6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ciro ve teslim

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4107 E. 2012/10829 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ciro ve teslim pay defterine kayıt yoklukla malul karar pay devri bozma sonrası karar yokluk alacağın temliki ikrar hisse devri eş rızası ciro pay defteri ispat yükü temlik anonim şirket yönetim kurulu kararı zamanaşımı ibraz temsil teslim e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 163 · TTK — TTK 416

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu hisse devrine ilişkin belge aslının veya örneğinin mevcut olmadığı, davacının en son 08.09.1997 tarihli genel kurul toplantısında münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, daha sonraki ilk toplantının 2000 yılında yapıldığı ve davacının hissedar olarak yer almadığı, ceza dosyalarının zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü, hisse devrine ilişkin belgenin olmamasının bu belgenin yokluğuna delil teşkil etmeyeceği, davacının İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurundaki beyanında “şirkette uzun süre genel müdürlük yaptıktan sonra şirketten ayrılarak Sonar Danışmanlık Şirketini kurduğunu” bildirdiği, bu ifadenin hakim huzurunda yapılmış bir ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir

Dava, davacının anonim şirket nezdindeki hisselerinin rızası dışında elinden alındığı iddiasına dayalı, şirket kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti ile hisselerin davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ceza mahkemesinde ikrarının bulunduğu, devir belgesinin olmamasının bunun yokluğuna delalet etmeyeceği, azınlık bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf hisselerini devretmediğini ileri sürmüş, davalılar ise davacının paylarını davalı ... Bayrakçı ve ...’ya devrettiğini, ancak devir belgesini bulamadıklarını savunmuşlardır. Dava konusu olayda davacının paylarının nama yazılı olduğu, 08.09.1997 tarihli olağan genel kuruluna pay sahibi olarak katıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Nama yazılı payın devri TTK’nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlenmiş olup, ciro ve teslim yoluyla payın devri mümkündür. Pay senedi çıkarılmadığı takdirde ise BK’nun 163. maddesinde düzenlenen alacağın temliki hükümleri uyarınca devredilebilir. Şirkete karşı da pay defterine işlenmekle hüküm ifade eder. Pay devrinin varlığını, davacıdan hisseleri devraldıklarını savunan davalıların ispatlaması gerekir.

Somut olayda, mahkemece bozma sonrası alınan çoğunluk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortada yazılı bir temlik beyanı, pay defterine kayıt bulunmamakla birlikte, ispat yükü kendisinde bulunan davalılar pay devrinin varlığına ilişkin delil de ibraz etmemiştir. Hükme gerekçe gösterilen ceza dosyasında da davacının paylarını devrettiğine dair beyanı da mevcut değildir.

Bu itibarla, mahkemece davacının paylarının hangi davalı veya davalılarda olduğu belirlenip, yine yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının diğer taleplerinin değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ilmühaber

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/8112 E. 2007/10405 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ilmühaber

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11015 E. 2010/2010 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13071 E. 2011/5608 K.

    Ortak: · zamanaşımı var

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/4107 E.  ,  2012/10829 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/11/2010 tarih ve 2008/579-2010/606 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %14 oranındaki nama yazılı hisse senetlerinin sahibi iken bu payının haksız olarak gasp edilip 1997 yılından sonraki genel kurul toplantılarına davet edilmediğini, zira nama yazılı payların alacağın temliki suretiyle devredilebileceğini, oysa müvekkilinin payını davalı şirket ortağı olan diğer davalılara devrine ilişkin yazılı bir belge olmadığı gibi, devrin kabulüne ilişkin bir yönetim kurulu kararının da bulunmadığını, TTK.’nun 417.maddesi uyarınca pay senedinin TTK.’nun 416.maddesine uygun şekilde devredildiği ispat edilmedikçe, devralanın pay defterine yazılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin katılmadığı tüm şirket kararlarının yoklukla malul sayılmasını, %14 oranındaki payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketteki payını diğer müvekkillerine yazılı belgeyle devrettiğini, ancak bu belgenin tüm aramalara rağmen bulunamadığını, davacının o dönemde şirket müdürü olduğundan tüm belgelerin kendisinin sorumluluğunda bulunduğunu, hatta davacının müvekkili şirketle aynı isimle bir başka şirket kurduğunu ve davacıya karşı haksız rekabet dolayısıyla bir dava açıldığını, bu duruma kızan davacının da işbu davayı açtığını, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu hisse devrine ilişkin belge aslının veya örneğinin mevcut olmadığı, davacının en son 08.09.1997 tarihli genel kurul toplantısında münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, daha sonraki ilk toplantının 2000 yılında yapıldığı ve davacının hissedar olarak yer almadığı, ceza dosyalarının zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü, hisse devrine ilişkin belgenin olmamasının bu belgenin yokluğuna delil teşkil etmeyeceği, davacının İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurundaki beyanında “şirkette uzun süre genel müdürlük yaptıktan sonra şirketten ayrılarak Sonar Danışmanlık Şirketini kurduğunu” bildirdiği, bu ifadenin hakim huzurunda yapılmış bir ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir

Dava, davacının anonim şirket nezdindeki hisselerinin rızası dışında elinden alındığı iddiasına dayalı, şirket kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti ile hisselerin davacı adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ceza mahkemesinde ikrarının bulunduğu, devir belgesinin olmamasının bunun yokluğuna delalet etmeyeceği, azınlık bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf hisselerini devretmediğini ileri sürmüş, davalılar ise davacının paylarını davalı ... Bayrakçı ve ...’ya devrettiğini, ancak devir belgesini bulamadıklarını savunmuşlardır. Dava konusu olayda davacının paylarının nama yazılı olduğu, 08.09.1997 tarihli olağan genel kuruluna pay sahibi olarak katıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Nama yazılı payın devri TTK’nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlenmiş olup, ciro ve teslim yoluyla payın devri mümkündür. Pay senedi çıkarılmadığı takdirde ise BK’nun 163. maddesinde düzenlenen alacağın temliki hükümleri uyarınca devredilebilir. Şirkete karşı da pay defterine işlenmekle hüküm ifade eder. Pay devrinin varlığını, davacıdan hisseleri devraldıklarını savunan davalıların ispatlaması gerekir.

Somut olayda, mahkemece bozma sonrası alınan çoğunluk bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortada yazılı bir temlik beyanı, pay defterine kayıt bulunmamakla birlikte, ispat yükü kendisinde bulunan davalılar pay devrinin varlığına ilişkin delil de ibraz etmemiştir. Hükme gerekçe gösterilen ceza dosyasında da davacının paylarını devrettiğine dair beyanı da mevcut değildir.

Bu itibarla, mahkemece davacının paylarının hangi davalı veya davalılarda olduğu belirlenip, yine yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının diğer taleplerinin değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061777300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.