6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | Takibin devamı | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15103 E. 2012/5643 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kombine taşıma mal mukabili ödeme gümrük beyannamesi konişmento ba beyannamesi illiyet bağı icra takibine itiraz taşıma sözleşmesi vade taşıyıcı icra inkar tazminatı taşıyan inkar tazminatı teslim

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1 – Dava, davalı tarafça yapılan taşıma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili tarafından yurtdışında bulunan müşterisine yapılan satış nedeniyle davaya konu emtianın davalı tarafça taşındığını, bu amaçla taraflar arasında kombine taşıma sözleşmesi düzenlendiğini ancak yapılan satışın vesaik mukabili olarak kararlaştırılmasına karşın davalının satışa konu vesaiki teslim almaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin satış bedelini tahsil edemediği ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşıma sözleşmesine konu malların satıcı ile alıcı arasında hangi türden satıma konu edildiği ve satış türü değişikliğinin taşıyıcıya bildirilip bildirilmediği noktalarında toplanmaktadır.

Mal mukabili ödeme, dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinden en basit olanıdır. Bu yöntem de ihracatçı, sözleşmeye uygun şekilde emtiayı sevk eder bedelini ise yine kararlaştırıldığı üzere, daha sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder. Alıcı tarafından, gümrükten emtianın çekilebilmesini ise satıcı tarafından, nama veya emre konışmento düzenlenmiş olması sağlar. Oysa vesaik mukabili ödemede, bedeli ödenmeden, emtianın gümrükten çekilmesini sağlayacak belgeler alıcıya teslim edilmemektedir. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı taşıyıcının davaya konu emtiayı alıcıya teslimi anında konişmento aslını teslim almaması nedeniyle taşıma sözleşmesine aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığı açıktır. Bir başka anlatımla, davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağı mevcut değildir. O halde satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde davalı taşıyanın her hangi bir sorumluluğundan söz etmek mümkün değildir.

Dosya içinde mevcut, davacı tarafça tanzim edilen, aynı tarihi haiz, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış mal satış faturaları, gümrük beyannamesi ve diğer evrakın incelenmesinde, davacı ile alıcı arasında düzenlenen sözleşmede satış türünün ilk olarak mal mukabili şeklinde yapılmasının kararlaştırıldığı ancak daha sonra bundan vazgeçilerek satışın vesaik mukabili şekline dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim bu hususa dosya içindeki evrak incelenmek suretiyle bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda da değinilmiştir.

Bu durumda uyuşmazlığın esasen üzerinde toplandığı nokta, davacı tarafından yapılan satışın vesaik mukabili olarak değiştirildiğinden taşıyıcı davalının haberdar edilip edilmediği yönündedir. Yukarıda da açıklandığı üzere dosya içindeki belgelerden satışın öncelikle mal mukabili olarak yapıldığı ardından vesaik mukabili olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu değişikliğe ilişkin olarak davalı taşıyıcıya bildirimde bulunulduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge dosya içinde mevcut değildir. Nitekim bu husus yargılama sırasında davacı taraftan sorulmuş ve davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile bu yönde bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça bu konuda delil olarak elektronik posta yazışmaları sunulmuşsa da ıslak ya da elektronik imza içermeyen söz konusu yazışma içerikleri davalı vekili tarafından kabul edilmemiştir. Bu itibarla mahkemece davaya konu satış türünün vesaik mukabili olarak değiştirildiği hususunun davalı tarafa bildirildiğinin kanıtlanıp kanıtlanamadığı değerlendirilmeksizin kendi içinde çelişkiler ve hatalı yorumlar içeren bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2 – Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3594 E. 2015/5416 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3806 E. 2019/5431 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13730 E. 2014/19928 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/15103 E.  ,  2012/5643 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2010 tarih ve 2008/226-2010/234 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin müşterisi olan dava dışı ABD firmasına vesaik mukabili satış yaptığını bu malların davalı şirket tarafından taşındığını ancak davalı şirketin malları vesaiki almaksızın teslim ettiğini ve satış bedelinin tahsil edilemediğini davalı hakkında başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı hakkında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılan taşıma sözleşmesinde dava dışı alıcıya yapılan satışın mal mukabili olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin davaya konu malları noksansız şekilde alıcısına teslim ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile alıcı firma arasındaki satışın vesaik mukabili olduğunun kararlaştırıldığını, davalının ise konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1 – Dava, davalı tarafça yapılan taşıma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili tarafından yurtdışında bulunan müşterisine yapılan satış nedeniyle davaya konu emtianın davalı tarafça taşındığını, bu amaçla taraflar arasında kombine taşıma sözleşmesi düzenlendiğini ancak yapılan satışın vesaik mukabili olarak kararlaştırılmasına karşın davalının satışa konu vesaiki teslim almaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle müvekkilinin satış bedelini tahsil edemediği ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının konişmento aslını almaksızın mal teslimi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşıma sözleşmesine konu malların satıcı ile alıcı arasında hangi türden satıma konu edildiği ve satış türü değişikliğinin taşıyıcıya bildirilip bildirilmediği noktalarında toplanmaktadır.

Mal mukabili ödeme, dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinden en basit olanıdır. Bu yöntem de ihracatçı, sözleşmeye uygun şekilde emtiayı sevk eder bedelini ise yine kararlaştırıldığı üzere, daha sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder. Alıcı tarafından, gümrükten emtianın çekilebilmesini ise satıcı tarafından, nama veya emre konışmento düzenlenmiş olması sağlar. Oysa vesaik mukabili ödemede, bedeli ödenmeden, emtianın gümrükten çekilmesini sağlayacak belgeler alıcıya teslim edilmemektedir. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece karar gerekçesinde tartışılan ilk husus, satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde dahi davalı taşıyıcının davaya konu emtiayı alıcıya teslimi anında konişmento aslını teslim almaması nedeniyle taşıma sözleşmesine aykırı hareket ettiği yönünde olup, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcıya tesliminin emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığı açıktır.

Bir başka anlatımla, davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalıdır. Nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağı mevcut değildir. O halde satışın mal mukabili olduğunun kabulü halinde davalı taşıyanın her hangi bir sorumluluğundan söz etmek mümkün değildir.

Dosya içinde mevcut, davacı tarafça tanzim edilen, aynı tarihi haiz, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış mal satış faturaları, gümrük beyannamesi ve diğer evrakın incelenmesinde, davacı ile alıcı arasında düzenlenen sözleşmede satış türünün ilk olarak mal mukabili şeklinde yapılmasının kararlaştırıldığı ancak daha sonra bundan vazgeçilerek satışın vesaik mukabili şekline dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim bu hususa dosya içindeki evrak incelenmek suretiyle bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda da değinilmiştir.

Bu durumda uyuşmazlığın esasen üzerinde toplandığı nokta, davacı tarafından yapılan satışın vesaik mukabili olarak değiştirildiğinden taşıyıcı davalının haberdar edilip edilmediği yönündedir. Yukarıda da açıklandığı üzere dosya içindeki belgelerden satışın öncelikle mal mukabili olarak yapıldığı ardından vesaik mukabili olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu değişikliğe ilişkin olarak davalı taşıyıcıya bildirimde bulunulduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge dosya içinde mevcut değildir. Nitekim bu husus yargılama sırasında davacı taraftan sorulmuş ve davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile bu yönde bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça bu konuda delil olarak elektronik posta yazışmaları sunulmuşsa da ıslak ya da elektronik imza içermeyen söz konusu yazışma içerikleri davalı vekili tarafından kabul edilmemiştir.

Bu itibarla mahkemece davaya konu satış türünün vesaik mukabili olarak değiştirildiği hususunun davalı tarafa bildirildiğinin kanıtlanıp kanıtlanamadığı değerlendirilmeksizin kendi içinde çelişkiler ve hatalı yorumlar içeren bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2 – Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057792200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.