Bilirkişi raporları arasında çelişki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/893 E. 2024/4928 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporları arasında çelişki↗ adil yargılanma hakkı↗ belirsiz alacak davası↗ aktif husumet ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ alacak davası↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ haksız fiil↗ ıslah↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/256 E., 2020/66 K.
BİRLEŞEN DAVA :İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/99 E.
Taraflar arasındaki asıl tecavüzün ref'i ve maddi tazminat ve birleşen haksız rekabetin tespiti, tecavüzün ref'i, men'i ve maddi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş.'ye ait "Show TV" logolu yayın kuruluşu ve yapımcılığını davalı ... Medya Yayın Yapım Oto Kiralama ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin üstlendiği ve Seda Sayan'ın sunduğu "Evleneceksen Gel" programı ile müvekkiline ait evlendirme-izdivaç formatını izinsiz olarak kullandığını, eser sahiplerinin mali haklarını ihlal ettiğini ve mali hakların takibi ve telif ücretlerinin tahsili hususunda hak kaybına uğramalarına sebebiyet verdiklerini, haksız kazanç elde ettiklerini ileri sürerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi uyarınca davalıların tecavüzünün ref'ini, eserin (formatın) radyo ve televizyon istasyonlarında ve internet sitelerinde yayınlanmasının tedbiren durdurulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi kapsamında hesaplanacak tutarın 3 katı tutarında olmak üzere belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL mali hak bedelinin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 11.06.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, davalıların formatı ve mali hakları müvekkili şirkete ait olan ve ... TV'de yayınlanan "...'la adlı evlendirme programını ve formatını aynen izinsiz şekilde kullanarak yapım ve yayınını gerçekleştirdiklerinden, Show TV'de yayınlanan "Evleneceksen Gel" isimli programın, müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması bakımından, davalı kanalda, TV ve internet sitelerinde, video paylaşım sitelerinde yayınlanmasının tedbiren durdurulmasını, tecavüzün ref'i, müdahalenin men'i ile müvekkilinin zararlarının avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen 2016/99 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davalıların, mali hakları müvekkili şirkete ait izdivaç televizyon formatı programını taklit etmek suretiyle sebep olduğu haksız rekabetin tespiti, men’i ve davalılar aleyhinde tazminata hükmedilmesi ile tüm zararlarının avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilli şirketin emek ve ürününden haksız şekilde faydalanarak ve iltibas teşkil eden davranışlarda bulunarak müvekkili şirketin en son yapımcılığını üstlendiği ve ... TV’de yayınlanan “...’la” adlı evlendirme programını ve mali hakları müvekkili şirkete ait formatı aynen izinsiz şekilde ve birebir kullanarak yapım ve yayınını gerçekleştirdiği “Evleneceksen Gel” isimli programın, müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması bakımından TV ve internet sitelerinde, video paylaşım sitelerinde yayınlanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, formatlar arasında benzerliğin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Asıl davalı ... Medya Yayın Yapım Oto Kiralama ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; fikri bir ürün olmayan televizyon program formatlarının eser kapsamında olmadığını, davacının formatının da eser niteliği taşımadığını, davacının program formatıyla müvekkilinin program formatının birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının haklarını ihlal etmediğini savunarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. vekili birleşen 2016/99 E. sayılı dosya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... Medya Yayın Yapım Oto Kiralama ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili birleşen 2016/99 E. sayılı dosya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre davaya konu programın 5846 sayılı Kanun kapsamında korunmasının mümkün olmadığı bu nedenle de herhangi bir mali veya manevi hak ihlalinin bulunmadığı ve davalı eyleminin haksız rekabet de oluşturmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin giderilmediğini, üçüncü bilirkişi raporundaki müvekkili lehine olan değerlendirmelerin gerekçesiz bir şekilde mahkeme tarafından kabul edilmediğini ve hükme dayanak alınmadığını, üçüncü raporda söz konusu olay bakımından haksız rekabetin bulunduğu ve 5846 sayılı Kanun'un 83 üncü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü ve 55 inci maddeleri gereğince haksız rekabet hükümlerine göre müvekkilinin haklarının korunacağının vurgulandığını, bunun üzerine Mahkemeden tazminat hesabı yapılmasını istediklerini ancak Mahkemenin 24.09.2019 tarihli duruşmada bu taleplerini reddettiğini, asıl ve birleşen davalarda sadece 5846 sayılı Kanun'a ve esere dayalı tazminat taleplerinin olmadığını, ayrıca haksız rekabet hükümlerine göre de tazminat taleplerinde bulunduğunu, Mahkemenin evlilik programlarına ilişkin kişisel düşüncelerini baz alarak karar verdiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının zedelendiğini, dosyaya sunulan uzman görüşleri ile bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkiler giderilmeden ve hukuki mütalaalar değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu formatın hususiyet taşıdığını, programın 2008 yılından beri çekilmekte olduğunu ve kendisinden önceki evlilik programlarından açıkça ayrılmakta olduğunu, Mahkemenin özgünlük olmadığı gerekçesiyle haksız rekabet koşullarının gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, bu durumun dosyadaki somut delillere aykırılık arz ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece aldırılan üç bilirkişi raporunun da davacı formatının eser olmadığı yönünde benzer görüşler belirtmiş olduğu, davacı formatının hususiyet arz etmediği, gerek ulusal gerekse dünyanın başka yerlerindeki TV kanallarında benzer programların daha önce de yayınlanmış olduğu, davacının farklılık kattığına ilişkin hususların söz konusu programa hususiyet kazandırmadığı, söz konusu program formatının gerek ülke içinde gerekse dünyanın değişik yerlerindeki TV kanallarında benzerlerinin daha önce yayınlanmış olduğu, ayrıca program formatının esasında çöpçatanlık fikri temeline dayandığı, dolayısıyla söz konusu programın benzerinin yapılmış olmasının haksız rekabete neden olmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacıya ait program formatının davalılar tarafından izinsiz kullanılıp yayınlandığı iddiası ile tecavüzün ref'i, yayınlanmasının durdurulması ile 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca tazminat, birleşen davada ise haksız rekabetin tespiti, maddi tazminat, tecavüzün ref'i ve men'i istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci ve 61 inci maddesi, 5846 sayılı Kanun'un 66 ncı ve 68 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11601 E. 2010/2266 K.
Ortak:taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaTelevizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davada «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığını, formatlar arasında benzerliğin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda2-Ancak, davanın aktif dava «ehliyeti» bakımından reddine karar verilmesine rağmen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/2 nci maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiği de dikkate alınarak davalılar yararına toplam 2.400.00 YTL «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken yazılı şekilde 17.000.00 YTL hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yanlışlığın giderilmesi yeniden yarg …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · münhasırlık · yetki · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2-Ancak, davanın aktif dava «ehliyeti» bakımından reddine karar verilmesine rağmen hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/2 nci maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiği de dikkate alınarak davalılar yararına toplam 2.400.00 YTL «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken yazılı şekilde 17.000.00 YTL hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yanlışlığın giderilmesi yeniden yarg …
… ece format üretme hakkı verildiği, davalıların formatlarının Türkiye ve Dünya’daki bazı ülkelerde yayınlandığı, asıl hak sahibi tarafından dava açılmadığı, inhisari «yetki» verilmediğinden başkalarının dahi yayın hakkı olduğu, davalıların internet sitesi üzerinden dünyaya pazarlama hakkına müdahale hakkının dayanağının bulunmadığı, da …
… usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının ücretini ödeyerek Türkiye’de yayın yapma hakkını satın aldığı evlilik temalı reality show program formatının «münhasır» lisans hakkı sahibi olmamasına, dava dilekçesinde bu formata bağlı olarak kendisinin veya izniyle başkasının yaptığı tüm uygulamaların birbirlerinden bazı küçük fa …
-
Özgün olmayan TV program formatı haksız rekabetle korunmaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1721 E. 2025/150 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki asıl tecavüzün ref'i ve «maddi tazminat» ve birleşen «haksız rekabetin» tespiti, tecavüzün ref'i, men'i ve maddi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… 2016/99 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davalıların, mali hakları müvekkili şirkete ait izdivaç televizyon formatı programını taklit etmek suretiyle sebep olduğu «haksız rekabetin» tespiti, men’i ve davalılar aleyhinde tazminata hükmedilmesi ile tüm zararlarının «avans faizi» ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilli şirketin emek ve ürününden haksız şekilde faydalanarak ve «iltibas» teşkil eden davranışlarda bulunarak müvekkili şirketin en «son» yapımcılığını üstlendiği ve ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre davaya konu programın 5846 sayılı Kanun kapsamında korunmasının mümkün olmadığı bu nedenle de herhangi bir mali veya manevi hak ihlalinin bulunmadığı ve davalı eyleminin «haksız rekabet» de oluşturmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYarışıyor" adı altında 23.12.2015 tarihinde yayınlamaya başladığını, daha önce programın eser niteliğinde olduğu doğrultusunda açtığı davada alınan bilirkişi raporlarında, programın eser niteliğinde olmadığı, ancak «haksız rekabet» hükümlerince korunabileceğinin vurgulandığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalının, kendisinin yaptığı yapım teklifini uzun süre sonra ...
Yapım'a yaptırarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 55/c hükmündeki başkalarının iş «ürününden yetkisiz yararlanma» hükmünü ihlal ederek «haksız rekabete» neden olduğunu, olay nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek, programın ref'i ile tekrar yayına başlanmasının önlenmesine, yayınlanan bölümlerin imhasına, «masrafı» davalıdan alınarak hükmün «ilanına», 60.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yarışıyor" isimli programın içerik ve uygulama farklılığı olduğu, benzer yarışma programlarına göre özgün olmadığı ve aynı kategoride bulunmadığı, davacının «haksız rekabet» iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4202 E. 2023/6217 K.
Ortak:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · haksız rekabet · iltibas · husumet · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaTelevizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davada «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığını, formatlar arasında benzerliğin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… 2016/99 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davalıların, mali hakları müvekkili şirkete ait izdivaç televizyon formatı programını taklit etmek suretiyle sebep olduğu «haksız rekabetin» tespiti, men’i ve davalılar aleyhinde tazminata hükmedilmesi ile tüm zararlarının «avans faizi» ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilli şirketin emek ve ürününden haksız şekilde faydalanarak ve «iltibas» teşkil eden davranışlarda bulunarak müvekkili şirketin en «son» yapımcılığını üstlendiği ve ...
Taraflar arasındaki asıl tecavüzün ref'i ve «maddi tazminat» ve birleşen «haksız rekabetin» tespiti, tecavüzün ref'i, men'i ve maddi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada ve birleşen davada davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı yolunda itirazda bulunduklarını, davacının ise hak sahipliğine ilişkin olarak tek gelir olarak 21.02.2008 tarihli yayına ilişkin programın bir kısmının yer aldığı, sadece 51 saniye montajlanmış CD sunduğunu, bu delilin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüklerini, bu konuda «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını, davanın aktif husumetten reddi gerektiğini, Mahkemeye ayrıca konuyla ilgili olarak İstanbul C.
… lanan programa ilişkin formatın hak sahibi olduğu karinesi bulunduğu ve davacının da bu format üzerindeki hakları aldığının iddia edildiği, Esra Erol'un da imzasını «taşıyan» ve itiraza uğramamış olan şarta bağlı «fesih» ve «ibraname» başlıklı belgede, Esra Erolla izdivaç isimli programın formatının Artı Film'e ait olduğu şeklinde bir gerekçeye yer verildiğini, oysa davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığını, Mahkemenin bu hususu gereği gibi değerlendirmediğini, davacının hak sahipliğini 03.03.2008 tarihli sözleşmeye dayandırdığını, 21.02.2008 tarihli yayın CD'sinin ve işbu CD'den elde edilen görüntünün hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu, yine Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/8 E. sayılı dosyasında aynı programın «dava konusu» yapıldığını, ancak bu dosyada Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, yine bu görüntüde kanalın logosu ve programın isminin yer almadığını, bahse konu dosyada altı adet desti istivaç program «kaydının» yer aldığını, bu CD'lerde Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, yine evlilik programının ilk kamuya arzı niteliğinde olan 29.10.2007 tarihli yayında da Ahmet Sarbay'ın adının yer almadığını, ilk programın Billur Ak sunumuyla gerçekleştirildiğini, Mahkemenin «husumet itirazını» gereği gibi değerlendirmediğini, Mahkemeye Flash TV tarafından gönderilen cevapta, Ahmet Sarbay ile Flash TV arasında hiçbir hukuki bağ olmadığının belirtildiğini, Mahkemenin buna itibar etmediğini, yine 21.02.2008 tarihli yayın kaydının montajlanmış olup olmadığı konusundaki «bilirkişi incelemesi» taleplerinin değerlendirilmediğini, altı adet CD'de Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, davacının kötü niyetli ve haksız kazanç temin elde etmek amacıyla hak sahipliği konusunda hem çelişki meydana getirdiğini, hem de organik bağı bulunduğu şirketlerle lisans sözleşmesi yaparak mali hak sahibi olduğu yönünde yanıltıcı davranışlar sergilediğini, Mahkemenin bu konuda sundukları delilleri incelemediğini, gerekçeli kararda da bu delillere yer vermediğini, davacının formatın basit halini Ahmet Sarbay adına 2011 yılında tescil ettirdiğini iddia ettiğini, oysa ilgili internet sitesinde ise Ahmet Sarbay dışında şirket ortağı olan Zeynel Peker'in eser sahibi olduğunun iddia edildiğini, 2015 yılında ise aynı formatın bu kez şirket ortağı Fuat Onur Peker adına tescil edildiğini, hak sahipliği konusunda davacının uzun yıllar tenafuz oluşturduğunu, ayrıca karşı davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin bu formatta moderasyonunun detaylandırılmadığını, bu programdaki moderasyonun programa hususiyet katan münferit bir unsur halini aldığını, Esra Erol evlilik programı ile ilgili toplum nezdinde refleks olarak tanınan bir marka olduğunu, bu durumun davacı tarafından dahi kabul gördüğünü, moderasyonun programın içeriğinden daha önemli hale geldiğini, Esra Erol'un yer aldığı programlarda sunuculuk anlayışını da değiştirdiğini, 10 yıldır izleyici ve katılımcı topladığını, bunun da moderasyondan kaynaklandığını, bu güne kadar 329 çift evlendirildiğini, dolayısıyla moderasyonun zaman içinde gelişerek korunmaya değer nitelik kazandığını, televizyon formatındaki en önemli unsurun moderasyonda saklı olduğunu yapımcı firmanın da bildiğini, Alman Yüksek Mahkemesinin bir kararında programı izlenebilir kılanın soyut düşünce değil moderasyon olduğunu belirttiğini, bilirkişinin «son» raporda karşı dava açısından neticei taleplerini yanlış değerlendirdiğini, programdaki moderasyonun eser olarak kabul edilmesi gerektiğini bildirmiştir.
… özelliklerin bulunduğu, korumadan yararlanmayacak, herkesin kullanımına açık unsurlardan hareketle oluşturulan televizyon formatı niteliğinde bulunduğu, bu nedenle «haksız rekabet» unsurlarının da gerçekleşmediği, davalı ....'ye ait TV 8 kanalında herhangi bir kullanımın bulunmadığı, dolayısıyla bu davalı yönünden «pasif husumetin» olmadığı gerekçeleriyle asıl, karşı ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · haksız fesih · husumet itirazı · ibraname · hırsızlık · davanın konusu · ziya · sözleşmenin feshi
Benzer bu kararda… , buna göre program yayın formatlarının da eser olarak sayılması ve korunması gerektiğini belirttiğini, benzer programların farklı kanallarda yayınlanıyor olmasının «haksız rekabet» oluşturmayacağı şeklindeki görüşün de hatalı olduğunu, haksız rekabetin oluşması için iş ürününün aynı zamanda piyasaya sürülmesi şeklinde bir kural veya şartın olmadığını, davalıların arasındaki sözleşmenin tarihinin 05.06.2015 olup bu tarihte müvekkilinin programın henüz yayında olduğunu, buna rağmen birebir aynı programın yapılması amacında olan davalıların kötü niyetli olduğunu, dolayısıyla haksız rekabete ilişkin talepler bakımından da davanın reddinin hatalı olduğunu, Mahkemece alınan ikinci raporda ise ilk rapordaki formata yönelik detaylı ve görsel değerlendirmelere katıldıklarını, yine Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/8 E. sayılı dosyasının delil özelliğinin bulunmadığının ifade edildiğini, Mahkemenin bu raporu da dikkate almadığını, bahse konu dava dosyasının huzurdaki dava için emsal olamayacağını, alınan her iki raporda da format ve formatla çekilen programın özgün ve hususiyeti haiz olduğunun sabit olduğunu, davalıların programının müvekkilinin birebir taklidi olduğunun ortaya çıktığını, her iki raporda da format ve programın koruma altında olduğunun belirtildiğini, Mahkemenin bu hususları dikkate almadığını, Yargıtay'ın hususiyet «taşıyan» programı ve formatları eser olarak kabul ettiğini, buna göre formatın ve programın 5846 sayılı Kanun'un 83 ve 84 üncü maddeleri kapsamında haksız rekabet hükümlerine göre korunması gerektiğini, yine davalılar tarafından sunulan ve dosyada atanan bilirkişilerce çürütülen uzman görüşünün nazara alınmasının hatalı olduğunu, Mahkemenin kendisinin atadığı bilirkişiler tarafından verilen raporlardan «ziyade» başka bir dosyada alınan ve ilgili Mahkemece dahi itibar edilmeyen raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, zaten bu raporun bilimsellikten uzak, teknik ve sektörel hatalar içerdiğini, yine birleşen davada davalıların haksız rekabet şeklindeki eylemlerinin dikkate alınmadığını, kaldı ki birleşen davada davalıların «sözleşmenin feshine» yönelme ve «haksız fesih» bakımından da haksız rekabete yönelik tazminat talebinde bulunduklarını, Esra Erol'un FOX TV'de program devam ederken ve en az üç yıl daha müvekkili şirketle sunuc …
… lanan programa ilişkin formatın hak sahibi olduğu karinesi bulunduğu ve davacının da bu format üzerindeki hakları aldığının iddia edildiği, Esra Erol'un da imzasını «taşıyan» ve itiraza uğramamış olan şarta bağlı «fesih» ve «ibraname» başlıklı belgede, Esra Erolla izdivaç isimli programın formatının Artı Film'e ait olduğu şeklinde bir gerekçeye yer verildiğini, oysa davacının aktif dava «ehliyeti» bulunmadığını, Mahkemenin bu hususu gereği gibi değerlendirmediğini, davacının hak sahipliğini 03.03.2008 tarihli sözleşmeye dayandırdığını, 21.02.2008 tarihli yayın CD'sinin ve işbu CD'den elde edilen görüntünün hukuka aykırı delil mahiyetinde olduğunu, yine Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/8 E. sayılı dosyasında aynı programın «dava konusu» yapıldığını, ancak bu dosyada Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, yine bu görüntüde kanalın logosu ve programın isminin yer almadığını, bahse konu dosyada altı adet desti istivaç program «kaydının» yer aldığını, bu CD'lerde Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, yine evlilik programının ilk kamuya arzı niteliğinde olan 29.10.2007 tarihli yayında da Ahmet Sarbay'ın adının yer almadığını, ilk programın Billur Ak sunumuyla gerçekleştirildiğini, Mahkemenin «husumet itirazını» gereği gibi değerlendirmediğini, Mahkemeye Flash TV tarafından gönderilen cevapta, Ahmet Sarbay ile Flash TV arasında hiçbir hukuki bağ olmadığının belirtildiğini, Mahkemenin buna itibar etmediğini, yine 21.02.2008 tarihli yayın kaydının montajlanmış olup olmadığı konusundaki «bilirkişi incelemesi» taleplerinin değerlendirilmediğini, altı adet CD'de Ahmet Sarbay'ın adının geçmediğini, davacının kötü niyetli ve haksız kazanç temin elde etmek amacıyla hak sahipliği konusunda hem çelişki meydana getirdiğini, hem de organik bağı bulunduğu şirketlerle lisans sözleşmesi yaparak mali hak sahibi olduğu yönünde yanıltıcı davranışlar sergilediğini, Mahkemenin bu konuda sundukları delilleri incelemediğini, gerekçeli kararda da bu delillere yer vermediğini, davacının formatın basit halini Ahmet Sarbay adına 2011 yılında tescil ettirdiğini iddia ettiğini, oysa ilgili internet sitesinde ise Ahmet Sarbay dışında şirket ortağı olan Zeynel Peker'in eser sahibi olduğunun iddia edildiğini, 2015 yılında ise aynı formatın bu kez şirket ortağı Fuat Onur Peker adına tescil edildiğini, hak sahipliği konusunda davacının uzun yıllar tenafuz oluşturduğunu, ayrıca karşı davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin bu formatta moderasyonunun detaylandırılmadığını, bu programdaki moderasyonun programa hususiyet katan münferit bir unsur halini aldığını, Esra Erol evlilik programı ile ilgili toplum nezdinde refleks olarak tanınan bir marka olduğunu, bu durumun davacı tarafından dahi kabul gördüğünü, moderasyonun programın içeriğinden daha önemli hale geldiğini, Esra Erol'un yer aldığı programlarda sunuculuk anlayışını da değiştirdiğini, 10 yıldır izleyici ve katılımcı topladığını, bunun da moderasyondan kaynaklandığını, bu güne kadar 329 çift evlendirildiğini, dolayısıyla moderasyonun zaman içinde gelişerek korunmaya değer nitelik kazandığını, televizyon formatındaki en önemli unsurun moderasyonda saklı olduğunu yapımcı firmanın da bildiğini, Alman Yüksek Mahkemesinin bir kararında programı izlenebilir kılanın soyut düşünce değil moderasyon olduğunu belirttiğini, bilirkişinin «son» raporda karşı dava açısından neticei taleplerini yanlış değerlendirdiğini, programdaki moderasyonun eser olarak kabul edilmesi gerektiğini bildirmiştir.
… sektörde formatın mali haklarının müvekkiline ait olduğunun herkesçe bilindiğini, bu nedenle müvekkilinden izin alındığını, dosyaya sundukları Star TV ile imzalanan «protokolde» formatın müvekkiline ait olduğunun kabul edildiğini, ayrıca müvekkilinin bu formatı Frapada ilk haliyle ve geliştirilen versiyonuyla tescil ettirdiğini, dolayısıyla mali hakların müvekkiline ait olduğunu, kaldı ki ...'in müvekkiline verdiği yazılı beyanda bu durumu kabul ederek herhangi bir hakkı olmadığını beyan ve kabul ettiğini, bu formatın başka kanallarda yayınlanacağını öğrenmeleri üzerine asıl davayı açtıklarını, daha sonra ise 2015 ve 2016 yayın dönemi başlamadan önce davalı ATV kanalında reklam ve tanıtım yapılmaya başlanınca birleşen davayı açtıklarını, «davaların birleştirildiğini», ancak Mahkemenin tafsilatlı ve teknik bilirkişi raporlarını nazara almaksızın hukukçu görüşünü nazara alarak davayı reddettiğini, kararın hatalı olduğunu, «eksik inceleme» ile karar verildiğini, Mahkemece alınan 26.01.2017 tarihli raporda, formatın kendine özgü ve özgün olduğunun belirtildiğini, davalıların programın formatının müvekkilininkiyle aynı olduğunu, dolayısıyla formatın aynen izinsiz kullanılmasının davalılarca «iltibasa» neden olduğunu, izleyicinin yanıltıldığını ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği yolunda görüş bildirildiğini, ancak Mahkemenin bu görüşü dikkate almadığını, yine rapordaki çoğunluk görüşünün formatın eser olarak tanımlanabileceği …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın davacısı olan Artı Film Prodüksiyon A.Ş.'nin, «dava konusu» izdivaç program formatının kendisine ait olduğunu iddia ettiği, öncelikli olarak davacının bu program formatı üzerinde hak sahibi olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, delil olarak söz konusu formatın dava dışı Ahmet Sarbay tarafından davacıya devredildiğine ilişkin dosyaya sözleşme sunulduğu, dosyadaki Flash TV görüntülerinin çıktılarında programın yapımcı yönetmeninin Ahmet Sarbay yazdığı, buna göre ilk defa programın formatının Flash TV'de alenileştiği, 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine göre gerçek kişilerin hak sahibi olabileceği gözetildiğinde davacının program formatı üzerinde hak sahibi olduğu kanaatine varıldığı, buna göre davalı, karşı davacı ... vekilinin asıl ve birleşen davanın davacısının «husumetine» yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, diğer sorunun ise formatların eser olarak korunup korunamayacağı hususu olduğu, bu husus tartışmalı olmakla birlikte somut olay bakımından dava konusu evlilik programının formatında katılımcıların yarış içerisinde olmaksızın kendileriyle evlenmek isteyen kişiler ile görüştükleri, ilk olarak paravan arkasından, daha sonra ise çiftler istedikleri takdirde yüz yüze görüşme aşamasına geçildiği ve devamında evlenme yolunda adımlar atıldığı, görüştüğü kişiyle anlaşamayan kişilerin programdan ayrılabileceği gibi orada kalıp kendisiyle evlenmek isteyecek başka kişilerle de tanışmak üzere bekleyebildiği, bu tarz evlendirme programlarının ülkemizde geçmiş yıllarda yaygın olarak birçok televizyon kanalında yer aldığı, bu şekildeki programda yarışmanın değil, serbest katılım ve katılımcılarla evlenmek için gelen kişiler üzerinden programın yürütüldüğü, dolayısıyla bu çerçevedeki formatın hususiyet taşıdığından söz edilemeyeceği, somut olay bakımından dava konusu formatın hususiyet taşımadığından eser olarak korunamayacağı, öte yandan söz konusu format ve programın yönetim ve senaryo gibi unsurlar içermediğinden sinema eseri niteliğinin bulunmadığı, ayrıca ilim ve edebiyat eseri olarak da korunamayacağı, bu çerçevede İlk Derece Mahkemesince alınan ilk bilirkişi heyetindeki ayrık görüş veren bilirkişi ile ikinci rapor içeriği ayrıntılı incelemeyi içerdiği gibi istinaf denetimine de elverişli bulunduğu, öte yandan somut olay bakımından karıştırılma ihtimaline dayalı «haksız rekabetin» koşullarının da bulunmadığı, anılan gerekçelerle karşı davanın da yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı, karşı davada davalı vekili ile asıl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/893 E. , 2024/4928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/224 Esas, 2022/2014 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/256 E., 2020/66 K.
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/99 E.
Taraflar arasındaki asıl tecavüzün ref'i ve maddi tazminat ve birleşen haksız rekabetin tespiti, tecavüzün ref'i, men'i ve maddi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş.'ye ait "Show TV" logolu yayın kuruluşu ve yapımcılığını davalı ... Medya Yayın Yapım Oto Kiralama ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin üstlendiği ve Seda Sayan'ın sunduğu "Evleneceksen Gel" programı ile müvekkiline ait evlendirme-izdivaç formatını izinsiz olarak kullandığını, eser sahiplerinin mali haklarını ihlal ettiğini ve mali hakların takibi ve telif ücretlerinin tahsili hususunda hak kaybına uğramalarına sebebiyet verdiklerini, haksız kazanç elde ettiklerini ileri sürerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi uyarınca davalıların tecavüzünün ref'ini, eserin (formatın) radyo ve televizyon istasyonlarında ve internet sitelerinde yayınlanmasının tedbiren durdurulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi kapsamında hesaplanacak tutarın 3 katı tutarında olmak üzere belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL mali hak bedelinin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 11.06.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, davalıların formatı ve mali hakları müvekkili şirkete ait olan ve ... TV'de yayınlanan "...'la adlı evlendirme programını ve formatını aynen izinsiz şekilde kullanarak yapım ve yayınını gerçekleştirdiklerinden, Show TV'de yayınlanan "Evleneceksen Gel" isimli programın, müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması bakımından, davalı kanalda, TV ve internet sitelerinde, video paylaşım sitelerinde yayınlanmasının tedbiren durdurulmasını, tecavüzün ref'i, müdahalenin men'i ile müvekkilinin zararlarının avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen 2016/99 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davalıların, mali hakları müvekkili şirkete ait izdivaç televizyon formatı programını taklit etmek suretiyle sebep olduğu haksız rekabetin tespiti, men’i ve davalılar aleyhinde tazminata hükmedilmesi ile tüm zararlarının avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilli şirketin emek ve ürününden haksız şekilde faydalanarak ve iltibas teşkil eden davranışlarda bulunarak müvekkili şirketin en son yapımcılığını üstlendiği ve ... TV’de yayınlanan “...’la” adlı evlendirme programını ve mali hakları müvekkili şirkete ait formatı aynen izinsiz şekilde ve birebir kullanarak yapım ve yayınını gerçekleştirdiği “Evleneceksen Gel” isimli programın, müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması bakımından TV ve internet sitelerinde, video paylaşım sitelerinde yayınlanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, formatlar arasında benzerliğin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Asıl davalı ... Medya Yayın Yapım Oto Kiralama ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; fikri bir ürün olmayan televizyon program formatlarının eser kapsamında olmadığını, davacının formatının da eser niteliği taşımadığını, davacının program formatıyla müvekkilinin program formatının birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının haklarını ihlal etmediğini savunarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. vekili birleşen 2016/99 E. sayılı dosya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... Medya Yayın Yapım Oto Kiralama ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili birleşen 2016/99 E. sayılı dosya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre davaya konu programın 5846 sayılı Kanun kapsamında korunmasının mümkün olmadığı bu nedenle de herhangi bir mali veya manevi hak ihlalinin bulunmadığı ve davalı eyleminin haksız rekabet de oluşturmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin giderilmediğini, üçüncü bilirkişi raporundaki müvekkili lehine olan değerlendirmelerin gerekçesiz bir şekilde mahkeme tarafından kabul edilmediğini ve hükme dayanak alınmadığını, üçüncü raporda söz konusu olay bakımından haksız rekabetin bulunduğu ve 5846 sayılı Kanun'un 83 üncü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü ve 55 inci maddeleri gereğince haksız rekabet hükümlerine göre müvekkilinin haklarının korunacağının vurgulandığını, bunun üzerine Mahkemeden tazminat hesabı yapılmasını istediklerini ancak Mahkemenin 24.09.2019 tarihli duruşmada bu taleplerini reddettiğini, asıl ve birleşen davalarda sadece 5846 sayılı Kanun'a ve esere dayalı tazminat taleplerinin olmadığını, ayrıca haksız rekabet hükümlerine göre de tazminat taleplerinde bulunduğunu, Mahkemenin evlilik programlarına ilişkin kişisel düşüncelerini baz alarak karar verdiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının zedelendiğini, dosyaya sunulan uzman görüşleri ile bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkiler giderilmeden ve hukuki mütalaalar değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu formatın hususiyet taşıdığını, programın 2008 yılından beri çekilmekte olduğunu ve kendisinden önceki evlilik programlarından açıkça ayrılmakta olduğunu, Mahkemenin özgünlük olmadığı gerekçesiyle haksız rekabet koşullarının gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, bu durumun dosyadaki somut delillere aykırılık arz ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece aldırılan üç bilirkişi raporunun da davacı formatının eser olmadığı yönünde benzer görüşler belirtmiş olduğu, davacı formatının hususiyet arz etmediği, gerek ulusal gerekse dünyanın başka yerlerindeki TV kanallarında benzer programların daha önce de yayınlanmış olduğu, davacının farklılık kattığına ilişkin hususların söz konusu programa hususiyet kazandırmadığı, söz konusu program formatının gerek ülke içinde gerekse dünyanın değişik yerlerindeki TV kanallarında benzerlerinin daha önce yayınlanmış olduğu, ayrıca program formatının esasında çöpçatanlık fikri temeline dayandığı, dolayısıyla söz konusu programın benzerinin yapılmış olmasının haksız rekabete neden olmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacıya ait program formatının davalılar tarafından izinsiz kullanılıp yayınlandığı iddiası ile tecavüzün ref'i, yayınlanmasının durdurulması ile 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca tazminat, birleşen davada ise haksız rekabetin tespiti, maddi tazminat, tecavüzün ref'i ve men'i istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci ve 61 inci maddesi, 5846 sayılı Kanun'un 66 ncı ve 68 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060773400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz