Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6647 E. 2023/4141 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erişimin engellenmesi↗ sözlü yargılama↗ tahkikat↗ vekile tebliğ↗ maddi hata↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ kâr kaybı↗ havale↗ terkin↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemine ilişkin olup, Mahkemece verilen karar taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerince yasal süre içerisinde kararın temyizi istenmiş, Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde ise davalı vekilinin 25.06.2020 havale tarihli temyiz dilekçesi maddi hata sonucu gözden kaçırılarak yalnızca davacı vekilinin temyiz itirazları değerlendirilmiş ve kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu kez davalı vekili, Dairemiz bozma ilâmına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuş ve temyiz dilekçesinin incelenmesini talep etmiş olup, davalı vekilinin talebinde haklı olduğu ve mahkeme kararına karşı süresinde temyiz yoluna başvurduğu da belirlendiğinden, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin bu yönden kabulüyle Dairemizin 13.04.2022 tarih, 2020/5795 E. ve 2022/2997 K. sayılı bozma kararının ortadan kaldırılması ve davalı vekilinin incelenmeyen temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dairemizin 20.12.2018 tarih, 2016/10331 E. ve 2018/8143 K. sayılı ilamında, "...Bu durumda, mahkemece anılan markaların kapsadığı 30 ve 35. sınıflar bakımından aynı ya da benzer tür olup olmadıkları yönünden değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken..." denilerek, davalının 2006/10665 sayılı ‘’Haktat+şekil’’ markası ile 2009/70043 sayılı ‘’tatbaki’’ markası yönünden, bu markaların kapsadığı 30 ve 35 inci sınıflar bakımından bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirme sonucu, davalıya ait 2006/10665 sayılı 30 uncu sınıfta tescilli ‘’Haktatbak+şekil’’ ibareli markanın ‘’yiyecekler için çeşni ve lezzet vericiler, şekerlemeler, lokumlar, helvalar, çikolatalı ürünler’’ alt sınıfları bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, 30 uncu sınıftaki diğer malların da davacının ‘’Tatbak’’ unsurlu seri markalarında yer alan "yiyecek-içecek hizmetleri" ile diğer gıda maddeleri malları ile ilişkilendirilebileceği nazara alınarak, 2006/10665 sayılı markanın 30 uncu sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5795 E. 2022/2997 K.
Ortak:erişimin engellenmesi · ilan
Benzer bu kararda… bir araya getirilmesi, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerin alt sınıfları bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli www.tatbak.com.tr alan adının «erişiminin engellenmesine», hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10331 E. 2018/8143 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas
Benzer bu karardaBu ürünlerin ortalama alıcıları nezdinde dava konusu markalar arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesine yol açacak nitelikte benzerlik bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu tarihten önceki bir tarihte davacı adına tescilli «ticaret unvanı» ve alan adı ile marka tescilinin bulunması karşısında davalının alan adı tahsis ve kullanımının haklı nedene dayalı bir kullanım olduğundan söz edilemeyeceğiden, b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre · kötü niyet
Benzer bu kararda2-Ancak, 556 sayılı KHK’nın 8/1- (b) ve 42. maddelerine dayalı hükümsüzlük davasının tescilden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılması gerekli olup, «kötü niyet» halinde hak düşürücü süre uygulanmaz.
Dava konusu 2006/10665 ve 2009/70043 sayılı markalar hakkında hükümsüzlük davası tescilden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı halde mahkemece sessiz kalma yoluyla dava hakkının yitirildiğine dair gerekçe isabetli değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1642 E. 2012/9499 K.
Ortak:iltibas · Marka hükümsüzlüğü
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait markalardaki asıl unsurun TATBAK ibaresi olduğu, davalıya ait markanın davacıya ait marka ile «iltibasa» neden olacak şekilde benzer olduğu, anılan ibare üzerinde davacının öncelik hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayni sermaye · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaGerçekten de davalı tarafından dosyaya «ibraz» edilen belgelerden davalı şirketin ortaklarından olan Gürbüz Küçükçolak tarafından “Tatbak Un Mamulleri Gürbüz Küçükçolak” ibaresinin işletme adı olarak 14.12.1984 tarihinde tescil edildiği ve tescil belgesinde işletmenin 12.10.1982 tarihinden beri kurabiye, tatlı vb. unlu mamulleri imal ettiği ve bu işletmenin 01.12.1999 tarihinde kurulan davalı şirkete «ayni sermaye» olarak konulduğu ve “TATBAK” ibaresinin davalı şirketin unvanında aynen yer aldığı anlaşılmaktadır.
… arkalardaki asıl unsur olan “TATBAK” ibaresinin 1982 yılından beri müvekkili tarafından işletme adı olarak kullanıldığını savunarak buna ilişkin delillerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafın anılan ibareyi davacıdan önce işletme adı olarak kullandığı iddiasının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2961 E. 2020/100 K.
Ortak:ticaret unvanı · kâr kaybı · iltibas
Benzer bu kararda… rece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "TATBAK" markasını kullanmaya devam ettiği, temadi eden eylem sebebiyle «zamanaşımı» süresinin geçmediği, sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşmadığı, baklava, kazandibi, sütlaç ve sup ürünlerinin hem davacı markası kapsamında yer aldığı, hem de davalı tarafından kullanıldığı, bir kısım malların ise benzerlik arz ettiği, bu sebeple davalı kullanımının davacının marka hakkını ihlal ettiği, davalının kendisinin üreterek sattığı malların 35.08. sınıf kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının "Tatbak" ibaresini davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda kullanımının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin «maddi tazminat» talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 854.606,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ticaret ünvanının terkinine yö …
… kası kapsamındaki ürünler ile davalının kullanımındaki ürünlerin benzerlik, işaretlerin ise aynılık taşıdığı, marka üzerindeki hakkın davacıya ait olduğu, davalının «ticaret unvanı» dışındaki markasal kullanımının markaya tecavüz teşkil ettiği, fiil temadi ettiği için «zamanaşımı defiinin» yerinde görülmediği, sunulan delillerden davalının 2002 yılından itibaren "TATBAK" ibaresini kullanmaya başladığı, ibareye büyük yatırım yaptığı, dolayısıyla davalının ticari faaliyetlerini davacının markasının tanınmışlığından değil, kendisinin gerçekleştirdiği yatırım ve tanıtımlarla sürdürdüğü, aynı ibareden oluşan unvanın da davalı yanca kullanılmasının hak ve sorumluluk olduğu, lisans bedeli için görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinin bu hususları dikkate almadan büyük miktarlarda lisans bedeli hesapladığı, tazminatın davacının uğradığı zararla orantılı olması, lisans bedelinin marka sahibinin yatırımlarına işaret eden unsurlar ile tecavüz edenin ürün pazarlamasına katkısının dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının sadece bir işletmede faaliyet göstermesi nazara alındığında davalının düzinelerce işletmesinin gelirlerinin %3,75'inin lisans bedeli olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği, yine davalının işyerinde başka markalı ürünlerin de satıldığı, bu durumda Türk Borçlar Kanununun 50-51. maddelerinin gözetilerek «maddi tazminatın» takdiren 427.000 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Tatbak ibaresini unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 427.000 TL'nin «ıslah» tarihi olan 24.11.2016'dan itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, www.hakmar.com.tr adlı internet sitesinde davacı marka hakkına tecavüz oluşturacak şekil …
… inde, davalının baklava, pasta, sütlaç, kazandibi, yufka gibi ürünleri sattığı, bu ürünlerin davacının markaları kapsamındaki ürünlerle benzer olduğu kabul edilerek «marka hakkına tecavüz» tespit edilmiş, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde de "Davalının Tatbak ibaresini davacı tescilli markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına" dair hüküm tesis …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · zamanaşımı defi · hakkaniyet · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu kararda… kası kapsamındaki ürünler ile davalının kullanımındaki ürünlerin benzerlik, işaretlerin ise aynılık taşıdığı, marka üzerindeki hakkın davacıya ait olduğu, davalının «ticaret unvanı» dışındaki markasal kullanımının markaya tecavüz teşkil ettiği, fiil temadi ettiği için «zamanaşımı defiinin» yerinde görülmediği, sunulan delillerden davalının 2002 yılından itibaren "TATBAK" ibaresini kullanmaya başladığı, ibareye büyük yatırım yaptığı, dolayısıyla davalının ticari faaliyetlerini davacının markasının tanınmışlığından değil, kendisinin gerçekleştirdiği yatırım ve tanıtımlarla sürdürdüğü, aynı ibareden oluşan unvanın da davalı yanca kullanılmasının hak ve sorumluluk olduğu, lisans bedeli için görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinin bu hususları dikkate almadan büyük miktarlarda lisans bedeli hesapladığı, tazminatın davacının uğradığı zararla orantılı olması, lisans bedelinin marka sahibinin yatırımlarına işaret eden unsurlar ile tecavüz edenin ürün pazarlamasına katkısının dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının sadece bir işletmede faaliyet göstermesi nazara alındığında davalının düzinelerce işletmesinin gelirlerinin %3,75'inin lisans bedeli olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun düşmediği, yine davalının işyerinde başka markalı ürünlerin de satıldığı, bu durumda Türk Borçlar Kanununun 50-51. maddelerinin gözetilerek «maddi tazminatın» takdiren 427.000 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Tatbak ibaresini unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 427.000 TL'nin «ıslah» tarihi olan 24.11.2016'dan itibaren «yasal faiz» yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, www.hakmar.com.tr adlı internet sitesinde davacı marka hakkına tecavüz oluşturacak şekil …
… rece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "TATBAK" markasını kullanmaya devam ettiği, temadi eden eylem sebebiyle «zamanaşımı» süresinin geçmediği, sessiz kalma yoluyla hak «kaybının» oluşmadığı, baklava, kazandibi, sütlaç ve sup ürünlerinin hem davacı markası kapsamında yer aldığı, hem de davalı tarafından kullanıldığı, bir kısım malların ise benzerlik arz ettiği, bu sebeple davalı kullanımının davacının marka hakkını ihlal ettiği, davalının kendisinin üreterek sattığı malların 35.08. sınıf kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının "Tatbak" ibaresini davacı markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda kullanımının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, fiili zarara ilişkin «maddi tazminat» talebinin reddine, «yoksun kalınan» kazanç olarak 556 sayılı KHK'nın 66/c bendi uyarınca hesaplanan 854.606,96 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının ticaret ünvanının terkinine yö …
… inde, davalının baklava, pasta, sütlaç, kazandibi, yufka gibi ürünleri sattığı, bu ürünlerin davacının markaları kapsamındaki ürünlerle benzer olduğu kabul edilerek «marka hakkına tecavüz» tespit edilmiş, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde de "Davalının Tatbak ibaresini davacı tescilli markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde unlu gıdalarda markasal kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, vaki tecavüzün durdurulmasına" dair hüküm tesis …
… içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe ve hüküm ile hüküm fıkralar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6647 E. , 2023/4141 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/97 Esas, 2020/47 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 1960 yılından bu yana TATBAK İşletmesi olarak faaliyet gösterdiğini, "TATBAK" ibareli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde çok sayıda tescilinin bulunduğunu, bu markayı yaklaşık 25 yıldır tescilli olarak kullandığını, www.tatbak.com internet alan adını ise 2002 yılından beri kullanmakta olduğunu, davalı tarafın ise 2005 yılında kurulduğunu ve tatlıcılık ve pastacılık, market işletmeciliği ile uğraştığını ve "TATBAK" tabelası altında mağazalar açtığını, aynı zamanda www.tatbak.com.tr internet sitesini de kullanmaya başladığını, 2008 yılında davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak davalının markasını haksız kullanımına devam ettiğini, markanın gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, davalının müvekkilinin yaratmış olduğu prestijden yararlanarak ve kötüniyetli olarak davaya konu markayı kullandığını ve iltibas yarattığını, davalının ticaret unvanın da iltibas meydana getirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2006/10665 no'lu "Haktatbak + şekil", 2009/06982 nolu "tatbak mağazacılık fabrika satış mağazası", 2009/70043 nolu "tatbaki" ibareli markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davalının www.tatbak.com.tr alan adı bakımından internet sitesine erişimin engellenmesini, verilecek kararın gazetede ilânını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; markalar arasında sınıfsal bir ayniyet ya da bağlantı bulunmadığını, iltibasın söz konusu olmadığını, tarafların faaliyet alanlarının da farklı olduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalıya ait 2006/10665 tescil nolu "Haktatbak+şekil" ibareli markanın tescilli olduğu sınıflarda "yiyecekler için çeşni ve lezzet vericiler, şekerlemeler, lokumlar, helvalar, çikolatalı ürünler" alt sınıfları bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, davalıya ait 2009/06982 tescil nolu "tatbak mağazacılık fabrika satış mağazası" ibareli markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine, davalıya ait 2009/70043 tescil nolu "Tatbaki" ibareli markanın tescilli olduğu sınıflarda "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alınması için malların bir araya getirilmesi, yiyecek ve içecek sağlanması" hizmetlerin alt sınıfları bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, davalı adına tescilli www.tatbak.com.tr alan adının erişiminin engellenmesine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 13.04.2022 tarih, 2020/5795 E. ve 2022/2997 K. sayılı kararıyla, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile 30. sınıftaki diğer malların da davacının ‘’Tatbak’’ unsurlu seri markalarında yer alan "yiyecek-içecek hizmetleri" ile diğer gıda maddelerinin ilişkilendirilebileceği nazara alınarak, 2006/10665 sayılı markanın 30 uncu sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğinden davacı yararına bozma kararı verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; temyiz dilekçesinin Dairece incelenmediğini, gözden kaçırıldığını beyan ederek temyiz itirazlarının değerlendirilmesini talep etmiş ve mahkemece son celse tahkikatın bittiğinin bildirilmediğini, sözlü yargılamaya geçilmediğini, bu durumun usul yasalarına aykırı olduğunu, davacının alan adının kullanımının engellenmesi talebinin olmadığını, bu talebin tedbir mahiyetinde olup feri nitelik taşıdığını, ayrıca hükmün ilânının gerekmediğini, yeniden bilirkişi raporu alınmaksızın karar verildiğini, müvekkilinin 2000'li yıllardan itibaren markalarını kullandığını, davalının bu duruma sessiz kaldığını, tüketici nezdinde ayırt edicilik kazanmış olduğunu, markalar arası iltibas yaratacak benzerlik olmadığını, 30 uncu ve 35 inci sınıfların tamamı yönünden benzerlik olduğunun kabul edilemeyeceğini, unlu mamullerde gerçek hak sahipliğinin başka firmada olduğunu, davacının hak iddia edemeyeceğini, alan adı kullanımının marka ve ticaret unvanı nedeniyle haklı bir kullanım olduğunu beyan etmiş, kararın ve Dairemiz bozma ilâmının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının tescilli markalarının davacı markaları ile iltibas yaratıp yaratmadığı, hangi alt sınıflarda benzerlik olduğu ve davalının alan adı kullanımının engellenmesinin haklı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fırkasının (b) bendi ve 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin istemine ilişkin olup, Mahkemece verilen karar taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekillerince yasal süre içerisinde kararın temyizi istenmiş, Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde ise davalı vekilinin 25.06.2020 havale tarihli temyiz dilekçesi maddi hata sonucu gözden kaçırılarak yalnızca davacı vekilinin temyiz itirazları değerlendirilmiş ve kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu kez davalı vekili, Dairemiz bozma ilâmına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuş ve temyiz dilekçesinin incelenmesini talep etmiş olup, davalı vekilinin talebinde haklı olduğu ve mahkeme kararına karşı süresinde temyiz yoluna başvurduğu da belirlendiğinden, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin bu yönden kabulüyle Dairemizin 13.04.2022 tarih, 2020/5795 E.
ve 2022/2997 K. sayılı bozma kararının ortadan kaldırılması ve davalı vekilinin incelenmeyen temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dairemizin 20.12.2018 tarih, 2016/10331 E. ve 2018/8143 K. sayılı ilamında, "...Bu durumda, mahkemece anılan markaların kapsadığı 30 ve 35. sınıflar bakımından aynı ya da benzer tür olup olmadıkları yönünden değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken..." denilerek, davalının 2006/10665 sayılı ‘’Haktat+şekil’’ markası ile 2009/70043 sayılı ‘’tatbaki’’ markası yönünden, bu markaların kapsadığı 30 ve 35 inci sınıflar bakımından bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirme sonucu, davalıya ait 2006/10665 sayılı 30 uncu sınıfta tescilli ‘’Haktatbak+şekil’’ ibareli markanın ‘’yiyecekler için çeşni ve lezzet vericiler, şekerlemeler, lokumlar, helvalar, çikolatalı ürünler’’ alt sınıfları bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, 30 uncu sınıftaki diğer malların da davacının ‘’Tatbak’’ unsurlu seri markalarında yer alan "yiyecek-içecek hizmetleri" ile diğer gıda maddeleri malları ile ilişkilendirilebileceği nazara alınarak, 2006/10665 sayılı markanın 30 uncu sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle 13.04.2022 tarih, 2020/5795 E. ve 2022/2997 K. sayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davalı vekilinin bütün, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan karar düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003517800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz