YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1337 E. 2024/4604 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
coğrafi sınırlama↗ üretici sorumluluğu↗ ticari sır↗ tanıma↗ kâr mahrumiyeti↗ kısıtlılık↗ kamu düzeni↗ uyuşmazlık konusu↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/213 E., 2020/91 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1984 yılında dondurma sektörüne giriş yaptığını, tanınmış “Panda” ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı Kurumun 27.08.2017 tarihli ve C2017/109 sayılı “Maraş Dondurması” başlıklı coğrafi işaret başvurusunun yayınına karşı müvekkilince yapılan itirazın davalı TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, tescile konu ibarenin öz ad olduğunu, YİDK kararında öz ad olmadığına ilişkin değerlendirmeye mesnet yargı kararının 10 yıl öncesine ilişkin olduğunu, bu süreçte tüketici nezdindeki muhtemel değişikliklerin irdelenmediğini, Maraş Dondurması ibaresi öz ad değilse ürünün nasıl tanımlanabileceğinin açıklanmadığını, YİDK kararında, Türk Gıda Kodeksi Dondurma Tebliği Taslağında “Maraş Dondurması”na yer verilmemesi hususunun da ürünün öz ad olmadığına gerekçe gösterildiğini, ancak bu ibareye 2005 tarihinde yürürlüğe giren 2004/45 sayılı Tebliğ'de ürünün öz adı olarak yer verildiğini, “Maraş Dondurması” üretiminde kullanılacak sütün keçi sütü olmasını ve bu keçi sütünün Kahramanmaraş il sınırları içinde yetişip beslenen keçilerden elde edilen süt olması şartını getirildiğini, ancak “Maraş Dondurması”nın üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tamamı Kahramanmaraş ili sınırları içerisinde gerçekleşmek zorundadır” cümlesinin YİDK kararı ile çıkartıldığını, ancak başvuru metninde keçi sütünün sağımının üzerinden 4 saat geçmeden üretim yerine ulaştırılması gerektiği belirtildiğinden ve keçi sütünün de Maraş’ta yetişen keçilerden sağılması gerektiğinden üretimin bu ilde yapılması şartının kaldırıldığından bahsedilemeyeceğini, kararın çelişkili olduğunu, dondurma sektöründeki büyüme verilerine göre Maraş’taki keçi sayısı artışının düşük olduğunu, bunların küçük bir kısmının nihai metinde yer verilen “Kahramanmaraş ili sınırları içinde yetişen kekik, keven, sümbül ve çiğdem gibi çiçeklerle beslenen keçiler” olduğunu, keçilerden elde edilecek süt miktarının yıllara ve iklim koşullarına göre değişkenlik gösterebileceğini, örneğin salgın hastalık durumunda süt üretiminin dondurma üretimini karşılamayacağını, bazı firmaların hammaddeye erişemeyebileceğini, bu durumda dondurmanın yüksek fiyatla tüketiciye arz edileceğini, üretim koşullarının iyi analiz edilmediğini, sütün taban-tavan fiyatlarındaki değişkenliklerin kontrolünün sağlanması hususunda bir düzenlemeye yer verilmediğini, salep ile birlikte diğer gamların kullanılmamasının üretimi sınırlandıracağını, üretimde kullanılacak salep oranının %0,7 ile %8 arasında kabul edildiğini, bunun üretim ve denetimde yanıltıcı uygulamalara yol açacağını, salebin hammaddesi olan orkide üretim oranları ile dondurma talebinin nasıl karşılanacağının belirsiz olduğunu, denetime ilişkin mevcut düzenlemenin belirsizlikler taşıdığını, seçilecek kişilerin hangi vasıflara sahip olacağının bilinmediğini, mevcut düzenlemenin rakip şirket yetkilisi tarafından denetime imkân tanıdığını, şikâyet halinde her zaman denetleme yapılabileceğinin belirtildiğini, ancak şikâyetin sözlü/yazılı yapılması şartının dahi aranmadığını, sözlü şikâyet yapıldığı belirtilerek rakip firmaya gidilip onun ticari sır gibi bilgilerine vakıf olunabileceğini, objektif bir denetim kurulu oluşturulması gerektiğini ileri sürerek davalı Kurumun 2018-M-3106 sayılı YİDK kararının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, tescili halinde C2017/109 sayılı coğrafi işaretin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/4552 E., 2012/8145 K. sayılı ilamında “Maraş Dondurması”nın ürünün öz adı niteliği taşımadığının belirtildiğini, söz konusu dondurmanın coğrafi işaret olma niteliğine haiz olduğu görüşüne binaen “Maraş Dondurması”na Türk Gıda Kodeksi Dondurma Tebliği taslağında yer verilmediğini, üretimde kullanılacak salebin yöredeki yabani orkidelerden elde edilmesi gerektiğine dair bir açıklama bulunmadığını, keçi sütü yerine inek sütünün, diğer stabilizatörlerin ve mikrobiyal risk ihtimaliyle süt tozunun kullanılmasına izin verilmesi itirazının yerinde olmadığını, zira coğrafi işaretin aynı zamanda bir değer zinciri yönetimi olduğunu, coğrafi işarete konu ürünün üretimi için olmazsa olmaz hammaddelerin devamlılığının sağlanması gerektiğini, keçi sütünün 4 saatte işlenmesinin bir zorunluluğu değil işletmelerin genel uygulamalarına işaret ettiğini, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu hususa itiraz etmediğini, denetim merciinde adı geçen Bakanlığın il teşkilatının bulunması nedeniyle denetim konusundaki itirazlarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekeçesinde; coğrafi işaretin kolektif bir işaret olduğunu ve korunmasının kamu menfaatini ilgilendirdiğini, “Maraş Dondurması”nın ürünün öz adı olmadığını, bu ibarenin Türk Gıda Kodeksi Dondurma Tebliği’nde geçmesinin coğrafi işareti mahiyetini ortadan kaldırmadığını, maraş dondurmasının üretiminde keçi sütü ve salep kullanılması nedeniyle diğer dondurmalardan ayrıldığını, firmaların ürünlerinde coğrafi işareti kullanmadan “kesme dondurma, dövme dondurma” gibi ibarelere yer verebileceklerini, dondurmada kullanılacak keçi sütünün kentin flora ve faunasının özelliğini yansıtması bakımından bu yörede beslenen keçi ırkından elde edilmiş olmasının önem arz ettiğini, salepli ve/veya vanilyalı dondurmaları maraş dondurması gibi tüketiciye sunanların tüketiciyi yanılttığını, salep yerine başka stabilizatörlerin ve emülgatör karışımlarının kullanılmasının yerel ve özgün bir ürünün orijinalliğini yitirmesine ve endüstrileşmiş genel geçer bir ürün haline gelmesine neden olacağını, geleneksel dondurma üretiminde Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odasının uzman olması sebebiyle denetim merciindeki 3 kişiden birinin odadan seçildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile coğrafi işaretin TÜRKPATENT kılavuzunda “temel olarak benzerlerinden farklılaşmış ve bu farkı kaynaklandığı yöreye borçlu olan yöresel ürün adlarını” ifade ettiği, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaret olduğu, coğrafi işaret koruması ile hedeflenenin, piyasada bir tekel yaratılması olmayıp, tam tersi ürünün özüne uygun olmadığı halde coğrafi işaretin ünü ve değerinden yarar sağlayanların önüne geçilmesi olduğu, bu sayede ürüne niteliğini veren unsurların değiştirilmesinin, denetim mekanizmaları aracılığıyla engellenmesinin sağlandığı, coğrafi işaretlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 34 üncü maddesine göre mahreç işareti ve menşe adı olarak ikiye ayrıldığı, coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlar menşe adı olarak kabul edilirken coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işaretler olduğu, dava konusu “Maraş Dondurması” ibaresinin “mahreç işareti” olarak tescil edildiği, mahreç işaretlerinde belirtilen tescil koşullarının sağlanması halinde, ürünün o yöre dışında üretimi mümkün olmakla birlikte üretim aşamasında yöreye ait bir mamulün kullanılmış olması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntem ile birebir aynı olması gerektiği, dava konusu “Maraş Dondurması” coğrafi işaretinde, ürünün tanımının ve ayırt edici özelliklerinin açık bir şekilde ifade edildiği, denetim biçimi ile ilgili olarak, hangi denetim mekanizması aracılığı ile nasıl, hangi şartlarda, ne kadar zamanda bir denetim yapılacağı ve yine denetleme kriterlerinin neler olduğunun tescil kapsamında ayrıntılı olarak belirlendiği, bu kapsamda, dava konusu coğrafi işaret başvurusunun, 6769 sayılı Kanun'un 37 nci kapsamında yer alan temel şartları taşıdığı, "Maraş Dondurması" ile ilgili tarihsel süreç, bilimsel araştırmalar ve turizm verileri dikkate alındığında “Maraş Dondurması”nın Kahramanmaraş İli ile özdeşleşmiş bir değer olduğu, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine uygun olarak üretiminin yapılması gerektiği, 2004/45 sayılı “Dondurma Tebliği”nde "Maraş dondurması" tanımına yer verilmiş olmasının bu ibarenin ürünün öz adı olduğunu göstermediği, zira tanımda “Maraş dondurması tekniğine göre” denilmek suretiyle, bu ürünün, normal dondurmadan farklı bir teknikle üretildiği/üretilmesi gerektiğinin ortaya konulduğu, coğrafi işaret tescilinin de tam da bunu sağlamaya yönelik olduğu, yani coğrafi işaret tescili ile ürünün “Maraş dondurması tekniğine göre” üretiminin koşul ve standartlarının belirlendiği, Kahramanmaraş’ta üretilen keçi sütünü diğer dondurma türlerinin imalatında kullanılan keçi sütünden ayıran hususun, Kahramanmaraş ili sınırları içinde el değmeden yetişmiş olan, flora açısından çok zengin kekik, keven, sümbül, çiğdem gibi çiçeklerle serbest dolaşarak beslenen keçilerden elde edilmesi olduğu, Kahramanmaraş ili sınırları içinde yetişip beslenen ve Maraş Dondurması üreticilerine süt temininde faydalanılan tüm keçilerin, küpeli ve Koyun Keçi Kayıt Sistemine (KKKS) kayıtlı olması gerektiği, Maraş Dondurması üretiminde uygulanan salep oranının %0,7 ila %8 aralığında olduğu, şeker kamışı ve/veya şeker pancarından elde edilen şeker oranının %15 ila %22 aralığında olduğu, dava konusu YİDK kararında da belirtilen Ankara 3. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş 21.04.2009 tarihli, 2008/41 E. ve 2009/105 K. sayılı kararında, “Maraş Dondurması ürününün coğrafi sınırları belirlenmiş bir bölgeden kaynaklı olduğu, Maraş yöresinden elde edilen keçi sütü ve salepten üretildiği, niteliklerinin üretim yönteminin bölgeye özgü doğal unsurlardan kaynaklı olduğu ve bir ürün adı olmadığının" açıkça belirtildiği, bu bağlamda mahreç işareti olan “Maraş Dondurması”nın, Kahramanmaraş iİi sınırları dışında üretilmesi mümkün ise de; dondurmaya niteliğini veren unsurların Maraş yöresinde yemlenmiş keçi sütleri ve yine özel nitelikli salep ürünü olduğu yönündeki bilgilerin kesin ilamla tevsik edildiği, her ne kadar söz konusu karar ile C2002/027 sayılı “Maraş dondurması” coğrafi işaretinin hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de hükümsüzlük gerekçesinin denetim işlemlerinin usulünce yerine getirilmemiş olması olduğu, kararda “Maraş Dondurması”nın bir ürün adı olduğu yönünde herhangi bir gerekçe yer almadığı, coğrafi işaretin, denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olmasının, o işaretin jenerik hale geleceği anlamına gelmediği, dava konusu coğrafi işaret tescili incelendiğinde Maraş Dondurması coğrafi işaretinin hem başvuru anındaki belgeler uyarınca mahreç işareti vasfını haiz olduğu (analiz raporu, ürün tanımı, tarihsel geçmişine ait belgeler vs.), hem de denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı şekilde başvuruda yer aldığı, başvurudaki muğlak, hatalı ve çelişkili ifadelerin YİDK kararı ile düzeltildiği, her ne kadar davacı tarafça, ürünün Maraş yöresinde beslenmiş keçilerden elde edilen sütle yapılma zorunluluğu, bir tekelleşme ve diğer üreticileri zarara uğratacak bir tehlike olarak ifade edilmişse de; bu koşulun coğrafi işaretin doğasına uygun olduğu gibi, dünyanın her yerinde coğrafi işaret korumasının sağladığı avantajlar kapsamında, bölge halkının kalkınmasına da katkı sunacağı, mahreç işareti tescili nedeniyle sağlanan denetim sayesinde Maraş Dondurmasının kalitesinin korunacağı ve aynı nitelikte olmayan ürünleri üretenlerin halkı yanıltmasına engel olunacağı, davacı, coğrafi işaret tescili ile Kahramanmaraş’ta yetişen keçi sütünün kullanılmasının ve anılan sütün ‘‘sağımdan itibaren’’ en geç 4 saat içerisinde üretim yerine ulaştırılmasının zorunlu hale getirildiğini; diğer yandan ise itirazlar kısmen kabul edilerek, üretim yerinin Maraş olması zorunluluğunun kaldırıldığını belirterek bu durumun çelişkili olduğunu ileri sürmekte ise de, üretim için gerekli teknik alt yapıyı oluşturmak, buna yönelik yeterli ve gerekli yatırımı yapmanın üreticinin sorumluluğunda olduğu, coğrafi işaret korumasının, her üreticinin ürünü üretmesini sağlamaya yönelik tedbirler içermek zorunda olmadığı, üretici firmanın sorumluluğun kapsamına işletme yapılacak tesisin kurulacağı yerin seçilmesi de dâhil olup, söz konusu hususun üretim yöntemi veya benzeri karakteristik özellikler ile hiçbir ilgisinin bulunmaması nedeniyle ileri sürülen itiraz nedeniyle bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, denetim mekanizmasında yer alan kişi ve kurumların uygulamada tarafsız olup olmamalarının uygulama sonucu doğacak bir uyuşmazlığın konusu olduğu, dava konusu coğrafi işaretin tescil edilip edilmediği ile ilgisi olmayan bu iddianın zaman içinde değişiklik gösterebileceği, coğrafi işaret tescilinde denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı olarak başvuruda yer aldığı, buna göre denetim mekanizmasının ... tarafından görevlendirilen bir kişi, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık yetkili bir uzmanı ve Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası’ndan bir yetkiliden oluştuğu, heyetin üretim yapan ve üretim konularına vakıf, tat, aroma, koku, dondurmanın yapısı (elastikiyeti, katılığı, rengi, içerisindeki salep) vs. gibi özellikleri bilen hem de bunun denetimi konusunda deneyim sahibi olan kişilerden oluşturulmuş tarafsız bir yapı olduğu, haksız rekabet koşullarının objektif olarak bulunmadığı, sonuç olarak coğrafi işaret tescilinin, 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir ürün olduğu, “mahreç işareti” niteliği taşıdığı, “tescil edilemeyecek işaretler”den olmadığı gibi, bir ürün adı da olmadığı, başvurunun 37 nci maddedeki başvuru şartlarını taşıdığı, davalının 36 ncı madde uyarınca başvuru hakkına sahip kurumlardan biri olduğu, 50 nci madde kapsamında başvurunun hükümsüzlüğünü gerektirecek bir halin olmadığı, C2017/109 sayısı ile tescilli coğrafi işaretin 6769 sayılı Kanun'un 33, 34, 35 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil eder nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazlarının kök ve ek raporda teknik bir inceleme ile değerlendirilmediğini, “Maraş Dondurması” ibaresinin ürünün öz adı olması nedeniyle coğrafi işaret olarak tescil edilemeyeceğini, tescil mahreç işareti olarak gerçekleştirilmişse de keçi sütü ile ilgili düzenlemeler nedeniyle üretimin Maraş İli dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, keçi sütünün havayolu ile nakliyeye uygun olmadığını, nakliye edilse bile 4 saatte üretime giremeyeceğini, tüketicilerin lehine olması gereken bu tescilin maliyeti çok yükselteceğini ve tüketicilerin bu dondurmadan mahrum kalacağını, Kahramanmaraş’taki keçi sayısı ve bu keçilerden üretilebilecek süt miktarına ilişkin bir araştırma yapılmadığını, bu keçilerin oldukça küçük bir kısmının Kahramanmaraş İli sınırları içinde yetişen “kekik, keven, sümbül ve çiğdem” gibi çiçeklerle beslenen keçiler olduğunu, aynı keçilerin Gaziantep dağlarında gezmesi halinde sütün aromasının nasıl farklılaştığına dair tek bir somut tespit bulunmadığını, süt alınan keçilerin beslenme şeklinin kontrol edilip edilmeyeceğinin belli olmadığını, hammadde bir bitkinin her sene ne kadar yetişebileceğine dair bir beyanda bulunulmadığını, taban-tavan fiyat kontrolüne değinilmediğini, salep ile birlikte diğer gamların kullanılmamasının üretimi sınırlandıracağını, gıda mühendislerinin dondurmanın üretiminden sonra kullanılan salep oranının tespit edilemeyeceğini bildirdiklerini, nesnel olarak belirlenemeyecek bir yüzdenin tescil metninde yer aldığını, denetimin tarafsız mekanizmalar tarafından somut şekilde yapılması gerektiğini, denetimde yer alacak üç kurumdan ikisinin tarafsızlığının bu aşamada belirsiz olduğunu, denetim yapacak kişilerin yeterlilik düzeylerinin de belirsiz bırakıldığını, sözlü bir şikâyet halinde salep oranı dahi belirlenemeyen bir ürün için tarafsız denetimin nasıl sağlanacağı sorusunun cevaplanamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca doğal ve beşeri unsurların bir araya gelmesi sonucu gıda, tarım, maden, el sanatları ürünleri ve sanayi ürünlerinden bu Kitapta yer alan şartlara uygun olanların, tescil edilmeleri şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanacağı, Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işareti olduğunun düzenlendiği, Kanun'un 35 inci maddesinde tescil edilemeyecek adların gösterildiği, buna göre 34 üncü madde kapsamına girmeyen, ürünlerin öz adı olmuş, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzeri, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı, kendi ülkesinde korunmayan, koruması sona eren veya kullanılmayan, tescilli veya başvurusu yapılmış bir coğrafi işaret ile tamamen veya kısmen eş sesli olan ve tüketiciyi yanıltabilecek adların coğrafi işaret olarak tescil edilemeyecekleri, Kanun'un 36 ncı maddesinde ise başvuru hakkına sahip olanların düzenlendiği, açıklanan hükümler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu başvurunun ürünün öz adı olmadığı, ayrıca 35 inci madde kapsamında bir engelin bulunmadığı, davalı Odanın coğrafi işaret başvurusunda bulunma hakkına sahip olduğu, başvurunun 37 nci maddedeki şartları taşıdığı ve 50 nci maddede sayılan hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmediği, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ürünün öz ad olduğunu, tüketici algısının değerlendirilmediğini, bu yöndeki itirazlarının bilirkişi raporunda da değerlendirilmediğini, Maraş Dondurması"nın tanınırlığının müvekkilinin Panda markalı ürünleri ya da diğer rakip şirketlerin üretimleri ile gerçekleştiğini, tüketicinin algısında da bu ürünlerin olduğunu, başvurudaki gibi süt veya salep beklentisinin olmadığını, herhangi bir yöreye ait süt veya saleple de Maraş Dondurmasının üretilebileceğini, süt üretimi için gereken 4 saatlik sürenin kısıtlanmasının bu dondurmanın üretimi için yalnız Kahramanmaraş İlini işaret ettiğini, örtülü olarak diğer illerde üretimi engellediğini, aslında ürünün mahreç işaret değil, menşe işaret ile ilgili olduğunu, Maraş Dondurması ürününün mahreç işaret olarak tescili ile üretim koşullarına getirilen ölçütler sebebiyle ürünün ulaşabileceği tüketici sayısının sınırlanarak, ürününün tanınırlığına yarardan çok zarar getireceğini, halihazırda denetim yapacak kişilerden birini tayin edecek olan Lokanta Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası Başkanının müvekkili şirkete rakip MADO markası ile bilinen şirketin kurucularından olduğu, bu Oda'nın ve Kahramanmaraş Ticaret Sanayi Odası'nın denetim merciinde bulunacak 3 kişiden ikisini tayin yetkisi dikkate alındığında denetimlerin tarafsız olarak gerçekleştirilemeyeceğini, dava konusu coğrafi işaret tescili ile ilgili olarak dava dışı davacılar tarafından açılmış dosyalarda alınan bilirkişi raporlarına göre ürünün öz ada dönüştüğünü belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6769 sayılı Kanun uyarınca mahreç işaret olarak tescil edilen Maraş Dondurması'na ilişkin tescil şartlarının mevzuata uygun olup olmadığı, davalı Kurumun YİDK kararının iptali şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 33, 34, 35, 36, 37, 44 ve 50 nci maddeleri.
3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2023 tarih, 2021/6577 E. ve 2023/1526 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. .Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6577 E. 2023/1526 K.
Ortak:coğrafi sınırlama · tanıma · kamu düzeni · uyuşmazlık konusu · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş 21.04.2009 tarihli, 2008/41 E. ve 2009/105 K. sayılı kararında, “Maraş Dondurması ürününün «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir bölgeden kaynaklı olduğu, Maraş yöresinden elde edilen keçi sütü ve salepten üretildiği, niteliklerinin üretim yönteminin bölgeye özgü doğal unsurlardan kaynaklı olduğu ve bir ürün adı olmadığının" açıkça belirtildiği, bu bağlamda mahreç işareti olan “Maraş Dondurması”nın, Kahramanmaraş iİi sınırları dışında üretilmesi mümkün ise de; dondurmaya niteliğini veren unsurların Maraş yöresinde yemlenmiş keçi sütleri ve yine özel nitelikli salep ürünü olduğu yönündeki bilgilerin «kesin» ilamla tevsik edildiği, her ne kadar söz konusu karar ile C2002/027 sayılı “Maraş dondurması” coğrafi işaretinin hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de hükümsüzlük gerekçesinin denetim işlemlerinin usulünce yerine getirilmemiş olması olduğu, kararda “Maraş Dondurması”nın bir ürün adı olduğu yönünde herhangi bir gerekçe yer almadığı, coğrafi işaretin, denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olmasının, o işaretin jenerik hale geleceği anlamına gelmediği, dava konusu coğrafi işaret tescili incelendiğinde Maraş Dondurması coğrafi işaretinin hem başvuru anındaki belgeler uyarınca mahreç işareti vasfını haiz olduğu (analiz raporu, ürün «tanımı», tarihsel geçmişine ait belgeler vs.), hem de denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı şekilde başvuruda yer aldığı, başvurudaki muğlak, hatalı ve çelişkili ifadelerin YİDK kararı ile düzeltildiği, her ne kadar davacı tarafça, ürünün Maraş yöresinde beslenmiş keçilerden elde edilen sütle yapılma zorunluluğu, bir tekelleşme ve diğer üreticileri zarara uğratacak bir tehlike olarak ifade edilmişse de; bu koşulun coğrafi işaretin doğasına uygun olduğu gibi, dünyanın her yerinde coğrafi işaret korumasının sağladığı avantajlar kapsamında, bölge halkının kalkınmasına da katkı sunacağı, mahreç işareti tescili nedeniyle sağlanan denetim sayesinde Maraş Dondurmasının kalitesinin korunacağı ve aynı nitelikte olmayan ürünleri üretenlerin halkı yanıltmasına engel olunacağı, davacı, coğrafi işaret tescili ile Kahramanmaraş’ta yetişen keçi sütünün kullanılmasının ve anılan sütün ‘‘sağımdan itibaren’’ en geç 4 saat içerisinde üretim yerine ulaştırılmasının zorunlu hale getirildiğini; diğer yandan ise itirazlar kısmen kabul edilerek, üretim yerinin Maraş olması zorunluluğunun kaldırıldığını belirterek bu durumun çelişkili olduğunu ileri sürmekte ise de, üretim için gerekli teknik alt yapıyı oluşturmak, buna yönelik yeterli ve gerekli yatırımı yapmanın «üreticinin sorumluluğunda» olduğu, coğrafi işaret korumasının, her üreticinin ürünü üretmesini sağlamaya yönelik tedbirler içermek zorunda olmadığı, üretici firmanın sorumluluğun kapsamına işletme yapılacak tesisin kurulacağı yerin seçilmesi de dâhil olup, söz konusu hususun üretim yöntemi veya benzeri karakteristik özellikler ile hiçbir ilgisinin bulunmaması nedeniyle ileri sürülen itiraz nedeniyle bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, denetim mekanizmasında yer alan kişi ve kurumların uygulamada tarafsız olup olmamalarının uygulama sonucu doğacak bir «uyuşmazlığın konusu» olduğu, dava konusu coğrafi işaretin tescil edilip edilmediği ile ilgisi olmayan bu iddianın zaman içinde değişiklik gösterebileceği, coğrafi işaret tescilinde denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı olarak başvuruda yer aldığı, buna göre denetim mekanizmasının ... tarafından «görevlendirilen» bir kişi, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık yetkili bir uzmanı ve Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası’ndan bir yetkiliden oluştuğu, heyetin üretim yapan ve üretim konularına vakıf, tat, aroma, koku, dondurmanın yapısı (elastikiyeti, katılığı, rengi, içerisindeki salep) vs. gibi özellikleri bilen hem de bunun denetimi konusunda deneyim sahibi olan kişilerden oluşturulmuş tarafsız bir yapı olduğu, «haksız rekabet» koşullarının objektif olarak bulunmadığı, sonuç olarak coğrafi işaret tescilinin, 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir ürün ol …
… sağlandığı, coğrafi işaretlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 34 üncü maddesine göre mahreç işareti ve menşe adı olarak ikiye ayrıldığı, «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlar menşe adı olarak kabul edilirken coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işaretler olduğu, dava konusu “Maraş Dondurması” ibaresinin “mahreç işareti” olarak tescil edildiği, mahreç işaretlerinde belirtilen tescil koşullarının sağlanması halinde, ürünün o yöre dışında üretimi mümkün olmakla birlikte üretim aşamasında yöreye ait bir mamulün kullanılmış olması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntem ile birebir aynı olması gerektiği, dava konusu “Maraş Dondurması” coğrafi işaretinde, ürünün «tanımının» ve ayırt edici özelliklerinin açık bir şekilde ifade edildiği, denetim biçimi ile ilgili olarak, hangi denetim mekanizması aracılığı ile nasıl, hangi şartlarda, ne …
… anların, tescil edilmeleri şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanacağı, Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işareti olduğunun düzenlendiği, Kanun'un 35 inci maddesinde tescil edilemeyecek adların gösterildiği, buna göre 34 üncü madde kapsamına girmeyen, ürünlerin öz adı olmuş, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzeri, «kamu düzenine» veya genel ahlaka aykırı, kendi ülkesinde korunmayan, koruması sona eren veya kullanılmayan, tescilli veya başvurusu yapılmış bir coğrafi işaret ile tamamen veya k …
Benzer bu kararda… anların, tescil edilmeleri şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanacağı, Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işareti olduğunun düzenlendiği, Kanun'un 35 inci maddesinde tescil edilemeyecek adların gösterildiği, buna göre 34 üncü madde kapsamına girmeyen, ürünlerin öz adı olmuş, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzeri, «kamu düzenine» veya genel ahlaka aykırı, kendi ülkesinde korunmayan, koruması sona eren veya kullanılmayan, tescilli veya başvurusu yapılmış bir coğrafi işaret ile tamamen veya k …
… olması sebebiyle coğrafi işaretler koruma kapsamı bakımından belirsizlik ve bu sebeple de denetim imkansızlığı yarattığını, bu belirsizliğin tüketiciler nezdinde de «olumsuz» sonuçlar doğuracağını, Maraş dondurmasının günümüzde Kahramanmaraş bölgesi ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilendirilmeyen, Kahramanmaraş ilinin rüzgar, toprak, nem, güneş, yükseklik ve benzeri doğal özelliklerine bağlı olmaksızın üretilebilen bir ürün olduğunu, davalı Kurum nezdinde yaptıkları itiraz neticesinde dava konusu ibarenin menşe işaret olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de anılan ibarenin "mahreç işaret" olarak da tescil edilemeyeceğini, mahreç ad teşkil eden ürünlerin niteliklerinin, kalitesi, ünü ve diğer özelliklerinin, belirli bir coğrafi yere ait doğal hammadde ya da beşeri unsurlara dayalı işlemlerden kaynaklandığını, “Maraş Dondurması” ibaresinin ise ürünün öz adı olduğunu, tüketici algısında beyaz renkli, kendine has tat ve kokuya sahip, elastik, uzayan, çiğnenebilen, yerel giysi ve şovlar ile satış ve pazarlaması yapılan bir dondurma çeşidinin akla geldiğini, bu dondurmayı bilinir kılan unsurun Kahramanmaraş il sınırları içerisinde üretilmesi olmadığını, lezzetinin bu ildeki keçilerden gelmediğini, Kayseri Mantısı, Adana Kebap, Urfa Kebap gibi yiyeceklerin Maraş Dondurması ile ortak noktasının tüketici algısında o yörede kullanılan malzemelerle yapılması değil, yapılış şekli olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinin altıncı fıkrasında ürünün öz adı kavramının tanımlandığını, tüketicinin Maraş Dondurmasının, Maraş ilinden geldiği beklentisi içerisinde olmadığını, bu ibarenin 2006 yılında Yaşar Dondurma ve Gıda Maddeleri A.Ş. başvurusuyla coğrafi işaret olarak daha önce de tescil edildiğini, tescil sahibinin davranışları nedeniyle ürünün öz adı haline geldiğini, denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle coğrafi işaretin iptal edildiğini, ibarenin "jenerik ad" haline dönüştüğünü ve ürünün öz adı olarak kullanılmaya devam ettiğini, bu ibarenin coğrafi işaret olarak kabul edilmesinin ürünün tekelleştirilerek «haksız rekabet» ortamı oluşmasına neden olacağını, ülkenin farklı yerlerindeki bitkilerle beslenmiş keçi sütünden yapılan, aynı hammaddeler kullanılmış, aynı üretim koşullarında ü …
… su C2017/109 sayılı “Maraş Dondurması” ibareli coğrafi işaret başvurusunun 24.08.2017 tarihinde hem menşe hem de mahreç işaret olarak gerçekleştirildiği, başvurunun «ilanına» yönelik işbu dosyanın davacısı ve dava dışı bazı firmalarca itirazlarda bulunulduğu, bu itirazları inceleyen ve değerlendiren YİDK'in 10.04.2018 tarihli ve 2018-M-3106 sayılı kararının işbu davanın taraflarını ilgilendiren kısmı itibariyle özetle Maraş Dondurmasının ürünün öz adına haline dönüşmüş olduğuna ve bu kapsamda 6769 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine ilişkin itirazların reddine, Maraş dondurmasında keçi sütü dışındaki sütlerin, diğer stabilizatörlerin ve süt tozunun kullanılmasına izin verilmesi yönündeki tüm taleplerin reddine, başvuru türünün “mahreç işareti olarak değiştirilmesi” yönündeki taleplerin kısmen kabulüne, bu kapsamda başvuruya “..Maraş dondurması üretiminde kullanılan sütün, Kahramanmaraş ili sınırlı içinde yetişip beslenen keçilerden elde edilmesi gerekmektedir” açıklamasının eklenmesine, ürünün «tanımı» ve ayırt edici özellikleri bölümünden “Maraş Dondurması, tamamen Anadolu topraklarına özgü köklü bir lezzet kültürünün ürünü olup sadece Kahramanmaraş’ta üretilebilmektedir, Maraş dondurmasının üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamı Kahramanmaraş ili sınırları içerisinde gerçekleşmek zorundadır” ibarelerinin çıkartılmasına karar verildiği, coğrafi işaretlerin, TPMK tarafından yayınlanan başvuru kılavuzunda da ifade edildiği üzere temel olarak benzerlerinden farklılaşmış ve bu farkı kaynaklandığı yöreye borçlu olan yöresel ürün adlarını ifade ettiği, coğrafi işaret koruması ile hedeflenenin tek başına bir sınai hak tescili elde etmek olmadığı coğrafi işaretlerin arkasında kültürel, sosyolojik, ekonomik daha birçok «sebebin» olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi lisans, devir, intikal, «haciz» ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaması ve «teminat» olarak gösterilememesinin nedenlerinden birinin de yine bu niteliği olduğu, coğrafi işaretler 6769 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtildiği üzere mahreç ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · hakkaniyet · olumsuz oy · haciz · ilan · dava sebebi · teminat
Benzer bu kararda… su C2017/109 sayılı “Maraş Dondurması” ibareli coğrafi işaret başvurusunun 24.08.2017 tarihinde hem menşe hem de mahreç işaret olarak gerçekleştirildiği, başvurunun «ilanına» yönelik işbu dosyanın davacısı ve dava dışı bazı firmalarca itirazlarda bulunulduğu, bu itirazları inceleyen ve değerlendiren YİDK'in 10.04.2018 tarihli ve 2018-M-3106 sayılı kararının işbu davanın taraflarını ilgilendiren kısmı itibariyle özetle Maraş Dondurmasının ürünün öz adına haline dönüşmüş olduğuna ve bu kapsamda 6769 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine ilişkin itirazların reddine, Maraş dondurmasında keçi sütü dışındaki sütlerin, diğer stabilizatörlerin ve süt tozunun kullanılmasına izin verilmesi yönündeki tüm taleplerin reddine, başvuru türünün “mahreç işareti olarak değiştirilmesi” yönündeki taleplerin kısmen kabulüne, bu kapsamda başvuruya “..Maraş dondurması üretiminde kullanılan sütün, Kahramanmaraş ili sınırlı içinde yetişip beslenen keçilerden elde edilmesi gerekmektedir” açıklamasının eklenmesine, ürünün «tanımı» ve ayırt edici özellikleri bölümünden “Maraş Dondurması, tamamen Anadolu topraklarına özgü köklü bir lezzet kültürünün ürünü olup sadece Kahramanmaraş’ta üretilebilmektedir, Maraş dondurmasının üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamı Kahramanmaraş ili sınırları içerisinde gerçekleşmek zorundadır” ibarelerinin çıkartılmasına karar verildiği, coğrafi işaretlerin, TPMK tarafından yayınlanan başvuru kılavuzunda da ifade edildiği üzere temel olarak benzerlerinden farklılaşmış ve bu farkı kaynaklandığı yöreye borçlu olan yöresel ürün adlarını ifade ettiği, coğrafi işaret koruması ile hedeflenenin tek başına bir sınai hak tescili elde etmek olmadığı coğrafi işaretlerin arkasında kültürel, sosyolojik, ekonomik daha birçok «sebebin» olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi lisans, devir, intikal, «haciz» ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaması ve «teminat» olarak gösterilememesinin nedenlerinden birinin de yine bu niteliği olduğu, coğrafi işaretler 6769 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtildiği üzere mahreç ve …
… olması sebebiyle coğrafi işaretler koruma kapsamı bakımından belirsizlik ve bu sebeple de denetim imkansızlığı yarattığını, bu belirsizliğin tüketiciler nezdinde de «olumsuz» sonuçlar doğuracağını, Maraş dondurmasının günümüzde Kahramanmaraş bölgesi ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilendirilmeyen, Kahramanmaraş ilinin rüzgar, toprak, nem, güneş, yükseklik ve benzeri doğal özelliklerine bağlı olmaksızın üretilebilen bir ürün olduğunu, davalı Kurum nezdinde yaptıkları itiraz neticesinde dava konusu ibarenin menşe işaret olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de anılan ibarenin "mahreç işaret" olarak da tescil edilemeyeceğini, mahreç ad teşkil eden ürünlerin niteliklerinin, kalitesi, ünü ve diğer özelliklerinin, belirli bir coğrafi yere ait doğal hammadde ya da beşeri unsurlara dayalı işlemlerden kaynaklandığını, “Maraş Dondurması” ibaresinin ise ürünün öz adı olduğunu, tüketici algısında beyaz renkli, kendine has tat ve kokuya sahip, elastik, uzayan, çiğnenebilen, yerel giysi ve şovlar ile satış ve pazarlaması yapılan bir dondurma çeşidinin akla geldiğini, bu dondurmayı bilinir kılan unsurun Kahramanmaraş il sınırları içerisinde üretilmesi olmadığını, lezzetinin bu ildeki keçilerden gelmediğini, Kayseri Mantısı, Adana Kebap, Urfa Kebap gibi yiyeceklerin Maraş Dondurması ile ortak noktasının tüketici algısında o yörede kullanılan malzemelerle yapılması değil, yapılış şekli olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesinin altıncı fıkrasında ürünün öz adı kavramının tanımlandığını, tüketicinin Maraş Dondurmasının, Maraş ilinden geldiği beklentisi içerisinde olmadığını, bu ibarenin 2006 yılında Yaşar Dondurma ve Gıda Maddeleri A.Ş. başvurusuyla coğrafi işaret olarak daha önce de tescil edildiğini, tescil sahibinin davranışları nedeniyle ürünün öz adı haline geldiğini, denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle coğrafi işaretin iptal edildiğini, ibarenin "jenerik ad" haline dönüştüğünü ve ürünün öz adı olarak kullanılmaya devam ettiğini, bu ibarenin coğrafi işaret olarak kabul edilmesinin ürünün tekelleştirilerek «haksız rekabet» ortamı oluşmasına neden olacağını, ülkenin farklı yerlerindeki bitkilerle beslenmiş keçi sütünden yapılan, aynı hammaddeler kullanılmış, aynı üretim koşullarında ü …
… la özdeşlemiş olduğunu, yöreye ait kuşaklardır süren bir değer olduğunu, coğrafi işaretlerin korunmasının kamu menfaatini ilgilendirdiğini, bu ibarelerin tescilinin «münhasır» hak sağlamayacağını, davacının "Maraş Dondurması" ibaresinin ürünün öz adı olduğu yönündeki iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini …
… ini, dava konusu tescil nedeniyle üreticinin ve ürün piyasasının mali yükünün dolaylı olarak tüketicinin omuzlarına bindirileceğini ve üreticinin tüketici üzerinden «hakkaniyete» aykırı biçimde kar elde etmesine zemin hazırlanacağını, bunun yanı sıra, tek bir bölgeye özgülenerek yapılacak üretim ile tekelleşme meydana geleceğini, serbest piyasa ekonomisi ve rekabet ortamı yok edilerek tüketicinin ekonomik menfaatine zarar verileceğini, ayrıca "Maraş Dondurmasının" coğrafi işaret olarak tescilinin, Kahramanmaraş ili sınırları içerisindeki işletmeler ile aynı hammaddeleri kullanıp aynı üretim koşullarında, aynı Maraş Dondurmasını üreten ve fakat Kahramanmaraş ili sınırları dahilinde bulunmayan işletmeler aleyhine Kahramanmaraş ili sınırları içerisinde bulunan işletmeler lehine «haksız rekabet» yaratacağını, "Maraş Dondurması" bakımından farklı bir coğrafyada yetişen keçiye ait süt ve saleple üretim yapılamayacağı kabul edildiğinde tüketicinin menfaatine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3376 E. 2024/1242 K.
Ortak:coğrafi sınırlama · tanıma
İncelediğiniz kararda… sağlandığı, coğrafi işaretlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 34 üncü maddesine göre mahreç işareti ve menşe adı olarak ikiye ayrıldığı, «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlar menşe adı olarak kabul edilirken coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işaretler olduğu, dava konusu “Maraş Dondurması” ibaresinin “mahreç işareti” olarak tescil edildiği, mahreç işaretlerinde belirtilen tescil koşullarının sağlanması halinde, ürünün o yöre dışında üretimi mümkün olmakla birlikte üretim aşamasında yöreye ait bir mamulün kullanılmış olması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntem ile birebir aynı olması gerektiği, dava konusu “Maraş Dondurması” coğrafi işaretinde, ürünün «tanımının» ve ayırt edici özelliklerinin açık bir şekilde ifade edildiği, denetim biçimi ile ilgili olarak, hangi denetim mekanizması aracılığı ile nasıl, hangi şartlarda, ne …
… Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş 21.04.2009 tarihli, 2008/41 E. ve 2009/105 K. sayılı kararında, “Maraş Dondurması ürününün «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir bölgeden kaynaklı olduğu, Maraş yöresinden elde edilen keçi sütü ve salepten üretildiği, niteliklerinin üretim yönteminin bölgeye özgü doğal unsurlardan kaynaklı olduğu ve bir ürün adı olmadığının" açıkça belirtildiği, bu bağlamda mahreç işareti olan “Maraş Dondurması”nın, Kahramanmaraş iİi sınırları dışında üretilmesi mümkün ise de; dondurmaya niteliğini veren unsurların Maraş yöresinde yemlenmiş keçi sütleri ve yine özel nitelikli salep ürünü olduğu yönündeki bilgilerin «kesin» ilamla tevsik edildiği, her ne kadar söz konusu karar ile C2002/027 sayılı “Maraş dondurması” coğrafi işaretinin hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de hükümsüzlük gerekçesinin denetim işlemlerinin usulünce yerine getirilmemiş olması olduğu, kararda “Maraş Dondurması”nın bir ürün adı olduğu yönünde herhangi bir gerekçe yer almadığı, coğrafi işaretin, denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olmasının, o işaretin jenerik hale geleceği anlamına gelmediği, dava konusu coğrafi işaret tescili incelendiğinde Maraş Dondurması coğrafi işaretinin hem başvuru anındaki belgeler uyarınca mahreç işareti vasfını haiz olduğu (analiz raporu, ürün «tanımı», tarihsel geçmişine ait belgeler vs.), hem de denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı şekilde başvuruda yer aldığı, başvurudaki muğlak, hatalı ve çelişkili ifadelerin YİDK kararı ile düzeltildiği, her ne kadar davacı tarafça, ürünün Maraş yöresinde beslenmiş keçilerden elde edilen sütle yapılma zorunluluğu, bir tekelleşme ve diğer üreticileri zarara uğratacak bir tehlike olarak ifade edilmişse de; bu koşulun coğrafi işaretin doğasına uygun olduğu gibi, dünyanın her yerinde coğrafi işaret korumasının sağladığı avantajlar kapsamında, bölge halkının kalkınmasına da katkı sunacağı, mahreç işareti tescili nedeniyle sağlanan denetim sayesinde Maraş Dondurmasının kalitesinin korunacağı ve aynı nitelikte olmayan ürünleri üretenlerin halkı yanıltmasına engel olunacağı, davacı, coğrafi işaret tescili ile Kahramanmaraş’ta yetişen keçi sütünün kullanılmasının ve anılan sütün ‘‘sağımdan itibaren’’ en geç 4 saat içerisinde üretim yerine ulaştırılmasının zorunlu hale getirildiğini; diğer yandan ise itirazlar kısmen kabul edilerek, üretim yerinin Maraş olması zorunluluğunun kaldırıldığını belirterek bu durumun çelişkili olduğunu ileri sürmekte ise de, üretim için gerekli teknik alt yapıyı oluşturmak, buna yönelik yeterli ve gerekli yatırımı yapmanın «üreticinin sorumluluğunda» olduğu, coğrafi işaret korumasının, her üreticinin ürünü üretmesini sağlamaya yönelik tedbirler içermek zorunda olmadığı, üretici firmanın sorumluluğun kapsamına işletme yapılacak tesisin kurulacağı yerin seçilmesi de dâhil olup, söz konusu hususun üretim yöntemi veya benzeri karakteristik özellikler ile hiçbir ilgisinin bulunmaması nedeniyle ileri sürülen itiraz nedeniyle bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, denetim mekanizmasında yer alan kişi ve kurumların uygulamada tarafsız olup olmamalarının uygulama sonucu doğacak bir «uyuşmazlığın konusu» olduğu, dava konusu coğrafi işaretin tescil edilip edilmediği ile ilgisi olmayan bu iddianın zaman içinde değişiklik gösterebileceği, coğrafi işaret tescilinde denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı olarak başvuruda yer aldığı, buna göre denetim mekanizmasının ... tarafından «görevlendirilen» bir kişi, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık yetkili bir uzmanı ve Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası’ndan bir yetkiliden oluştuğu, heyetin üretim yapan ve üretim konularına vakıf, tat, aroma, koku, dondurmanın yapısı (elastikiyeti, katılığı, rengi, içerisindeki salep) vs. gibi özellikleri bilen hem de bunun denetimi konusunda deneyim sahibi olan kişilerden oluşturulmuş tarafsız bir yapı olduğu, «haksız rekabet» koşullarının objektif olarak bulunmadığı, sonuç olarak coğrafi işaret tescilinin, 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir ürün ol …
… anların, tescil edilmeleri şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanacağı, Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işareti olduğunun düzenlendiği, Kanun'un 35 inci maddesinde tescil edilemeyecek adların gösterildiği, buna göre 34 üncü madde kapsamına girmeyen, ürünlerin öz adı olmuş, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzeri, «kamu düzenine» veya genel ahlaka aykırı, kendi ülkesinde korunmayan, koruması sona eren veya kullanılmayan, tescilli veya başvurusu yapılmış bir coğrafi işaret ile tamamen veya k …
Benzer bu kararda… Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı-davalı adına tescilli 133 numaralı "HELLİM/HALLOUMİ" ibaresinin menşe adı olarak tescilli olduğu, «coğrafi sınırları» olarak Kıbrıs Adası'nın belirtildiği, tescil belgesinde ürünün «tanımı» ve ayırt edici özelliklerinin sayıldığı, buna göre hellim peynirinin üretiminde kullanılan sütün, süt hayvanlarının yem ihtiyaçlarının tamamının veya büyük bir kısmının Kıbrıs'taki ... otlaklardan ve yerli bitkilerden üretilen kaba yemlerle karşılanmasından dolayı oluşan kendine özgü tat ve aromaya sahip çiğ veya pastörize Kıbrıs sütü olması gerektiği, hellim yapılacak sütün koyulaştırılmasına, içerisine süt tozu veya koyulaştırılmış süt, ... tuzu, renklendirici, koruyucu veya diğer katkı maddeleri eklenmesine izin verilmediği, koyun ve keçi sütünün yerli ırk hayvanlardan ve Kıbrıs'taki klimatolojik şartlara uyum sağlamış melez hayvanlardan, açıkçası Sakız, İvesi ve Ost-friesain ırkları ile melezlenmeleri neticesinde elde edilen döllerinden sağlandığı, keçi sütünün ise, yerli ırk kıl keçilerinden ve bunların tüm Adaya yayılmış Şam keçileri (Damascus) ile melezlerinden elde edildiği ve benzeri kuralların belirtildiği, ayrıca Ada'nın doğal ve coğrafi koşullarının Kıbrıs bitki örtüsü içerisinde önemli yeri olan endemik bitki türlerinin oluşmasına olanak sağladığı, hayvanların beslenmesinde kullanılan bu bitkilerin, Kıbrıs helliminin üretiminde kullanılan ve kendine has tat ve aromaya sahip Kıbrıs sütünün elde edilmesinde en önemli rolü oynadığı, bu kural ve açıklamalara göre, davalının Kıbrıs yerine Türkiye'de, kendi üretim tesislerinde coğrafi işaret kapsamında açıklanan özellikteki sütlerin ve Kıbrıs'a özgü ilave maddeler (tescil belgesinde yer verilen Hellime ... aroma katan ve Kıbrıs'ta yetişen nane yaprakları gibi) kullanılmadan ürettiği peynirlerin üzerinde "HELLİM" ibaresini kullanmasının davacının coğrafi işaretten kaynaklanan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı karşı davalı vekilinin 555 sayılı KHK'nın 18 ... maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği savunmasına itbar edilemeyeceği, davalı-karşı davacının dava konusu peynirin coğrafi işaret tescil belgesine uygun üretildiğine dair bir savunmada da bulunmadığı, alınan bilirkişi raporu ile davalı-karşı davacının dava konusu "HELLİM PEYNİRİ" üretiminden 190.903,00 TL gelir elde edildiği tespit edildiği, davacı tarafça uğradıkları zararın miktarı hakkında bir delil sunulmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca, davalı-karşı davacının ... süredir davacı-karşı davalıya ait coğrafi işareti kullanmasına rağmen davacı-karşı davalının dava tarihine kadar yasal bir yola başvurmamış olması, coğrafi işaretin tescil belgesinde yazılan yerde ve koşullara uygun üretim yapılmak suretiyle herkes tarafından kullanılmasının ... olduğu, coğrafi işaretin kullanılması için izin veya lisans hakkı verilmesine gerek olmadığı hususları da gözetilerek, takdiren 20.000,00 TL «maddi tazminata» hükmetmenin «hakkaniyete» uygun olacağı, her ne kadar manevi tazminat da talep edilmişse de, 555 sayılı KHK'nin 26 ncı maddesinde maddi tazminata yer verildiği halde manevi tazminattan bahs …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · erişimin engellenmesi · i̇i̇k 167 · iyiniyet · hakkaniyet · denetime elverişlilik · kötü niyet · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… lmadığını, hak sahipliğinin ancak marka başvurusu ile tesis olunacağını, davalının coğrafi işaretten ... haklara tecavüz eyleminin ... olduğunu, Mahkemece aldırılan «bilirkişi raporunun denetime elverişli» olduğunu, Yargıtay kararlarına uygun olarak tazminat hesabının yapıldığını, 555 sayılı KHK'da maddi zararın nasıl hesaplanacağına dair düzenlemenin bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi uyarınca hâkimin zararın miktarını «hakkaniyete» uygun olarak belirlemesi gerektiğini, somut olayda zararın bilirkişilerce net olarak hesaplandığını, Mahkemenin takdir yetkisi olmakla birlikte kabul edilen tazmin …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan «bilirkişi incelemeleriyle» davalı-karşı davacının kullanımının davacı-karşı davalının coğrafi işaret haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun ... olması karşısında Mahkemece takdir edilen 20.000,00 TL «maddi tazminatın» «hakkaniyete» uygun olduğu; yine 555 sayılı KHK'nın 26 ncı maddesinde manevi tazminata ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması nedeniyle Mahkemece davacının manevi tazminat talebin …
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/42 E., 2019/«167» K.
… aya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla, davalının davacının coğrafi işaretten ... haklarına tecavüz eylemleri nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminat, 5.000,00 TL «maddi tazminat» olmak üzere 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline, coğrafi işaret olarak korunan "Hellim Peyniri" ürününü davacının coğrafi işaretten ... haklarına tecavüzde bulunmak suretiyle üreten davalının bu eyleminin, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (555 sayılı KHK) 25 ... maddesinin (b) bendi hükmü uyarınca durdurulmasına ve önlenmesine, ürünlerin toplatılmasına, anılan madde'nin (f) bendi uyarınca mahkeme kararının, «masrafları» tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesine ve kamuya «ilan» yoluyla duyurulmasına, coğrafi işaretten ... haklarına tecavüz teşkil edilerek üretilen "hellim peyniri" ürünlerin tanıtımının yapıldığı www.sutas.com.tr internet sitesinde "hellim peyniri"ne mahsus tanıtım içeriklerin yayınının engellenmesine, bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin tanıtımının yapıldığı internet sitesine «erişimin engellenmesine» karar verilmesini talep etmiş, 20.12.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile maddi tazminat talebini 5.000,00 TL'den 190.903,00 TL'ye yükseltmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2616 E. 2010/8909 K.
Ortak:görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş 21.04.2009 tarihli, 2008/41 E. ve 2009/105 K. sayılı kararında, “Maraş Dondurması ürününün «coğrafi sınırları» belirlenmiş bir bölgeden kaynaklı olduğu, Maraş yöresinden elde edilen keçi sütü ve salepten üretildiği, niteliklerinin üretim yönteminin bölgeye özgü doğal unsurlardan kaynaklı olduğu ve bir ürün adı olmadığının" açıkça belirtildiği, bu bağlamda mahreç işareti olan “Maraş Dondurması”nın, Kahramanmaraş iİi sınırları dışında üretilmesi mümkün ise de; dondurmaya niteliğini veren unsurların Maraş yöresinde yemlenmiş keçi sütleri ve yine özel nitelikli salep ürünü olduğu yönündeki bilgilerin «kesin» ilamla tevsik edildiği, her ne kadar söz konusu karar ile C2002/027 sayılı “Maraş dondurması” coğrafi işaretinin hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de hükümsüzlük gerekçesinin denetim işlemlerinin usulünce yerine getirilmemiş olması olduğu, kararda “Maraş Dondurması”nın bir ürün adı olduğu yönünde herhangi bir gerekçe yer almadığı, coğrafi işaretin, denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olmasının, o işaretin jenerik hale geleceği anlamına gelmediği, dava konusu coğrafi işaret tescili incelendiğinde Maraş Dondurması coğrafi işaretinin hem başvuru anındaki belgeler uyarınca mahreç işareti vasfını haiz olduğu (analiz raporu, ürün «tanımı», tarihsel geçmişine ait belgeler vs.), hem de denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı şekilde başvuruda yer aldığı, başvurudaki muğlak, hatalı ve çelişkili ifadelerin YİDK kararı ile düzeltildiği, her ne kadar davacı tarafça, ürünün Maraş yöresinde beslenmiş keçilerden elde edilen sütle yapılma zorunluluğu, bir tekelleşme ve diğer üreticileri zarara uğratacak bir tehlike olarak ifade edilmişse de; bu koşulun coğrafi işaretin doğasına uygun olduğu gibi, dünyanın her yerinde coğrafi işaret korumasının sağladığı avantajlar kapsamında, bölge halkının kalkınmasına da katkı sunacağı, mahreç işareti tescili nedeniyle sağlanan denetim sayesinde Maraş Dondurmasının kalitesinin korunacağı ve aynı nitelikte olmayan ürünleri üretenlerin halkı yanıltmasına engel olunacağı, davacı, coğrafi işaret tescili ile Kahramanmaraş’ta yetişen keçi sütünün kullanılmasının ve anılan sütün ‘‘sağımdan itibaren’’ en geç 4 saat içerisinde üretim yerine ulaştırılmasının zorunlu hale getirildiğini; diğer yandan ise itirazlar kısmen kabul edilerek, üretim yerinin Maraş olması zorunluluğunun kaldırıldığını belirterek bu durumun çelişkili olduğunu ileri sürmekte ise de, üretim için gerekli teknik alt yapıyı oluşturmak, buna yönelik yeterli ve gerekli yatırımı yapmanın «üreticinin sorumluluğunda» olduğu, coğrafi işaret korumasının, her üreticinin ürünü üretmesini sağlamaya yönelik tedbirler içermek zorunda olmadığı, üretici firmanın sorumluluğun kapsamına işletme yapılacak tesisin kurulacağı yerin seçilmesi de dâhil olup, söz konusu hususun üretim yöntemi veya benzeri karakteristik özellikler ile hiçbir ilgisinin bulunmaması nedeniyle ileri sürülen itiraz nedeniyle bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, denetim mekanizmasında yer alan kişi ve kurumların uygulamada tarafsız olup olmamalarının uygulama sonucu doğacak bir «uyuşmazlığın konusu» olduğu, dava konusu coğrafi işaretin tescil edilip edilmediği ile ilgisi olmayan bu iddianın zaman içinde değişiklik gösterebileceği, coğrafi işaret tescilinde denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı olarak başvuruda yer aldığı, buna göre denetim mekanizmasının ... tarafından «görevlendirilen» bir kişi, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık yetkili bir uzmanı ve Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası’ndan bir yetkiliden oluştuğu, heyetin üretim yapan ve üretim konularına vakıf, tat, aroma, koku, dondurmanın yapısı (elastikiyeti, katılığı, rengi, içerisindeki salep) vs. gibi özellikleri bilen hem de bunun denetimi konusunda deneyim sahibi olan kişilerden oluşturulmuş tarafsız bir yapı olduğu, «haksız rekabet» koşullarının objektif olarak bulunmadığı, sonuç olarak coğrafi işaret tescilinin, 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir ürün ol …
Benzer bu karardaBu durumda davanın bağlı olunan adalet «komisyonunda» bu davalara bakmakla «görevlendirilmiş» mahkemece görülmesi gerektiğinden Mustafakemalpaşa İlçesi’nin bağlı bulunduğu Bursa Adli Yargı Adalet Komisyonu’nda Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi bulunması halinde bu mahkemenin bulunmaması halinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin iki tane olması halinde 1 numaralı olan mahkemenin, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunması halinde ise 3 numaralı mahkemenin fikri ve sınai haklara ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş olduğundan davaya bu mahkemelerde bakılması için «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekti …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtisas mahkemesi · komisyon · görevsizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun en «son» 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile bu mahkemelerin yargı çevreleri adli yargı adalet «komisyonlarının» merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmiştir.
Bu durumda davanın bağlı olunan adalet «komisyonunda» bu davalara bakmakla «görevlendirilmiş» mahkemece görülmesi gerektiğinden Mustafakemalpaşa İlçesi’nin bağlı bulunduğu Bursa Adli Yargı Adalet Komisyonu’nda Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi bulunması halinde bu mahkemenin bulunmaması halinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin iki tane olması halinde 1 numaralı olan mahkemenin, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunması halinde ise 3 numaralı mahkemenin fikri ve sınai haklara ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş olduğundan davaya bu mahkemelerde bakılması için «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekti …
1- 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin uygulanmasına ilişkin davaların, «ihtisas» mahkemelerinde görülmesi gerekecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1337 E. , 2024/4604 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1750 Esas, 2022/1615 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/213 E., 2020/91 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1984 yılında dondurma sektörüne giriş yaptığını, tanınmış “Panda” ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı Kurumun 27.08.2017 tarihli ve C2017/109 sayılı “Maraş Dondurması” başlıklı coğrafi işaret başvurusunun yayınına karşı müvekkilince yapılan itirazın davalı TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, tescile konu ibarenin öz ad olduğunu, YİDK kararında öz ad olmadığına ilişkin değerlendirmeye mesnet yargı kararının 10 yıl öncesine ilişkin olduğunu, bu süreçte tüketici nezdindeki muhtemel değişikliklerin irdelenmediğini, Maraş Dondurması ibaresi öz ad değilse ürünün nasıl tanımlanabileceğinin açıklanmadığını, YİDK kararında, Türk Gıda Kodeksi Dondurma Tebliği Taslağında “Maraş Dondurması”na yer verilmemesi hususunun da ürünün öz ad olmadığına gerekçe gösterildiğini, ancak bu ibareye 2005 tarihinde yürürlüğe giren 2004/45 sayılı Tebliğ'de ürünün öz adı olarak yer verildiğini, “Maraş Dondurması” üretiminde kullanılacak sütün keçi sütü olmasını ve bu keçi sütünün Kahramanmaraş il sınırları içinde yetişip beslenen keçilerden elde edilen süt olması şartını getirildiğini, ancak “Maraş Dondurması”nın üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tamamı Kahramanmaraş ili sınırları içerisinde gerçekleşmek zorundadır” cümlesinin YİDK kararı ile çıkartıldığını, ancak başvuru metninde keçi sütünün sağımının üzerinden 4 saat geçmeden üretim yerine ulaştırılması gerektiği belirtildiğinden ve keçi sütünün de Maraş’ta yetişen keçilerden sağılması gerektiğinden üretimin bu ilde yapılması şartının kaldırıldığından bahsedilemeyeceğini, kararın çelişkili olduğunu, dondurma sektöründeki büyüme verilerine göre Maraş’taki keçi sayısı artışının düşük olduğunu, bunların küçük bir kısmının nihai metinde yer verilen “Kahramanmaraş ili sınırları içinde yetişen kekik, keven, sümbül ve çiğdem gibi çiçeklerle beslenen keçiler” olduğunu, keçilerden elde edilecek süt miktarının yıllara ve iklim koşullarına göre değişkenlik gösterebileceğini, örneğin salgın hastalık durumunda süt üretiminin dondurma üretimini karşılamayacağını, bazı firmaların hammaddeye erişemeyebileceğini, bu durumda dondurmanın yüksek fiyatla tüketiciye arz edileceğini, üretim koşullarının iyi analiz edilmediğini, sütün taban-tavan fiyatlarındaki değişkenliklerin kontrolünün sağlanması hususunda bir düzenlemeye yer verilmediğini, salep ile birlikte diğer gamların kullanılmamasının üretimi sınırlandıracağını, üretimde kullanılacak salep oranının %0,7 ile %8 arasında kabul edildiğini, bunun üretim ve denetimde yanıltıcı uygulamalara yol açacağını, salebin hammaddesi olan orkide üretim oranları ile dondurma talebinin nasıl karşılanacağının belirsiz olduğunu, denetime ilişkin mevcut düzenlemenin belirsizlikler taşıdığını, seçilecek kişilerin hangi vasıflara sahip olacağının bilinmediğini, mevcut düzenlemenin rakip şirket yetkilisi tarafından denetime imkân tanıdığını, şikâyet halinde her zaman denetleme yapılabileceğinin belirtildiğini, ancak şikâyetin sözlü/yazılı yapılması şartının dahi aranmadığını, sözlü şikâyet yapıldığı belirtilerek rakip firmaya gidilip onun ticari sır gibi bilgilerine vakıf olunabileceğini, objektif bir denetim kurulu oluşturulması gerektiğini ileri sürerek davalı Kurumun 2018-M-3106 sayılı YİDK kararının itirazlarının reddine ilişkin kısmının iptaline, tescili halinde C2017/109 sayılı coğrafi işaretin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/4552 E., 2012/8145 K. sayılı ilamında “Maraş Dondurması”nın ürünün öz adı niteliği taşımadığının belirtildiğini, söz konusu dondurmanın coğrafi işaret olma niteliğine haiz olduğu görüşüne binaen “Maraş Dondurması”na Türk Gıda Kodeksi Dondurma Tebliği taslağında yer verilmediğini, üretimde kullanılacak salebin yöredeki yabani orkidelerden elde edilmesi gerektiğine dair bir açıklama bulunmadığını, keçi sütü yerine inek sütünün, diğer stabilizatörlerin ve mikrobiyal risk ihtimaliyle süt tozunun kullanılmasına izin verilmesi itirazının yerinde olmadığını, zira coğrafi işaretin aynı zamanda bir değer zinciri yönetimi olduğunu, coğrafi işarete konu ürünün üretimi için olmazsa olmaz hammaddelerin devamlılığının sağlanması gerektiğini, keçi sütünün 4 saatte işlenmesinin bir zorunluluğu değil işletmelerin genel uygulamalarına işaret ettiğini, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu hususa itiraz etmediğini, denetim merciinde adı geçen Bakanlığın il teşkilatının bulunması nedeniyle denetim konusundaki itirazlarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekeçesinde; coğrafi işaretin kolektif bir işaret olduğunu ve korunmasının kamu menfaatini ilgilendirdiğini, “Maraş Dondurması”nın ürünün öz adı olmadığını, bu ibarenin Türk Gıda Kodeksi Dondurma Tebliği’nde geçmesinin coğrafi işareti mahiyetini ortadan kaldırmadığını, maraş dondurmasının üretiminde keçi sütü ve salep kullanılması nedeniyle diğer dondurmalardan ayrıldığını, firmaların ürünlerinde coğrafi işareti kullanmadan “kesme dondurma, dövme dondurma” gibi ibarelere yer verebileceklerini, dondurmada kullanılacak keçi sütünün kentin flora ve faunasının özelliğini yansıtması bakımından bu yörede beslenen keçi ırkından elde edilmiş olmasının önem arz ettiğini, salepli ve/veya vanilyalı dondurmaları maraş dondurması gibi tüketiciye sunanların tüketiciyi yanılttığını, salep yerine başka stabilizatörlerin ve emülgatör karışımlarının kullanılmasının yerel ve özgün bir ürünün orijinalliğini yitirmesine ve endüstrileşmiş genel geçer bir ürün haline gelmesine neden olacağını, geleneksel dondurma üretiminde Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odasının uzman olması sebebiyle denetim merciindeki 3 kişiden birinin odadan seçildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile coğrafi işaretin TÜRKPATENT kılavuzunda “temel olarak benzerlerinden farklılaşmış ve bu farkı kaynaklandığı yöreye borçlu olan yöresel ürün adlarını” ifade ettiği, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaret olduğu, coğrafi işaret koruması ile hedeflenenin, piyasada bir tekel yaratılması olmayıp, tam tersi ürünün özüne uygun olmadığı halde coğrafi işaretin ünü ve değerinden yarar sağlayanların önüne geçilmesi olduğu, bu sayede ürüne niteliğini veren unsurların değiştirilmesinin, denetim mekanizmaları aracılığıyla engellenmesinin sağlandığı, coğrafi işaretlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 34 üncü maddesine göre mahreç işareti ve menşe adı olarak ikiye ayrıldığı, coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlar menşe adı olarak kabul edilirken coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işaretler olduğu, dava konusu “Maraş Dondurması” ibaresinin “mahreç işareti” olarak tescil edildiği, mahreç işaretlerinde belirtilen tescil koşullarının sağlanması halinde, ürünün o yöre dışında üretimi mümkün olmakla birlikte üretim aşamasında yöreye ait bir mamulün kullanılmış olması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntem ile birebir aynı olması gerektiği, dava konusu “Maraş Dondurması” coğrafi işaretinde, ürünün tanımının ve ayırt edici özelliklerinin açık bir şekilde ifade edildiği, denetim biçimi ile ilgili olarak, hangi denetim mekanizması aracılığı ile nasıl, hangi şartlarda, ne kadar zamanda bir denetim yapılacağı ve yine denetleme kriterlerinin neler olduğunun tescil kapsamında ayrıntılı olarak belirlendiği, bu kapsamda, dava konusu coğrafi işaret başvurusunun, 6769 sayılı Kanun'un 37 nci kapsamında yer alan temel şartları taşıdığı, "Maraş Dondurması" ile ilgili tarihsel süreç, bilimsel araştırmalar ve turizm verileri dikkate alındığında “Maraş Dondurması”nın Kahramanmaraş İli ile özdeşleşmiş bir değer olduğu, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine uygun olarak üretiminin yapılması gerektiği, 2004/45 sayılı “Dondurma Tebliği”nde "Maraş dondurması" tanımına yer verilmiş olmasının bu ibarenin ürünün öz adı olduğunu göstermediği, zira tanımda “Maraş dondurması tekniğine göre” denilmek suretiyle, bu ürünün, normal dondurmadan farklı bir teknikle üretildiği/üretilmesi gerektiğinin ortaya konulduğu, coğrafi işaret tescilinin de tam da bunu sağlamaya yönelik olduğu, yani coğrafi işaret tescili ile ürünün “Maraş dondurması tekniğine göre” üretiminin koşul ve standartlarının belirlendiği, Kahramanmaraş’ta üretilen keçi sütünü diğer dondurma türlerinin imalatında kullanılan keçi sütünden ayıran hususun, Kahramanmaraş ili sınırları içinde el değmeden yetişmiş olan, flora açısından çok zengin kekik, keven, sümbül, çiğdem gibi çiçeklerle serbest dolaşarak beslenen keçilerden elde edilmesi olduğu, Kahramanmaraş ili sınırları içinde yetişip beslenen ve Maraş Dondurması üreticilerine süt temininde faydalanılan tüm keçilerin, küpeli ve Koyun Keçi Kayıt Sistemine (KKKS) kayıtlı olması gerektiği, Maraş Dondurması üretiminde uygulanan salep oranının %0,7 ila %8 aralığında olduğu, şeker kamışı ve/veya şeker pancarından elde edilen şeker oranının %15 ila %22 aralığında olduğu, dava konusu YİDK kararında da belirtilen Ankara 3.
Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş 21.04.2009 tarihli, 2008/41 E. ve 2009/105 K. sayılı kararında, “Maraş Dondurması ürününün coğrafi sınırları belirlenmiş bir bölgeden kaynaklı olduğu, Maraş yöresinden elde edilen keçi sütü ve salepten üretildiği, niteliklerinin üretim yönteminin bölgeye özgü doğal unsurlardan kaynaklı olduğu ve bir ürün adı olmadığının" açıkça belirtildiği, bu bağlamda mahreç işareti olan “Maraş Dondurması”nın, Kahramanmaraş iİi sınırları dışında üretilmesi mümkün ise de; dondurmaya niteliğini veren unsurların Maraş yöresinde yemlenmiş keçi sütleri ve yine özel nitelikli salep ürünü olduğu yönündeki bilgilerin kesin ilamla tevsik edildiği, her ne kadar söz konusu karar ile C2002/027 sayılı “Maraş dondurması” coğrafi işaretinin hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de hükümsüzlük gerekçesinin denetim işlemlerinin usulünce yerine getirilmemiş olması olduğu, kararda “Maraş Dondurması”nın bir ürün adı olduğu yönünde herhangi bir gerekçe yer almadığı, coğrafi işaretin, denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olmasının, o işaretin jenerik hale geleceği anlamına gelmediği, dava konusu coğrafi işaret tescili incelendiğinde Maraş Dondurması coğrafi işaretinin hem başvuru anındaki belgeler uyarınca mahreç işareti vasfını haiz olduğu (analiz raporu, ürün tanımı, tarihsel geçmişine ait belgeler vs.), hem de denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı şekilde başvuruda yer aldığı, başvurudaki muğlak, hatalı ve çelişkili ifadelerin YİDK kararı ile düzeltildiği, her ne kadar davacı tarafça, ürünün Maraş yöresinde beslenmiş keçilerden elde edilen sütle yapılma zorunluluğu, bir tekelleşme ve diğer üreticileri zarara uğratacak bir tehlike olarak ifade edilmişse de;
bu koşulun coğrafi işaretin doğasına uygun olduğu gibi, dünyanın her yerinde coğrafi işaret korumasının sağladığı avantajlar kapsamında, bölge halkının kalkınmasına da katkı sunacağı, mahreç işareti tescili nedeniyle sağlanan denetim sayesinde Maraş Dondurmasının kalitesinin korunacağı ve aynı nitelikte olmayan ürünleri üretenlerin halkı yanıltmasına engel olunacağı, davacı, coğrafi işaret tescili ile Kahramanmaraş’ta yetişen keçi sütünün kullanılmasının ve anılan sütün ‘‘sağımdan itibaren’’ en geç 4 saat içerisinde üretim yerine ulaştırılmasının zorunlu hale getirildiğini; diğer yandan ise itirazlar kısmen kabul edilerek, üretim yerinin Maraş olması zorunluluğunun kaldırıldığını belirterek bu durumun çelişkili olduğunu ileri sürmekte ise de, üretim için gerekli teknik alt yapıyı oluşturmak, buna yönelik yeterli ve gerekli yatırımı yapmanın üreticinin sorumluluğunda olduğu, coğrafi işaret korumasının, her üreticinin ürünü üretmesini sağlamaya yönelik tedbirler içermek zorunda olmadığı, üretici firmanın sorumluluğun kapsamına işletme yapılacak tesisin kurulacağı yerin seçilmesi de dâhil olup, söz konusu hususun üretim yöntemi veya benzeri karakteristik özellikler ile hiçbir ilgisinin bulunmaması nedeniyle ileri sürülen itiraz nedeniyle bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, denetim mekanizmasında yer alan kişi ve kurumların uygulamada tarafsız olup olmamalarının uygulama sonucu doğacak bir uyuşmazlığın konusu olduğu, dava konusu coğrafi işaretin tescil edilip edilmediği ile ilgisi olmayan bu iddianın zaman içinde değişiklik gösterebileceği, coğrafi işaret tescilinde denetim mekanizmasının ne şekilde olacağı hususunun açık ve ayrıntılı olarak başvuruda yer aldığı, buna göre denetim mekanizmasının ...
tarafından görevlendirilen bir kişi, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık yetkili bir uzmanı ve Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası’ndan bir yetkiliden oluştuğu, heyetin üretim yapan ve üretim konularına vakıf, tat, aroma, koku, dondurmanın yapısı (elastikiyeti, katılığı, rengi, içerisindeki salep) vs. gibi özellikleri bilen hem de bunun denetimi konusunda deneyim sahibi olan kişilerden oluşturulmuş tarafsız bir yapı olduğu, haksız rekabet koşullarının objektif olarak bulunmadığı, sonuç olarak coğrafi işaret tescilinin, 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir ürün olduğu, “mahreç işareti” niteliği taşıdığı, “tescil edilemeyecek işaretler”den olmadığı gibi, bir ürün adı da olmadığı, başvurunun 37 nci maddedeki başvuru şartlarını taşıdığı, davalının 36 ncı madde uyarınca başvuru hakkına sahip kurumlardan biri olduğu, 50 nci madde kapsamında başvurunun hükümsüzlüğünü gerektirecek bir halin olmadığı, C2017/109 sayısı ile tescilli coğrafi işaretin 6769 sayılı Kanun'un 33, 34, 35 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil eder nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazlarının kök ve ek raporda teknik bir inceleme ile değerlendirilmediğini, “Maraş Dondurması” ibaresinin ürünün öz adı olması nedeniyle coğrafi işaret olarak tescil edilemeyeceğini, tescil mahreç işareti olarak gerçekleştirilmişse de keçi sütü ile ilgili düzenlemeler nedeniyle üretimin Maraş İli dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, keçi sütünün havayolu ile nakliyeye uygun olmadığını, nakliye edilse bile 4 saatte üretime giremeyeceğini, tüketicilerin lehine olması gereken bu tescilin maliyeti çok yükselteceğini ve tüketicilerin bu dondurmadan mahrum kalacağını, Kahramanmaraş’taki keçi sayısı ve bu keçilerden üretilebilecek süt miktarına ilişkin bir araştırma yapılmadığını, bu keçilerin oldukça küçük bir kısmının Kahramanmaraş İli sınırları içinde yetişen “kekik, keven, sümbül ve çiğdem” gibi çiçeklerle beslenen keçiler olduğunu, aynı keçilerin Gaziantep dağlarında gezmesi halinde sütün aromasının nasıl farklılaştığına dair tek bir somut tespit bulunmadığını, süt alınan keçilerin beslenme şeklinin kontrol edilip edilmeyeceğinin belli olmadığını, hammadde bir bitkinin her sene ne kadar yetişebileceğine dair bir beyanda bulunulmadığını, taban-tavan fiyat kontrolüne değinilmediğini, salep ile birlikte diğer gamların kullanılmamasının üretimi sınırlandıracağını, gıda mühendislerinin dondurmanın üretiminden sonra kullanılan salep oranının tespit edilemeyeceğini bildirdiklerini, nesnel olarak belirlenemeyecek bir yüzdenin tescil metninde yer aldığını, denetimin tarafsız mekanizmalar tarafından somut şekilde yapılması gerektiğini, denetimde yer alacak üç kurumdan ikisinin tarafsızlığının bu aşamada belirsiz olduğunu, denetim yapacak kişilerin yeterlilik düzeylerinin de belirsiz bırakıldığını, sözlü bir şikâyet halinde salep oranı dahi belirlenemeyen bir ürün için tarafsız denetimin nasıl sağlanacağı sorusunun cevaplanamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca doğal ve beşeri unsurların bir araya gelmesi sonucu gıda, tarım, maden, el sanatları ürünleri ve sanayi ürünlerinden bu Kitapta yer alan şartlara uygun olanların, tescil edilmeleri şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanacağı, Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adların mahreç işareti olduğunun düzenlendiği, Kanun'un 35 inci maddesinde tescil edilemeyecek adların gösterildiği, buna göre 34 üncü madde kapsamına girmeyen, ürünlerin öz adı olmuş, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzeri, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı, kendi ülkesinde korunmayan, koruması sona eren veya kullanılmayan, tescilli veya başvurusu yapılmış bir coğrafi işaret ile tamamen veya kısmen eş sesli olan ve tüketiciyi yanıltabilecek adların coğrafi işaret olarak tescil edilemeyecekleri, Kanun'un 36 ncı maddesinde ise başvuru hakkına sahip olanların düzenlendiği, açıklanan hükümler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu başvurunun ürünün öz adı olmadığı, ayrıca 35 inci madde kapsamında bir engelin bulunmadığı, davalı Odanın coğrafi işaret başvurusunda bulunma hakkına sahip olduğu, başvurunun 37 nci maddedeki şartları taşıdığı ve 50 nci maddede sayılan hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmediği, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ürünün öz ad olduğunu, tüketici algısının değerlendirilmediğini, bu yöndeki itirazlarının bilirkişi raporunda da değerlendirilmediğini, Maraş Dondurması"nın tanınırlığının müvekkilinin Panda markalı ürünleri ya da diğer rakip şirketlerin üretimleri ile gerçekleştiğini, tüketicinin algısında da bu ürünlerin olduğunu, başvurudaki gibi süt veya salep beklentisinin olmadığını, herhangi bir yöreye ait süt veya saleple de Maraş Dondurmasının üretilebileceğini, süt üretimi için gereken 4 saatlik sürenin kısıtlanmasının bu dondurmanın üretimi için yalnız Kahramanmaraş İlini işaret ettiğini, örtülü olarak diğer illerde üretimi engellediğini, aslında ürünün mahreç işaret değil, menşe işaret ile ilgili olduğunu, Maraş Dondurması ürününün mahreç işaret olarak tescili ile üretim koşullarına getirilen ölçütler sebebiyle ürünün ulaşabileceği tüketici sayısının sınırlanarak, ürününün tanınırlığına yarardan çok zarar getireceğini, halihazırda denetim yapacak kişilerden birini tayin edecek olan Lokanta Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası Başkanının müvekkili şirkete rakip MADO markası ile bilinen şirketin kurucularından olduğu, bu Oda'nın ve Kahramanmaraş Ticaret Sanayi Odası'nın denetim merciinde bulunacak 3 kişiden ikisini tayin yetkisi dikkate alındığında denetimlerin tarafsız olarak gerçekleştirilemeyeceğini, dava konusu coğrafi işaret tescili ile ilgili olarak dava dışı davacılar tarafından açılmış dosyalarda alınan bilirkişi raporlarına göre ürünün öz ada dönüştüğünü belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6769 sayılı Kanun uyarınca mahreç işaret olarak tescil edilen Maraş Dondurması'na ilişkin tescil şartlarının mevzuata uygun olup olmadığı, davalı Kurumun YİDK kararının iptali şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 33, 34, 35, 36, 37, 44 ve 50 nci maddeleri.
3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2023 tarih, 2021/6577 E. ve 2023/1526 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. .Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061472000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz