Kar Kaybı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/7577 E. 2012/8070 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak ediş↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ fesih↗ terkin↗ maddi tazminat↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan soruşturmaların sonucunu beklemeden davalının yürüttüğü hizmetleri yürütmeyeceğini SSK'ya bildirdiği, davalının hak edişlerini de ödemediği ve geciktirdiği, bu nedenle davacının kendi kusuruna dayanarak zarar talep etmesinin mümkün olmadığı, davalının fesih iradesini kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile salt sözleşmeye aykırı hareket edilmesinin manevi tazminatı gerektirmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile davalının davacı tarafından işletilen hastanede “Kardiyoloji ve Kalp Damar Cerrahisi” bölümünü kurması ve işletmesi kararlaştırılmıştır.Davacı, davalının kusurlu eylemleri nedeniyle SGK tarafından haklarında soruşturma açıldığını, bu soruşturma nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir.Delilleri arasında gösterdiği SGK soruşturma dosyası incelendiğinde 07.02.2007 tarihli ve 1 sayılı soruşturma raporuna konu incelemelere 09.05.2006 tarihinde başlandığı, raporun konusunun Kurumla Kardiyoloji ve KVC branşlarında anlaşması olan davacı şirkete ait Özel Lara Hastanesi’nin Kurum aleyhine olan bazı eylemlerinin incelenmesine ilişkin olduğu, yapılan inceleme ve soruşturma sonucu tespit edilen usulsüz işlemlerin raporda açıklandığı, Özel Lara Hastanesi’nin Kurumdan haksız yere fazladan para aldığı, Kurum ile imzaladığı sözleşmenin derhal feshinin gerektiği ve hastanenin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Davacı, 19.09.2006 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna yaptığı yazılı başvuru ile Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi ve Kardiyoloji Laboratuvarı dallarındaki sözleşmesini feshetmek istediğini belirtmiştir.Davacı yargılama sırasında bilirkişi raporuna itirazında, davalının kusurlu uygulamaları sonucu soruşturma açıldığını, kusurunun müfettiş raporuyla kanıtlandığını, bu durum üzerine davalının hastaneyi terk ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.Bu durumda, davacının dava dışı SGK ile olan sözleşmesini feshetmesinin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının ve davacının davalı ile arasındaki akde aykırı bir eyleminin de bulunmadığı hususlarının tespiti halinde davacının bu nedenle uğradığını iddia ettiği maddi zararlarını isteyebilmesi mümkün olduğu gibi, davacının davalıya yapması gereken ödemeleri aksattığı, zamanında yapmadığının tespiti halinde bu durumda da ödemelerdeki aksama veya gecikmelerin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca davalının kendisine hak edişlerinin ödenmediği yönündeki savunmasının da dinlenemeyecek olması karşısında bu durumda da davacının maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususlar üzerinde durularak yapılacak yargılama sonucuna göre davacının maddi zarara ilişkin istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/842 E. 2013/17500 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cayma hakkı · hayat sigortası · illiyet bağı · riziko · kötüniyet · dava sebebi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece içinde kardiyoloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak, murisin «riziko» öncesi var olan kronik akciger hastalığı ile riziko «sebebi» olan kalp yetmezliği arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığının, illiyet bağı var ise mevcut hastalığın kasten ve «kötüniyetle» gizlenip gizlenmediğinin belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, murisin başvuru formunda hastalığını gizlediği, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı, eksik beyan ile «riziko» «sebebi» arasında ililyet bağı bulunduğu, davalının «cayma hakkını» kullanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak; dava, «hayat sigortasından» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacıların murisinin hastalığını gizlediği, eksik beyan ile «riziko» arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, bilirkişi raporunda davacıların murisinin kronik akciger hastası olduğu, bu hastalığın ileriki dönemlerde kalp yetmezliği ile sonuçlandığı, murisin de kalp yetmezliği sonucu vefat ettiği, gizlenen hastalıkla «riziko» «sebebi» arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti içinde kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14557 E. 2017/2081 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ılı başvuru ile Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi ve Kardiyoloji Laboratuvarı dallarındaki sözleşmesini feshetmek istediğini belirtmiştir.Davacı yargılama sırasında «bilirkişi raporuna itirazında», davalının kusurlu uygulamaları sonucu soruşturma açıldığını, kusurunun müfettiş raporuyla kanıtlandığını, bu durum üzerine davalının hastaneyi «terk» ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.Bu durumda, davacının dava dışı SGK ile olan sözleşmesini feshetmesinin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının ve davacının davalı ile arasındaki akde aykırı bir eyleminin de bulunmadığı hususlarının tespiti halinde davacının bu nedenle uğradığını iddia ettiği maddi zararlarını isteyebilmesi mümkün olduğu gibi, davacının davalıya yapması gereken ödemeleri aksattığı, zamanında yapmadığının tespiti halinde bu durumda da ödemelerdeki aksama veya gecikmelerin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca davalının kendisine «hak edişlerinin» ödenmediği yönündeki savunmasının da dinlenemeyecek olması karşısında bu durumda da davacının «maddi tazminat» isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususlar üzerinde durularak yapılacak yargılama sonucuna göre davacının maddi zarara ilişkin istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde uzman bir doktor bilirkişiden rapor alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, uyuşmazlığın halli bakımından bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden «eksik incelemeye» dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dain-i mürtehin · sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta sözleşmesi · muvafakat · kredi sözleşmesi · sigorta poliçesi · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; banka ile muris arasında bir «kredi sözleşmesi» imzalandığı, bankanın «daini mürtehin» sıfatı ile imzalanan «sigorta sözleşmesinde» yer aldığı ve davaya «muvafakat» etmediği, kaldı ki murisin de «sigorta poliçesi» düzenlenirken sağlığına ilişkin hususlarda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacılar murisinin kullandığı kredinin bakiye borcunun «hayat sigortası poliçesi» kapsamında ödenmesi talebine dayalı «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... «hayat sigortası poliçesinde» «daini mürtehin» olarak yer almaktadır.
Bu durumda, davacının talebinin «sigorta tazminatının» tahsiline ilişkin olmayıp «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu da dikkate alınarak işbu davayı açabileceğinin ve davalı ...'nın işbu davaya «muvafakat» etmemesinin sonuca etkili olmadığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7776 E. 2010/3595 K.
Ortak:maddi tazminat · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ılı başvuru ile Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi ve Kardiyoloji Laboratuvarı dallarındaki sözleşmesini feshetmek istediğini belirtmiştir.Davacı yargılama sırasında «bilirkişi raporuna itirazında», davalının kusurlu uygulamaları sonucu soruşturma açıldığını, kusurunun müfettiş raporuyla kanıtlandığını, bu durum üzerine davalının hastaneyi «terk» ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.Bu durumda, davacının dava dışı SGK ile olan sözleşmesini feshetmesinin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının ve davacının davalı ile arasındaki akde aykırı bir eyleminin de bulunmadığı hususlarının tespiti halinde davacının bu nedenle uğradığını iddia ettiği maddi zararlarını isteyebilmesi mümkün olduğu gibi, davacının davalıya yapması gereken ödemeleri aksattığı, zamanında yapmadığının tespiti halinde bu durumda da ödemelerdeki aksama veya gecikmelerin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca davalının kendisine «hak edişlerinin» ödenmediği yönündeki savunmasının da dinlenemeyecek olması karşısında bu durumda da davacının «maddi tazminat» isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususlar üzerinde durularak yapılacak yargılama sonucuna göre davacının maddi zarara ilişkin istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davacının ilerlemiş yaşına rağmen kalp krizi «dahil» sağlık yönünden bir çok hayati tehlikeye maruz kalabilecek durumda olduğu halde deniz yolculuğunu seçtiği, davalıya ait gemide tam teşekküllü hastanede bulunabilecek uzman hekim ve teçhizatın bulunamayacağı, davalıya ait gemi doktorunca gereken müdahale yapıldığı halde davacının durumundan «şikayetçi» olmayıp daha sonra şikayetlerinin artması sebebiyle gereken özen gösterilerek derhal ambulansla hastaneye kaldırıldığı, davacıya «kısmi ödeme» yapan Emekli Sandığının bu eylemi dolayısıyla talebin muhatabının davalı şirket olmayıp Emekli Sandığı olduğu, keza Dr.Siyami Ersek Hastanesinde ve Acıbadem hastanesinde yapılan «masrafların» böbrek fonksiyonu yetmezliği sebebiyle yapılan tedavi giderlerine ilişkin olup, gemideki kalp rahatsızlığıyla ilgisinin bulunmadığı, bu alacakların muhatabının da Emekli Sandığı olduğu, davalıya yükletilenebilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının sadece seyahatin yapılamayan «bölüm» bedelini talep edebileceği gerekçesiyle davacının «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulüne, (2.716,00) YTL yolculuk bakiye ücretinin 13.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sair iste …
… ılmasına kadar uzanan sürece neden olduğu kanaatine varıldığı belirlenmiştir.Öte yandan, davacının her halükarda kalp krizi geçireceği bilinen bir vakıa olup,davalı «donatanın» sadece gecikme nedeniyle oluşan zarardan TTK’nun 947. ve 1130/1.maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece, davacının gecikme nedeniyle yapmak zorunda kaldığı varsa «masraf» kalemlerinin açıkça belirlenmesi yönünden bilirkişi raporu alınarak oluşacaksonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» davacının tazminat isteminin tümüyle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · donatan · şikayet · iş bölümü · temerrüt faizi · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davacının ilerlemiş yaşına rağmen kalp krizi «dahil» sağlık yönünden bir çok hayati tehlikeye maruz kalabilecek durumda olduğu halde deniz yolculuğunu seçtiği, davalıya ait gemide tam teşekküllü hastanede bulunabilecek uzman hekim ve teçhizatın bulunamayacağı, davalıya ait gemi doktorunca gereken müdahale yapıldığı halde davacının durumundan «şikayetçi» olmayıp daha sonra şikayetlerinin artması sebebiyle gereken özen gösterilerek derhal ambulansla hastaneye kaldırıldığı, davacıya «kısmi ödeme» yapan Emekli Sandığının bu eylemi dolayısıyla talebin muhatabının davalı şirket olmayıp Emekli Sandığı olduğu, keza Dr.Siyami Ersek Hastanesinde ve Acıbadem hastanesinde yapılan «masrafların» böbrek fonksiyonu yetmezliği sebebiyle yapılan tedavi giderlerine ilişkin olup, gemideki kalp rahatsızlığıyla ilgisinin bulunmadığı, bu alacakların muhatabının da Emekli Sandığı olduğu, davalıya yükletilenebilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının sadece seyahatin yapılamayan «bölüm» bedelini talep edebileceği gerekçesiyle davacının «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulüne, (2.716,00) YTL yolculuk bakiye ücretinin 13.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sair iste …
… ılmasına kadar uzanan sürece neden olduğu kanaatine varıldığı belirlenmiştir.Öte yandan, davacının her halükarda kalp krizi geçireceği bilinen bir vakıa olup,davalı «donatanın» sadece gecikme nedeniyle oluşan zarardan TTK’nun 947. ve 1130/1.maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.Bu durumda mahkemece, davacının gecikme nedeniyle yapmak zorunda kaldığı varsa «masraf» kalemlerinin açıkça belirlenmesi yönünden bilirkişi raporu alınarak oluşacaksonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» davacının tazminat isteminin tümüyle reddi doğru görülmemiştir.
Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında «temerrüt faize» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «yasal faize» hükmedilmiş olması da hatalı olmuştur.
2-Dava,davalıya ait gemide yolcu olarak bulunan davacının geminin Venedik Limanına yanaştığı sırada kalp krizi geçirmesine rağmen gemi doktorunun davacıyı derhal hastaneye sevk etmeyerek gecikmeye neden olması nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı «maddi-manevi tazminat» ve yolculuğun tamamlanamayan kesimine ilişkin ücretin iadesi istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/7577 E. , 2012/8070 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2010 tarih ve 2008/568-2010/61 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/05/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 01.10.2003 tarihinde başlayıp, 01.10.2008 tarihinde bitecek olan sözleşme ile müvekkiline ait hastanede yapılacak kalp ameliyatlarının davalı tarafından yapılması ve müvekkilinin kardan pay alması konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davalının 2006 yılının Eylül ayında müvekkiline ait hizmet verdiği hastaneyi terk ettiğini, müvekkilinin bu nedenle sözleşme gereği kendisine yapılması gereken ödemeden mahrum kaldığını, davalının müvekkille olan sözleşmesini tek taraflı olarak yerine getirmemesinden itibaren SGK tarafından tamamen davalının hatasından kaynaklanan bir soruşturma açıldığını, davalının hatasından dolayı açılan soruşturma nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin uğradığı kar yoksunluğu miktarı olan 494.400,00 TL ile davalının yol açtığı soruşturmadan dolayı uğranılan 20.000,00 TL manevi tazminatın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinin hak edişlerini sözleşme hükümlerine göre süresinde ödeyemediğini, sözleşme ilişkisinin karşılıklı rıza ile 2006 yılı Eylül ayında sona erdirildiğini, bu nedenlerle davacının kar yoksunluğu talep etmesinin yerinde olmadığını, davacının geçirdiği soruşturmanın kendi hatasından kaynaklandığını, bu durumda davacının manevi tazminat talebinin de maddi ve yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan soruşturmaların sonucunu beklemeden davalının yürüttüğü hizmetleri yürütmeyeceğini SSK'ya bildirdiği, davalının hak edişlerini de ödemediği ve geciktirdiği, bu nedenle davacının kendi kusuruna dayanarak zarar talep etmesinin mümkün olmadığı, davalının fesih iradesini kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile salt sözleşmeye aykırı hareket edilmesinin manevi tazminatı gerektirmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile davalının davacı tarafından işletilen hastanede “Kardiyoloji ve Kalp Damar Cerrahisi” bölümünü kurması ve işletmesi kararlaştırılmıştır.Davacı, davalının kusurlu eylemleri nedeniyle SGK tarafından haklarında soruşturma açıldığını, bu soruşturma nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir.Delilleri arasında gösterdiği SGK soruşturma dosyası incelendiğinde 07.02.2007 tarihli ve 1 sayılı soruşturma raporuna konu incelemelere 09.05.2006 tarihinde başlandığı, raporun konusunun Kurumla Kardiyoloji ve KVC branşlarında anlaşması olan davacı şirkete ait Özel Lara Hastanesi’nin Kurum aleyhine olan bazı eylemlerinin incelenmesine ilişkin olduğu, yapılan inceleme ve soruşturma sonucu tespit edilen usulsüz işlemlerin raporda açıklandığı, Özel Lara Hastanesi’nin Kurumdan haksız yere fazladan para aldığı, Kurum ile imzaladığı sözleşmenin derhal feshinin gerektiği ve hastanenin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Davacı, 19.09.2006 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna yaptığı yazılı başvuru ile Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi ve Kardiyoloji Laboratuvarı dallarındaki sözleşmesini feshetmek istediğini belirtmiştir.Davacı yargılama sırasında bilirkişi raporuna itirazında, davalının kusurlu uygulamaları sonucu soruşturma açıldığını, kusurunun müfettiş raporuyla kanıtlandığını, bu durum üzerine davalının hastaneyi terk ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.Bu durumda, davacının dava dışı SGK ile olan sözleşmesini feshetmesinin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının ve davacının davalı ile arasındaki akde aykırı bir eyleminin de bulunmadığı hususlarının tespiti halinde davacının bu nedenle uğradığını iddia ettiği maddi zararlarını isteyebilmesi mümkün olduğu gibi, davacının davalıya yapması gereken ödemeleri aksattığı, zamanında yapmadığının tespiti halinde bu durumda da ödemelerdeki aksama veya gecikmelerin davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca davalının kendisine hak edişlerinin ödenmediği yönündeki savunmasının da dinlenemeyecek olması karşısında bu durumda da davacının maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususlar üzerinde durularak yapılacak yargılama sonucuna göre davacının maddi zarara ilişkin istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058754600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz