Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1642 E. 2012/9499 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni sermaye↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait markalardaki asıl unsurun TATBAK ibaresi olduğu, davalıya ait markanın davacıya ait marka ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu, anılan ibare üzerinde davacının öncelik hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İsviçre -Türk Markalar Hukukunda, ilke olarak, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Bu kişiye "gerçek hak sahibi” denir. Bu durumda markanın tescili, sadece açıklayıcı bir etkiye sahiptir. Diğer bir deyişle, marka üzerindeki hak, tescilden önce doğmuş bulunmaktadır.
Buna karşın, bir markayı kullanmaksızın, sadece adına tescil ettiren bir kimsenin tescili kurucu bir etkiye sahiptir. Bu tescil, hak sahibine sadece başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilecektir. Ancak, bu markayı daha önce kullanan kişi, markanın gerçek hak sahibi olup, dava açarak markayı adına tescil ettirebilir. Zira, marka üzerinde gerçek hak sahipliği, ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak tanımaz.
Somut olayda, davacı taraf 1988 yılında tescil ettirdiği “Tatbak Kebap Salonu” ibareli ve 2001 yılında tescil ettirdiği “TATBAK” ibareli markaları gerekçe göstererek davalı adına 2007 yılında tescil edilen “tatbak unlu mamülleri extra kalite + şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş, davalı taraf ise markalardaki asıl unsur olan “TATBAK” ibaresinin 1982 yılından beri müvekkili tarafından işletme adı olarak kullanıldığını savunarak buna ilişkin delillerini dosyaya ibraz etmiştir.
Mahkemece, anılan ibare üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davalı tarafın “TATBAK” ibaresini 1982 yılından beri işletme adı olarak kullandığı savunması üzerinde durulmamıştır. Gerçekten de davalı tarafından dosyaya ibraz edilen belgelerden davalı şirketin ortaklarından olan Gürbüz Küçükçolak tarafından “Tatbak Un Mamulleri Gürbüz Küçükçolak” ibaresinin işletme adı olarak 14.12.1984 tarihinde tescil edildiği ve tescil belgesinde işletmenin 12.10.1982 tarihinden beri kurabiye, tatlı vb. unlu mamulleri imal ettiği ve bu işletmenin 01.12.1999 tarihinde kurulan davalı şirkete ayni sermaye olarak konulduğu ve “TATBAK” ibaresinin davalı şirketin unvanında aynen yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafın anılan ibareyi davacıdan önce işletme adı olarak kullandığı iddiasının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2961 E. 2020/100 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait markalardaki asıl unsurun TATBAK ibaresi olduğu, davalıya ait markanın davacıya ait marka ile «iltibasa» neden olacak şekilde benzer olduğu, anılan ibare üzerinde davacının öncelik hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… rece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "TATBAK" markasını kullanmaya devam ettiği, temadi eden eylem sebebiyle «zamanaşımı» süresinin geçmediği, sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşmadığı, baklava, kazandibi, sütlaç ve sup ürünlerinin hem davacı markası kapsamında yer aldığı, hem de davalı tarafından kullanıldığı, bir kısım malların ise benzerlik arz ettiği, bu sebeple davalı kullanımının davacının marka hakkını ihlal ettiği, davalının kendisinin üreterek sattığı malların 35.08. sınıf kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının "Tatbak" ibaresini davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda kullanımının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin «maddi tazminat» talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 854.606,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ticaret ünvanının terkinine yö …
… inde, davalının baklava, pasta, sütlaç, kazandibi, yufka gibi ürünleri sattığı, bu ürünlerin davacının markaları kapsamındaki ürünlerle benzer olduğu kabul edilerek «marka hakkına tecavüz» tespit edilmiş, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde de "Davalının Tatbak ibaresini davacı tescilli markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına" dair hüküm tesis …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · zamanaşımı defi · hakkaniyet · denetime elverişlilik · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · kâr kaybı · ıslah
Benzer bu kararda… kası kapsamındaki ürünler ile davalının kullanımındaki ürünlerin benzerlik, işaretlerin ise aynılık taşıdığı, marka üzerindeki hakkın davacıya ait olduğu, davalının «ticaret unvanı» dışındaki markasal kullanımının markaya tecavüz teşkil ettiği, fiil temadi ettiği için «zamanaşımı defiinin» yerinde görülmediği, sunulan delillerden davalının 2002 yılından itibaren "TATBAK" ibaresini kullanmaya başladığı, ibareye büyük yatırım yaptığı, dolayısıyla davalının ticari faaliyetlerini davacının markasının tanınmışlığından değil, kendisinin gerçekleştirdiği yatırım ve tanıtımlarla sürdürdüğü, aynı ibareden oluşan unvanın da davalı yanca kullanılmasının hak ve sorumluluk olduğu, lisans bedeli için görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinin bu hususları dikkate almadan büyük miktarlarda lisans bedeli hesapladığı, tazminatın davacının uğradığı zararla orantılı olması, lisans bedelinin marka sahibinin yatırımlarına işaret eden unsurlar ile tecavüz edenin ürün pazarlamasına katkısının dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının sadece bir işletmede faaliyet göstermesi nazara alındığında davalının düzinelerce işletmesinin gelirlerinin %3,75'inin lisans bedeli olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği, yine davalının işyerinde başka markalı ürünlerin de satıldığı, bu durumda Türk Borçlar Kanununun 50-51. maddelerinin gözetilerek «maddi tazminatın» takdiren 427.000 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Tatbak ibaresini unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 427.000 TL'nin «ıslah» tarihi olan 24.11.2016'dan itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, www.hakmar.com.tr adlı internet sitesinde davacı marka hakkına tecavüz oluşturacak şekil …
… rece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "TATBAK" markasını kullanmaya devam ettiği, temadi eden eylem sebebiyle «zamanaşımı» süresinin geçmediği, sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşmadığı, baklava, kazandibi, sütlaç ve sup ürünlerinin hem davacı markası kapsamında yer aldığı, hem de davalı tarafından kullanıldığı, bir kısım malların ise benzerlik arz ettiği, bu sebeple davalı kullanımının davacının marka hakkını ihlal ettiği, davalının kendisinin üreterek sattığı malların 35.08. sınıf kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının "Tatbak" ibaresini davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda kullanımının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin «maddi tazminat» talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 854.606,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ticaret ünvanının terkinine yö …
… inde, davalının baklava, pasta, sütlaç, kazandibi, yufka gibi ürünleri sattığı, bu ürünlerin davacının markaları kapsamındaki ürünlerle benzer olduğu kabul edilerek «marka hakkına tecavüz» tespit edilmiş, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde de "Davalının Tatbak ibaresini davacı tescilli markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına" dair hüküm tesis …
… içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm ile hüküm fıkralar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6647 E. 2023/4141 K.
Ortak:iltibas · Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait markalardaki asıl unsurun TATBAK ibaresi olduğu, davalıya ait markanın davacıya ait marka ile «iltibasa» neden olacak şekilde benzer olduğu, anılan ibare üzerinde davacının öncelik hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · maddi hata · sicilden terkin · havale · terkin
Benzer bu karardaDava, 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü ve «sicilden terkin» istemine ilişkin olup, Mahkemece verilen karar taraf «vekillerine tebliğ» edilmiş, taraf vekillerince yasal süre içerisinde kararın temyizi istenmiş, Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde ise davalı vekilinin 25.06.2020 «havale» tarihli temyiz dilekçesi «maddi hata» sonucu gözden kaçırılarak yalnızca davacı vekilinin temyiz itirazları değerlendirilmiş ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5795 E. 2022/2997 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erişimin engellenmesi · ilan
Benzer bu kararda… bir araya getirilmesi, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerin alt sınıfları bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli www.tatbak.com.tr alan adının «erişiminin engellenmesine», hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1642 E. , 2012/9499 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu(Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/89-2010/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “TATBAK” ibareli markaları olduğunu, davalının da “Tatbak Unlu Mamülleri Extra Kalite + şekil” ibareli markayı müvekkiline ait marka ile aynı sınıflarda tescil ettirdiğini, oysa davalıya ait markanın müvekkiline ait marka ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait markalardaki asıl unsurun TATBAK ibaresi olduğu, davalıya ait markanın davacıya ait marka ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu, anılan ibare üzerinde davacının öncelik hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İsviçre -Türk Markalar Hukukunda, ilke olarak, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Bu kişiye "gerçek hak sahibi” denir. Bu durumda markanın tescili, sadece açıklayıcı bir etkiye sahiptir. Diğer bir deyişle, marka üzerindeki hak, tescilden önce doğmuş bulunmaktadır.
Buna karşın, bir markayı kullanmaksızın, sadece adına tescil ettiren bir kimsenin tescili kurucu bir etkiye sahiptir. Bu tescil, hak sahibine sadece başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilecektir. Ancak, bu markayı daha önce kullanan kişi, markanın gerçek hak sahibi olup, dava açarak markayı adına tescil ettirebilir. Zira, marka üzerinde gerçek hak sahipliği, ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak tanımaz.
Somut olayda, davacı taraf 1988 yılında tescil ettirdiği “Tatbak Kebap Salonu” ibareli ve 2001 yılında tescil ettirdiği “TATBAK” ibareli markaları gerekçe göstererek davalı adına 2007 yılında tescil edilen “tatbak unlu mamülleri extra kalite + şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş, davalı taraf ise markalardaki asıl unsur olan “TATBAK” ibaresinin 1982 yılından beri müvekkili tarafından işletme adı olarak kullanıldığını savunarak buna ilişkin delillerini dosyaya ibraz etmiştir.
Mahkemece, anılan ibare üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davalı tarafın “TATBAK” ibaresini 1982 yılından beri işletme adı olarak kullandığı savunması üzerinde durulmamıştır. Gerçekten de davalı tarafından dosyaya ibraz edilen belgelerden davalı şirketin ortaklarından olan Gürbüz Küçükçolak tarafından “Tatbak Un Mamulleri Gürbüz Küçükçolak” ibaresinin işletme adı olarak 14.12.1984 tarihinde tescil edildiği ve tescil belgesinde işletmenin 12.10.1982 tarihinden beri kurabiye, tatlı vb. unlu mamulleri imal ettiği ve bu işletmenin 01.12.1999 tarihinde kurulan davalı şirkete ayni sermaye olarak konulduğu ve “TATBAK” ibaresinin davalı şirketin unvanında aynen yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafın anılan ibareyi davacıdan önce işletme adı olarak kullandığı iddiasının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059651000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz