Pay Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5969 E. 2011/9337 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay defterine tescil↗ kıymetli evrak↗ pay devri↗ alacağın temliki↗ kısıtlılık↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ temlik↗ anonim şirket↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı anonim şirket anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da kıymetli evrak niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre alacağın temliki suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle hisse devir sözleşmelerinin feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket pay defterine tesciline karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.
Bu kez davalılar vekili yeniden karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13397 E. 2010/9079 K.
Ortak:pay defterine tescil · kıymetli evrak · pay devri · alacağın temliki · kısıtlılık · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · temlik · Pay Devrinin İptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı «anonim şirket» anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da «kıymetli evrak» niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre «alacağın temliki» suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde «pay devrini» «kısıtlayıcı» bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle «hisse devir sözleşmelerinin» feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket «pay defterine tesciline» karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı «anonim şirket» anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da «kıymetli evrak» niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplık payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre «alacağın temliki» suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, "hisse devir bedeli ödenmemesinin sözleşmeyi «geçersiz» hale getirdiğine" ilişkin savunmalara itibar edilemeyeceği, davalı şirket anasözleşmesinde «pay devrini» «kısıtlayıcı» bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle «hisse devir sözleşmelerinin» feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının davalı anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket «pay defterine tesciline» karar verilmiştir.
… delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının davalı gerçek kişilerden devraldığı payların diğer davalı şirket «pay defterine» kaydedilmesinden önce şirket ortaklığının davalı şirkete karşı ileri sürülemeyecek olması karşısında, «pay devrine» ilişkin «ifa» davasında BK’nun 126. maddesinde yazılı 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin işbu davada uygulanamayacak olmasına, bölünme kaidesi gereği taliki şartın kalkmasından sonra pay devrinin gerçekleşmiş olmasına, davacı ile davalı gerçek kişiler arasındaki pay devrine dair sözleşmelerde yazılı devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunun ayrı bir «davanın konusu» olup, BK’nun 81. maddesi hükmünün pay devrine ilişkin ifa davasında uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına ve «anonim şirket» paylarının bir kısmını davacı şirkete devreden davalı gerçek kişilerin de davada taraf olmasının tabii bulunmasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent dışı …
2-Dava, davalı «anonim şirketin» ortakları olan diğer davalı gerçek kişilerin paylarının bir kısmının davacıya devredilmesi sonrası, «pay devrinin» anonim şirket «pay defterine» kaydedilmesi davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · davanın konusu · infaz · ifa · geçersizlik · zamanaşımı
Benzer bu kararda… delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının davalı gerçek kişilerden devraldığı payların diğer davalı şirket «pay defterine» kaydedilmesinden önce şirket ortaklığının davalı şirkete karşı ileri sürülemeyecek olması karşısında, «pay devrine» ilişkin «ifa» davasında BK’nun 126. maddesinde yazılı 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin işbu davada uygulanamayacak olmasına, bölünme kaidesi gereği taliki şartın kalkmasından sonra pay devrinin gerçekleşmiş olmasına, davacı ile davalı gerçek kişiler arasındaki pay devrine dair sözleşmelerde yazılı devir bedelinin ödenip ödenmediği hususunun ayrı bir «davanın konusu» olup, BK’nun 81. maddesi hükmünün pay devrine ilişkin ifa davasında uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına ve «anonim şirket» paylarının bir kısmını davacı şirkete devreden davalı gerçek kişilerin de davada taraf olmasının tabii bulunmasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent dışı …
Davalı gerçek kişilerin davacı şirkete kaç pay devrettiği, devirler sonrası davacının davalı şirkete kaç pay ile ortak olduğu hususlarının «infazda tereddüt» yaratmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken, “davacının davalı «anonim şirkette» %25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun «pay defterine tesciline»” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı «anonim şirket» anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da «kıymetli evrak» niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplık payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre «alacağın temliki» suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, "hisse devir bedeli ödenmemesinin sözleşmeyi «geçersiz» hale getirdiğine" ilişkin savunmalara itibar edilemeyeceği, davalı şirket anasözleşmesinde «pay devrini» «kısıtlayıcı» bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle «hisse devir sözleşmelerinin» feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının davalı anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket «pay defterine tesciline» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5676 E. 2013/5391 K.
Ortak:pay defteri · anonim şirket · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı «anonim şirket» anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da «kıymetli evrak» niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre «alacağın temliki» suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde «pay devrini» «kısıtlayıcı» bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle «hisse devir sözleşmelerinin» feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket «pay defterine tesciline» karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin nama, «hamiline» «hisse senedi» çıkarmadığı, hisselerin «çıplak pay» niteliğinde bulunduğu, bunların devrinin özel bir şekle tabi olmadığı, davalı şirket yönetim kurulunun devrin «pay defterine» işlenmesine yönelik karar aldığı, ancak karar gereğinin yerine getirmediği, davalı ...'in 450.000 çıplak payını davacıya devrettiği, devrin geçerli olup pay defterine işlenmesi gerektiği, «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescil ve «ilanını» engelleyen hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ...'in paylarını davacıya devrettiğinin tespitine, pay defterine yazılmasına, «ticaret sicile tescil» ve ilanına karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesi ve «ticaret sicilde» «ilanı» istemine ilişkin olup, davacı taraf davalı şirketin ortağı olduğunu, ayrıca davalı ...’nın da hisselerini kendisine devrettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, dosyada mevcut ticaret sicil «kaydına» göre davalı «şirketin merkezi» .../... olmakla, gerek karar tarihinde yürürlükte olan HUMK ...., gerekse temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nın 14. maddesi uyarınca şirketle ortakları arasınd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıplak pay · şirket merkezi mahkemesi · ticaret sicili tescili · hisse senedi · hisse devri · hamil · ticaret sicili · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin nama, «hamiline» «hisse senedi» çıkarmadığı, hisselerin «çıplak pay» niteliğinde bulunduğu, bunların devrinin özel bir şekle tabi olmadığı, davalı şirket yönetim kurulunun devrin «pay defterine» işlenmesine yönelik karar aldığı, ancak karar gereğinin yerine getirmediği, davalı ...'in 450.000 çıplak payını davacıya devrettiği, devrin geçerli olup pay defterine işlenmesi gerektiği, «anonim şirketlerde» «hisse devrinin» tescil ve «ilanını» engelleyen hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı ...'in paylarını davacıya devrettiğinin tespitine, pay defterine yazılmasına, «ticaret sicile tescil» ve ilanına karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «pay defterine» işlenmesi ve «ticaret sicilde» «ilanı» istemine ilişkin olup, davacı taraf davalı şirketin ortağı olduğunu, ayrıca davalı ...’nın da hisselerini kendisine devrettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, dosyada mevcut ticaret sicil «kaydına» göre davalı «şirketin merkezi» .../... olmakla, gerek karar tarihinde yürürlükte olan HUMK ...., gerekse temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nın 14. maddesi uyarınca şirketle ortakları arasınd …
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne «yetkisizlik» kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...-Bozma neden ve şekline göre, davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5969 E. , 2011/9337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/09/2008 gün ve 2005/386-2008/495 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.09.2010 gün ve 2008/13397 - 2010/9079 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin diğer davalı anonim şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduğunu, müvekkilinin davalı ...'dan 23.05.2000 tarihinde 10.000.000.000.-TL kıymetindeki şirket sermayesinde sahip olduğu 1.250 adet ve 1.250.000.000.-TL nominal bedelli % 12,5 hissesini satın aldığını, davalı ...'ın da kendisine ait 50.000.000.000.-TL kıymetinde sermayesinde sahip olduğu 6.250 adet ve 6.250.000.000.-TL nominal bedelli % 12,5 hissesini 30.10.2003 tarihinde müvekkili şirkete satarak bedelini aldığını, ihtarnamelere rağmen toplam % 25 pay devrinin şirket pay defterine yazılmadığını ileri sürerek, davacının mevcut şirket sermayesine göre % 25 oranında hissedar olduğunun tespiti ile şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanan 23.05.2000 tarihli sözleşmenin aynı taraflar arasında yapılan 21.05.2000 tarihli başka bir sözleşme uyarınca şarta bağlı olarak yapıldığını, ancak her iki sözleşmenin de geçerli olabilmesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, kaldı ki davacının hisse bedelinin tümünü müvekkiline ödemediğini ve ödediği kısmi bedeli de müvekkilinden geri istediğini, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceğini, davacı talebinin zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, şirket pay defterine kaydın anonim şirketten istenebileceğini, müvekkili aleyhine dava açılamayacağını, davacının müvekkilinden satın aldığını iddia ettiği hisse bedelini tam olarak ödemediğini, kaldı ki davacının yaptığı kısmi ödemeleri de müvekkilinden geri istediğini, davalı şirketin 4628 sayılı Kanun'a tabi olup EPDK'dan hisse devrine dair izin alınamadığını, BK'nun 117. maddesi gereğince imkansızlık bulunduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı tarafından hisse sattığı iddia olunan diğer davalılar ile birlikte müvekkili şirkete usulünce bir başvuru olmadığını, BK'nun 126. maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin geçtiğini, hisse devrine idarenin izin vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı anonim şirket anasözleşmesinin 6. maddesine göre şirket hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK'da kıymetli evrak niteliğinde bir senede bağlanmayan çıplak payların devrine ilişkin bir hükme yer verilmediği, anonim ortaklığın çıplak paylarının devrinin biçime bağlı olmayıp, BK'nun 162. maddesine göre alacağın temliki suretiyle de mümkün olduğu, 23.05.2000 ve 30.10.2003 tarihli sözleşmelerin de alacağın temlikine ilişkin olduğu, payların devrine ilişkin sözleşmelerde kararlaştırılan hisse devir bedelinin ödenip ödenmediğinin işbu davada tartışılamayacağı, davalı şirket anasözleşmesinde pay devrini kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı, dava ve karar tarihi itibariyle hisse devir sözleşmelerinin feshedilmeyip geçerli olduğu sonucuna varılarak, davacının anonim şirket nezdinde % 25 oranında pay sahibi olduğunun tespitine ve bu durumun şirket pay defterine tesciline karar verilmiş, davalılar vekilince temyiz edilen karar 23.09.2010 tarihli karardan yazılı gerekçeyle davalılar yararına bozulmuştur.
Bu kez davalılar vekili yeniden karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 26.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/568658200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz