Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7441 E. 2014/14808 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ek prim↗ ispat yükü↗ havale↗ temsil↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından Alman Sosyal Güvenlik Kurumu kanıyla davacı adına davalı bankalara veya şubelerine prim havale edilip edilmediğinin kesin olarak ispat edilemediği, davalı Y.K. Bankasının arşivinde yapılan araştırmada havaleye ilişkin dekonta rastlanılmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava; bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yetkili Alman makamlarınca dava konusu edilen paranın doğrudan doğruya diğer davalı Y. Kredi Bankası A.Ş'nin Söke Şubesi'nde bulunan davacıya ait hesaba havale edilmiş olması nedeniyle davalı T.C. Merkez Bankası aleyhine davada husumet yöneltilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacının davalı T.C. Merkez Bankası hakkındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının davalı Y.. A.. hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı, bir süre Almanya'da çalıştığını, Türkiye'ye kesin dönüş yapması nedeniyle A.Emeklilik Sigortası'nda biriken alacağının davalı Y. K. Bankası'nın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havalesi yönünde yetkili Alman makamlarına talimat verdiğini, Alman makamlarınca hesabında biriken 21.336,80 DM tutarındaki parasının davalı bankanın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havale edildiğini, ancak davalı banka şubesince havale miktarının 3.700,00 DM olduğu tarafına bildirilerek sadece bu miktarın kendisine ödendiğini, bakiye miktar nedeniyle alacağı bulunduğunu ileri sürerek bu paranın faiziyle birlikte tarafına ödenmesini istemiştir. Dosya kapsamından davacının Almanya'da çalıştığı süre nedeniyle Alman Emeklilik Sigorta sistemi uyarınca 21.336,80 DM pirim iadesine hak kazandığı, bu paranın 3.7.1984 tarihli dilekçesiyle davalı bankanın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havalesine dair talepte bulunduğu, bahsi geçen paranın 15.2.1985 tarihinde yetkili Alman makamlarınca davalı bankanın Frankfurt temsilciliği aracılığıyla davacı tarafından bildirilen hesaba havale edildiği hususu sabittir. Bu açıklamalar uyarınca davalı bankanın Söke Şubesi'nde paranın havale edildiği belirtilen davacıya ait hesabın bulunmadığı, havale edilen paranın tamamının davacıya ödendiği veya paranın havale edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca yasal yükümlülükler yerine getirilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğine yönelik ispat yükünün davalıda olduğu ve davacının kısmi ödemeye dair beyanı gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14661 E. 2017/2033 K.
Ortak:ispat yükü · havale · temsil · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… nın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havalesine dair talepte bulunduğu, bahsi geçen paranın 15.2.1985 tarihinde yetkili Alman makamlarınca davalı bankanın Frankfurt «temsilciliği» aracılığıyla davacı tarafından bildirilen hesaba «havale» edildiği hususu sabittir.
Bu açıklamalar uyarınca davalı bankanın Söke Şubesi'nde paranın «havale» edildiği belirtilen davacıya ait hesabın bulunmadığı, havale edilen paranın tamamının davacıya ödendiği veya paranın havale edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca yasal yükümlülükler yerine getirilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğine yönelik «ispat yükünün» davalıda olduğu ve davacının kısmi ödemeye dair beyanı gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı y …
Mahkemece, iddia savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından Alman Sosyal Güvenlik Kurumu kanıyla davacı adına davalı bankalara veya şubelerine «prim» «havale» edilip edilmediğinin «kesin» olarak ispat edilemediği, davalı Y.K.
Benzer bu karardaŞubesi'nde paranın «havale» edildiği belirtilen davacıya ait hesabın bulunmadığı, havale edilen paranın tamamının davacıya ödendiği veya paranın havale edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 3182 sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca yasal yükümlülükler yerine getirilerek ...’ye devredildiğine yönelik «ispat yükünün» davalıda olduğu ve davacının kısmi ödemeye dair beyanı gözetildiğinde davalı ...Bankası'nın ispat yükünü yerine getiremediği, davalı ...’na ise, «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulü ile, 18.942,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davalı ... al …
Şubesi'nde bulunan hesabına havalesine dair talepte bulunduğu, paranın 15/02/1985 tarihinde yetkili...makamlarınca davalı bankanın ... «temsilciliği» aracılığıyla davacı tarafından bildirilen hesaba «havale» edildiğinin sabit olduğu, davalı bankanın...
Mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta «ispat yükü» üzerine düşen davalı; davacının «ikrarı» ile davacının bir kısım ödemeyi aldığını ispat etmiş olacağından, davacının kısmi olarak aldığını ikrar ettiği ödemenin düşülmesi sureti ile davanın kısmen kabulü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · ikrar
Benzer bu karardaMahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta «ispat yükü» üzerine düşen davalı; davacının «ikrarı» ile davacının bir kısım ödemeyi aldığını ispat etmiş olacağından, davacının kısmi olarak aldığını ikrar ettiği ödemenin düşülmesi sureti ile davanın kısmen kabulü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1933 E. 2012/8466 K.
Ortak:ek prim · havale · kesin hüküm · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından Alman Sosyal Güvenlik Kurumu kanıyla davacı adına davalı bankalara veya şubelerine «prim» «havale» edilip edilmediğinin «kesin» olarak ispat edilemediği, davalı Y.K.
Kredi Bankası A.Ş'nin Söke Şubesi'nde bulunan davacıya ait hesaba «havale» edilmiş olması nedeniyle davalı T.C.
Merkez Bankası aleyhine davada «husumet» yöneltilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacının davalı T.C.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, «kesin» dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken «primlerinin» kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ...
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · bilirkişi ücreti · keşif · kesin süre · taraf ehliyeti · ihtar · dosya masrafı · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin «havale» evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere «keşif» kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif «masrafları» yatırması konusunda 45 günlük «kesin süre» verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının «ihtar» edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir «bilirkişi ücreti» belirlenerek, «keşif» giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen «kesin sürenin» gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli «ihtarat» yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Buna karşın mahkemece alınan «keşif» kararı sonrasında belirlenen keşif gideri, ayrıntılı şekilde gösterilmediği gibi bilirkişiler için belirlenen ücret de emsal nitelikteki uyuşmazlıklarda tespit edilenlerin çok üzerindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2002/6596 E. 2002/11091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:seçim hakkı · yetki ilk itirazı · ilk itiraz · trafik kazası · yetki itirazı · kasko sigortası · rücu · haksız fiil
Benzer bu karardaBuna karşılık davalı «yetki ilk itirazında» birden fazla yetkili mahkemeyi gösterdiği takdirde «seçim hakkı» bu sefer tekrar davacıya ait olacaktır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, olayda Aydın ve Söke mahkemelerinin yetkili olduğu, «haksız fiil» hükümlerine göre davaya Söke mahkemelerinde bakılması gerektiği, davacının tercih hakkını yanlış kullandığı gerekçesiyle, «yetki itirazının» kabulüne, dosyanın talep halinde Söke Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, «kasko sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücu» davasıdır.
HUMK.nun 27 nci maddesi gereğince davacı bu hakkını yanlış kullanarak «yetkisiz» mahkemede dava açtığı takdirde doğal olarak «seçim hakkı» «ilk itiraz» olarak davalıya geçecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/7441 E. , 2014/14808 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SÖKE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 02/10/2013
NUMARASI 2013/98-2013/581
Taraflar arasında görülen davada Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/10/2013 tarih ve 2013/98-2013/581 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, bu sebeple Alman Emeklilik Sigortası primlerini hak ettiğini, sözkonusu primlerin 06.02.1985 günü havale yolu ile davalı Y. Kredi Bankası’nın Söke şubesine gönderilmesine karşın hesaplarda görünmediğini ancak Alman Emeklilik Sigorta Kurumu tarafından gönderilen yazı içeriğinde söz konusu miktarın havale edildiğinin açık olduğunu, olay sebebiyle her iki davalının da sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 21.336 DM karşılığı olan 18.942.00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, söz konusu paranın hesaplarda görünmediğini bildirerek ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından Alman Sosyal Güvenlik Kurumu kanıyla davacı adına davalı bankalara veya şubelerine prim havale edilip edilmediğinin kesin olarak ispat edilemediği, davalı Y.K. Bankasının arşivinde yapılan araştırmada havaleye ilişkin dekonta rastlanılmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava; bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yetkili Alman makamlarınca dava konusu edilen paranın doğrudan doğruya diğer davalı Y. Kredi Bankası A.Ş'nin Söke Şubesi'nde bulunan davacıya ait hesaba havale edilmiş olması nedeniyle davalı T.C. Merkez Bankası aleyhine davada husumet yöneltilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacının davalı T.C. Merkez Bankası hakkındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının davalı Y.. A.. hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı, bir süre Almanya'da çalıştığını, Türkiye'ye kesin dönüş yapması nedeniyle A.Emeklilik Sigortası'nda biriken alacağının davalı Y. K. Bankası'nın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havalesi yönünde yetkili Alman makamlarına talimat verdiğini, Alman makamlarınca hesabında biriken 21.336,80 DM tutarındaki parasının davalı bankanın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havale edildiğini, ancak davalı banka şubesince havale miktarının 3.700,00 DM olduğu tarafına bildirilerek sadece bu miktarın kendisine ödendiğini, bakiye miktar nedeniyle alacağı bulunduğunu ileri sürerek bu paranın faiziyle birlikte tarafına ödenmesini istemiştir.
Dosya kapsamından davacının Almanya'da çalıştığı süre nedeniyle Alman Emeklilik Sigorta sistemi uyarınca 21.336,80 DM pirim iadesine hak kazandığı, bu paranın 3.7.1984 tarihli dilekçesiyle davalı bankanın Söke Şubesi'nde bulunan hesabına havalesine dair talepte bulunduğu, bahsi geçen paranın 15.2.1985 tarihinde yetkili Alman makamlarınca davalı bankanın Frankfurt temsilciliği aracılığıyla davacı tarafından bildirilen hesaba havale edildiği hususu sabittir. Bu açıklamalar uyarınca davalı bankanın Söke Şubesi'nde paranın havale edildiği belirtilen davacıya ait hesabın bulunmadığı, havale edilen paranın tamamının davacıya ödendiği veya paranın havale edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 3182 Sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun 36.
maddesi uyarınca yasal yükümlülükler yerine getirilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğine yönelik ispat yükünün davalıda olduğu ve davacının kısmi ödemeye dair beyanı gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının davalı T.C. Merkez Bankası hakkındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının davalı Y. K.Kredi Bankası A.Ş. hakkındaki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102192800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz