Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/16278 E. 2012/6663 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin 2005/546 Esas sayılı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen davaya ek olarak işbu davanın açıldığı, davacının toplam 48.602 DM'yi makbuz karşılığında davalı şirkete borç olarak verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirkete borç olarak verildiği iddia olunan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı şirkete kuruluşu aşamasında verdiği borç paranın kendisine iade edilmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış ise de delil olarak dosyaya sunduğu makbuzlardan ödemelerin bir kısmının hisse karşılığı yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen tarihsiz mektupta davacıdan, şirketteki hisselerinin %5'i oranındaki bir parayı borç olarak 31.01.2012 tarihine kadar şirkete vermesi istenilmiş ve verilen borcun iki yıl sonra iade edileceği bildirilmiştir. TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca, yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. O halde mahkemece, hükme esas alınan taraflar arasındaki kesinleşmiş dava da gözetildiğinde, davacının hem davalı şirkete ortak olduğu hem de borç para verdiği kabul edilerek konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davacının davalı şirkete ne şekilde ortak olduğu, ödenen paranın ne kadarının hisse bedeli karşılığı ne kadarının borç olarak verildiği hususlarının tek tek tespit edilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının davalı şirkete verdiği borç paraya ilişkin dava esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18135 E. 2014/8573 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye koyma borcu · el koyma · yemin
Benzer bu karardaBu durumda, davacının şirketin kuruluşunda iktisap ettiği hisseler esas alınarak, bu hisseler karşılığı «sermaye koyma borcu» belirlenip bunun üstüne yaptığı ödeme varsa, yukarıda belirtilen mektup da dikkate alınarak borç verdiği kabul edilmelidir.
Yine, yargılama sırasında davalı tarafca teklif edilen «yemin» davacı yanca kabul ve eda edilmiş olmasına rağmen, bu hususun karar yerinde hiç değerlendirilip tartışılmaması da doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Tazminat | Markaya tecavüz nedeniyle tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3930 E. 2013/19622 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, reddedilen tazminat talepleri yönünden davalılar yararına tek 1.800,00 TL «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Bu durumda istenilen tutarın ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminat olarak talep edildiğinin açıklattırılarak AAÜT uyarınca maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı «vekalet ücretine» karar vermek gerekirken davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19230 E. 2015/4700 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… iğinde, davacının hem davalı şirkete ortak olduğu hem de borç para verdiği kabul edilerek konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davacının davalı şirkete ne şekilde ortak olduğu, ödenen paranın ne kadarının hisse bedeli karşılığı ne kadar …
Benzer bu karardaO halde mahkemece; oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti aracılığıyla tarafların «ticari defterleri» ve sundukları belgeler üzerinde inceleme yaptırılarak; davacının yapmış olduğu taşıma işi nedeniyle ne kadar «hakedişinin» bulunduğu, bu iş nedeniyle düzenlediği ve davalının defterlerine kayıtlı «fatura» tutarlarının ne olduğu, davacı tarafından davalıya ne kadar ödeme yapıldığı, bu ödemelerin ne kadarının nakit, ne kadarının «çek» ile, ne kadarının davalıya ait araçların kullandıkları mazotun bedelinin ödenmesi veya davalıya ait borçların kapatılması suretiyle gerçekleştirildiği, davalının ödediğini iddia ettiği mazot bedeli ile davacıya ait borçların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun ve geçerli bir ödeme niteliğinde bulunup bulunmadığı, bu ödemelerin davacı alacağından «mahsup» edilip edilemeyeceği, davalı tarafından düzenlenen «iade faturasının» davacıya tebliğ edilerek davacının ticari defterlerine işlenip işlenmediği, iade faturası uyarınca davalının alacağında indirim yapılmasının uygun olup olmadığı hususlarını irdeleyen ve «denetime elverişli» nitelikte bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · iade faturası · denetime elverişlilik · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · mahsup · kötü niyet · ticari defter
Benzer bu karardaO halde mahkemece; oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti aracılığıyla tarafların «ticari defterleri» ve sundukları belgeler üzerinde inceleme yaptırılarak; davacının yapmış olduğu taşıma işi nedeniyle ne kadar «hakedişinin» bulunduğu, bu iş nedeniyle düzenlediği ve davalının defterlerine kayıtlı «fatura» tutarlarının ne olduğu, davacı tarafından davalıya ne kadar ödeme yapıldığı, bu ödemelerin ne kadarının nakit, ne kadarının «çek» ile, ne kadarının davalıya ait araçların kullandıkları mazotun bedelinin ödenmesi veya davalıya ait borçların kapatılması suretiyle gerçekleştirildiği, davalının ödediğini iddia ettiği mazot bedeli ile davacıya ait borçların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun ve geçerli bir ödeme niteliğinde bulunup bulunmadığı, bu ödemelerin davacı alacağından «mahsup» edilip edilemeyeceği, davalı tarafından düzenlenen «iade faturasının» davacıya tebliğ edilerek davacının ticari defterlerine işlenip işlenmediği, iade faturası uyarınca davalının alacağında indirim yapılmasının uygun olup olmadığı hususlarını irdeleyen ve «denetime elverişli» nitelikte bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava; «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı alacak nedeniyle yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının «kötü niyetinin» de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu nedenle uyuşmazlığın çözümüne için bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiş ise de alınan bilirkişi raporu ve ek raporlar; hüküm kurmaya, davacı vekilinin ciddi itirazlarını karşılamaya ve «denetime elverişli» nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/16278 E. , 2012/6663 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/05/2009 tarih ve 2005/864-2009/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı holdingin ve bünyesindeki şirketlerin ilk kurulduğu yıllarda şirket yöneticisi ...'un davalı ... adına kendisinden borç para istediğini, kendisinin de ilk olarak 28.03.1996 tarihinde istediği zaman geri verilmek kaydıyla emanet olarak para verdiğini, sonraki tarihlerde de biriktirdiği paraları vermeye devam ettiğini, daha sonra verdiği paraları geri istediğinde sürekli kendisini atlattıklarını ve ekonomik krizi bahane ederek parayı vermeyeceklerini söylediklerini, bunun üzerine kısmi alacak davası açtığını, davanın lehine sonuçlandığını, alacağının saklı tuttuğu kısmı içinde işbu davayı açtığını ileri sürerek, 48.602 DM'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının belirtmiş olduğu kısmi davaya ilişkin hükmün kesinleşmediğini, dayanılan tahsil makbuzlarının pek çoğunun Kimpaş Karaman İht.Mad.Paz. Ve Tic. A.Ş. adına düzenlendiğini, bir kısmında ise herhangi bir tüzel kişi unvanının bulunmadığını, müvekkili şirketin 03.04.1998 tarihinde kurulduğu dikkate alındığında söz konusu makbuzların müvekkili ile bir ilgisinin olmadığının anlaşıldığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin 2005/546 Esas sayılı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen davaya ek olarak işbu davanın açıldığı, davacının toplam 48.602 DM'yi makbuz karşılığında davalı şirkete borç olarak verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirkete borç olarak verildiği iddia olunan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı şirkete kuruluşu aşamasında verdiği borç paranın kendisine iade edilmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış ise de delil olarak dosyaya sunduğu makbuzlardan ödemelerin bir kısmının hisse karşılığı yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen tarihsiz mektupta davacıdan, şirketteki hisselerinin %5'i oranındaki bir parayı borç olarak 31.01.2012 tarihine kadar şirkete vermesi istenilmiş ve verilen borcun iki yıl sonra iade edileceği bildirilmiştir. TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca, yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
O halde mahkemece, hükme esas alınan taraflar arasındaki kesinleşmiş dava da gözetildiğinde, davacının hem davalı şirkete ortak olduğu hem de borç para verdiği kabul edilerek konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davacının davalı şirkete ne şekilde ortak olduğu, ödenen paranın ne kadarının hisse bedeli karşılığı ne kadarının borç olarak verildiği hususlarının tek tek tespit edilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının davalı şirkete verdiği borç paraya ilişkin dava esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057080100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz