Kötüleme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4662 E. 2012/10462 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüleme↗ ticari itibar↗ şirket müdürü↗ geçersizlik↗ fatura↗ yetkisizlik kararı↗ haksız rekabet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan ...'nın davacı şirket ile olan aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı iş akdine son verildiği, davalının davacı şirketin faaliyet gösterdiği aynı alanda başka bir firmada çalışmaya başladığı, davacı şirket ile davalı ... arasında aynı alanda faaliyet gösterdiklerinden dolayı rekabet bulunduğu, ancak her iki tarafın dinlenen tanık anlatımlarından anlaşıldığı üzere eylem ve söylemlerinin diğerinin ticari faaliyeti yönünden aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kurallarına aykırı iktisadi rekabetin suistimali niteliğinde olmadığı, her iki tarafın eylem ve söylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği, tarafların birbirlerinin şahsiyet haklarına hukuka aykırı bir saldırısının bulunmadığı gerekçesiyle, her iki tarafın haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat istemiyle açtığı dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin ticari itibarının sarsıldığı iddiasıyla, birleşen dava ise asıl davanın davacısı şirketin müdürü olan ...’in ...’ya hakaret ettiği iddiasıyla açılmış olup, dinlenen davacı tanıkları ...ve ..., asıl davanın davalısı ...’nın davacı şirketin lisanssız bir şirket olduğunu, fatura kesme yetkisinin bulunmadığını, pahalı fiyatla mal sattığını söylediğini, birleşen davanın davacısı tanıkları ...ve ...’da birleşen davanın davalısı ...’in, birleşen davanın davacısı ...’ya hakaret içeren sözler söylediğini ifade etmişlerdir.
TTK’nun 57/1. maddesi hükmüne göre, gerekmediği halde başkasının itibarını ve iş mahsullerini kötülemek haksız rekabet teşkil eder. Davacı tanıkları, yukarıda da belirtildiği üzere davalı ...’nın şirket hakkında gerekmediği halde şirketin ticari itibarını sarsacak şekilde sözler söylediğini ifade ettiklerinden ve mahkemece de bu ifadelerin doğru olmadığının gerekçesi açıklanmayıp, üstelik bu beyanların doğru bulunduğu sonucunu doğuracak şekilde tanıkların ifade ettiği sözlerin haksız rekabet teşkil etmediği şeklinde bir gerekçeye yer verildiğine göre, mahkemece anılan sözlerin asıl davanın davacısı şirket yönünden haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü ile neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde asıl davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın asıl davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
Keza, yukarıda açıklandığı üzere, birleşen davanın tanıkları da, davalı ...’in ...’ya yönelik hakaret içeren sözler söylediğini bildirdikleri ve mahkemece de bu beyanların geçersiz olduğu yönünde bir gerekçeye yer verilmediği halde, birleşen davada davacının TTK’nun 58. maddesi yollamasıyla BK’nun 49. maddesi uyarınca talep ettiği manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4662 E. , 2012/10462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/121-2010/444 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalının müvekkili şirkette pazarlamacı olarak çalışmakta iken ücret anlaşmazlığı nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, davalının yaklaşık 2 ay sonra Asline isimli firma ile aynı iş kolunda faaliyete başladığını, davalının, şirketten ayrılışından yaklaşık 2 ay sonra müvekkili şirket yetkilisi ile görüşmeye gelerek şirkete kazandırdığı müşterilerden ve bayilerden prim talep ettiğini, davalının, müvekkili şirketin emtiası, iş mahsülleri, ticari faaliyeti ve ticari işleri hakkında yanlış ve yanıltıcı beyanlarında bulunduğunu tespit ettiklerini, davalının fiil ve sözlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle müvekkili şirketin iş ve saygınlık kaybına uğradığını ileri sürerek, davalının fiilerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada davanın reddini istemiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, müvekkilinin 2005 yılında davalı ile çalışmaya başladığını, yüzlerce aboneyi şirkete kazandırıdığını, davalının ise davacının prim alacaklarını ödemeyerek, prim oranlarını tek taraflı olarak düşürdüğünü, müvekkili sayesinde firmaya katılan bir çok abone ile müvekkilinin temasını kesmeye çalıştığını, sonra da davacıyı işten çıkardığını, akabinde de davacının eşini işten çıkardığını, müvekkilinin başka bir firmada işe başladığını öğrenince de müvekkili aleyhine karalama kampanyası başlattığını, iş yerini arayarak hakarete varan sözler söylediğini, davacıyı tercih eden aboneleri arayarak da davacıyı kötülediğini, davacının ticari itibarını zedelediğini ve davalının hukuka aykırı hareketleri sebebiyle müvekkilinin zarar gördüğünü ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespiti, önlenmesi ve 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davada davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan ...'nın davacı şirket ile olan aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı iş akdine son verildiği, davalının davacı şirketin faaliyet gösterdiği aynı alanda başka bir firmada çalışmaya başladığı, davacı şirket ile davalı ... arasında aynı alanda faaliyet gösterdiklerinden dolayı rekabet bulunduğu, ancak her iki tarafın dinlenen tanık anlatımlarından anlaşıldığı üzere eylem ve söylemlerinin diğerinin ticari faaliyeti yönünden aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kurallarına aykırı iktisadi rekabetin suistimali niteliğinde olmadığı, her iki tarafın eylem ve söylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği, tarafların birbirlerinin şahsiyet haklarına hukuka aykırı bir saldırısının bulunmadığı gerekçesiyle, her iki tarafın haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat istemiyle açtığı dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin ticari itibarının sarsıldığı iddiasıyla, birleşen dava ise asıl davanın davacısı şirketin müdürü olan ...’in ...’ya hakaret ettiği iddiasıyla açılmış olup, dinlenen davacı tanıkları ...ve ..., asıl davanın davalısı ...’nın davacı şirketin lisanssız bir şirket olduğunu, fatura kesme yetkisinin bulunmadığını, pahalı fiyatla mal sattığını söylediğini, birleşen davanın davacısı tanıkları ...ve ...’da birleşen davanın davalısı ...’in, birleşen davanın davacısı ...’ya hakaret içeren sözler söylediğini ifade etmişlerdir.
TTK’nun 57/1. maddesi hükmüne göre, gerekmediği halde başkasının itibarını ve iş mahsullerini kötülemek haksız rekabet teşkil eder. Davacı tanıkları, yukarıda da belirtildiği üzere davalı ...’nın şirket hakkında gerekmediği halde şirketin ticari itibarını sarsacak şekilde sözler söylediğini ifade ettiklerinden ve mahkemece de bu ifadelerin doğru olmadığının gerekçesi açıklanmayıp, üstelik bu beyanların doğru bulunduğu sonucunu doğuracak şekilde tanıkların ifade ettiği sözlerin haksız rekabet teşkil etmediği şeklinde bir gerekçeye yer verildiğine göre, mahkemece anılan sözlerin asıl davanın davacısı şirket yönünden haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü ile neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde asıl davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın asıl davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
Keza, yukarıda açıklandığı üzere, birleşen davanın tanıkları da, davalı ...’in ...’ya yönelik hakaret içeren sözler söylediğini bildirdikleri ve mahkemece de bu beyanların geçersiz olduğu yönünde bir gerekçeye yer verilmediği halde, birleşen davada davacının TTK’nun 58. maddesi yollamasıyla BK’nun 49. maddesi uyarınca talep ettiği manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle birleşen davanın davacısı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz edenler yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061726700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz