Riziko
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15535 E. 2012/6114 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
riziko↗ sigorta poliçesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin 27.04.2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının rahatsızlığını poliçe tanzimi öncesindeki teklifnamede beyan etmediği, sindirim sistemi ile ilgili soruyu yanıtlamadığı, başvuru sırasında bu hususu gizleyerek gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sağlık sigortası poliçesine dayalı tedavi giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin New York’ta bulunduğu süre içinde rahatsızlandığını ve hastanede tedavi olduğunu ancak tedavi giderlerinin davalı ... şirketi tarafından karşılanmadığını ileri sürerek, işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının rahatsızlığını poliçe tanzimi öncesindeki teklifnamede beyan etmediği, sindirim sistemi ile ilgili soruyu yanıtlamadığı, başvuru sırasında bu hususu gizleyerek gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TTK nun 1290.maddesi gereğince, sigortalı, teklifname ve bunu tamamlayan belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun konusunu teşkil eden hususlardan kendisi tarafından bilinenleri beyan etmekle yükümlüyse de bu konuda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince sigortalının beyan etmediği rahatsızlığının belirli bir doktor teşhisine dayalı olması, bir başka anlatımla hastalığa tıbbi olarak tanı konulmuş olması gerekmektedir (Dairemizin 25.02.1993 gün ve 1991/7769 E – 1993/1236). Aksi yöndeki uygulama somut olayda olduğu üzere belirsizliğe ve sübjektif yorumlara neden olabilecektir. Bu durumda mahkemece, davacının sigorta poliçesinin tanziminden önce mevcut olduğu iddia edilen rahatsızlığına ilişkin olarak yine önceki döneme ait her hangi bir tıbbi teşhisin mevcut bulunmadığı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/782 E. 2010/6729 K.
Ortak:riziko · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, sağlık «sigortası poliçesine» dayalı tedavi giderinin tazmini istemine ilişkindir.
TTK nun 1290.maddesi gereğince, sigortalı, teklifname ve bunu tamamlayan belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve «rizikonun» konusunu teşkil eden hususlardan kendisi tarafından bilinenleri beyan etmekle yükümlüyse de bu konuda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince sigortalının beyan etm …
Bu durumda mahkemece, davacının «sigorta poliçesinin» tanziminden önce mevcut olduğu iddia edilen rahatsızlığına ilişkin olarak yine önceki döneme ait her hangi bir tıbbi teşhisin mevcut bulunmadığı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, «hayat sigortası poliçesinin» feshine ilişkin işlemin «geçersiz» kılınması ile poliçeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · cayma hakkı · bildirim yükümlülüğü · tazmin talebi · iyiniyet kuralı · sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta ettiren
Benzer bu kararda… kdinin kurulmasından çok kısa bir zaman sonra da gizlemiş olduğu bu hastalıktan dolayı geçirdiği rahatsızlık sonucu öldüğü anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin «rizikonun» gerçekleşmesi sonucu haberdar olduğu «beyan yükümlülüğüne» aykırı davranış nedeniyle poliçeden «cayma hakkını» kullandığı, sigortalının gizlediği, bildirmediği hastalığı sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bir durum olmadığından «sigorta tazminatını» ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle …
Davalı sigorta şirketi yaptığı savunmada sigortalının poliçe başlangıç tarihinden önce kronik hastalıkları olmasına rağmen bunun beyan etmediği, bu nedenle Hayat Sigortası Genel Şartları C.2/2.2 maddesi gereği «beyan yükümlülüğünün» yerine getirilmemiş olduğu, «tazmin talebi» ile muttali olunan ihlalin tebellüğ tarihi itibariyle yasal süre içinde TTK’nun 1290 ncı maddesi uyarınca cayma/«fesih» hakkının kullanıldığını belirtmiştir.
Nitekim TTK’nun 1290 ncı maddesi genel bir ifade ile «sigorta ettireni» sigortacı tarafından sözleşme yapılırken gerçek durumları bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren bütün hususları sigortacıya «bildirmekle yükümlü» tutmuştur.
Şayet «sigorta ettiren» veya sigortalı sorulan sorulara karşı susmuş veya eksik bildirimde bulunmuş veya gerçeğe aykırı «ihbarda» bulunmuş ise bu durumları bilmemesi nedeniyle «sigorta sözleşmesi» yapan sigortacıya sigorta sözleşmesinden «cayma hakkı» tanınmış bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12657 E. 2012/3651 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat kapsamı · dosya masrafı · eksik inceleme · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının poliçe başvuru formunda herhangi bir hastalığından bahsetmediği, göz hastalıkları tedavisinin «teminat kapsamında» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık davacının dava konusu göz rahatsızlığının ne zaman başladığı, sigorta başvuru formunun düzenlendiği tarihte anılan hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığın «teminat kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının sigorta başvuru formunda göz rahatsızlığından bahsetmediği, hastalığın «teminat» dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı taraf hastalığına ilişkin olarak ilk defa Batman’da özel bir hastanede tedavi gördüğünü, poliçenin ilk olarak 02.10.2006 tarihinde tanzim edildiğini, rahatsızlığının ise 01.12.2006 tarihinde ortaya çıktığını, yine davalının tedavi «masraflarını» ödememe gerekçesi olarak gösterdiği provizyon formunda hastane personelinin hatalı olarak hastalığın geçmişini 3 yıl olarak belirttiğini, ancak sonradan itirazı üz …
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan belgeler getirtilip, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınıp, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7725 E. 2011/174 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, sağlık «sigortası poliçesine» dayalı tedavi giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, davacının «sigorta poliçesinin» tanziminden önce mevcut olduğu iddia edilen rahatsızlığına ilişkin olarak yine önceki döneme ait her hangi bir tıbbi teşhisin mevcut bulunmadığı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, sağlık «sigorta poliçesine» dayalı olarak açılan, «sigorta sözleşmesinin» haksız feshinin iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyan yükümlülüğü · illiyet bağı · şikayet · sigorta sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda… yapılırken kendisine sorulan prostat büyümesi sorusuna hayır yanıtını vermiş olmakla, prostat büyümesi ile, yargılama konusu tedaviye neden olan hastalığı arasında «illiyet bağı» olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucu, davacının sözleşmenin kuruluş aşamasında «beyan yükümlülüğünü» yerine getirdiği, poliçe öncesindeki rahatsızlığının mevcut rahatsızlığından tamamen bağımsız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, sağlık «sigorta poliçesine» dayalı olarak açılan, «sigorta sözleşmesinin» haksız feshinin iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk karar «eksik inceleme» gerekçesiyle Dairemizce bozulmuş ve uyuşmazlığın çözümü için tespit edilmesi gereken hususlar açıkça ortaya konmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca, davacının1999 yılında kullandığı 1 kutu Hytin 5 mg tablet ile ilgili değerlendirme yapılmış, bozma ilamında işaret edilen 2000 ve 2001 yıllarındaki tetkikler ile, davacının 2004 yılında tedavi için hastaneye başvururken «şikayetlerinin» iki yıldan beri devam ettiğine ilişkin beyanı üzerinde durulmamıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6808 E. 2013/21534 K.
Ortak:sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava, sağlık «sigortası poliçesine» dayalı tedavi giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, davacının «sigorta poliçesinin» tanziminden önce mevcut olduğu iddia edilen rahatsızlığına ilişkin olarak yine önceki döneme ait her hangi bir tıbbi teşhisin mevcut bulunmadığı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaKararı, davacı vekili temyiz etmişti 1-Dava, sağlık «sigorta poliçesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uygun illiyet bağı · illiyet bağı · maddi tazminat · eksik inceleme · teminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, öncelikle davacının ilk ve «son» rahatsızlıkları da gözetilerek, bu rahatsızlıklar arasında «uygun illiyet bağının» olup olmadığı, davacının 7 yıl önceki rahatsızlığının tekrar nüksedip etmeyeceği, ilk rahatsızlığın son rahatsızlığa etki edip etmeyeceği hususlarına ilişkin olarak, dosyaya yansıyan rahatsızlık türü de dikkate alınmak suretiyle alanında uzman üç kişilik hekim bilirkişilerden oluşacak bir heyetten rapor alınmadan «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi isabetli değildir.
… la Bozukluğu" rahatsızlığının, sağlık sigortası başlangıç tarihinden önce sigortalıda mevcut olan bir rahatsızlıktan kaynaklandığı, davacının bu rahatsızlığa dayalı «maddi tazminat» talebinin Sağlık Sigortası Genel Şartları'nın 14. maddesi gereğince poliçe «teminatı» dışında kaldığı, davacının poliçe teminatı içinde de olmayan manevi tazminat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, bilirkişi raporunda davacının ilk rahatsızlığı ile «son» rahatsızlığı arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığı hususu da ortaya konulmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15535 E. , 2012/6114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2010 tarih ve 2009/542-2010/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafından sağlık sigorta poliçesi ile sigortalandığını ve 28.03.2006 tarihinde yapılan ameliyat masrafının davalıdan talep edildiğinde ödenmediğini ileri sürerek, 15.609,01 USD ameliyat giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 27.04.2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının rahatsızlığını poliçe tanzimi öncesindeki teklifnamede beyan etmediği, sindirim sistemi ile ilgili soruyu yanıtlamadığı, başvuru sırasında bu hususu gizleyerek gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sağlık sigortası poliçesine dayalı tedavi giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin New York’ta bulunduğu süre içinde rahatsızlandığını ve hastanede tedavi olduğunu ancak tedavi giderlerinin davalı ... şirketi tarafından karşılanmadığını ileri sürerek, işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının rahatsızlığını poliçe tanzimi öncesindeki teklifnamede beyan etmediği, sindirim sistemi ile ilgili soruyu yanıtlamadığı, başvuru sırasında bu hususu gizleyerek gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TTK nun 1290.maddesi gereğince, sigortalı, teklifname ve bunu tamamlayan belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun konusunu teşkil eden hususlardan kendisi tarafından bilinenleri beyan etmekle yükümlüyse de bu konuda Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince sigortalının beyan etmediği rahatsızlığının belirli bir doktor teşhisine dayalı olması, bir başka anlatımla hastalığa tıbbi olarak tanı konulmuş olması gerekmektedir (Dairemizin 25.02.1993 gün ve 1991/7769 E – 1993/1236).
Aksi yöndeki uygulama somut olayda olduğu üzere belirsizliğe ve sübjektif yorumlara neden olabilecektir. Bu durumda mahkemece, davacının sigorta poliçesinin tanziminden önce mevcut olduğu iddia edilen rahatsızlığına ilişkin olarak yine önceki döneme ait her hangi bir tıbbi teşhisin mevcut bulunmadığı değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056708900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz