6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hasar/prim oranı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8328 E. 2012/10274 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hasar/prim oranı acentelik sözleşmesi delil tespiti riziko acentelik ek prim kâr kaybı temerrüt faizi haksız fiil maddi ve manevi tazminat tacir maddi tazminat sigorta poliçesi hasar haksız rekabet dahili dava temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: İİK · BK — BK 49 · TTK — TTK 56TTK 57TTK 58

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı acentenin davacı ... ile acentelik sözleşmesi devam ederken sigorta şirketinin portföyüne dahil 277 sigortalıyı aralarında yakın akrabalık ilişkisi bulunan diğer davalının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine sigorta ettirmesinin TTK'nun 56 ncı maddesinde düzenlenen dürüstlük güven ve iyi niyet kurallarına aykırı, ekonomik rekabetin kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, bu fiilin TTK'nun 57/8 nci maddesinde düzenlenen başkasının ticari sırrından yararlanma şeklinde meydana geldiği, eylemlerin bütünü ile haksız rekabet oluşturduğu, davacının maddi tazminat istemekte haklı olduğu, istenebilecek tazminat miktarının ise sigorta poliçelerine ilişkin net prim tutarının 140.484,26 TL'den dava tarihine kadar bu poliçelere bağlı olarak, hasar bedellerinin düşülmesi gerektiği, davadan sonra ödense dahi dava tarihine kadar oluşmuş hasar tazminatlarının net sigorta prim tutarından düşülerek tazminatın hesaplanması gerektiği, 45.942,00 TL hasar tazminat bedeli düşülmek sureti ile bulunan 94.542,26 TL'nın davalılardan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiği, olayın meydana geliş şekli ve sonucu itibarı ile manevi tazminat isteği ile fazlaya ilişkin maddi tazminat isteğinin kabulunü gerektirecek yasal koşullar oluşmadığı gerekçesiyle davanın her iki davalı yönünden de kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı ...ile diğer taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...ile davalı şirketin aşağıdaki (2) nolu, davacı vekilinin ise (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık maddi tazminat miktarının ne şekilde hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, davacı tarafın isteyebileceği tazminat miktarının sigorta poliçelerine ilişkin net prim tutarı olan 140.484,26 TL'den dava tarihine kadar bu poliçelere bağlı olarak, hasar bedellerinin düşülmesi, davadan sonra ödense dahi dava tarihine kadar oluşmuş hasar tazminatlarının net sigorta prim tutarından düşülerek tazminatın hesaplanması gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa, davacı taraf davalı şirketin davacı ... ile acentelik sözleşmesi devam ederken müvekkili sigorta şirketinin portföyüne dahil 277 sigortalıyı diğer davalının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine sigorta ettirmesinden, diğer bir ifade ile haksız rekabet oluşmasına yol açan 277 poliçeyi yapamamaktan dolayı maddi tazminat istemine bulunmuş olup, bu durumda sigorta şirketinin karlılığının hasar/prim dengesine göre hesaplanması, başka bir deyişle davacının anılan portföy kaybından dolayı uğramış olduğu maddi kaybının hasar prim oranına göre yapılması gerekeceği açıktır. Davacı taraf 277 poliçeyi yapmış olsaydı tanzim etmiş olduğu bu poliçelere bağlı olarak meydana gelen tüm rizikoları karşılmak durumunda olacağından mahkemece, zararın "dava tarihi" olarak ele alınması ilke olarak doğru ise de, somut olay açısından sözkonusu poliçe dönemlerinin tamamının maddi tazminat hesabında esas almak gerekir.

Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın maddi tazminat istemi yukarıda açıklanan ilke çerçevesinde ele alınıp değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün davalı ...ve davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Davacı vekilinin temyizine gelince; mahkemece, davacı tarafın manevi tazminat istemi reddedilmiş olup,haksız rekabet nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için Borçlar Kanunu'nun 49 ncu maddesindeki şartların mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Davacının bu kalem isteminin, genel hükümler arasında yer alan BK'nun 49 ve TTK'nun 58/1-e maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalılar, tacir olup basiretli şekilde hareket etmek ve ticari işlerinde daha dikkatli ve özenli davranmak durumundadırlar. Öte yandan, BK'nun 49. maddesinde 3444 sayılı Yasa ile yapılan değişikle manevi tazminata karar verilmesi için artık kusurlu olma hali yeterli görülmüştür. Menfaat ihlalinin bir elem veya acıya sebebiyet vermiş olması gerekli olmayıp, tüzel kişiler için iyi şöhretin korunması amaçlanmaktadır. Somut olayda, haksız rekabetin varlığı sabit olduğuna göre kabulün aksine davacı yararına manevi tazminat isteminin koşullarının ilke olarak oluştuğunun mahkemece gözden kaçırılması doğru görülmemiştir.

Öte yandan, haksız rekabet haksız fiilin özel bir türü olup, mahkemece, delil tespit tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde denetlenebilir gerekçesi dahi gösterilmeksizin dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından da doğru bulunmamış, kararın bu yönü ile de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/8328 E.  ,  2012/10274 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2009 tarih ve 2004/550-2009/541 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ...ile diğer taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/06/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan Gökar Sigorta Aracılık Hizmetleri vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin eski acentesi olduğunu, aralarındaki acentalık ilişkisinin 15.07.2004 tarihinde fesh edildiğini ve davacı şirkete olan borçların tahsili için hukuki yollara müracaat edildiğini, davalı ...'ın davacı ile davalı şirketin ilişkisinin bozulduğu dönemlerde 13 Ekim 2003 tarihinde davalı şirket ile aynı adreste Finans Sigorta A.Ş.'nin acentesı olarak faaliyete başladığını, daha sonra adres değişikliği yaptığını, davalı şirkete fesih bildirimi yapılırken her iki davalının birbirlerinin adresine taşındıklarının anlaşıldığını, bu hususun ticaret sicil kayıtları incelendiğinde sabit olacağını, davalı ...'ın davalı şirket ortaklarından birinin eşi diğerinin ise babası olduğunu, davalıların acentelik sözleşmesinin feshinden önceki ve sorunların arttığı dönemlerde davacının sigortalılarının poliçelerini iptal ettirmeye ve yinelenmesi gereken poliçeleri Finans Sigorta A.Ş.

üzerinden tanzim ettirmeye başladıklarını, bu hususu belgelemek amacı ile tespit yaptırdıklarını, bu tespit ile davacının sigortalısı olduğu halde poliçelerini yeniletmeyen ve 2 nolu davalının acenteliğini yaptığı şirketten sigorta yaptıran 277 kişinin tespit edildiğini, davalıların bir süre aynı işyerinde sonra adres değiştirmek ve bu adrese taşınmak suretiyle farklı sigorta şirketleri için aracılık faaliyetlerini yürütmelerinin davacının piyasadaki haklı itibarından yararlanarak yönlendirmelerinin düşünüldüğünü, davalıların TTK'nun 57. maddesinin 6, 8, 10 numaralı bentlerine aykırı davrandıklarını, bu eylemden davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, itibar kaybına uğradığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespitini, men'ini,tespit edilecek haksız rekabetin men'inin tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasını, davalıların kusurlu hareketleri ile oluşan zararların tazmini için şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabetin başladığı 13.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat istemini 140.484,26 YTL'na yükseltmiştir.

Davalı ..., davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, olaylar ve haksız rekabet ile ilgisi bulunmadığını, Ekim 2003 tarihinden bu yana Finans Sigorta A.Ş.'nin acentası olarak faaliyet gösterdiğini, davacının eski acentesı diğer davalı tarafından kendisine müşteri gönderilmediğini savunarak, davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.

Davalı şirket vekili, davacı ile müvekkili arasında uyuşmazlık olduğunun açık olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen yenilenmeyen sigorta listesinin 2.000 kişi civarında olduğunu, bunlardan sadece 277'sinin isimlerinin davalı ...' ın Finans Sigorta acenteliğinde gözüktüğünü, Finans Sigorta acentesinin müşteri listesinin 2.500 kişiden ibaret olduğunu, davacının iddiası gibi haksız rekabete aykırı davranış söz konusu olsa idi bu oranın çok daha yüksek olacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı acentenin davacı ... ile acentelik sözleşmesi devam ederken sigorta şirketinin portföyüne dahil 277 sigortalıyı aralarında yakın akrabalık ilişkisi bulunan diğer davalının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine sigorta ettirmesinin TTK'nun 56 ncı maddesinde düzenlenen dürüstlük güven ve iyi niyet kurallarına aykırı, ekonomik rekabetin kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, bu fiilin TTK'nun 57/8 nci maddesinde düzenlenen başkasının ticari sırrından yararlanma şeklinde meydana geldiği, eylemlerin bütünü ile haksız rekabet oluşturduğu, davacının maddi tazminat istemekte haklı olduğu, istenebilecek tazminat miktarının ise sigorta poliçelerine ilişkin net prim tutarının 140.484,26 TL'den dava tarihine kadar bu poliçelere bağlı olarak, hasar bedellerinin düşülmesi gerektiği, davadan sonra ödense dahi dava tarihine kadar oluşmuş hasar tazminatlarının net sigorta prim tutarından düşülerek tazminatın hesaplanması gerektiği, 45.942,00 TL hasar tazminat bedeli düşülmek sureti ile bulunan 94.542,26 TL'nın davalılardan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiği, olayın meydana geliş şekli ve sonucu itibarı ile manevi tazminat isteği ile fazlaya ilişkin maddi tazminat isteğinin kabulunü gerektirecek yasal koşullar oluşmadığı gerekçesiyle davanın her iki davalı yönünden de kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı ...ile diğer taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...ile davalı şirketin aşağıdaki (2) nolu, davacı vekilinin ise (3) nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık maddi tazminat miktarının ne şekilde hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, davacı tarafın isteyebileceği tazminat miktarının sigorta poliçelerine ilişkin net prim tutarı olan 140.484,26 TL'den dava tarihine kadar bu poliçelere bağlı olarak, hasar bedellerinin düşülmesi, davadan sonra ödense dahi dava tarihine kadar oluşmuş hasar tazminatlarının net sigorta prim tutarından düşülerek tazminatın hesaplanması gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa, davacı taraf davalı şirketin davacı ... ile acentelik sözleşmesi devam ederken müvekkili sigorta şirketinin portföyüne dahil 277 sigortalıyı diğer davalının acenteliğini yaptığı sigorta şirketine sigorta ettirmesinden, diğer bir ifade ile haksız rekabet oluşmasına yol açan 277 poliçeyi yapamamaktan dolayı maddi tazminat istemine bulunmuş olup, bu durumda sigorta şirketinin karlılığının hasar/prim dengesine göre hesaplanması, başka bir deyişle davacının anılan portföy kaybından dolayı uğramış olduğu maddi kaybının hasar prim oranına göre yapılması gerekeceği açıktır. Davacı taraf 277 poliçeyi yapmış olsaydı tanzim etmiş olduğu bu poliçelere bağlı olarak meydana gelen tüm rizikoları karşılmak durumunda olacağından mahkemece, zararın "dava tarihi" olarak ele alınması ilke olarak doğru ise de, somut olay açısından sözkonusu poliçe dönemlerinin tamamının maddi tazminat hesabında esas almak gerekir.

Bu durumda, mahkemece, davacı tarafın maddi tazminat istemi yukarıda açıklanan ilke çerçevesinde ele alınıp değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün davalı ...ve davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Davacı vekilinin temyizine gelince; mahkemece, davacı tarafın manevi tazminat istemi reddedilmiş olup,haksız rekabet nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için Borçlar Kanunu'nun 49 ncu maddesindeki şartların mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Davacının bu kalem isteminin, genel hükümler arasında yer alan BK'nun 49 ve TTK'nun 58/1-e maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalılar, tacir olup basiretli şekilde hareket etmek ve ticari işlerinde daha dikkatli ve özenli davranmak durumundadırlar. Öte yandan, BK'nun 49. maddesinde 3444 sayılı Yasa ile yapılan değişikle manevi tazminata karar verilmesi için artık kusurlu olma hali yeterli görülmüştür. Menfaat ihlalinin bir elem veya acıya sebebiyet vermiş olması gerekli olmayıp, tüzel kişiler için iyi şöhretin korunması amaçlanmaktadır.

Somut olayda, haksız rekabetin varlığı sabit olduğuna göre kabulün aksine davacı yararına manevi tazminat isteminin koşullarının ilke olarak oluştuğunun mahkemece gözden kaçırılması doğru görülmemiştir.

Öte yandan, haksız rekabet haksız fiilin özel bir türü olup, mahkemece, delil tespit tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde denetlenebilir gerekçesi dahi gösterilmeksizin dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından da doğru bulunmamış, kararın bu yönü ile de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...ile mümeyyiz taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı ...ile davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan mümeyyizler yararına (3) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere, 12/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061304600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.