Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7868 E. 2012/8761 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 167↗ mükerrerlik↗ kazanılmış hak↗ hak düşürücü süre↗ kötü niyet↗ terkin↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markaların birebir iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu, diğer taraftan davalının 43.emtiada tescilli markası yönünden davacı zaten 556 sayılı KHK'nin 8/4 maddesi uyarınca tanınmış marka sıfatını haiz olarak davalı markası farklı mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edilmiş bile olsa davalı markasının reddini talep hakkına haiz olduğu, diğer taraftan, karar aşamasında davalı, Kartal FSHM'nın 2009/167 esas sayılı dosyasında davacı markası yönünden hükümsüzlük davası açtıklarını bildirerek önceye dayalı kullanım nedeniyle bu dava sonucunun beklenmesini talep etmiş ise de, davacı markalarının ilk tescil tarihine , tanınmış markalardan bulunmasına, dava ikame tarihine, hükümsüzlük davasında davacı markalarının tescilinde kötü niyet iddiasında bulunulmamış olmasına, 556 sayılı KHK'nin 42/a maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye göre hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE'de davalı ... adına 30, 43 emtia sınıfında 2006/50356 no ile müseccel "BOSTANCI ÖZDİLEK 1979 + ŞEKİL" ibareli, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ÖZDİLEK markasının hemen hemen aynısının davalı tarafça 2006/50356 nolu başvuru ile 30/43 sınıflar için tescil ettirildiğini, davalı markasının müvekkili markasının yazı karakterleri ve rengide dahil olmak üzere birebir taklidi bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2006/50356 nolu "BOSTANCI ÖZDİLEK 1979 + ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu savunmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türk Marka Hukukunda tescil sisteminde “öncelik ve marka tescilinde teklik” ilkesi geçerlidir. Bu ilke, tescilli bir markanın varlığı halinde, aynı veya benzer olan işaretin “mükerrer tesciline” izin vermez. 556 sayılı KHK’nin 8/3. ve 5. maddelerine göre, bir işaret üzerinde öncelikli sınai hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması halinde, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaret başkası adına marka olarak tescil edilemez. Aynı KHK’nin 42/1-b bendine göre de, 8.maddede sayılan koşulların gerçekleşmesi halinde başkası adına tescil edilmiş olan bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Böylece, 556 sayılı KHK ile öncelik hakkı sahibine ilk halde; başkasının yaptığı marka başvurusuna itiraz hakkı (nispi ret nedeni), ikinci halde de; marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü isteme hakkı tanınmıştır.
Tescil dışı kullanmadaki öncelik, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/3 ncü maddesi uyarınca tescilsiz marka hakkı sahibi yararına kazanılmış hak oluşturmaktadır. Her ne kadar 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6 ncı maddesinde “bu Kanun Hükmünde Kararname ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir” hükmü mevcut ise de, bu hüküm ile hakkın doğumu değil, marka hakkının korunması düzenlenmiştir. Nitekim tescille elde edilen korumanın istisnaları da yine 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7, 8, 25 ve 26 ncı maddelerinde yer alması nedeniyle, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile tescil sistemi kabul edilmesine rağmen, getirdiği istisnalar sebebiyle “kullanma” yani “gerçek hak sahipliği” ilkesi terk edilmemiştir (Prof.Dr.Sami Karahan, Tescilsiz Markanın Korunması’nda Marufiyet Şartı, Ankara Barosu FMR Dergisi, Yıl4, Cilt 4, Sayı 2, Shf.12-Yargıtay 11.HD. 15.02.2001 tarih ve 9896/1214 sayılı kararı). Dava konusu olayda davalı vekili, davacı adına tescil edilen “ ÖZDİLEK” markaları üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı olduğunu iddia etmiştir. Bu itibarla mahkemece davaya konu marka üzerinde gerçek hak sahipliği yönündeki iddiaların taraflar arasında görülen işbu hükümsüzlük davasında tartışılabileceği dikkate alınmaksızın ve davalı tarafından davacı aleyhine Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/167 esasında açılan hükümsüzlük davasının da sonucu beklenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14012 E. 2011/17390 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz kararda… nedeniyle, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile tescil sistemi kabul edilmesine rağmen, getirdiği istisnalar sebebiyle “kullanma” yani “gerçek hak sahipliği” ilkesi «terk» edilmemiştir (Prof.Dr.Sami Karahan, Tescilsiz Markanın Korunması’nda Marufiyet Şartı, Ankara Barosu FMR Dergisi, Yıl4, Cilt 4, Sayı 2, Shf.12-Yargıtay 11.HD.
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, «ticaret unvanı» kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise «kusur» halinde bunun da tazmini isteyebilir.
Somut olaya gelince; davacı tarafından davadan önce davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından «terkini» amacıyla «ihtarname» yollandığı, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki “ÖZDİLEK” ibaresini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiği, fakat yaklaşık bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını tescil ettirerek kullanmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu eylemi ile davalının «kötüniyetli» ve kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine rağmen, mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet · ticaret unvanı · ihtar · ihtarname · kötüniyet · kusur · haksız rekabet · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin «ticaret unvanı» tescilinin (16.02.1982 Bursa), davalı şirketin tescilinden (01.11.1993 İstanbul) önce olması nedeniyle davacı şirketin tescil önceliğinin bulunduğu, bu nedenle davacının TTK.'nun 54. maddesi uyarınca davalı unvanının sicilden terkinini isteme hakkına sahip olduğu, gerek taraf sicil kayıtlarının farklı yerde olması, gerekse 2005 yılında yapılan «ihtar» üzerine davalının unvanını değiştirerek bir yıl sonra tekrar dava konusu unvanına dönmüş olması nedeniyle davalı lehine «iyiniyet» ilkesinin gerçekleşmediği, «haksız rekabet» teşkil etmeyen tescilli ticaret unvanın kullanılması dışında başkaca somut kanıt ve belge «ibraz» edilemediğinden davacı tarafın diğer istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin ticaret unvanından "ÖZDİLEK" kelimesinin …
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, «ticaret unvanı» kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise «kusur» halinde bunun da tazmini isteyebilir.
Somut olaya gelince; davacı tarafından davadan önce davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından «terkini» amacıyla «ihtarname» yollandığı, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki “ÖZDİLEK” ibaresini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiği, fakat yaklaşık bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını tescil ettirerek kullanmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu eylemi ile davalının «kötüniyetli» ve kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine rağmen, mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Kural olarak, tescilli unvanın kullanımı «haksız rekabet» teşkil etmez.
-
Ticaret unvanı değişikliği | Terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5835 E. 2011/16951 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz kararda… nedeniyle, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile tescil sistemi kabul edilmesine rağmen, getirdiği istisnalar sebebiyle “kullanma” yani “gerçek hak sahipliği” ilkesi «terk» edilmemiştir (Prof.Dr.Sami Karahan, Tescilsiz Markanın Korunması’nda Marufiyet Şartı, Ankara Barosu FMR Dergisi, Yıl4, Cilt 4, Sayı 2, Shf.12-Yargıtay 11.HD.
Benzer bu karardaDava, davalının «ticaret unvanının» esas unsuru olan "ÖZDİLEK" ibaresinin «ticaret sicilinden terkini» istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere her ne kadar davacı üstün hak sahibi ise de, davalı ticaret unvanını 13.12.1993 tarihinde tescil ettirmiş, işbu dava ise yaklaşık 15 yıl sonra 09.05.2008 tarihinde açılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · münhasırlık · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacı ticaret ünvanının öncelikle tescil edildiği, TTK'nun 52. maddesi uyarınca tescil ve «ilan» edilmiş ticaret ünvanı kullanma hakkının «münhasıran» sahibine ait olduğu, bunun dışında işletme faaliyetlerinin aynı olma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davalının «ticaret unvanının» esas unsuru olan "ÖZDİLEK" ibaresinin «ticaret sicilinden terkini» istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere her ne kadar davacı üstün hak sahibi ise de, davalı ticaret unvanını 13.12.1993 tarihinde tescil ettirmiş, işbu dava ise yaklaşık 15 yıl sonra 09.05.2008 tarihinde açılmıştır.
Bu durumda, tescil olunduğu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen uzunca bir süre davalı tarafından «uyuşmazlık konusu» «ticaret unvanının» kullanılmasına davacının sessiz kalması nedeniyle, işbu davanın açılmasının MK'nun 2.maddesine aykırılık oluşturup oluşturulmadığının tartışılmaksızın kararda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16913 E. 2012/20838 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7868 E. , 2012/8761 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 tarih ve 2009/173-2009/540 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.05.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalı vekili Av.....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait "Özdilek" ibareli markanın Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1992/1123-1993/661 sayılı kararı ile tanınmış marka olarak belirlendiğini, aynı zamanda dünya çapında da tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin tanınmış markasının hemen hemen aynısının davalı tarafça 2006/50356 nolu başvuru ile 30/43 sınıflar için tescil ettirildiğini, davalı markasının müvekkili markasının yazı karakterleri ve rengide dahil olmak üzere birebir taklidi bulunduğunu, daha önce davalının sahibi olduğu şirket vasıtası ile yapmış olduğu 26.9.1995 gün 1995/010625 nolu marka tescil başvurusunun da reddedildiğini, davalı markası yönünden 556 sayılı KHK'nin 5, 7. ve 42. maddeleri gereğince hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2006/50356 nolu "BOSTANCI ÖZDİLEK 1979 + ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, 1979 yılından beri müvekkilinin Özdilek Pastanesi isimli işyerini işlettiğini, bu tarihten beri “özdilek” ibaresini işyeri tabelasında, ürün ambalajlarında, tanıtım evraklarında, faturalarında aralıksız kullandığını,her iki tarafın markalarının farklı bulunması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, taraf markalarının gerek görsel gerekse fonetik yönden ayrı olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markaların birebir iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu, diğer taraftan davalının 43.emtiada tescilli markası yönünden davacı zaten 556 sayılı KHK'nin 8/4 maddesi uyarınca tanınmış marka sıfatını haiz olarak davalı markası farklı mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edilmiş bile olsa davalı markasının reddini talep hakkına haiz olduğu, diğer taraftan, karar aşamasında davalı, Kartal FSHM'nın 2009/167 esas sayılı dosyasında davacı markası yönünden hükümsüzlük davası açtıklarını bildirerek önceye dayalı kullanım nedeniyle bu dava sonucunun beklenmesini talep etmiş ise de, davacı markalarının ilk tescil tarihine , tanınmış markalardan bulunmasına, dava ikame tarihine, hükümsüzlük davasında davacı markalarının tescilinde kötü niyet iddiasında bulunulmamış olmasına, 556 sayılı KHK'nin 42/a maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye göre hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE'de davalı ...
adına 30, 43 emtia sınıfında 2006/50356 no ile müseccel "BOSTANCI ÖZDİLEK 1979 + ŞEKİL" ibareli, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ÖZDİLEK markasının hemen hemen aynısının davalı tarafça 2006/50356 nolu başvuru ile 30/43 sınıflar için tescil ettirildiğini, davalı markasının müvekkili markasının yazı karakterleri ve rengide dahil olmak üzere birebir taklidi bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2006/50356 nolu "BOSTANCI ÖZDİLEK 1979 + ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu savunmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türk Marka Hukukunda tescil sisteminde “öncelik ve marka tescilinde teklik” ilkesi geçerlidir. Bu ilke, tescilli bir markanın varlığı halinde, aynı veya benzer olan işaretin “mükerrer tesciline” izin vermez. 556 sayılı KHK’nin 8/3. ve 5. maddelerine göre, bir işaret üzerinde öncelikli sınai hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması halinde, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaret başkası adına marka olarak tescil edilemez. Aynı KHK’nin 42/1-b bendine göre de, 8.maddede sayılan koşulların gerçekleşmesi halinde başkası adına tescil edilmiş olan bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilir. Böylece, 556 sayılı KHK ile öncelik hakkı sahibine ilk halde; başkasının yaptığı marka başvurusuna itiraz hakkı (nispi ret nedeni), ikinci halde de;
marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü isteme hakkı tanınmıştır.
Tescil dışı kullanmadaki öncelik, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/3 ncü maddesi uyarınca tescilsiz marka hakkı sahibi yararına kazanılmış hak oluşturmaktadır. Her ne kadar 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6 ncı maddesinde “bu Kanun Hükmünde Kararname ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir” hükmü mevcut ise de, bu hüküm ile hakkın doğumu değil, marka hakkının korunması düzenlenmiştir. Nitekim tescille elde edilen korumanın istisnaları da yine 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7, 8, 25 ve 26 ncı maddelerinde yer alması nedeniyle, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile tescil sistemi kabul edilmesine rağmen, getirdiği istisnalar sebebiyle “kullanma” yani “gerçek hak sahipliği” ilkesi terk edilmemiştir (Prof.Dr.Sami Karahan, Tescilsiz Markanın Korunması’nda Marufiyet Şartı, Ankara Barosu FMR Dergisi, Yıl4, Cilt 4, Sayı 2, Shf.12-Yargıtay 11.HD.
15. 02.2001 tarih ve 9896/1214 sayılı kararı). Dava konusu olayda davalı vekili, davacı adına tescil edilen “ ÖZDİLEK” markaları üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı olduğunu iddia etmiştir. Bu itibarla mahkemece davaya konu marka üzerinde gerçek hak sahipliği yönündeki iddiaların taraflar arasında görülen işbu hükümsüzlük davasında tartışılabileceği dikkate alınmaksızın ve davalı tarafından davacı aleyhine Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/167 esasında açılan hükümsüzlük davasının da sonucu beklenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yaranına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059510800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz