İtirazın iptali | Takibin devamı | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15103 E. 2012/5643 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kombine taşıma↗ mal mukabili ödeme↗ gümrük beyannamesi↗ konişmento↗ ba beyannamesi↗ illiyet bağı↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ vade↗ taşıyıcı↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava, davalı tarafça yapılan taşıma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından yurtdışında bulunan müşterisine yapılan satış nedeniyle davaya konu emtianın davalı tarafça taşındığını, bu amaçla taraflar arasında kombine taşıma sözleşmesi düzenlendiğini ancak yapılan satışın vesaik mukabili olarak kararlaştırılmasına karşın davalının satışa konu vesaiki teslim almaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin satış bedelini tahsil edemediği ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşıma sözleşmesine konu malların satıcı ile alıcı arasında hangi türden satıma konu edildiği ve satış türü değişikliğinin taşıyıcıya bildirilip bildirilmediği noktalarında toplanmaktadır.
Mal mukabili ödeme, dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinden en basit olanıdır. Bu yöntem de ihracatçı, sözleşmeye uygun şekilde emtiayı sevk eder bedelini ise yine kararlaştırıldığı üzere, daha sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder. Alıcı tarafından, gümrükten emtianın çekilebilmesini ise satıcı tarafından, nama veya emre konışmento düzenlenmiş olması sağlar. Oysa vesaik mukabili ödemede, bedeli ödenmeden, emtianın gümrükten çekilmesini sağlayacak belgeler alıcıya teslim edilmemektedir. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı taşıyıcının davaya konu emtiayı alıcıya teslimi anında konişmento aslını teslim almaması nedeniyle taşıma sözleşmesine aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığı açıktır. Bir başka anlatımla, davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağı mevcut değildir. O halde satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde davalı taşıyanın her hangi bir sorumluluğundan söz etmek mümkün değildir.
Dosya içinde mevcut, davacı tarafça tanzim edilen, aynı tarihi haiz, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış mal satış faturaları, gümrük beyannamesi ve diğer evrakın incelenmesinde, davacı ile alıcı arasında düzenlenen sözleşmede satış türünün ilk olarak mal mukabili şeklinde yapılmasının kararlaştırıldığı ancak daha sonra bundan vazgeçilerek satışın vesaik mukabili şekline dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim bu hususa dosya içindeki evrak incelenmek suretiyle bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda da değinilmiştir.
Bu durumda uyuşmazlığın esasen üzerinde toplandığı nokta, davacı tarafından yapılan satışın vesaik mukabili olarak değiştirildiğinden taşıyıcı davalının haberdar edilip edilmediği yönündedir. Yukarıda da açıklandığı üzere dosya içindeki belgelerden satışın öncelikle mal mukabili olarak yapıldığı ardından vesaik mukabili olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu değişikliğe ilişkin olarak davalı taşıyıcıya bildirimde bulunulduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge dosya içinde mevcut değildir. Nitekim bu husus yargılama sırasında davacı taraftan sorulmuş ve davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile bu yönde bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça bu konuda delil olarak elektronik posta yazışmaları sunulmuşsa da ıslak ya da elektronik imza içermeyen söz konusu yazışma içerikleri davalı vekili tarafından kabul edilmemiştir. Bu itibarla mahkemece davaya konu satış türünün vesaik mukabili olarak değiştirildiği hususunun davalı tarafa bildirildiğinin kanıtlanıp kanıtlanamadığı değerlendirilmeksizin kendi içinde çelişkiler ve hatalı yorumlar içeren bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 – Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3594 E. 2015/5416 K.
Ortak:konişmento · taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaBu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı «taşıyıcının» davaya konu emtiayı alıcıya «teslimi» anında «konişmento» aslını teslim almaması nedeniyle «taşıma sözleşmesine» aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedeli …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise «konişmento» aslını almaksızın mal «teslimi» yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… cı vekili, müvekkili tarafından yurtdışında bulunan müşterisine yapılan satış nedeniyle davaya konu emtianın davalı tarafça taşındığını, bu amaçla taraflar arasında «kombine taşıma sözleşmesi» düzenlendiğini ancak yapılan satışın vesaik mukabili olarak kararlaştırılmasına karşın davalının satışa konu vesaiki «teslim» almaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin satış bedelini tahsil edemediği ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının «konişmento» aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava,davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edilmiş olması nedeniyle davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İncelenen «konişmento» talimatlarında alıcı firmanın unvanı, adresi, iletişim bilgileri, kap sayısı ve ölçüleri, brüt ağırlık, net ağırlık, malın cinsi, «teslim şeklinin» FOB olduğu, satış şeklinin vesaik mukabili olduğu, gümrük bilgilerinin (...
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda «konişmento» talimatlarında alıcı kısmına tahsil bankasının adının yazılması gerekirken ithalatçı firmanın yazılması nedeniyle davalı «taşıyıcının» kusursuz olduğu belirtilmişse de; konişmento talimatlarında satış şeklinin vesaik mukabili olduğu açıkça yazılı olması nedeniyle taşımacının bu talimatlara uyması ve şüpheli görünen hususlarda da davacıdan talimat alması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim şekli · müterafik kusur · kusur · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece taşıma konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak davalı taşımacının «konişmento» talimatlarına uygun davranıp davranmadığı, davalının sorumluluğu halinde davacının «müterafik kusuru» bulunup bulunmadığının belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
İncelenen «konişmento» talimatlarında alıcı firmanın unvanı, adresi, iletişim bilgileri, kap sayısı ve ölçüleri, brüt ağırlık, net ağırlık, malın cinsi, «teslim şeklinin» FOB olduğu, satış şeklinin vesaik mukabili olduğu, gümrük bilgilerinin (...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3806 E. 2019/5431 K.
Ortak:konişmento · taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaBu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı «taşıyıcının» davaya konu emtiayı alıcıya «teslimi» anında «konişmento» aslını teslim almaması nedeniyle «taşıma sözleşmesine» aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedeli …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise «konişmento» aslını almaksızın mal «teslimi» yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… cı vekili, müvekkili tarafından yurtdışında bulunan müşterisine yapılan satış nedeniyle davaya konu emtianın davalı tarafça taşındığını, bu amaçla taraflar arasında «kombine taşıma sözleşmesi» düzenlendiğini ancak yapılan satışın vesaik mukabili olarak kararlaştırılmasına karşın davalının satışa konu vesaiki «teslim» almaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin satış bedelini tahsil edemediği ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının «konişmento» aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; «konişmento» talimatlarında alıcı firmanın unvanı, adresi, iletişim bilgileri, kap sayısı ve ölçüleri, brüt ağırlık, net ağırlık, malın cinsi, «teslim şeklinin» FOB olduğu, satış şeklinin vesaik mukabili olduğu, gümrük bilgilerinin bulunduğu anlaşıldığından satışın vesaik mukabili olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının satış şekline göre eksik ve çelişkili gördüğü hususları «taşıtana» bildirerek verilecek talimatlara göre belge düzenleyip buna göre işlem yapması gerektiği, bilirkişi raporundaki «asli kusurun» davacıda olduğuna ilişkin değerlendirmenin kabul edildiği, 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminatın tayin edilebileceği, bu hususta bilirkişilerce yapılan tespitin «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL tazminatın 17.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
2-) Dava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edilmiş olması nedeniyle davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… ararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve dosya kapsamından dava konusu taşımada açık şekilde vesaik mukabili «teslimin» kabul edildiğinin belirlenmesi karşısında mahkemece, davacının asli kusurlu olarak belirlenmesi isabetli olmamakla birlikte temyiz edenin sıfatı itibariyle bu husu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asli kusur · teslim şekli · talep aşımı · taşıtan · kusur oranı · hakkaniyet · denetime elverişlilik · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; «konişmento» talimatlarında alıcı firmanın unvanı, adresi, iletişim bilgileri, kap sayısı ve ölçüleri, brüt ağırlık, net ağırlık, malın cinsi, «teslim şeklinin» FOB olduğu, satış şeklinin vesaik mukabili olduğu, gümrük bilgilerinin bulunduğu anlaşıldığından satışın vesaik mukabili olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının satış şekline göre eksik ve çelişkili gördüğü hususları «taşıtana» bildirerek verilecek talimatlara göre belge düzenleyip buna göre işlem yapması gerektiği, bilirkişi raporundaki «asli kusurun» davacıda olduğuna ilişkin değerlendirmenin kabul edildiği, 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminatın tayin edilebileceği, bu hususta bilirkişilerce yapılan tespitin «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL tazminatın 17.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tarafların «kusur oranı» ve tazminat miktarı konusunda bir belirleme yapılmadığı anlaşılmakla bu haliyle anılan bilirkişi raporları «denetime elverişli» ve hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.
Bu durumda mahkemece, yeni bir uzman bilirkişi kurulundan tarafların «kusur oranını» ve zarar miktarını dayanakları ile birlikte «denetime elverişli» şekilde belirleyen rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Kabule göre de; davanın, davalının tam kusurlu olduğu iddiası ile 10.000,00 TL üzerinden açılmasına karşın mahkemece, her iki tarafın da kusurlu olduğuna dair kabule rağmen, talep edilen miktarın tamamı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gizli «talep aşımına» yol açacak nitelikte olup hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13730 E. 2014/19928 K.
Ortak:icra takibine itiraz · taşıyıcı · taşıyan · teslim
İncelediğiniz karardaBu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı «taşıyıcının» davaya konu emtiayı alıcıya «teslimi» anında «konişmento» aslını teslim almaması nedeniyle «taşıma sözleşmesine» aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedeli …
Bir başka anlatımla, davalı «taşıyanın» «konişmento» aslını «teslim» almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise «konişmento» aslını almaksızın mal «teslimi» yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili, yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edildiği iddiasına dayalı davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, taşıma yapılan güzergah nedeniyle somut olaya uygulanması gereken, CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi geçirildikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «taşıyan» olmadığı, 25/06/2009 ile 29/06/2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen taşımada davalının «taşıyıcı» olmadığı, davacı firma ile taşımayı yapan dava dışı RB firması arasındaki bağlantıyı sağlayan simsar nitelikli bir konumunun bulunduğu, öte yandan somut olaya uygulanması gereken CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece vesaik mukabili «teslim» edilecek emtianın davalı «taşıyıcı» tarafından ilgili vesaik görülmeden teslimi halinde davalı taşıyıcı ağır kusurlu sayılacağından ve bu durumda da CMR'nin 32/2. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 3 yıl olacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «taşıyan» olmadığı, 25/06/2009 ile 29/06/2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen taşımada davalının «taşıyıcı» olmadığı, davacı firma ile taşımayı yapan dava dışı RB firması arasındaki bağlantıyı sağlayan simsar nitelikli bir konumunun bulunduğu, öte yandan somut olaya uygulanması gereken CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin de dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı «taşıyıcı» tarafından vesaik mukabili, yurt dışındaki alıcıya «teslim» edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edildiği iddiasına dayalı davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, taşıma yapılan güzergah nedeniyle somut olaya uygulanması gereken, CMR'nin 32. maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi geçirildikten sonra davanın açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece vesaik mukabili «teslim» edilecek emtianın davalı «taşıyıcı» tarafından ilgili vesaik görülmeden teslimi halinde davalı taşıyıcı ağır kusurlu sayılacağından ve bu durumda da CMR'nin 32/2. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 3 yıl olacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15103 E. , 2012/5643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2010 tarih ve 2008/226-2010/234 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin müşterisi olan dava dışı ABD firmasına vesaik mukabili satış yaptığını bu malların davalı şirket tarafından taşındığını ancak davalı şirketin malları vesaiki almaksızın teslim ettiğini ve satış bedelinin tahsil edilemediğini davalı hakkında başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı hakkında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılan taşıma sözleşmesinde dava dışı alıcıya yapılan satışın mal mukabili olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin davaya konu malları noksansız şekilde alıcısına teslim ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava, davalı tarafça yapılan taşıma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından yurtdışında bulunan müşterisine yapılan satış nedeniyle davaya konu emtianın davalı tarafça taşındığını, bu amaçla taraflar arasında kombine taşıma sözleşmesi düzenlendiğini ancak yapılan satışın vesaik mukabili olarak kararlaştırılmasına karşın davalının satışa konu vesaiki teslim almaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin satış bedelini tahsil edemediği ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşıma sözleşmesine konu malların satıcı ile alıcı arasında hangi türden satıma konu edildiği ve satış türü değişikliğinin taşıyıcıya bildirilip bildirilmediği noktalarında toplanmaktadır.
Mal mukabili ödeme, dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinden en basit olanıdır. Bu yöntem de ihracatçı, sözleşmeye uygun şekilde emtiayı sevk eder bedelini ise yine kararlaştırıldığı üzere, daha sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder. Alıcı tarafından, gümrükten emtianın çekilebilmesini ise satıcı tarafından, nama veya emre konışmento düzenlenmiş olması sağlar. Oysa vesaik mukabili ödemede, bedeli ödenmeden, emtianın gümrükten çekilmesini sağlayacak belgeler alıcıya teslim edilmemektedir. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı taşıyıcının davaya konu emtiayı alıcıya teslimi anında konişmento aslını teslim almaması nedeniyle taşıma sözleşmesine aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığı açıktır.
Bir başka anlatımla, davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağı mevcut değildir. O halde satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde davalı taşıyanın her hangi bir sorumluluğundan söz etmek mümkün değildir.
Dosya içinde mevcut, davacı tarafça tanzim edilen, aynı tarihi haiz, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış mal satış faturaları, gümrük beyannamesi ve diğer evrakın incelenmesinde, davacı ile alıcı arasında düzenlenen sözleşmede satış türünün ilk olarak mal mukabili şeklinde yapılmasının kararlaştırıldığı ancak daha sonra bundan vazgeçilerek satışın vesaik mukabili şekline dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim bu hususa dosya içindeki evrak incelenmek suretiyle bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda da değinilmiştir.
Bu durumda uyuşmazlığın esasen üzerinde toplandığı nokta, davacı tarafından yapılan satışın vesaik mukabili olarak değiştirildiğinden taşıyıcı davalının haberdar edilip edilmediği yönündedir. Yukarıda da açıklandığı üzere dosya içindeki belgelerden satışın öncelikle mal mukabili olarak yapıldığı ardından vesaik mukabili olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu değişikliğe ilişkin olarak davalı taşıyıcıya bildirimde bulunulduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge dosya içinde mevcut değildir. Nitekim bu husus yargılama sırasında davacı taraftan sorulmuş ve davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile bu yönde bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça bu konuda delil olarak elektronik posta yazışmaları sunulmuşsa da ıslak ya da elektronik imza içermeyen söz konusu yazışma içerikleri davalı vekili tarafından kabul edilmemiştir.
Bu itibarla mahkemece davaya konu satış türünün vesaik mukabili olarak değiştirildiği hususunun davalı tarafa bildirildiğinin kanıtlanıp kanıtlanamadığı değerlendirilmeksizin kendi içinde çelişkiler ve hatalı yorumlar içeren bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 – Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057792200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz