Çıplak pay
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1353 E. 2012/8057 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çıplak pay↗ ayni sermaye↗ nama yazılı pay↗ ciro ve teslim↗ alacağın devri↗ sermaye taahhüdü↗ resmi şekil↗ şekil şartı↗ pay devri↗ ticaret sicili tescili↗ malvarlığına ilişkin dava↗ borcun üstlenilmesi↗ alacağın temliki↗ hisse devri↗ ciro↗ pay defteri↗ ifa↗ hamil↗ temlik↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, taraflar arasında noterce yapılması gerekirken adi yazılı şekilde yapılan hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket hisse devrinin tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkin olup, mahkemece hisse devrinin noterde düzenlenmediği ve adi yazılı şekilde yapıldığı gerekçesiyle, şekil şartına uygun yapılmayan hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak “Hisse Senetlerinin Devri” başlıklı TTK’nun 415. ve 416. hamile ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur. TTK'nun 415. maddesinde hamile yazılı pay senetlerinin devri için özel bir düzenleme getirilmiştir. Hamile yazılı senetler, elden teslim ile devir edilir. Bu işlem ile pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise ciro ve teslim ile devir edilir. Ancak, devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda TTK bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK'da düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılır. Bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak payın devrinin hukuki niteliği bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devrinden faklıdır. Zira, bedelinin tamamı ödenmiş pay tali yükümleri bir yana bırakacak olursak, pay sahibi açısından her hangi bir malvarlıksal borç içermemekte dolayısıyla sahip olduğu alacak hakkı niteliğindeki haklarından ötürü devri yukarıda açıklandığı üzere alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Ancak bedeli tam olarak ödenmemiş pay için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Çünkü bedeli tam ödenmemiş pay, pay sahibi dışından malvarlıksal borç niteliğindeki taahhüt edilen pay bedelinin ödenmesi borcunu içerir. Anonim ortaklıklarda pay sahibinin asli borcu, taahhüt ettiği payların karşılığını oluşturan edimin ifasıdır. Bu kural hem nakdi hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Pay sahiplerinin taahhüt ettikleri payların karşılığını oluşturan edimi ifa etme borçları, ortaklık dışında da bir alacak hakkı teşkil eder. Bu durumda, karşılığı tamamen ödenmemiş bir payın devri devralan kişi açısından bir borç yüklenmesi niteliğine sahip olacağından ötürü devir işleminin borcun üstlenilmesi hükümleri uyarınca, yani bir iç üstlenme sözleşmesi ve alacaklı konumundaki anonim ortaklığın onayı alınmak sureti ile yapılması gereklidir. İç üstlenme sözleşmesinin tabi olduğu şekil şartı hakkında hiç bir hüküm öngörülmemiştir. Bu sebepten ötürü, hukukumuzda hakim olan şekil serbestisi ilkesi uyarınca tarafların söz konusu nakil sözleşmesini herhangi bir özel şekle bağlı olmaksızın sözlü, yazılı veya resmi şekilde yapabilme hususunda serbest oldukları düşünülebilir. Ancak pay, sadece kendisine bağlanan borçların değil aynı zamanda hakların da kaynağını teşkil eder. Alacak haklarının devrinin alacağın devri hükümlerine tabi kılındığı düşünülecek olursa, taahhüt edilen payın karşılığını ödeme borcunun yanında, ortaklık haklarını da içeren bedeli tam ödenmemiş payın devri işleminin de yazılı şekilde yapılması zorunluluğu söz konusudur. Dolayısıyla bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleşir. Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir. (Sevi, Ali Murat, Anonim Ortaklıkta Payın Devri Ankara 2012, 294 vd.).
Bu durumda mahkemece TTK.’nun 415. ve 416. maddeleri ile yukarıdaki ilkeler gereğince davacının talebi değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar verilmek üzere hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6567 E. 2014/16638 K.
Ortak:çıplak pay · ayni sermaye · alacağın devri · sermaye taahhüdü · resmi şekil · şekil şartı · pay devri · malvarlığına ilişkin dava
İncelediğiniz karardaBu kural hem nakdi hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespiti ve «ticaret siciline tescili» istemine ilişkin olup, mahkemece hisse devrinin noterde düzenlenmediği ve adi yazılı şekilde yapıldığı gerekçesiyle, «şekil şartına» uygun yapılmayan hisse devrinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu işlem ile «pay devri» yapılmış olur.
Benzer bu karardaBu kural hem nakdi hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Bu işlem ile «pay devri» yapılmış olur.
Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz «çıplak pay» için de geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · pay defteri kaydı · imza incelemesi · hisse devir sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · yasal faiz · ilan · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı «terditli» olarak öncelikle 29.06.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile devraldığı davalı «anonim şirket» hisselerinin şirket «pay defterine» kaydedilmediği iddiası ile «hisse devri» işleminin davalı şirket «pay defterine kaydına» karar verilmesini, bu olmadığı takdirde hisselerin karşılığı olarak ödediği bedelin iadesini istemiştir.
… i devir alan davacı şirketin iştigal mevzularının birbirine benzemediği ve tamamen farklı olduğundan, davalı ... ile davacı tarafın yapmış olduğu 29/06/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» yapıldığı andan itibaren «geçersiz» olduğu, bunun davalı ...'e yapılan hisse devir sözleşmesini geçersiz kılmayacağı fakat 29/06/2010 tarihli sözleşmede belirtilen ve davacı tarafça ödenen semenin «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre davalı ... tarafından davacı tarafa iadesi gerektiği gerekçesiyle, davacının davalı ...'e yönelik davasının kabulü ile hisse devir sözleşmesi dolayısıyla ödenen 52.400 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacı tarafa verilmesine, davalılar ... ve ...
Davalı ... «hisse devir sözleşmesini» inkar etmiş ise de; yapılan «imza incelemesi» sonucunda hisse devir sözleşmesindeki imzanın davalı ...'e ait olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı ... ile davacı arasında yapılan 29/06/2010 tarihli «hisse devir sözleşmesindeki» imzanın davalı ... eli ürünü olduğu anlaşıldığından ve davalı tarafından yapılan sözleşmede iradesini fesada uğratan bir durum bulunduğu ispat edilemediğinden dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1486 E. 2019/7096 K.
Ortak:çıplak pay · ayni sermaye · alacağın devri · sermaye taahhüdü · resmi şekil · şekil şartı · pay devri · malvarlığına ilişkin dava
İncelediğiniz karardaBu kural hem nakdi hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespiti ve «ticaret siciline tescili» istemine ilişkin olup, mahkemece hisse devrinin noterde düzenlenmediği ve adi yazılı şekilde yapıldığı gerekçesiyle, «şekil şartına» uygun yapılmayan hisse devrinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu işlem ile «pay devri» yapılmış olur.
Benzer bu karardaBu kural hem nakdi hem de «ayni sermaye taahhüdü» için geçerlidir.
TTK'nın 415. maddesi uyarınca, «hamile» yazılı senetler, elden «teslim» ile devredilir ve bu işlemle «pay devri» yapılmış olur.
Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz «çıplak pay» için de geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temyiz kanun yolu · inanç sözleşmesi · senetle ispat kuralı · inançlı işlem · istinaf kanun yolu · vekalet ilişkisi · senetle ispat · yazılı delil başlangıcı
Benzer bu karardaİlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «inançlı işlemler» BK ve TBK'da açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte TBK'nın 19. m. yer alan akit serbestisi ilkesi gereğince inançlı işlemlerin yapılabileceğinin kabul edildiği, «inanç sözleşmesinin», inanan ile inanılan arasında yapılan ve onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerinin ve devredilen hakkın inanılan tarafından inana geri verme şartlarını içeren borçlandırıcı bir muamele olarak tanımlandığı, inanç sözleşmesi sözleşmenin taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir sözleşme olup, alacak ve mülkiyetin naklinin «sebebini» de teşkil ettiği, böyle bir sözleşme ile tarafların genellikle «teminat» teşkil etmek veya idare edilmek üzere mal varlığına dair birşey veya hakkın aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırılmak için inanç sözleşmesine bağlı işleme başvurduğu, tarafların sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini, devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, süresini, keza akde aykırı davranışın yaptırımını da sözleşmelerinde belirleyebildikleri, 1947 tarihli 20/6 sayılı «içtihadı birleştirme» kararında da belirtildiği üzere, inanç sözleşmeleri bir yandan mülkiyeti nakil borcu doğurması bakımından tarafları bağlayıcı, diğer yandan mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmesi açısından da tasarruf işlemlerini bünyesinde barındıran sözleşmeler olduğu, içtihadı birleştirme kararında da yer verildiği üzere inançlı sözleşmelerin belirtilen bu niteliği gereği «yazılı delil» ile kanıtlanmasınıın zorunlu olduğu, davacının evlenmeden önce Tamek Holding Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı, tarafların 1992 yılında evlendikleri, taraflar arasında «hisse devrine» ilişkin bir inançlı işlemin varlığını ortaya koyan yazılı bir delil ya da «yazılı delil başlangıcı» teşkil edebilecek bir kayıt ve belge bulunmadığı, genel kurul «toplantı tutanakları» ve «hazirun cetvellerine» göre davalının 1986 yılında kurulan şirkette 100 hisse ile %40 pay sahibi olduğu, davalı yanın davacı yana hisse devri ile başlayan işlemlerin, davalı yana hisselerin iadesi ile «son» bulduğu, davacı tarafça dayanılan ve celp edilen kayıtların inanç sözleşmesinin varlığı yönünde «delil niteliğinde» olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı teşkil edecek belgelerin de bulunmadığı, keza olayda HMK’nın 203/I-a maddesinde yer alan «senetle ispat kuralının» istisnalarından yararlanma olanağı da bulunmadığından, davada tanıkla ispatın mümkün olmaması karşısında, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davacı tarafça, inaç sözleşmesine dayalı olarak davalıya devredilen «anonim şirket» hissesinin davacıya iadesi ve davacı adına tescili istemi ile açılan işbu davada, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde, taraflar arasında «hisse devrine» ilişkin bir «inançlı işlemin» varlığını ortaya koyan yazılı bir delil ya da «yazılı delil başlangıcı» teşkil edebilecek bir kayıt ve belge bulunmadığı, genel kurul «toplantı tutanakları» ve «hazirun cetvellerine» göre, davalının 1986 yılında kurulan şirkette 100 hisse ile %40 pay sahibi olduğu, davalının davacıya hisse devri ile başlayan işlemlerin, davalıya hisselerin iadesi ile «son» bulduğu, davacı tarafça dayanılan kayıtların «inanç sözleşmesinin» varlığı yönünde «delil niteliğinde» olmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı teşkil edecek belgelerin de bulunmadığı ayrıca, HMK'nın 203/I-a maddesinde yer alan «senetle ispat kuralının» istisnalarından yararlanma olanağı da bulunmadığından, tanıkla ispatın da mümkün olmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
… ekilince bilirkişilerin hakimlikçe değerlendirilecek konularda da görüş bildirdiği, rapora itirazları nedeniyle itirazları karşılanmaksızın karar verildiği, kararda «bilirkişi incelemesinden» bahsedilmeyip, bilirkişi raporunun hükme dayanak alınmaksızın karar verildiği yönündeki istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, tarafların 1992 yılında evlendikleri, davalının bu tarihten çok öncesinde 1986 yılında kurulan şirkette %40 oranında ilk kez hisse sahibi olduğu, dava tarihine kadar gerek davanın tarafları gerekse diğer şirket ortakları arasında hisse devirleri meydana geldiği, «son» olarak da davalıya «hisse devri» ile davalının şirkette dava konusu %48 hisse sahibi olduğu da gözetildiğinde, davacı yanca istinaf nedeni olarak ileri sürüldüğü üzere taraflar arasında «vekalet ilişkisi» bulunduğu, davalının başlangıçta hisse sahipliğinin davacıya «temsilen» kabul edilmesi gerektiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince «inançlı işlem» kapsamında değerlendirme ile sonuca gidilmesinin yerinde olmadığı, bu doğrultuda karar gerekçesinde emsal alınan İBGK 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı kararının dikkate alınamayacağı, İBGK 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı ve HMK 203/1-a maddesi gereğince tanıkla ispatı mümkün kılan kararın emsal gözetilmesi gerekeceği, bu kapsamda ilk derece mahkemesince tanık dinletme taleplerinin reddi ile sonuca gidilmesinin yasal olmadığı yönündeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı, davacının anne ve babasıyla arasındaki ihtilafa dayalı açılan davada verilen tedbir kararı nedeniyle mal varlığını azaltma saiki ile hareket ettiği, yine bu saikle davalının anne ve kardeşinin hesaplarını onlardan aldığı vekaletnameler ile kullandığı, ayrıca davalı adına tescil olan bir kısım gayrımenkulün de ödemesinin kendisi tarafından yapıldığı ve buna dair 3. kişiden alınıp sunulan belgelerin iddiaları yönünden «delil başlangıcı» sayılması gerekip, tanıklarının dinlenmesi gerekirken tanık dinletme taleplerinin reddi ile davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddinin doğru olmadığı yönündeki i …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.09.2013 tarihli «görevsizlik» kararı evvelce Dairemizin 06.01.2014 tarih, 2013/17578 E- 2013/16 K. sayılı ilamıyla incelemeden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5676 E. 2013/5391 K.
Ortak:çıplak pay · ticaret sicili tescili · hisse devri · pay defteri · hamil · anonim şirket · ticaret sicili · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, «anonim şirket» «hisse devrinin» tespiti ve «ticaret siciline tescili» istemine ilişkin olup, mahkemece hisse devrinin noterde düzenlenmediği ve adi yazılı şekilde yapıldığı gerekçesiyle, «şekil şartına» uygun yapılmayan hisse devrinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak “Hisse Senetlerinin Devri” başlıklı TTK’nun 415. ve 416. «hamile» ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de «hisse devrinin» noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur.
Ancak, devir şirkete karşı ancak «pay defterine» kayıtla hüküm ifade eder.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin nama, «hamiline» «hisse senedi» çıkarmadığı, hisselerin «çıplak pay» niteliğinde bulunduğu, bunların devrinin özel bir şekle tabi olmadığı, davalı şirket yönetim kurulunun devrin «pay defterine» işlenmesine yönelik karar aldığı, ancak karar gereğinin yerine getirmediği, davalı ...'in 450.000 çıplak payını davacıya devrettiği, devrin geçerli olup pay defterine işlenmesi gerektiği, «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescil ve «ilanını» engelleyen hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ...'in paylarını davacıya devrettiğinin tespitine, pay defterine yazılmasına, «ticaret sicile tescil» ve ilanına karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesi ve «ticaret sicilde» «ilanı» istemine ilişkin olup, davacı taraf davalı şirketin ortağı olduğunu, ayrıca davalı ...’nın da hisselerini kendisine devrettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, dosyada mevcut ticaret sicil «kaydına» göre davalı «şirketin merkezi» .../... olmakla, gerek karar tarihinde yürürlükte olan HUMK ...., gerekse temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nın 14. maddesi uyarınca şirketle ortakları arasınd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · hisse senedi · yetkisizlik kararı · ilan · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesi ve «ticaret sicilde» «ilanı» istemine ilişkin olup, davacı taraf davalı şirketin ortağı olduğunu, ayrıca davalı ...’nın da hisselerini kendisine devrettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, dosyada mevcut ticaret sicil «kaydına» göre davalı «şirketin merkezi» .../... olmakla, gerek karar tarihinde yürürlükte olan HUMK ...., gerekse temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nın 14. maddesi uyarınca şirketle ortakları arasınd …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin nama, «hamiline» «hisse senedi» çıkarmadığı, hisselerin «çıplak pay» niteliğinde bulunduğu, bunların devrinin özel bir şekle tabi olmadığı, davalı şirket yönetim kurulunun devrin «pay defterine» işlenmesine yönelik karar aldığı, ancak karar gereğinin yerine getirmediği, davalı ...'in 450.000 çıplak payını davacıya devrettiği, devrin geçerli olup pay defterine işlenmesi gerektiği, «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescil ve «ilanını» engelleyen hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ...'in paylarını davacıya devrettiğinin tespitine, pay defterine yazılmasına, «ticaret sicile tescil» ve ilanına karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne «yetkisizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Bozma neden ve şekline göre, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5969 E. 2011/9337 K.
Ortak:pay devri · alacağın temliki · pay defteri · temlik · anonim şirket · e-defter
İncelediğiniz karardaAncak, devir şirkete karşı ancak «pay defterine» kayıtla hüküm ifade eder.
Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki «alacağın temliki» hükümlerine göre gerçekleşir.
İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK'da düzenlenen «alacağın temliki» vasıtasıyla gerçekleşebilir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı «anonim şirket» anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da «kıymetli evrak» niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre «alacağın temliki» suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde «pay devrini» «kısıtlayıcı» bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle «hisse devir sözleşmelerinin» feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket «pay defterine tesciline» karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine tescil · kıymetli evrak · kısıtlılık · hisse devir sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, davalı «anonim şirket» anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da «kıymetli evrak» niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre «alacağın temliki» suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde «pay devrini» «kısıtlayıcı» bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle «hisse devir sözleşmelerinin» feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket «pay defterine tesciline» karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/1353 E. , 2012/8057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2010 tarih ve 2010/248-2010/660 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu davalı şirketteki hisselerini yazılı bir protokol ile diğer davalılara devretmiş olmasına rağmen, hisse devrinin davalılar tarafından şirket pay defterine kaydedilmediğini, gerekli ilan ve tescillerin yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirkette bulunan hisselerinin devredildiğinin tespitine, hisse devrinin resen ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin tasfiye halinde bulunduğunu, bu nedenle hisse devrinin yapılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, taraflar arasında noterce yapılması gerekirken adi yazılı şekilde yapılan hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket hisse devrinin tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkin olup, mahkemece hisse devrinin noterde düzenlenmediği ve adi yazılı şekilde yapıldığı gerekçesiyle, şekil şartına uygun yapılmayan hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak “Hisse Senetlerinin Devri” başlıklı TTK’nun 415. ve 416. hamile ve nama yazılı hisse senetlerinin ne şekilde devredileceği gösterilmiş olup, her iki halde de hisse devrinin noterden yapılması gerektiği, bunun sıhhat şartı olduğuna dair bir koşul yoktur. TTK'nun 415. maddesinde hamile yazılı pay senetlerinin devri için özel bir düzenleme getirilmiştir. Hamile yazılı senetler, elden teslim ile devir edilir.
Bu işlem ile pay devri yapılmış olur. Nama yazılı pay senetleri ise ciro ve teslim ile devir edilir. Ancak, devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda TTK bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir.
Alacağın temliki tasarufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK'da düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılır. Bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak payın devrinin hukuki niteliği bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devrinden faklıdır. Zira, bedelinin tamamı ödenmiş pay tali yükümleri bir yana bırakacak olursak, pay sahibi açısından her hangi bir malvarlıksal borç içermemekte dolayısıyla sahip olduğu alacak hakkı niteliğindeki haklarından ötürü devri yukarıda açıklandığı üzere alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir.
Ancak bedeli tam olarak ödenmemiş pay için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Çünkü bedeli tam ödenmemiş pay, pay sahibi dışından malvarlıksal borç niteliğindeki taahhüt edilen pay bedelinin ödenmesi borcunu içerir. Anonim ortaklıklarda pay sahibinin asli borcu, taahhüt ettiği payların karşılığını oluşturan edimin ifasıdır. Bu kural hem nakdi hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Pay sahiplerinin taahhüt ettikleri payların karşılığını oluşturan edimi ifa etme borçları, ortaklık dışında da bir alacak hakkı teşkil eder. Bu durumda, karşılığı tamamen ödenmemiş bir payın devri devralan kişi açısından bir borç yüklenmesi niteliğine sahip olacağından ötürü devir işleminin borcun üstlenilmesi hükümleri uyarınca, yani bir iç üstlenme sözleşmesi ve alacaklı konumundaki anonim ortaklığın onayı alınmak sureti ile yapılması gereklidir.
İç üstlenme sözleşmesinin tabi olduğu şekil şartı hakkında hiç bir hüküm öngörülmemiştir. Bu sebepten ötürü, hukukumuzda hakim olan şekil serbestisi ilkesi uyarınca tarafların söz konusu nakil sözleşmesini herhangi bir özel şekle bağlı olmaksızın sözlü, yazılı veya resmi şekilde yapabilme hususunda serbest oldukları düşünülebilir. Ancak pay, sadece kendisine bağlanan borçların değil aynı zamanda hakların da kaynağını teşkil eder. Alacak haklarının devrinin alacağın devri hükümlerine tabi kılındığı düşünülecek olursa, taahhüt edilen payın karşılığını ödeme borcunun yanında, ortaklık haklarını da içeren bedeli tam ödenmemiş payın devri işleminin de yazılı şekilde yapılması zorunluluğu söz konusudur.
Dolayısıyla bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleşir. Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir. (Sevi, Ali Murat, Anonim Ortaklıkta Payın Devri Ankara 2012, 294 vd.).
Bu durumda mahkemece TTK.’nun 415. ve 416. maddeleri ile yukarıdaki ilkeler gereğince davacının talebi değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar verilmek üzere hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058743800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz