Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/14012 E. 2011/17390 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet↗ ticaret unvanı↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ terkin↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ kusur↗ haksız rekabet↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin ticaret unvanı tescilinin (16.02.1982 Bursa), davalı şirketin tescilinden (01.11.1993 İstanbul) önce olması nedeniyle davacı şirketin tescil önceliğinin bulunduğu, bu nedenle davacının TTK.'nun 54. maddesi uyarınca davalı unvanının sicilden terkinini isteme hakkına sahip olduğu, gerek taraf sicil kayıtlarının farklı yerde olması, gerekse 2005 yılında yapılan ihtar üzerine davalının unvanını değiştirerek bir yıl sonra tekrar dava konusu unvanına dönmüş olması nedeniyle davalı lehine iyiniyet ilkesinin gerçekleşmediği, haksız rekabet teşkil etmeyen tescilli ticaret unvanın kullanılması dışında başkaca somut kanıt ve belge ibraz edilemediğinden davacı tarafın diğer istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin ticaret unvanından "ÖZDİLEK" kelimesinin çıkarılmasına, tescilli ticari unvanı kullanılması haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden davacı tarafın diğer isteklerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından terkini, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise kusur halinde bunun da tazmini isteyebilir. Kural olarak, tescilli unvanın kullanımı haksız rekabet teşkil etmez. Ancak, kusurlu ve kötüniyetli tescil halinde meydana gelen zarardan tescil ettiren sorumludur.
Somut olaya gelince; davacı tarafından davadan önce davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından terkini amacıyla ihtarname yollandığı, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki “ÖZDİLEK” ibaresini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiği, fakat yaklaşık bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını tescil ettirerek kullanmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu eylemi ile davalının kötüniyetli ve kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine rağmen, mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye olarak davacı tarafın maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16913 E. 2012/20838 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ticaret unvanı değişikliği | Terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5835 E. 2011/16951 K.
Ortak:ticaret unvanı · terkin
İncelediğiniz kararda2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, «ticaret unvanı» kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise «kusur» halinde bunun da tazmini isteyebilir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin «ticaret unvanı» tescilinin (16.02.1982 Bursa), davalı şirketin tescilinden (01.11.1993 İstanbul) önce olması nedeniyle davacı şirketin tescil önceliğinin bulunduğu, bu nedenle davacının TTK.'nun 54. maddesi uyarınca davalı unvanının sicilden terkinini isteme hakkına sahip olduğu, gerek taraf sicil kayıtlarının farklı yerde olması, gerekse 2005 yılında yapılan «ihtar» üzerine davalının unvanını değiştirerek bir yıl sonra tekrar dava konusu unvanına dönmüş olması nedeniyle davalı lehine «iyiniyet» ilkesinin gerçekleşmediği, «haksız rekabet» teşkil etmeyen tescilli ticaret unvanın kullanılması dışında başkaca somut kanıt ve belge «ibraz» edilemediğinden davacı tarafın diğer istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin ticaret unvanından "ÖZDİLEK" kelimesinin …
Somut olaya gelince; davacı tarafından davadan önce davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından «terkini» amacıyla «ihtarname» yollandığı, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki “ÖZDİLEK” ibaresini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiği, fakat yaklaşık bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını tescil ettirerek kullanmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu eylemi ile davalının «kötüniyetli» ve kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine rağmen, mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalının «ticaret unvanının» esas unsuru olan "ÖZDİLEK" ibaresinin «ticaret sicilinden terkini» istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere her ne kadar davacı üstün hak sahibi ise de, davalı ticaret unvanını 13.12.1993 tarihinde tescil ettirmiş, işbu dava ise yaklaşık 15 yıl sonra 09.05.2008 tarihinde açılmıştır.
Bu durumda, tescil olunduğu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen uzunca bir süre davalı tarafından «uyuşmazlık konusu» «ticaret unvanının» kullanılmasına davacının sessiz kalması nedeniyle, işbu davanın açılmasının MK'nun 2.maddesine aykırılık oluşturup oluşturulmadığının tartışılmaksızın kararda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · münhasırlık · uyuşmazlık konusu · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde, davacı ticaret ünvanının öncelikle tescil edildiği, TTK'nun 52. maddesi uyarınca tescil ve «ilan» edilmiş ticaret ünvanı kullanma hakkının «münhasıran» sahibine ait olduğu, bunun dışında işletme faaliyetlerinin aynı olma zorunluluğu bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davalının «ticaret unvanının» esas unsuru olan "ÖZDİLEK" ibaresinin «ticaret sicilinden terkini» istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere her ne kadar davacı üstün hak sahibi ise de, davalı ticaret unvanını 13.12.1993 tarihinde tescil ettirmiş, işbu dava ise yaklaşık 15 yıl sonra 09.05.2008 tarihinde açılmıştır.
Bu durumda, tescil olunduğu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen uzunca bir süre davalı tarafından «uyuşmazlık konusu» «ticaret unvanının» kullanılmasına davacının sessiz kalması nedeniyle, işbu davanın açılmasının MK'nun 2.maddesine aykırılık oluşturup oluşturulmadığının tartışılmaksızın kararda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/318 E. 2014/2541 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin «ticaret unvanı» tescilinin (16.02.1982 Bursa), davalı şirketin tescilinden (01.11.1993 İstanbul) önce olması nedeniyle davacı şirketin tescil önceliğinin bulunduğu, bu nedenle davacının TTK.'nun 54. maddesi uyarınca davalı unvanının sicilden terkinini isteme hakkına sahip olduğu, gerek taraf sicil kayıtlarının farklı yerde olması, gerekse 2005 yılında yapılan «ihtar» üzerine davalının unvanını değiştirerek bir yıl sonra tekrar dava konusu unvanına dönmüş olması nedeniyle davalı lehine «iyiniyet» ilkesinin gerçekleşmediği, «haksız rekabet» teşkil etmeyen tescilli ticaret unvanın kullanılması dışında başkaca somut kanıt ve belge «ibraz» edilemediğinden davacı tarafın diğer istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin ticaret unvanından "ÖZDİLEK" kelimesinin …
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, «ticaret unvanı» kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise «kusur» halinde bunun da tazmini isteyebilir.
Kural olarak, tescilli unvanın kullanımı «haksız rekabet» teşkil etmez.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalı markası ile ticaret unvanındaki "..." kelimesinin davacı markasına «haksız rekabet» oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ticaret unvanındaki ",..." ibaresinin silinmesine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce haksız rekabet yönünden bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7868 E. 2012/8761 K.
Ortak:terkin
İncelediğiniz kararda2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından «terkini», maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, «ticaret unvanı» kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise «kusur» halinde bunun da tazmini isteyebilir.
Somut olaya gelince; davacı tarafından davadan önce davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından «terkini» amacıyla «ihtarname» yollandığı, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki “ÖZDİLEK” ibaresini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiği, fakat yaklaşık bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını tescil ettirerek kullanmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu eylemi ile davalının «kötüniyetli» ve kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine rağmen, mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Benzer bu kararda… nedeniyle, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile tescil sistemi kabul edilmesine rağmen, getirdiği istisnalar sebebiyle “kullanma” yani “gerçek hak sahipliği” ilkesi «terk» edilmemiştir (Prof.Dr.Sami Karahan, Tescilsiz Markanın Korunması’nda Marufiyet Şartı, Ankara Barosu FMR Dergisi, Yıl4, Cilt 4, Sayı 2, Shf.12-Yargıtay 11.HD.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · mükerrerlik · kazanılmış hak · hak düşürücü süre · kötü niyet · dahili dava · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markaların birebir «iltibas» yaratacak şekilde benzer olduğu, diğer taraftan davalının 43.emtiada tescilli markası yönünden davacı zaten 556 sayılı KHK'nin 8/4 maddesi uyarınca tanınmış marka sıfatını haiz olarak davalı markası farklı mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere tescil edilmiş bile olsa davalı markasının reddini talep hakkına haiz olduğu, diğer taraftan, karar aşamasında davalı, Kartal FSHM'nın 2009/«167» esas sayılı dosyasında davacı markası yönünden hükümsüzlük davası açtıklarını bildirerek önceye dayalı kullanım nedeniyle bu dava sonucunun beklenmesini talep etmiş ise de, davacı markalarının ilk tescil tarihine , tanınmış markalardan bulunmasına, dava ikame tarihine, hükümsüzlük davasında davacı markalarının tescilinde «kötü niyet» iddiasında bulunulmamış olmasına, 556 sayılı KHK'nin 42/a maddesinde öngörülen «hak düşürücü süreye» göre hükümsüzlük davasının sonucunun beklenmesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE'de davalı ... adına 30, 43 emtia s …
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ÖZDİLEK markasının hemen hemen aynısının davalı tarafça 2006/50356 nolu başvuru ile 30/43 sınıflar için tescil ettirildiğini, davalı markasının müvekkili markasının yazı karakterleri ve rengide «dahil» olmak üzere birebir taklidi bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2006/50356 nolu "BOSTANCI ÖZDİLEK 1979 + ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bu ilke, tescilli bir markanın varlığı halinde, aynı veya benzer olan işaretin “«mükerrer» tesciline” izin vermez.
Tescil dışı kullanmadaki öncelik, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/3 ncü maddesi uyarınca tescilsiz marka hakkı sahibi yararına «kazanılmış hak» oluşturmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/14012 E. , 2011/17390 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2008 tarih ve 2007/138-2008/828 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 31/05/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 16.02.1982 tarihinde davalı şirketin ise 01.11.1993 tarihinde kurularak tescil edildiğini, davalı şirketin müvekkili unvanında yer alan "ÖZDİLEK" ibaresini unvanında kullanarak müvekkili itibarından haksız bir şekilde fayda sağladığını, davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından terkini amacıyla ihtarname yollandığını, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki ÖZDİLEK kelimesini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiğini, fakat bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını kullanmaya başladığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve durdurulmasını, anılan ibarenin davalının ticaret unvanından terkinini, www.bostanciozdilek.com, www.ozdlek.info internet sitelerinin kapatılmasını, şimdilik 3.000 YTL.
maddi, 7.000 YTL. manevi tazminatın tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ticaret unvanı ile davacı şirket ticaret unvanının iltibasa neden olmadığını, kaldı ki davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, ayrıca davalı tarafından ÖZDİLEK kelimesinin davacı şirketten önce kullanılmaya başlandığını, dolayısıyla ÖZDİLEK kelimesi üzerinde gerçek hak sahibinin davalı şirket olduğunu savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin ticaret unvanı tescilinin (16.02.1982 Bursa), davalı şirketin tescilinden (01.11.1993 İstanbul) önce olması nedeniyle davacı şirketin tescil önceliğinin bulunduğu, bu nedenle davacının TTK.'nun 54. maddesi uyarınca davalı unvanının sicilden terkinini isteme hakkına sahip olduğu, gerek taraf sicil kayıtlarının farklı yerde olması, gerekse 2005 yılında yapılan ihtar üzerine davalının unvanını değiştirerek bir yıl sonra tekrar dava konusu unvanına dönmüş olması nedeniyle davalı lehine iyiniyet ilkesinin gerçekleşmediği, haksız rekabet teşkil etmeyen tescilli ticaret unvanın kullanılması dışında başkaca somut kanıt ve belge ibraz edilemediğinden davacı tarafın diğer istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin ticaret unvanından "ÖZDİLEK" kelimesinin çıkarılmasına, tescilli ticari unvanı kullanılması haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden davacı tarafın diğer isteklerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, dava konusu ibarenin davalının ticaret unvanından terkini, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise kusur halinde bunun da tazmini isteyebilir. Kural olarak, tescilli unvanın kullanımı haksız rekabet teşkil etmez. Ancak, kusurlu ve kötüniyetli tescil halinde meydana gelen zarardan tescil ettiren sorumludur.
Somut olaya gelince; davacı tarafından davadan önce davalıya 06.06.2005 tarihinde "ÖZDİLEK" ibaresini ticaret unvanından terkini amacıyla ihtarname yollandığı, davalının ihtarname üzerine 18.07.2005 tarihinde unvanındaki “ÖZDİLEK” ibaresini "ÖZDİBEK" olarak değiştirdiği, fakat yaklaşık bir yıl sonra tekrar ÖZDİLEK unvanını tescil ettirerek kullanmaya devam ettiği dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu eylemi ile davalının kötüniyetli ve kusurlu olduğunun kabulü gerekmesine rağmen, mahkemece, yazılı gerekçeyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye olarak davacı tarafın maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045478500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz