Tek ortaklı limited şirkette devir sözleşmesi muvafakat sayılır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1063 E. 2024/4527 K. · · İlk derece: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirkette pay devri, yazılı ve noterce onaylı sözleşme ile ortaklar genel kurulunun onayına bağlıdır; ancak devreden dışında oy hakkına sahip başka ortağı bulunmayan tek ortaklı şirkette ve ana sözleşmede devri kısıtlayan bir hüküm yoksa, noterde yapılan pay devir sözleşmesinin kendisi ortaklar kurulunca verilmiş muvafakat niteliği taşır; devir bu hâlde ayrıca bir onay kararı aranmaksızın hüküm ifade eder.
Ele alınan sorunlar
Tek ortaklı limited şirkette noterde yapılan pay devrinin ortaklar kurulu onayı olmaksızın geçerli olup olmadığı → kabul
İddia: Davalılar, 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinde pay devri için ortaklar kurulu kararının şart koşulduğunu, şirketin sebep göstermeksizin onayı reddedebileceğini, onay bulunmadığından ve tescil edilmediğinden devrin geçerlilik kazanmadığını, yalnızca noterde devir sözleşmesi yapılmasıyla şirket ortağı olunamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinde limited şirketlerde pay devri, sözleşmenin yazılı şekilde yapılıp noterce onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca onay verilmesi şartına bağlanmıştır. Ancak somut olayda devir noterde yapılmış olup, pay devrine muvafakat verecek genel kurulda oy hakkına sahip başkaca bir ortak bulunmamaktadır; anılan maddede ortaklar kurulu kararı şart olarak düzenlenmekle birlikte tek ortaklı limited şirkette bu kuralın ne şekilde uygulanacağı hususunda açık bir düzenleme yoktur ve şirket ana sözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hükme yer verilmemiştir. 6762 sayılı Kanun döneminde iki ortaklı limited şirkette ortakların birbirlerine yaptıkları pay devrine ilişkin olarak, kararın hisse devir sözleşmesinin tarafları tarafından alınmış olması karşısında noterde yapılan devir sözleşmesinin devreden açısından devre muvafakat niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği yönünde içtihat bulunmaktadır. Payını devreden tek ortak dışında başkaca ortak bulunmayan somut olayda da pay devir sözleşmesi, ortaklar kurulunca verilen muvafakat niteliği taşır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay'ın onadığı gerekçe, tek ortaklı limited şirkette 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesindeki ortaklar kurulu onayı şartının nasıl uygulanacağına ilişkin boşluğu doldurması bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirkette esas sermaye payının devri↗ ortaklar genel kurulunun onayı↗ tek ortaklı limited şirket↗ pay devrinin tescil ve ilanı↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ muvafakat↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1925 E. 2019/47 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · kâr payı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, 6102 sayılı TTK'nın 595/1. maddesi uyarınca «esas sermaye payının devri» borcunu doğuran işlemlerde de tarafların imzalarının noterce onaylanmasının gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4260 E. 2022/8214 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · istinaf kanun yolu · ortaklar kurulu kararı · kanun yolu · hisse devri · kâr payı · tebligat
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacının davalı şirketteki 500 adet hissesini davalı ...'a 29/07/2016 tarihinde noterden devrettiği, davacı tarafından yapılan «hisse devrinin» davalı şirketin «ortaklar kurulu» tarafından onaylandığına ilişkin bir kararın bulunmadığı, davalı şirketin ana sözleşmesinde hisse devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulmadığına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, davacı tarafından davalılara gönderilen «ihtarnamenin» davalı ...'a tebliğ edildiği, davalı şirkete ise bildirilen adreste olmadığından bila tebliğ iade edildiği, TTK'nın 595/2. maddesi uyarınca şirket «payının» devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart koşulduğu, TTK'nın 595/7. maddesi uyarınca da başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği taktirde …
6102 sayılı TTK 595/1 maddesinde "«esas sermaye payının devri» ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanacağı", Yasa'nın 595/7 maddesinde de "başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurulun reddetmemesi durumunda onay vermiş sayılacağı" düzenlenmiştir.
Davacı tarafından açılan dava, İlk Derece Mahkemesince «hisse devrinin» ortaklar kurulunca onaylanmadığı, davalı şirkete «ihtarnamenin» tebliğ edilemediği gerekçesiyle red edilmiş, Davacının «istinaf kanun yolu» başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
Davalı şirkete «tebligat» yapıldığının kabul edildiği 04.05.2017 tarihinden itibaren TTK 595/7 maddesinin öngörülen şekilde davalı şirket genel kurulunun davacı başvurusunu reddettiği yasal delillerle ispat edilmediğinden dava tarihi itibariyle davalı şirketin, davacıya ait «esas sermaye payının» diğer davalıya geçtiğine onay verdiğinin kabulü gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1063 E. , 2024/4527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1750 Esas, 2022/1818 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/812 E., 2022/105 K.
Taraflar arasındaki asıl davada ortaklığın tescil ve ilanı, birleşen davada şirket kararının iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ... ile müvekkilinin babasının 2007 yılında davalı şirketi kurduklarını, 2013 yılında müvekkilinin babasından aldığı %50 oranındaki şirket hisselerini 2016 yılında davalı ...’ye devrettiğini, şirkette çalışmayı sürdürdüğünü, 20.08.2020 tarihinde noter senedi tekrar geri aldığını, ancak davalıların bu devri şirket kararına dönüştürmediklerini, tescil ve ilanını sağlamadıklarını, oysa işyerini müvekkilinin sevk ve idare ettiğini, yönettiğini, davalı ...’nün şirkette müdür sıfatını da taşıdığını ileri sürerek müvekkilinin noter satışına uygun şekilde ortaklığının tescil ve ilanını talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortağı ...’in tek ortak iken %50 hissesini noterden müvekkiline satıp şirketin tekrardan iki ortaklı hale geldiğini, şirketlerde yönetim kurulunun 30 gün içinde devri kabul etmeme hakkı varsa da tek ortağın hisse devrini kabul etmemesinin iyi niyete aykırılık taşıdığını, hisse devri için açılan asıl dava varken 24.11.2021 tarihli ortaklar kurulu kararının müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek 24.11.2021 tarihli kararın iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının şirket ortağı olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı gerektiğini, devrin bu onayla geçerli olacağını, davacı yazılı bir başvuru yapmadığından bir genel kurul kararı alınmadığını, onay bulunmadığından devrin geçerlilik kazanmadığını, davacının 22.09.2021 tarihinde şirketten ayrıldığını, yeni iş yeri kurduğunu, şirketin işçilerini de götürdüğünü, müvekkili şirketin de davacı ile ayrılan işçilerin sözleşmesini feshettiğini, davacının işçilerle birlikte haksız rekabet ettiğini, şirkete zarar verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; şirket ortağı olmayan davacının şirket kararının iptalini isteyemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre esas sermaye payının devri için ortaklar kurulunun onayının gerektiğini, bu onay olmadığından devrin geçerlik kazanmadığını, aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre şirketin sebep göstermeden onayı reddedebileceğini, sadece noter devir sözleşmesi ile şirket ortağı olunamayacağını, bu durumda davacının sadece ticaret sicilinden kaydının silinmesini ve devir bedelini devredenden isteyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in Büyükçekmece 8. Noterliğinin 20.08.2020 tarihli pay devir sözleşmesi ile 22.500,00 TL bedelle payını davacıya devrettiği, Kanunda devrin hüküm ifade etmesinin ortaklar genel kurulunca onay şartına bağlandığı, taraflar hisse devri konusunda anlaştığından noter evrakının ortaklar genel kurul kararı olarak kabulünün gerekeceği, 6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesinden farklı olarak pay defterine kayıt şartının aranmadığı, davalının devir işleminden vazgeçildiğine ilişkin noter evrakına eşdeğer bir belge sunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, Büyükçekmece 8.
Noterliğinin 20.08.2020 tarihli, 27079 yevmiye numaralı pay devir sözleşmesinin tesciline ve ilanına, pay defterine devrin kaydına, davalı şirketin 24.11.2021/1 tarihli pay devrinin reddine ilişkin kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinde genel kurul kararının şart koşulduğunu, Mahkeme gerekçesinde “genel kurul kararı şarttır, ama bu sözleşme ortaklar kurulu olarak kabul edilebilir” denilerek Kanun metnine ve ruhuna açıkça aykırı bir yorum getirildiğini, birleşen davada şirketin sebep göstermeksizin onayı reddedebileceğini, devir onay olmadığından, tescil ve ilan edilmediğinden geçerlilik kazanmadığını, sicil kayıtlarında davacının halen şirket ortağı olmadığını, devir için devralanın şirkete yazılı başvurusu ve ortaklar kararı alınmasının gerektiğini, sadece noterden devir sözleşmesi yapılmasıyla şirket ortağı olunmayacağını, davacının baskıyla davalı ...’i yanılttığını, yarı yarıya hisse devrini sağladığını, bu devirde bir bedel ödenmediğini, davacının eski devrettiği hissesi 22000 adet olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinde limited şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noterce onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca da onay verilmesi şartına bağlandığı, ancak somut olayda pay devrinin noterde yapıldığı, uyuşmazlığın bu noktada çıktığı, davalı ...'in pay devrine muvafakat vermediği anlaşılmakta ise de, pay devrine muvafakat verecek genel kurulda oy hakkına sahip başkaca bir ortağın bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un 595 inci maddesinde ortaklar kurulu kararı şart olarak düzenlenmekle birlikte tek ortaklı limited şirkette bu kuralın ne şekilde uygulanacağı hususunda açık bir düzenleme bulunmadığı, şirketin ana sözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hükme yer verilmediği, 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken iki ortaklı limited şirkette şirket ortaklarının biribirlerine yaptıkları pay devrine ilişkin olarak “dava konusu kararın da hisse devri sözleşmesinin tarafları olan anılanlar tarafından alınması karşısında esasen noterde yapılan hisse devri sözleşmesinin devreden açısından devre muvafakat niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.” yönünde içtihat bulunduğu, somut olayda şirketin payını devir eden tek ortak dışında başkaca bir ortak bulunmadığı, pay devir sözleşmesinin ortaklar kurulu tarafından verilen muvafakat niteliği taşıdığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; pay devri için ortaklar kurulu kararının gerektiğini, şirketin tek ortaklı olmasının bu kuralı değiştirmeyeceğini, şirketçe hisse devrinin reddine karar verildiğini, verilen kararla şekil şartının ihlal edildiğini, davacının aslında yarıdan az hisse devrettiği halde geri alırken müvekkili ortağı yanılttığını, yarı yarıya hisse devrini sağladığını, hisse devir bedeli ödenmediğini, davacının başka bir atölye kurup şirket işçilerini de buraya geçirdiğini, sözleşmenin genel kurul kararı olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu hisse devir sözleşmesinin şirket genel kurul kararının onayına tabi olup olmadığı, devreden dışında başka bir ortak bulunmamasının muvafakat niteliği taşıyıp taşımadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061281300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz