6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Denkleştirme tazminatı için müvekkilin önemli menfaat elde etmesi aranır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/342 E. 2024/3997 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin sözleşmeye uygun (olağan) feshi hâlinde acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için, müvekkilin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğinin ve sözleşme sürseydi bu ilişkiden gelir elde edileceğinin tespit edilmesi gerekir; acentenin başka şirketlerin de acenteliğini yürüttüğü ve bu yönde bir tespit yapılamadığı hâllerde koşul gerçekleşmez ve talep reddedilir. Bilirkişi incelemesinde acentenin komisyon alacağı değil borç bakiyesi bulunduğu belirlenmişse komisyon istemi de reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Acentelik sözleşmesinin olağan feshi hâlinde denkleştirme tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacı acente, kanun metnindeki "menfaat elde ediyorsa" ifadesine rağmen sigorta şirketinin somut bir menfaat elde etmesinin şart olmadığını, geleceğe dönük tahmin yapılması gerektiğini, bilirkişi incelemesinde bu yönde çaba gösterilmediğini, ilgili sigorta kayıtları getirtilmeden gerçeğin objektif olarak bilinemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı yaklaşık on altı ay acentelik yapmış, sözleşme acentelik sözleşmesinin ilgili maddesine uygun biçimde feshedilmiş ve davacı başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yürütmüştür. Sigorta şirketinin, davacının getirdiği yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğine dair tespit yapılamadığı gibi, sözleşme devam etseydi kazandırılan müşteriler ve kısa sürede yapılacak işlerle ilgili bir gelir elde edileceğine dair de tespit yapılamamıştır. Bu durumda denkleştirme tazminatına hak kazanılması için gerekli koşul oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Fesihten sonra zeyilname ile uzatılacak sözleşmelerden doğduğu ileri sürülen komisyon alacağı → ret

İddia: Davacı, devam eden poliçeler ile zeyilname yapılarak uzatılabilecek sigorta sözleşmeleri dikkate alındığında komisyon alacağının bulunduğunun tespit edileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre davacının komisyon alacağı değil, borcu bulunduğu tespit edilmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Sigorta acenteliğinde denkleştirme tazminatının, müvekkilin yeni müşterilerden önemli menfaat elde ettiğinin tespitine bağlı olduğu ve bu tespit yapılamadığında talebin reddedileceği yönündeki holding emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı) olağan fesih önemli menfaat koşulu komisyon alacağı zeyilname sigorta acentesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — TTK 122 · 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu — 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 23(16)

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ttk 122

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ttk 122

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/209 E. 2014/8256 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Önemli menfaat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Önemli menfaat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/342 E.  ,  2024/3997 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/814 Esas, 2022/1617 Karar

HÜKÜM

Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/429 E., 2020/93 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... arasında 26.10.2016 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı ... tarafından acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak 02.01.2018 tarihinde 3 ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, müvekkilinin davalı ile imzaladıkları acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı ile bir çok müşterisi arasında sigorta sözleşmesi imzalanmasına aracılık ettiğini, müvekkilinin yaptığı sözleşmeler dolayısıyla hak kazanacağı komisyonların bir kısmını, primlerini taksitli olarak yatırılması sebebiyle tahsil edemediğini, ayrıca fesih tarihinden sonra müşteriler tarafından zeyilname ile uzatılacak bir çok sigorta sözleşmesi bulunduğunu, ancak müvekkilinin zeyilname ile uzatılacak sigorta sözleşmelerinden doğacak komisyon alacaklarına, davalı ...

şirketinin acentelik sözleşmesini feshi sebebiyle kavuşamadığını, şimdilik 500,00 TL denkleştirme tazminatı ve 500,00 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, talep edebilmesi için sözleşmenin sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedilmesi gerektiğini ve söz konusu fesihin haksız olmadığını, müvekkilinin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın acentelik sözleşmesini 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini ve belirsiz süreli sözleşmelerin ihbar süresine uyularak tek taraflı feshedilebileceğini, davacının acente ağırlıklı olarak Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) branşından poliçe üretimi yaptığını, ZMMS zorunlu sigorta olduğundan bu anlamda müvekkile üretim ve müşteri portföyü kazandırmadığını, bu sebeple müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili dışında başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin komisyon ve portföy tazminatı alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 30.06.2018 tarihi itibari ile komisyon hesaplarında borç bakiyesi bulunduğunu, prim hesabında alacağı bulunmakta olup bu alacak acentenin değil iptal edilen poliçelerden kaynaklanan iade edilmesi gereken sigortalıların alacağı olduğunu ve tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın yaklaşık 16 ay davalının acenteliğini yaptığı, Acentelik Sözleşmesi'nin 22/1 maddesine uygun şekilde sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği, davacının başka sigorta şirketlerininde acenteliğini yaptığı, davalı ... şirketinin davacının getirmiş olduğu yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğine dair tespit yapılamadığı, bundan başka davacı tarafından davalı ... şirketine kazandırmış olduğu müşteriler ve sonrasında kısa sürede yapılacak olan işlerle ilgili şayet sözleşme devam etmiş olsaydı bir gelir elde edeceğine dair de tespit yapılamadığından davacının denkleştirme tazminatı hak etmesi için gerekli koşulun oluşmadığı, diğer talep yönünden bilirkişi raporuna göre davacının komisyon alacağı değil borcu olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporun yeterli olmadığını, haklı gerekçelerle bilirkişi raporuna itiraz edilmişse yerel mahkemece dosya ek rapor yahut yeni bir rapor aldırılmak üzere bilirkişiye tevdii edilmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde her ne kadar “menfaat elde ediyorsa” ifadesi kullanılmış olsa da sigorta şirketinin somut bir menfaat elde etmesinin şart olmadığını, geleceğe dönük tahminde bulunulması, bu amaçla bir nevi simülasyon yapılması gerektiğini, oysa bilirkişi incelemesinde bu yönde bir çaba sarfedilmediğini, dosya içerisine trammer ve sagmer kayıtları getirilmeden gerçeğin objektif olarak bilinmesinin mümkün olmadığını, devam eden poliçeler ile zeyilname yapılarak uzatılabilecek sigorta sözleşmeleri dikkate alındığında acentenin komisyon alacağı bulunduğu tespit edileceğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulune karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Acentelik sözleşmesinin olağan feshinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı ve komisyon alacağı istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23 üncü maddesinin on altıncı fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054347100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/814 E. 2022/1617 K.

Acentelik sözleşmesinde denkleştirme tazminatı için ispat yükü acentededir

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin olağan feshi nedeniyle acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için, yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, mevcut müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu sayede müvekkilin sözleşme sonrasında önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acentededir; bu husus somut delillerle (poliçe türü, süresi, kazandırılan menfaat) kanıtlanmadığı takdirde denkleştirme tazminatı talebi reddedilir. Aynı şekilde, sözleşme sonrası tahakkuk edecek komisyon alacağı talebinin de acente tarafından somut delillerle (devam eden poliçeler, zeyilname ile uzatılan sözleşmeler) desteklenmesi gerekir; bu deliller sunulmadığında ve bilirkişi incelemesinde tarafların üretim rakamlarında mutabık kaldığı, uyuşmazlık konusu alacağın kalmadığı tespit edildiğinde talep reddedilir.

Emsal değeri

Acentelik sözleşmesinin olağan feshinde denkleştirme tazminatı talebi için TTK 122 ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 23/16 arasındaki özel kanun-genel kanun ilişkisinin nasıl uygulanacağını ve ispat yükünün acentede olduğunu somut biçimde ortaya koyması yönünden bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: denkleştirme tazminatı acentelik sözleşmesi olağan fesih komisyon alacağı ispat yükü özel kanun-genel kanun ilişkisi zeyilname

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/814

KARAR NO 2022/1617

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/02/2020

NUMARASI 2018/429 Esas 2020/93 Karar

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/11/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, Müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 26.10.2016 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı sigorta şirketi tarafından acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak 02.01.2018 tarihinde 3 ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, müvekkilinin davalı ile imzaladıkları acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı ile bir çok müşterisi arasında sigorta sözleşmesi imzalanmasına aracılık ettiğini, müvekkilinin yaptığı sözleşmeler dolayısıyla hak kazanacağı komisyonların bir kısmını, primlerini taksitli olarak yatırılması sebebiyle tahsil edemediğini, ayrıca fesih tarihinden sonra müşteriler tarafından zeyilname ile uzatılacak bir çok sigorta sözleşmesi bulunduğunu, ancak müvekkilinin zeyilname ile uzatılacak sigorta sözleşmelerinden doğacak komisyon alacaklarına, davalı sigorta şirketinin acentelik sözleşmesini feshi sebebiyle kavuşamadığını, şimdilik 500,00 TL denkleştirme tazminatı ve 500,00 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, Davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, talep edebilmesi için sözleşmenin sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedilmesi gerektiğini ve söz konusu fesihin haksız olmadığını, müvekkilinin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın acentelik sözleşmesini 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini ve belirsiz süreli sözleşmelerin ihbar süresine uyularak tek taraflı feshedilebileceğini, davacının acente ağırlıklı olarak ZMMS branşından poliçe üretimi yaptığını, ZMMS zorunlu sigorta olduğundan bu anlamda müvekkile üretim ve müşteri portföyü kazandırmadığını, bu sebeple müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili dışında başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin komisyon ve portföy tazminatı alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 30/06/2018 tarihi itibari ile komisyon hesaplarında borç bakiyesi bulunduğunu, prim hesabında alacağı bulunmakta olup bu alacak acentenin değil iptal edilen poliçelerden kaynaklanan iade edilmesi gereken sigortalıların alacağı olduğunu ve tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı tarafın yaklaşık 16 ay davalının acenteliğini yaptığı, Acentelik Sözleşmesi'nin 22/1 maddesine uygun şekilde sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği, davacının başka sigorta şirketlerininde acenteliğini yaptığı, davalı sigorta şirketinin davacının getirmiş olduğu yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğine dair tespit yapılamadığı, bundan başka davacı tarafından davalı sigorta şirketine kazandırmış olduğu müşteriler ve sonrasında kısa sürede yapılacak olan işlerle ilgili şayet sözleşme devam etmiş olsaydı bir gelir elde edeceğine dair de tespit yapılamadığından davacının denkleştirme tazminatı hak etmesi için gerekli koşulun oluşmadığı, diğer talep yönünden bilirkişi raporuna göre davacının komisyon alacağı değil borcu olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, mahkemece yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini,bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporun yeterli olmadığını, haklı gerekçelerle bilirkişi raporuna itiraz edilmişse yerel mahkemece dosya ek rapor yahut yeni bir rapor aldırılmak üzere bilirkişiye tevdii edilmediğini,TTK m. 122'de her ne kadar “menfaat elde ediyorsa” ifadesi kullanılmış olsa da sigorta şirketinin somut bir menfaat elde etmesinin şart olmadığını, geleceğe dönük tahminde bulunulması, bu amaçla bir nevi simülasyon yapılması gerektiğini, Oysa bilirkişi incelemesinde bu yönde bir çaba sarfedilmediğini, dosya içerisine trammer ve sagmer kayıtları getirilmeden gerçeğin objektif olarak bilinmesinin mümkün olmadığını,Devam eden poliçeler ile zeyilname yapılarak uzatılabilecek sigorta sözleşmeleri dikkate alındığında acentenin komisyon alacağı bulunduğu tespit edileceğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulune karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, Acentelik sözleşmesinin olağan feshinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı ve komisyon alacağı istemlerine ilişkindir. TTK 122.maddede denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanununu 23/16.maddede ise " Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklinde düzenleme mevcut olup özel kanun-genel kanun ilişkisi dikkate alındığında, Sigortacılık Kanunu'ndaki acenteye ilişkin hükümler sigorta acenteleri hakkında öncelikle uygulanacaktır. TTK m. 122 uyarınca acentenin denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar;

sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde edilmesi, acentenin ücret kaybına uğraması, denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. Ancak Sigortacılık Kanunu'nda acentenin ücret kaybına uğraması koşulu yer almamaktadır. Sigortacılık Kanunu'nda denkleştirme için aranan kıstaslar, müvekkilinin menfaati ve hakkaniyetttir. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Aslan Kaya, Acentelik, 2013 Baskı, sayfa 102 vd., 227 vd.) (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K.

Sayılı ve 10.05.2017 tarihli ilamı) Somut davaya bakıldığında taraflar arasında 25.10.2016 tarihinde Acentelik Sözleşmesi imzalandığı, Acentelik sözleşmesinin 22.1 maddesine göre tarafların belirsiz süreli olarak akdedilmiş bu sözleşmeyi üç ay önceden ihbarda bulunmak suretiyle her zaman, tek taraflı olarak ve hiçbir koşul aramaksızın feshetmeye yetkili oldukları düzenlenmiş olup olağan fesih şeklini öngören bu hükme uygun olarak Davalı sigorta şirketinin Beyoğlu ...Noterliğinin 02.01.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu fesih ihtarnamesi ile 3 ay sonra etkisini göstermek suretiyle Acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshettiği, Davacı Acente'nin TTK 122.madde uyarınca Denkleştirme tazminatını ve Acentelik sözleşmesinin 30.maddesine göre komisyon alacağını talep ettiği anlaşılmaktadır.

5684 sayılı Sigortacılık Kanununu 23/16.maddesine göre denkleştirme tazminatını isteyebilmesi için Acente(nin yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispatlaması ve bu yönde somut delillerini dosyaya sunması gerekmekte olup bu yönde ne tür poliçeler düzenlendiği, poliçelerin süresi ve davalı şirkete kazandırılan önemli menfaatler kanıtlanamamış olup her ne kadar davacı vekili belgelerin istenmesinin bilirkişilerin görevi olduğunu iddia etmiş ise de ispat yükünün Davacı Acente'de olması, süresinde yazılı delillerin ibrazı gerektiği ve bunun bilirkişi sorumluluğunda olmadığı anlaşıldığından denkleştirme tazminatına yönelik eksik inceleme ve istinaf sebebi yerinde değildir.

Komisyon alacağı talebi yönünden ise acentelik sözleşmesinin; Feshin devam eden poliçelere etkisi başlıklı 30.maddesinde "Sözleşmenin sona ermesi, sona erme tarihinden önce tahakkuk eden alacaklara ve sözleşmenin sona ermesinden önce müşterilere doğrudan doğruya şirket veya şirketi temsilen acente tarafından akdolunan sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan ve sözleşmenin sona ermesinden sonra tahakkuk edecek komisyon alacaklarına halel getirmez.Aynı hüküm, söz konusu sigorta sözleşmleri için sözleşmenin sona ermesinden önce veya sigorta sözleşmesinin bitiminden önce olmak kaydıyla sözleşmesinin sona ermesinden sonra düzenlenmiş zeyilnamelerden kaynaklanan komisyon alacakları için de geçerlidir." hükmünü içermekte olup taraflarca sunulan üretim raporları üzerinde ürün kodları Tramer'den sorgulanarak yapılmış bilirkişi incelemesine göre üretim rakamında tarafların mutabık olduğu 've uyuşmazlık konusu komisyon borç alacak ilişkisinin kalmadığı tespit edilmiş, bunun dışında davacı tarafça poliçelerin süre uzatım taleplerine veya müşteri bazlı diğer ürün taleplerine ilişkin somut delil ibraz etmediği anlaşıldığından komisyon alacağına yönelik eksik inceleme ve istinaf sebebi yerinde değildir.

Açıklanan nedenlerle istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 6,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 74-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.