Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14027 E. 2012/6230 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müdahale talebi↗ asli müdahale↗ müspet zarar↗ alacağın temliki↗ feri müdahil↗ basiretli tacir↗ denetime elverişlilik↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ temlik↗ fer'i müdahil↗ ticari defter↗ haciz↗ tacir↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 27.02.2001 tarihli sözleşmenin 11. maddesi uyarınca yıllık yaklaşık 105.000 m3 hazır beton taşınacağının kararlaştırıldığı, buna karşın sözleşme süresi olan 2 yıl içinde yaklaşık 46.024 m3 eksik taşıma yapıldığı, davalı 2001 krizi nedeniyle yeteri kadar hazır beton satamadıklarını savunmuş ise de, basiretli bir tacir gibi hareket etme durumunda olan davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği, bu durumda davacının eksik taşıma nedeniyle uğradığı zararın tazmininin gerektiği, müdahale talebinde bulunan şirketin dava konusu edilen alacakla bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca müdahale talebinde bulunana haciz yetkisi verilen davanın davalısı olan Karbolin İnş. Köm. Mad.San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin alacağını .....'e temlik ettiği, alacağın temliğini yasaklayan herhangi bir nedenin ispat edilemediği, asli müdahillik koşullarının oluşmadığı, feri müdahilliğin düşünülmesi halinde ise fer'i müdahil hakkında hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 31.212,14 TL'nin 30.12.2001 tarihinden, 97.429,28 TL'nin 30.12.2002 tarihinden ve 3.711,57 TL'nin 01.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile davaya müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve asli müdahale talebinde bulunan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asli müdahale talebinde bulunan vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sözleşmesine aykırı olarak eksik taşıma yaptırıldığı iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Davanın reddine dair verilen karar Dairemizce, davacının eksik taşıma nedeniyle uğradığı zararın ne olduğunun açıklattırılarak davalıdan tazmini gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca bilirkişi raporu alınmış ve bu rapor benimsenerek hüküm kurulmuş ise de bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre dava konusu eksik taşımadan dolayı 132.352,99 TL zarar edildiği açıklanmış ve başkaca bir inceleme yapılmamıştır. Bilirkişi raporu bu hali ile denetime elverişli olmadığı gibi zararın hangi esaslara göre tespit edildiği de belli değildir.
Davacı vekili, 12.05.2008 tarihli dilekçesinde sözleşmenin eksik ifa edilmesi nedeniyle müspet zararın tahsilini istediğini mahkemeye bildirmiştir. Müspet zarar, alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hala hazır vaziyeti arasındaki farktır. Diğer bir ifadeyle müspet zarar, aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür. Sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan istenebilir. Somut olayda, davalının sözleşmede öngörülen miktar kadar taşıma yaptırmadığı tartışmasızdır. İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi ifa edilmediği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince müspet zarara uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre zarar ise sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar toplamı indirilerek bulunur. Mahkemece, açıklanan şekilde davacının zararının saptanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8695 E. 2010/10931 K.
Ortak:müspet zarar · taşıma sözleşmesi · ifa · temerrüt
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, 12.05.2008 tarihli dilekçesinde sözleşmenin eksik «ifa» edilmesi nedeniyle «müspet zararın» tahsilini istediğini mahkemeye bildirmiştir.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar», aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi «ifa» edilmediği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince «müspet zarara» uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir.
Benzer bu kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Müspet zarar, kusursuz olan tarafın «temerrüde» düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · malvarlığına ilişkin dava · kâr mahrumiyeti · fesih · kâr kaybı
Benzer bu karardaDavadaki istemin dayanağı gelinen bu aşamada sadece sözleşmenin kusurlu feshi sebebiyle «yoksun kalınan» «kar kaybı» alacağından ibarettir.
Aslında «kar kaybı» açısından kardan yoksun kalan tarafın «malvarlığında» kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur.
Davalı kusurlu olup, sözleşmeden dönmeyen davacı kusurlu «fesih» nedeniyle davalıdan «kar kaybı» zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir.
Bu yönteme göre «kar kaybı» ise sözleşme «ifa» ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel «fesih» nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/449 E. 2013/3492 K.
Ortak:müspet zarar
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, 12.05.2008 tarihli dilekçesinde sözleşmenin eksik «ifa» edilmesi nedeniyle «müspet zararın» tahsilini istediğini mahkemeye bildirmiştir.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar», aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi «ifa» edilmediği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince «müspet zarara» uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, 1.999 TL «müspet zararın» davalıdan alınarak, davacı ve asli müdahillerden oluşan «adi ortaklığa» verilmesine, diğer istemlerin reddine dair verilen karar davacı, asli müdahiller ve davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davacı ve müdahiller yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi ortaklık
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, 1.999 TL «müspet zararın» davalıdan alınarak, davacı ve asli müdahillerden oluşan «adi ortaklığa» verilmesine, diğer istemlerin reddine dair verilen karar davacı, asli müdahiller ve davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davacı ve müdahiller yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9969 E. 2010/11610 K.
Ortak:müspet zarar
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, 12.05.2008 tarihli dilekçesinde sözleşmenin eksik «ifa» edilmesi nedeniyle «müspet zararın» tahsilini istediğini mahkemeye bildirmiştir.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar», aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi «ifa» edilmediği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince «müspet zarara» uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulü ile 17.000,00 TL «müspet zararın» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 20.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14027 E. , 2012/6230 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/06/2010 tarih ve 2007/1360-2010/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve asli müdahale talebinde bulunan şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen 01.03.2001 tarihli sözleşme gereğince yıllık 105.000 m3 beton taşıma işinin gereklerini yerine getirmesine rağmen taahhüt edilenden 46.026 m3 daha eksik taşıma yaptığını, bu nedenle konusuz kalan Garanti Bankası İskenderun Şubesi'ne ait kesin teminat mektubunun iadesine, şimdilik 5.000 TL maddi zararın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini 147.784,47 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, taşıma miktarının tahmini olarak belirlendiğini, 2001 krizi nedeniyle yeteri kadar hazır beton satamadıklarını, müvekkili şirketin tüm taşımalarının davacıya yaptırıldığını, davacı firma sürücüsünün karıştığı kaza sonucu müvekkiline açılan dava nedeniyle tazminat ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, bu nedenle teminat mektubunun iade edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Asli müdahale talebinde bulunan şirket vekili, davacı şirketin müvekkiline borcunun bulunduğunu, İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/334 Esas, 2007/86 karar sayılı ilamı ile kendilerine davacı şirketin 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerinde haciz yapma yetkisinin verildiğini, bu nedenle işbu dava dosyasının müvekkilinin haklarını da etkileyeceğini ileri sürerek, davaya, davacı yanında asli müdahil olarak katılmalarına, davanın kabulüne ve 132.352,99 TL'nın kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 27.02.2001 tarihli sözleşmenin 11. maddesi uyarınca yıllık yaklaşık 105.000 m3 hazır beton taşınacağının kararlaştırıldığı, buna karşın sözleşme süresi olan 2 yıl içinde yaklaşık 46.024 m3 eksik taşıma yapıldığı, davalı 2001 krizi nedeniyle yeteri kadar hazır beton satamadıklarını savunmuş ise de, basiretli bir tacir gibi hareket etme durumunda olan davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği, bu durumda davacının eksik taşıma nedeniyle uğradığı zararın tazmininin gerektiği, müdahale talebinde bulunan şirketin dava konusu edilen alacakla bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca müdahale talebinde bulunana haciz yetkisi verilen davanın davalısı olan Karbolin İnş.
Köm. Mad.San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin alacağını .....'e temlik ettiği, alacağın temliğini yasaklayan herhangi bir nedenin ispat edilemediği, asli müdahillik koşullarının oluşmadığı, feri müdahilliğin düşünülmesi halinde ise fer'i müdahil hakkında hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 31.212,14 TL'nin 30.12.2001 tarihinden, 97.429,28 TL'nin 30.12.2002 tarihinden ve 3.711,57 TL'nin 01.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile davaya müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve asli müdahale talebinde bulunan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asli müdahale talebinde bulunan vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sözleşmesine aykırı olarak eksik taşıma yaptırıldığı iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Davanın reddine dair verilen karar Dairemizce, davacının eksik taşıma nedeniyle uğradığı zararın ne olduğunun açıklattırılarak davalıdan tazmini gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca bilirkişi raporu alınmış ve bu rapor benimsenerek hüküm kurulmuş ise de bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre dava konusu eksik taşımadan dolayı 132.352,99 TL zarar edildiği açıklanmış ve başkaca bir inceleme yapılmamıştır. Bilirkişi raporu bu hali ile denetime elverişli olmadığı gibi zararın hangi esaslara göre tespit edildiği de belli değildir.
Davacı vekili, 12.05.2008 tarihli dilekçesinde sözleşmenin eksik ifa edilmesi nedeniyle müspet zararın tahsilini istediğini mahkemeye bildirmiştir. Müspet zarar, alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hala hazır vaziyeti arasındaki farktır. Diğer bir ifadeyle müspet zarar, aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür. Sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan istenebilir.
Somut olayda, davalının sözleşmede öngörülen miktar kadar taşıma yaptırmadığı tartışmasızdır. İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi ifa edilmediği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince müspet zarara uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre zarar ise sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar toplamı indirilerek bulunur. Mahkemece, açıklanan şekilde davacının zararının saptanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asli müdahale talebinde bulunan vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asli müdahil Türkoğlu Petrol Ürn.Tic.San.Ltd.Şti'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056242500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz