6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/16389 E. 2012/6290 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
beyan yükümlülüğü cayma hakkı hayat sigortası illiyet bağı riziko ek prim teminat husumet

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 05.03.2008/2009 arası hayat sigortası tanzim edildiği, sigortanın süresi içinde cayma hakkını kullanmaması ve ek prim talep etmemesi nedeniyle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağının araştırılmasına gerek olmadığı, bankaya husumet yöneltilemeyeceği, diğer poliçenin murisin vefatı sonrası tanzim edildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, davalı sigorta yönünden 12.000 TL'nın tahsiline , fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı Hayat Sigorta AŞ. vekili temyiz etmiştir..

Dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece sigorta şirketinin süresi içinde cayma hakkını kullanmadığı, ek prim talep etmediği bu nedenle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağının araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf rizikonun teminat harici olduğunu olayın gerçekleşmesinden sonra öğrendiğini savunmuş olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde rizikonun gerçekleşmesinden sonra cayma söz konusu olmayacağından, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değildir.

Bu itibarla mahkemece, davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı savunulduğuna göre, murisin ölüm sebebiyle bağlantılı olarak konusunda uzman tabibinde içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden, Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği üzere (2003/9709 E, 2003/10221 K) ölüm olayı ile mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, rahatsızlığın poliçe düzenlemesinden önce mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Beyan yükümlülüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4100 E. 2010/7861 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/681 E. 2013/1417 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/16389 E.  ,  2012/6290 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/07/2010 gün ve 2008/585-2010/347 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Hayat Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın davalı bankadan 05.03.2008 tarihinde kredi kullandığını, diğer davalı sigorta şirketince poliçe tanzim edildiğini, ayrıca üretici kart isimli bir kredi kartı verildiğini, bu kredi dolayısıyla bankaca hayat sigortası yaptırılması gerekirken bunun ihmal ettiğini, sonradan 22.07.2008 tarihinde poliçe tanzim edildiğini, murisin ise 20.05.2008 tarihinde beyin kanaması sonucu vefat ettiğini, sigortanın beyan formunda geçmiş hastalıkların belirtilmediği, diğer ikinci poliçenin ise vefat tarihinden sonra yapıldığı gerekçesiyle ödemede bulunmadığını, bankadan alınan kredi borcunu davacıların ödediğini ileri sürerek, toplam 16.000 TL'nın reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Deniz Hayat Sigorta AŞ. vekili, murisin 04.03.2008 tarihli beyan formunda hastalığının olmadığını belirttiğini, sonradan diyabet, tüberküloz rahatsızlığının olduğunun anlaşıldığını, TTK'nun 1290. maddesi uyarınca sigortalının beyan yükümlülüğü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ... AŞ. vekili, ölüm ile hastalık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 05.03.2008/2009 arası hayat sigortası tanzim edildiği, sigortanın süresi içinde cayma hakkını kullanmaması ve ek prim talep etmemesi nedeniyle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağının araştırılmasına gerek olmadığı, bankaya husumet yöneltilemeyeceği, diğer poliçenin murisin vefatı sonrası tanzim edildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, davalı sigorta yönünden 12.000 TL'nın tahsiline , fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı Hayat Sigorta AŞ. vekili temyiz etmiştir..

Dava, hayat sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece sigorta şirketinin süresi içinde cayma hakkını kullanmadığı, ek prim talep etmediği bu nedenle muriste var olan hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağının araştırılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf rizikonun teminat harici olduğunu olayın gerçekleşmesinden sonra öğrendiğini savunmuş olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde rizikonun gerçekleşmesinden sonra cayma söz konusu olmayacağından, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değildir.

Bu itibarla mahkemece, davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı savunulduğuna göre, murisin ölüm sebebiyle bağlantılı olarak konusunda uzman tabibinde içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden, Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği üzere (2003/9709 E, 2003/10221 K) ölüm olayı ile mevcut rahatsızlıklar arasında irtibat bulunup bulunmadığı, rahatsızlığın poliçe düzenlemesinden önce mevcut olup olmadığı belirlenip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Deniz Hayat Sig. AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056933000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.