Tek taraflı fesih
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4234 E. 2024/90 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek taraflı fesih↗ menfi zarar↗ portföy tazminatı↗ istinaf sebebi↗ belirsiz alacak davası↗ delil değerlendirmesi↗ kesin delil↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ denetime elverişlilik↗ reeskont faizi↗ fesih↗ alacak davası↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ ıslah↗ dosya masrafı↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/439 E., 2019/196 K.
Taraflar arasındaki portföy tazminatı ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin 2010 yılından 31.12.2015 yılına kadar kargo acenteliğini yaptığını, davalının sözleşmeyi tek tarafları olarak 17.12.2015 tarihinde feshettiğini, fesih sebebi olarak sözleşmenin ek protokolünün 12.1 ve sözleşmenin sekizinci maddelerini gösterdiğini, sözleşmenin dayanılan maddelere göre feshini gerektirecek bir durum bulunmadığını, davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle müvekkilinin 2016 yılında kargo işini yapmaması nedeni ile müspet ya da menfi zararının oluştuğunu, bunun yanında 100'e yakın kargo paletinin masrafının davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet ya da menfi zararın bilirkişi raporu ile hesaplama sonucunda ıslahla arttırılmak üzere şimdilik 800,00 TL ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen kargo palet masrafı olarak 200,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun)122 nci maddesine gereği uğradığı portföy tazminatı için şimdilik 800,00 TL'nin, kargo paletlerine ilişkin olarak 200,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; paletlerle ilgili taleplerin zamanaşımına uğradığını, sözleşmeye göre fesih hakkının bulunduğunu, davacı tarafın müspet veya menfi tazminat isteme şartlarının oluşmadığını, davacının 100'e yakın kargo paletinin masrafının ödenmediği iddiasının doğru olmadığını, davacının kendi tek tarafları mailleri ile delil yarattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat talebi için zamanaşımı süresinin dolmadığını, davacı tarafın sunduğu dilekçelerde davanın "belirsiz alacak davası" olduğuna ilişkin bir açıklamanın olmadığı, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli olmadığı, davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davasının açılamayacağı, dava konusu yapılan 100 tane kargo paleti ve portföy tazminatının hesaplanabilir durumda olduğu, yapılan incelemede toplam 2.200,00 TL palet masrafı isteme hakkının bulunduğunun ispatlandığı, ancak davacının ‘şimdilik’ kaydıyla 200,00 TL istemde bulunduğu, 06.07.2017 tarihli ıslah dilekçesinde de istemini artırmadığı, bu nedenlerle taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, portföy tazminatı ile ilgili davada ise taraflar arasındaki Ek Protokolün 12 nci maddesi ile her iki tarafa tek taraflı bir fesih bildirimi ile sözleşmeyi fesih hakkı tanındığı, davalının bu hakka dayanarak 17.12.2015 tarihli ihbarname ile sözleşmeyi feshettiği, bu bildirimin aynı gün davacıya (acente) ulaştığı, sözleşmenin 19.01.2016 tarihinde başlayacak dönem için sona erdiğinin sabit olduğu, feshin sözleşmeye uygun olduğu, davalının fesih bildiriminde ve dava sürecinde acentenin bir kusurunu ileri sürmediği, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sözleşmenin müvekkil tarafından acentenin bir kusuru olmadan feshedildiğinden hakkaniyet gereği acentenin portföy tazminatı isteme hakkının bulunduğu, her iki bilirkişi kurulu raporuna göre davacının isteyebileceği tazminat tutarının 143.768,33 TL olduğu, davacının bu dava ile ilgili olarak ‘şimdilik’ kaydıyla 800,00 TL istemde bulunduğu, son oturumda davacı vekilinin talep artırımında bulunmak istediklerini beyan ettiği, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aynı davada tarafların sadece bir kez ıslah yoluna başvurabileceği, bu nedenlerle davacı tarafın talep artırım isteminin kabul edilmediği ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 200,00 TL'nin 26.04.2016 ve 800,00 TL'nin 06.07.2017 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacağın bilirkişi raporu ile belirlenmesi üzerine dava değerini arttırmak için süre istenildiğini, ancak Mahkemece açılan davanın belirsiz alacak davası olarak görülmemesi ve daha önce dava konusunun belirtilmesi için yapılan ıslah nedeni ile dava değerinin arttırılmasına izin verilmediğini ve bu şekilde karar verildiğini, Mahkemenin bedel artırımına izin vermemesinin haksız olduğunu savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
a. Paletlerle ilgili bedelin ödenmediğine ilişkin taleplerin zamanaşımına uğradığını,
b. İlk derece mahkemesince oluşturulan bilirkişi heyetinin usulünün usule uygun olmadığını,
c.Gerekçeli kararda feshin sözleşmeye uygun olduğunun hüküm altına alındığını, ancak "hakkaniyet gereği" denilerek ve hiçbir şekilde subuta ermemiş olmasına rağmen davacının talebinin kabul edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde sayılan tazminat şartlarının bulunmadığını, davacı tarafın bu konuya ilişkin beyanından başka bir delil sunamadığını, iddiasını ispatlayamadığını,
d.Palet alacağına ilişkin kurulan hükmün de doğru olmadığını, sadece davacı tarafın maillerinin esas alınarak davanın kabul edildiğini, cevabi maillerinin dosyaya sunulmadığını, maillerin tek başına kesin delil gibi değerlendirilerek denetime elverişsiz bir karar verildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece ıslah dilekçesine göre karar verilmesinin doğru olduğu, davalının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini feshinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu, davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmediği, Mahkemece alınan bilirkişi raporları, mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamından davacının davalıdan kargo paletleriyle ilgili 2.200,00 TL alacağının bulunduğu, sözleşmenin davalı tarafından feshinin sözleşmeye uygun olmakla birlikte davalının fesih bildiriminde davacının kusurlu olduğunu iddia etmediği gibi davada da bu yönde bir savunması bulunmadığından, sözleşmenin davalı tarafından davacı acentenin bir kusuru olmadan feshedildiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre hakkaniyet gereği portföy tazminatı hakkı bulunduğu, davacının ıslah dilekçesi ile kargo paletleriyle ilgili 200,00 TL, portföy tazminatı için 800,00 TL talep ettiğinden, İlk Derece Mahkemesi'nce ıslah dilekçesine uygun olarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle portföy tazminatı ve palet alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ncı maddesi ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2.6102 sayılı Kanun'un 107 ve 122 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14742 E. 2015/1224 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece «ıslah» dilekçesine göre karar verilmesinin doğru olduğu, davalının taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesini feshinin» taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu, davalı vekilinin «zamanaşımına» ilişkin «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, Mahkemece alınan bilirkişi raporları, mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamından davacının davalıdan kargo paletleriyle ilgili 2.200,00 TL alacağının bulunduğu, sözleşmenin davalı tarafından feshinin sözleşmeye uygun olmakla birlikte davalının «fesih» bildiriminde davacının kusurlu olduğunu iddia etmediği gibi davada da bu yönde bir savunması bulunmadığından, sözleşmenin davalı tarafından davacı acentenin bir «kusuru» olmadan feshedildiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre «hakkaniyet» gereği «portföy tazminatı» hakkı bulunduğu, davacının ıslah dilekçesi ile kargo paletleriyle ilgili 200,00 TL, portföy tazminatı için 800,00 TL talep ettiğinden, İlk Derece Mahkemesi'nce ısl …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» ve palet alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat talebi için «zamanaşımı» süresinin dolmadığını, davacı tarafın sunduğu dilekçelerde davanın "«belirsiz alacak davası»" olduğuna ilişkin bir açıklamanın olmadığı, bir davada «bilirkişi incelemesine» gidilmesinin belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli olmadığı, davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davasının açılamayacağı, dava konusu yapılan 100 tane kargo paleti ve «portföy tazminatının» hesaplanabilir durumda olduğu, yapılan incelemede toplam 2.200,00 TL palet «masrafı» isteme hakkının bulunduğunun ispatlandığı, ancak davacının ‘şimdilik’ kaydıyla 200,00 TL istemde bulunduğu, 06.07.2017 tarihli «ıslah» dilekçesinde de istemini artırmadığı, bu nedenlerle taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, portföy tazminatı ile ilgili davada ise taraflar arasındaki Ek Protokolün 12 nci maddesi ile her iki tarafa tek taraflı bir «fesih» bildirimi ile sözleşmeyi fesih hakkı tanındığı, davalının bu hakka dayanarak 17.12.2015 tarihli ihbarname ile sözleşmeyi feshettiği, bu bildirimin aynı gün davacıya («acente») ulaştığı, sözleşmenin 19.01.2016 tarihinde başlayacak dönem için sona erdiğinin sabit olduğu, feshin sözleşmeye uygun olduğu, davalının fesih bildiriminde ve dava sürecinde «acentenin» bir kusurunu ileri sürmediği, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sözleşmenin müvekkil tarafından acentenin bir «kusuru» olmadan feshedildiğinden «hakkaniyet» gereği acentenin portföy tazminatı isteme hakkının bulunduğu, her iki bilirkişi kurulu raporuna göre davacının isteyebileceği tazminat tutarının 143.768,33 TL olduğu, davacının bu dava ile ilgili olarak ‘şimdilik’ kaydıyla 800,00 TL istemde bulunduğu, «son» oturumda davacı vekilinin talep artırımında bulunmak istediklerini beyan ettiği, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aynı davada tarafların sadece bir kez ıslah yoluna başvurabileceği, bu nedenlerle davacı tarafın talep artırım isteminin kabul edilmediği ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 200,00 TL'nin 26.04.2016 ve 800,00 TL'nin 06.07.2017 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği 06.09.2010 tarihinden sonra davacı tarafça bir yıllık süresi içinde somut davanın açılmadığı, davalı tarafça da yasal süresinde «zamanaşımı» itirazının ileri sürülmdüğü gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11631 E. 2014/20304 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece «ıslah» dilekçesine göre karar verilmesinin doğru olduğu, davalının taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesini feshinin» taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu, davalı vekilinin «zamanaşımına» ilişkin «istinaf sebebinin» yerinde görülmediği, Mahkemece alınan bilirkişi raporları, mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamından davacının davalıdan kargo paletleriyle ilgili 2.200,00 TL alacağının bulunduğu, sözleşmenin davalı tarafından feshinin sözleşmeye uygun olmakla birlikte davalının «fesih» bildiriminde davacının kusurlu olduğunu iddia etmediği gibi davada da bu yönde bir savunması bulunmadığından, sözleşmenin davalı tarafından davacı acentenin bir «kusuru» olmadan feshedildiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre «hakkaniyet» gereği «portföy tazminatı» hakkı bulunduğu, davacının ıslah dilekçesi ile kargo paletleriyle ilgili 200,00 TL, portföy tazminatı için 800,00 TL talep ettiğinden, İlk Derece Mahkemesi'nce ısl …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «portföy tazminatı» ve palet alacağının tahsili istemine ilişkindir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin 2010 yılından 31.12.2015 yılına kadar kargo «acenteliğini» yaptığını, davalının sözleşmeyi tek tarafları olarak 17.12.2015 tarihinde feshettiğini, «fesih» «sebebi» olarak sözleşmenin ek «protokolünün» 12.1 ve sözleşmenin sekizinci maddelerini gösterdiğini, sözleşmenin dayanılan maddelere göre feshini gerektirecek bir durum bulunmadığını, davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle müvekkilinin 2016 yılında kargo işini yapmaması nedeni ile müspet ya da «menfi zararının» oluştuğunu, bunun yanında 100'e yakın kargo paletinin «masrafının» davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet ya da menfi zararın bilirkişi raporu ile hesaplama sonucunda ıslahla arttırılmak üzere şimdilik 800,00 TL ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen kargo palet masrafı olarak 200,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun)122 nci maddesine gereği uğradığı «portföy tazminatı» için şimdilik 800,00 TL'nin, kargo paletlerine ilişkin olarak 200,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir …
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK'nın 126/4 maddesi gereğince «acentelik» mukavelelerinden doğacak tüm davalar 5 yıllık zaman aşımına tabi olup, «sözleşmenin feshi» tarihi itibariyle de 818 sayılı BK ve 6762 sayılı TTK hükümleri yürürlükte bulunmaktadır.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde yer alan «portföy tazminatı» 6762 sayılı TTK'da karşılığı bulunmayan yeni bir madde olarak yer almıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · komisyon alacağı · hak düşürücü süre · komisyon · kâr kaybı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi gözönünde bulundurularak bir karar verilmesi gerektiği gibi, davacının «portföy tazminatı» dışındaki gelir «kaybı» ve «komisyon alacağı» hakkında da 1 yıllık «hakdüşürücü sürenin» uygulanması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «acentelik sözleşmesinin feshi» nedeniyle «komisyon alacağı», gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup, davalı vekilinin süresinde zaman aşımı definde bulunması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 122/4 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK 122/4 hükmü gereği davanın 1 yıl içinde açılması gerektiği, davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4234 E. , 2024/90 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1271 Esas, 2021/720 Karar
vekili Avukat ... ...
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/439 E., 2019/196 K.
Taraflar arasındaki portföy tazminatı ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin 2010 yılından 31.12.2015 yılına kadar kargo acenteliğini yaptığını, davalının sözleşmeyi tek tarafları olarak 17.12.2015 tarihinde feshettiğini, fesih sebebi olarak sözleşmenin ek protokolünün 12.1 ve sözleşmenin sekizinci maddelerini gösterdiğini, sözleşmenin dayanılan maddelere göre feshini gerektirecek bir durum bulunmadığını, davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle müvekkilinin 2016 yılında kargo işini yapmaması nedeni ile müspet ya da menfi zararının oluştuğunu, bunun yanında 100'e yakın kargo paletinin masrafının davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet ya da menfi zararın bilirkişi raporu ile hesaplama sonucunda ıslahla arttırılmak üzere şimdilik 800,00 TL ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmeyen kargo palet masrafı olarak 200,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun)122 nci maddesine gereği uğradığı portföy tazminatı için şimdilik 800,00 TL'nin, kargo paletlerine ilişkin olarak 200,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; paletlerle ilgili taleplerin zamanaşımına uğradığını, sözleşmeye göre fesih hakkının bulunduğunu, davacı tarafın müspet veya menfi tazminat isteme şartlarının oluşmadığını, davacının 100'e yakın kargo paletinin masrafının ödenmediği iddiasının doğru olmadığını, davacının kendi tek tarafları mailleri ile delil yarattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat talebi için zamanaşımı süresinin dolmadığını, davacı tarafın sunduğu dilekçelerde davanın "belirsiz alacak davası" olduğuna ilişkin bir açıklamanın olmadığı, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli olmadığı, davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davasının açılamayacağı, dava konusu yapılan 100 tane kargo paleti ve portföy tazminatının hesaplanabilir durumda olduğu, yapılan incelemede toplam 2.200,00 TL palet masrafı isteme hakkının bulunduğunun ispatlandığı, ancak davacının ‘şimdilik’ kaydıyla 200,00 TL istemde bulunduğu, 06.07.2017 tarihli ıslah dilekçesinde de istemini artırmadığı, bu nedenlerle taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, portföy tazminatı ile ilgili davada ise taraflar arasındaki Ek Protokolün 12 nci maddesi ile her iki tarafa tek taraflı bir fesih bildirimi ile sözleşmeyi fesih hakkı tanındığı, davalının bu hakka dayanarak 17.12.2015 tarihli ihbarname ile sözleşmeyi feshettiği, bu bildirimin aynı gün davacıya (acente) ulaştığı, sözleşmenin 19.01.2016 tarihinde başlayacak dönem için sona erdiğinin sabit olduğu, feshin sözleşmeye uygun olduğu, davalının fesih bildiriminde ve dava sürecinde acentenin bir kusurunu ileri sürmediği, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sözleşmenin müvekkil tarafından acentenin bir kusuru olmadan feshedildiğinden hakkaniyet gereği acentenin portföy tazminatı isteme hakkının bulunduğu, her iki bilirkişi kurulu raporuna göre davacının isteyebileceği tazminat tutarının 143.768,33 TL olduğu, davacının bu dava ile ilgili olarak ‘şimdilik’ kaydıyla 800,00 TL istemde bulunduğu, son oturumda davacı vekilinin talep artırımında bulunmak istediklerini beyan ettiği, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aynı davada tarafların sadece bir kez ıslah yoluna başvurabileceği, bu nedenlerle davacı tarafın talep artırım isteminin kabul edilmediği ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 200,00 TL'nin 26.04.2016 ve 800,00 TL'nin 06.07.2017 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacağın bilirkişi raporu ile belirlenmesi üzerine dava değerini arttırmak için süre istenildiğini, ancak Mahkemece açılan davanın belirsiz alacak davası olarak görülmemesi ve daha önce dava konusunun belirtilmesi için yapılan ıslah nedeni ile dava değerinin arttırılmasına izin verilmediğini ve bu şekilde karar verildiğini, Mahkemenin bedel artırımına izin vermemesinin haksız olduğunu savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
a. Paletlerle ilgili bedelin ödenmediğine ilişkin taleplerin zamanaşımına uğradığını,
b. İlk derece mahkemesince oluşturulan bilirkişi heyetinin usulünün usule uygun olmadığını,
c.Gerekçeli kararda feshin sözleşmeye uygun olduğunun hüküm altına alındığını, ancak "hakkaniyet gereği" denilerek ve hiçbir şekilde subuta ermemiş olmasına rağmen davacının talebinin kabul edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde sayılan tazminat şartlarının bulunmadığını, davacı tarafın bu konuya ilişkin beyanından başka bir delil sunamadığını, iddiasını ispatlayamadığını,
d.Palet alacağına ilişkin kurulan hükmün de doğru olmadığını, sadece davacı tarafın maillerinin esas alınarak davanın kabul edildiğini, cevabi maillerinin dosyaya sunulmadığını, maillerin tek başına kesin delil gibi değerlendirilerek denetime elverişsiz bir karar verildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece ıslah dilekçesine göre karar verilmesinin doğru olduğu, davalının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini feshinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu, davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmediği, Mahkemece alınan bilirkişi raporları, mail yazışmaları ve tüm dosya kapsamından davacının davalıdan kargo paletleriyle ilgili 2.200,00 TL alacağının bulunduğu, sözleşmenin davalı tarafından feshinin sözleşmeye uygun olmakla birlikte davalının fesih bildiriminde davacının kusurlu olduğunu iddia etmediği gibi davada da bu yönde bir savunması bulunmadığından, sözleşmenin davalı tarafından davacı acentenin bir kusuru olmadan feshedildiğinden davacının 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre hakkaniyet gereği portföy tazminatı hakkı bulunduğu, davacının ıslah dilekçesi ile kargo paletleriyle ilgili 200,00 TL, portföy tazminatı için 800,00 TL talep ettiğinden, İlk Derece Mahkemesi'nce ıslah dilekçesine uygun olarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle portföy tazminatı ve palet alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176 ncı maddesi ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2.6102 sayılı Kanun'un 107 ve 122 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059623200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz