapılıp hisse senedinin fiilen karşı tarafa «tesliminin» gerektiği, şirket «pay defterine» işlenmedikçe bu devrin 3. kişiler yönünden hüküm ifade etmeyeceği, davacının hissesinin devri noterde düzenlenen sözleşme ile kararlaştırılmış ise de anasözleşmede öngörülen «nama yazılı pay» senetlerinin düzenlenip davacıya teslim edilmediği ve pay senetlerinin sözleşme ile ya da sonrasında davacı tarafından dava dışı devri alan kişiye teslim edilmediği için TTK’nun 416/2. maddesine göre nama yazılı pay senetlerinin devrinin yapılmadığı, bu devir işleminin «pay defterine kaydının» mümkün olmadığı, davacıya ait nama yazılı «hisse devrine» ilişkin 03.04.1987 tarihli devri sözleşmesi yasanın aradığı şekil ve geçerlik koşulunu taşımakla birlikte TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, «pay devri» konusunda alınmış bir «yönetim kurulu» kararı bulunmadığı için ortada yasaya uygun pay devri bulunmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin şirket pay defterine işlenmesi …
TTK’nun 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, «nama yazılı pay» senetlerin devri için, bir «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması, ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin» devir ve «teslimi» gerekir.
1- Dava, «anonim şirket» «hisse devrine» dair sözleşmenin onaylanması ve «pay defterine kaydı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, «hisse devrine» ilişkin 03.04.1987 tarihli devir sözleşmesinin geçerli olduğu ancak, TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya «teslim» edilmesi gereken «nama yazılı pay» senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, «pay devri» konusunda alınmış «yönetim kurulu» kararı bulunmadığı için ortada yasanın aradığı anlamda pay devrinin olmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin de şirket «defterine» işlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13071 E. 2011/5608 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu «hisse devrine» ilişkin belge aslının veya örneğinin mevcut olmadığı, davacının en «son» 08.09.1997 tarihli genel kurul toplantısında münferiden «temsile» yetkili «yönetim kurulu» üyesi olduğu, daha sonraki ilk toplantının 2000 yılında yapıldığı ve davacının hissedar olarak yer almadığı, ceza dosyalarının «zamanaşımı» nedeniyle düşürüldüğü, hisse devrine ilişkin belgenin olmamasının bu belgenin yokluğuna delil teşkil etmeyeceği, davacının İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurundaki beyanında “şirkette uzun süre genel müdürlük yaptıktan sonra şirketten ayrılarak Sonar Danışmanlık Şirketini kurduğunu” bildirdiği, bu ifadenin hakim huzurunda yapılmış bir «ikrar» niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından geri bırakılmasına karar verilen icra takibinin «zamanaşımına» uğramadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup İİK’nun 71. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 33/a maddesi uyarınca bu tür davaların genel mahkemelerce incelenmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra hukuk mahkemesi · olumsuz oy · hukuki yarar · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesinin görevi kapsamında kalan ve «kesin» hükme bağlanan bir hususun genel mahkemeler huzurunda yeniden görülmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın esasına girilerek davacının talebi hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava açmakta «hukuki yararının» olmadığı ve alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin bulunmadığı gerekçesiyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4107 E. , 2012/10829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/11/2010 tarih ve 2008/579-2010/606 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %14 oranındaki nama yazılı hisse senetlerinin sahibi iken bu payının haksız olarak gasp edilip 1997 yılından sonraki genel kurul toplantılarına davet edilmediğini, zira nama yazılı payların alacağın temliki suretiyle devredilebileceğini, oysa müvekkilinin payını davalı şirket ortağı olan diğer davalılara devrine ilişkin yazılı bir belge olmadığı gibi, devrin kabulüne ilişkin bir yönetim kurulu kararının da bulunmadığını, TTK.’nun 417.maddesi uyarınca pay senedinin TTK.’nun 416.maddesine uygun şekilde devredildiği ispat edilmedikçe, devralanın pay defterine yazılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin katılmadığı tüm şirket kararlarının yoklukla malul sayılmasını, %14 oranındaki payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketteki payını diğer müvekkillerine yazılı belgeyle devrettiğini, ancak bu belgenin tüm aramalara rağmen bulunamadığını, davacının o dönemde şirket müdürü olduğundan tüm belgelerin kendisinin sorumluluğunda bulunduğunu, hatta davacının müvekkili şirketle aynı isimle bir başka şirket kurduğunu ve davacıya karşı haksız rekabet dolayısıyla bir dava açıldığını, bu duruma kızan davacının da işbu davayı açtığını, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu hisse devrine ilişkin belge aslının veya örneğinin mevcut olmadığı, davacının en son 08.09.1997 tarihli genel kurul toplantısında münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, daha sonraki ilk toplantının 2000 yılında yapıldığı ve davacının hissedar olarak yer almadığı, ceza dosyalarının zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü, hisse devrine ilişkin belgenin olmamasının bu belgenin yokluğuna delil teşkil etmeyeceği, davacının İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurundaki beyanında “şirkette uzun süre genel müdürlük yaptıktan sonra şirketten ayrılarak Sonar Danışmanlık Şirketini kurduğunu” bildirdiği, bu ifadenin hakim huzurunda yapılmış bir ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava, davacının anonim şirket nezdindeki hisselerinin rızası dışında elinden alındığı iddiasına dayalı, şirket kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti ile hisselerin davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ceza mahkemesinde ikrarının bulunduğu, devir belgesinin olmamasının bunun yokluğuna delalet etmeyeceği, azınlık bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf hisselerini devretmediğini ileri sürmüş, davalılar ise davacının paylarını davalı ... Bayrakçı ve ...’ya devrettiğini, ancak devir belgesini bulamadıklarını savunmuşlardır. Dava konusu olayda davacının paylarının nama yazılı olduğu, 08.09.1997 tarihli olağan genel kuruluna pay sahibi olarak katıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Nama yazılı payın devri TTK’nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlenmiş olup, ciro ve teslim yoluyla payın devri mümkündür. Pay senedi çıkarılmadığı takdirde ise BK’nun 163. maddesinde düzenlenen alacağın temliki hükümleri uyarınca devredilebilir. Şirkete karşı da pay defterine işlenmekle hüküm ifade eder. Pay devrinin varlığını, davacıdan hisseleri devraldıklarını savunan davalıların ispatlaması gerekir.
Somut olayda, mahkemece bozma sonrası alınan çoğunluk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortada yazılı bir temlik beyanı, pay defterine kayıt bulunmamakla birlikte, ispat yükü kendisinde bulunan davalılar pay devrinin varlığına ilişkin delil de ibraz etmemiştir. Hükme gerekçe gösterilen ceza dosyasında da davacının paylarını devrettiğine dair beyanı da mevcut değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacının paylarının hangi davalı veya davalılarda olduğu belirlenip, yine yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının diğer taleplerinin değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061777300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz