Müspet zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8695 E. 2010/10931 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müspet zarar↗ kar kaybı↗ kazanç kaybı↗ yoksun kalınan kâr↗ malvarlığına ilişkin dava↗ kâr mahrumiyeti↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ fesih↗ kâr kaybı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının sözleşmeyi TTK'nun 20/3. maddesi hükmüne uygun bir biçimde feshetmediği, davalının haklı bir neden olmaksızın 01.02.2005 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davacının haksız fesihten dolayı 01.02.2005 ile 31.08.2005 tarihleri arasında uğradığı zararın 185.583,06 YTL olduğu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı ( müspet zarar ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davadaki istemin dayanağı gelinen bu aşamada sadece sözleşmenin kusurlu feshi sebebiyle yoksun kalınan kar kaybı alacağından ibarettir. Müspet zarar (positive ve interesse) alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hala hazır vaziyeti arasındaki farktır. Diğer bir ifadeyle müspet zarar aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür. Sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan istenebilir. Kar kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kar kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kar kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.
Müspet zarar ve kar kaybı zararı kavramlarına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Taraflar arasında geçerli olan 01.09.2004-31.08.2005 dönemini kapsayan taşıma sözleşmesinin süresi bitmeden davalı tarafından 01.02.2005 tarihinde feshedildiği tartışmasızdır. Davalı kusurlu olup, sözleşmeden dönmeyen davacı kusurlu fesih nedeniyle davalıdan kar kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Ancak; iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kar kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre kar kaybı ise sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara da net kar denilir. Mahkemece davalının elde etmekten kaçındığı kazanç kaybı bulunup,bulunmadığı hususunda kararda hiçbir değerlendirme yapılmamış olmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14027 E. 2012/6230 K.
Ortak:müspet zarar · taşıma sözleşmesi · ifa · temerrüt
İncelediğiniz kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Müspet zarar, kusursuz olan tarafın «temerrüde» düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür.
Benzer bu karardaDavacı vekili, 12.05.2008 tarihli dilekçesinde sözleşmenin eksik «ifa» edilmesi nedeniyle «müspet zararın» tahsilini istediğini mahkemeye bildirmiştir.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar», aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça gereği gibi «ifa» edilmediği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince «müspet zarara» uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · asli müdahale · feri müdahil · denetime elverişlilik · temlik · ticari defter · haciz · tacir
Benzer bu karardaŞti.'nin alacağını .....'e «temlik» ettiği, alacağın temliğini yasaklayan herhangi bir nedenin ispat edilemediği, asli müdahillik koşullarının oluşmadığı, «feri müdahilliğin» düşünülmesi halinde ise fer'i müdahil hakkında hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 31.212,14 TL'nin 30.12.2001 tarihinden, 97.429,28 TL'nin 30.12.2002 tarihinden ve 3.711,57 TL'nin 01.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile davaya «müdahale talebinin» reddine karar verilmiştir.
… esi olan 2 yıl içinde yaklaşık 46.024 m3 eksik taşıma yapıldığı, davalı 2001 krizi nedeniyle yeteri kadar hazır beton satamadıklarını savunmuş ise de, basiretli bir «tacir» gibi hareket etme durumunda olan davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği, bu durumda davacının eksik taşıma nedeniyle uğradığı zararın tazmininin gerektiği, müdahale talebinde bulunan şirketin dava konusu edilen alacakla bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca müdahale talebinde bulunana «haciz» yetkisi verilen davanın davalısı olan Karbolin İnş.
Kararı, davalı vekili ve «asli müdahale» talebinde bulunan şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, «asli müdahale» talebinde bulunan vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12291 E. 2012/19715 K.
Ortak:müspet zarar · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · fesih
İncelediğiniz kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Burada kardan yoksun kalan kusurlu «fesih» yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan «mahrum» kalır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kâr talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · komisyon · dosya masrafı · maddi tazminat · yasal faiz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12293 E. 2012/19716 K.
Ortak:müspet zarar · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · fesih
İncelediğiniz kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Burada kardan yoksun kalan kusurlu «fesih» yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan «mahrum» kalır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · komisyon · dosya masrafı · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7975 E. 2018/3256 K.
Ortak:müspet zarar · malvarlığına ilişkin dava · kâr mahrumiyeti · ifa · kâr kaybı · temerrüt
İncelediğiniz kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Kar «kaybı» ise kardan «mahrum» kalma karşılığı meydana gelen zarardır.
Benzer bu kararda6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; «borçlunun temerrüdü» sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç «yetki» tanımıştır: Bunlar; her zaman için «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek «menfi zararını» isteyebilmedir.
Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, «temerrüde» düşen borçludan, gecikmiş «ifa» ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut «borçlunun temerrüdü» halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, «müspet zararın» giderimi söz konusu olur (Prof.
Bu nedenle «müspet zararın» tazmini halinde «malvarlığının» ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme tazminatı · ihbar tazminatı · menfi zarar · borçlunun temerrüdü · mahrum kalınan kâr · kıyasen uygulama · gerçek zarar · teminat mektubu
Benzer bu kararda… in sona ermesi nedeniyle uğradığı zarardan işletmeyi devir alan ve sözleşmeye taraf haline gelen EÜAŞ'ın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 392.660,18 TL «mahrum kalınan» kâr ve «ihbar tazminatı» ile 146.476,28 TL nakti «teminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 1.161.000,00 TL bedelli «teminat mektubunun» davacıya iadesine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; «borçlunun temerrüdü» sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç «yetki» tanımıştır: Bunlar; her zaman için «ifa» ve «gecikme tazminatı» isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip «müspet zararının» tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek «menfi zararını» isteyebilmedir.
Burada zarar kapsamı net ve «gerçek zarar» olarak düzenlenmiştir.
Net ve «gerçek zarar», «malvarlığındaki» gerçek eksilmeyi ifade eder.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12296 E. 2012/19717 K.
Ortak:müspet zarar · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · fesih
İncelediğiniz kararda2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan «taşıma sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «kar kaybı» ( «müspet zarar» ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Burada kardan yoksun kalan kusurlu «fesih» yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan «mahrum» kalır.
Diğer bir ifadeyle «müspet zarar» aktin hiç veya gereği gibi «ifa» edilmemesinden doğan zarardır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.678,72 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.669,88 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.579,37 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 300 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 3.279,37 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 3.279,37 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davanın tümüyle reddi gerekirken, «maddi tazminat» yönünden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · alacak davası · komisyon · yargılama gideri · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.678,72 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.669,88 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.579,37 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 300 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 3.279,37 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 3.279,37 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davanın tümüyle reddi gerekirken, «maddi tazminat» yönünden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacı ... vekilinin karşı davada «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8695 E. , 2010/10931 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 gün ve 2005/130 - 2008/460 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.03.2010 gün ve 2009/832 - 2010/2808 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesi ile, davalı ile müvekkili şirket arasında yapılan 01.09.1999 tarihli taşıma sözleşmesi gereğince davalı şirkete ait ürünlerin müvekkiline ait araçlarla yurt içinde çeşitli yerlere taşınması konusunda tarafların anlaştıklarını, taraflar arasında 01.09.2004 tarihinde yenilenen sözleşmeye rağmen davalının hiçbir ihtar yada ihbar göndermeden 01.02.2005 tarihinde taşıma yapan araçları fabrikaya sokmamak sureti ile sözleşmenin fiilen sona erdirildiğini, müvekkilinin pek çok nakliyeci ile kiralama sözleş- meleri yaptığını, kendisine yapılan iş tekliflerini kabul etmediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile müvekkilinin zarara ve kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek, şimdilik zarar ve kar mahrumiyeti toplamı olan 510.000 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya dayanak yapılan sözleşmenin yenilenmeyeceği ihbarının aylar öncesinden yapıldığını, taşıma sözleşmesinin münhasır bir sözleşme olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmeyi TTK'nun 20/3. maddesi hükmüne uygun bir biçimde feshetmediği, davalının haklı bir neden olmaksızın 01.02.2005 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davacının haksız fesihten dolayı 01.02.2005 ile 31.08.2005 tarihleri arasında uğradığı zararın 185.583,06 YTL olduğu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2-Dava, 01.09.2004 - 31.08.2005 tarihlerini kapsayan taşıma sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı ( müspet zarar ) ve uğranılan zararın tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davadaki istemin dayanağı gelinen bu aşamada sadece sözleşmenin kusurlu feshi sebebiyle yoksun kalınan kar kaybı alacağından ibarettir. Müspet zarar (positive ve interesse) alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyet ile mamelekin hala hazır vaziyeti arasındaki farktır. Diğer bir ifadeyle müspet zarar aktin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür. Sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan istenebilir.
Kar kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kar kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kar kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.
Müspet zarar ve kar kaybı zararı kavramlarına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Taraflar arasında geçerli olan 01.09.2004-31.08.2005 dönemini kapsayan taşıma sözleşmesinin süresi bitmeden davalı tarafından 01.02.2005 tarihinde feshedildiği tartışmasızdır. Davalı kusurlu olup, sözleşmeden dönmeyen davacı kusurlu fesih nedeniyle davalıdan kar kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Ancak; iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde Borçlar Kanunu'nun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kar kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre kar kaybı ise sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur.
Elde edilecek fark miktara da net kar denilir. Mahkemece davalının elde etmekten kaçındığı kazanç kaybı bulunup,bulunmadığı hususunda kararda hiçbir değerlendirme yapılmamış olmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 28.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034421600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz