Denkleştirme tazminatı için müvekkilin önemli menfaat elde etmesi aranır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/342 E. 2024/3997 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Acentelik sözleşmesinin sözleşmeye uygun (olağan) feshi hâlinde acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için, müvekkilin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğinin ve sözleşme sürseydi bu ilişkiden gelir elde edileceğinin tespit edilmesi gerekir; acentenin başka şirketlerin de acenteliğini yürüttüğü ve bu yönde bir tespit yapılamadığı hâllerde koşul gerçekleşmez ve talep reddedilir. Bilirkişi incelemesinde acentenin komisyon alacağı değil borç bakiyesi bulunduğu belirlenmişse komisyon istemi de reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Acentelik sözleşmesinin olağan feshi hâlinde denkleştirme tazminatı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret
İddia: Davacı acente, kanun metnindeki "menfaat elde ediyorsa" ifadesine rağmen sigorta şirketinin somut bir menfaat elde etmesinin şart olmadığını, geleceğe dönük tahmin yapılması gerektiğini, bilirkişi incelemesinde bu yönde çaba gösterilmediğini, ilgili sigorta kayıtları getirtilmeden gerçeğin objektif olarak bilinemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı yaklaşık on altı ay acentelik yapmış, sözleşme acentelik sözleşmesinin ilgili maddesine uygun biçimde feshedilmiş ve davacı başka sigorta şirketlerinin de acenteliğini yürütmüştür. Sigorta şirketinin, davacının getirdiği yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğine dair tespit yapılamadığı gibi, sözleşme devam etseydi kazandırılan müşteriler ve kısa sürede yapılacak işlerle ilgili bir gelir elde edileceğine dair de tespit yapılamamıştır. Bu durumda denkleştirme tazminatına hak kazanılması için gerekli koşul oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Fesihten sonra zeyilname ile uzatılacak sözleşmelerden doğduğu ileri sürülen komisyon alacağı → ret
İddia: Davacı, devam eden poliçeler ile zeyilname yapılarak uzatılabilecek sigorta sözleşmeleri dikkate alındığında komisyon alacağının bulunduğunun tespit edileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre davacının komisyon alacağı değil, borcu bulunduğu tespit edilmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sigorta acenteliğinde denkleştirme tazminatının, müvekkilin yeni müşterilerden önemli menfaat elde ettiğinin tespitine bağlı olduğu ve bu tespit yapılamadığında talebin reddedileceği yönündeki holding emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi↗ denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı)↗ olağan fesih↗ önemli menfaat koşulu↗ komisyon alacağı↗ zeyilname↗ sigorta acentesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/209 E. 2014/8256 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... arasında 26.10.2016 tarihinde «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, davalı ... tarafından acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak 02.01.2018 tarihinde 3 ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, müvekkilinin davalı ile imzaladıkları acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı ile bir çok müşterisi arasında «sigorta sözleşmesi» imzalanmasına aracılık ettiğini, müvekkilinin yaptığı sözleşmeler dolayısıyla hak kazanacağı «komisyonların» bir kısmını, «primlerini» taksitli olarak yatırılması sebebiyle tahsil edemediğini, ayrıca «fesih» tarihinden sonra müşteriler tarafından «zeyilname» ile uzatılacak bir çok sigorta sözleşmesi bulunduğunu, ancak müvekkilinin zeyilname ile uzatılacak sigorta sözleşmelerinden doğacak komisyon alacaklarına, davalı ... şirketinin acentelik «sözleşmesini feshi» sebebiyle kavuşamadığını, şimdilik 500,00 TL denkleştirme tazminatı ve 500,00 TL «komisyon alacağı» olmak üzere toplam 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… avacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, talep edebilmesi için sözleşmenin sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedilmesi gerektiğini ve söz konusu «fesihin» haksız olmadığını, müvekkilinin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın «acentelik sözleşmesini» 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini ve «belirsiz süreli sözleşmelerin» «ihbar» süresine uyularak tek taraflı feshedilebileceğini, davacının «acente» ağırlıklı olarak Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) branşından poliçe üretimi yaptığını, ZMMS zorunlu sigorta olduğundan bu anlamda müvekkile üretim ve «müşteri portföyü» kazandırmadığını, bu sebeple müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili dışında başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin «komisyon» ve «portföy tazminatı» alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 30.06.2018 tarihi itibari ile komisyon hesaplarında borç bakiyesi bulunduğunu, «prim» hesabında alacağı bulunmakta olup bu alacak acentenin değil iptal edilen poliçelerden kaynaklanan iade edilmesi gereken sigortalıların alacağı olduğunu ve tüm bu n …
Benzer bu karardaBuna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:portföy tazminatı · sözleşmeden doğan dava · acentelik · ihtarname · zamanaşımı
Benzer bu karardaBuna göre, somut olaya eski hukukun uygulanması gerekmekte olup, «acentelik sözleşmesinden doğan» taleplerin 6762 sayılı TTK’ya göre beş yılık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, TTK’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği, davanın 03.12.2012 ta …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, «ihtarnamenin» 17.11.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği TTK.’nın 122/4 kapsamına göre davacının en geç 17.11.2012 tarihine kadar dava açması gerektiği halde, davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık yasal süreden sonra açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 23/16. maddesi gereğince denkleştirme («portföy) tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında; Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan «zamanaşımı» süreleri ile hak düşürücü sürelerin eski hukuka tâbi olacağı belirtilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... arasında 26.10.2016 tarihinde «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, davalı ... tarafından acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak 02.01.2018 tarihinde 3 ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, müvekkilinin davalı ile imzaladıkları acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı ile bir çok müşterisi arasında «sigorta sözleşmesi» imzalanmasına aracılık ettiğini, müvekkilinin yaptığı sözleşmeler dolayısıyla hak kazanacağı «komisyonların» bir kısmını, «primlerini» taksitli olarak yatırılması sebebiyle tahsil edemediğini, ayrıca «fesih» tarihinden sonra müşteriler tarafından «zeyilname» ile uzatılacak bir çok sigorta sözleşmesi bulunduğunu, ancak müvekkilinin zeyilname ile uzatılacak sigorta sözleşmelerinden doğacak komisyon alacaklarına, davalı ... şirketinin acentelik «sözleşmesini feshi» sebebiyle kavuşamadığını, şimdilik 500,00 TL denkleştirme tazminatı ve 500,00 TL «komisyon alacağı» olmak üzere toplam 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… avacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, talep edebilmesi için sözleşmenin sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedilmesi gerektiğini ve söz konusu «fesihin» haksız olmadığını, müvekkilinin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın «acentelik sözleşmesini» 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini ve «belirsiz süreli sözleşmelerin» «ihbar» süresine uyularak tek taraflı feshedilebileceğini, davacının «acente» ağırlıklı olarak Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) branşından poliçe üretimi yaptığını, ZMMS zorunlu sigorta olduğundan bu anlamda müvekkile üretim ve «müşteri portföyü» kazandırmadığını, bu sebeple müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili dışında başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin «komisyon» ve «portföy tazminatı» alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 30.06.2018 tarihi itibari ile komisyon hesaplarında borç bakiyesi bulunduğunu, «prim» hesabında alacağı bulunmakta olup bu alacak acentenin değil iptal edilen poliçelerden kaynaklanan iade edilmesi gereken sigortalıların alacağı olduğunu ve tüm bu n …
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · sigorta acentelik sözleşmesi · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · ticari defter ibrazı · acente · acentelik · hakkaniyet
Benzer bu kararda6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Ayrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Ancak davalının «defterleri» üzerinde inceleme yapılarak davacının ne kadar poliçe ürettiği hususunun tespit edilmesi mümkün olmasına rağmen alınan bilirkişi raporunda davacı «acentenin», davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davacının acentenin faaliyetleri nedeniyle ne gibi «önemli menfaatler» elde edeceği ve «hakkaniyet» ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmamıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... arasında 26.10.2016 tarihinde «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, davalı ... tarafından acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak 02.01.2018 tarihinde 3 ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, müvekkilinin davalı ile imzaladıkları acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı ile bir çok müşterisi arasında «sigorta sözleşmesi» imzalanmasına aracılık ettiğini, müvekkilinin yaptığı sözleşmeler dolayısıyla hak kazanacağı «komisyonların» bir kısmını, «primlerini» taksitli olarak yatırılması sebebiyle tahsil edemediğini, ayrıca «fesih» tarihinden sonra müşteriler tarafından «zeyilname» ile uzatılacak bir çok sigorta sözleşmesi bulunduğunu, ancak müvekkilinin zeyilname ile uzatılacak sigorta sözleşmelerinden doğacak komisyon alacaklarına, davalı ... şirketinin acentelik «sözleşmesini feshi» sebebiyle kavuşamadığını, şimdilik 500,00 TL denkleştirme tazminatı ve 500,00 TL «komisyon alacağı» olmak üzere toplam 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… avacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, talep edebilmesi için sözleşmenin sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedilmesi gerektiğini ve söz konusu «fesihin» haksız olmadığını, müvekkilinin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın «acentelik sözleşmesini» 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini ve «belirsiz süreli sözleşmelerin» «ihbar» süresine uyularak tek taraflı feshedilebileceğini, davacının «acente» ağırlıklı olarak Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) branşından poliçe üretimi yaptığını, ZMMS zorunlu sigorta olduğundan bu anlamda müvekkile üretim ve «müşteri portföyü» kazandırmadığını, bu sebeple müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili dışında başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin «komisyon» ve «portföy tazminatı» alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 30.06.2018 tarihi itibari ile komisyon hesaplarında borç bakiyesi bulunduğunu, «prim» hesabında alacağı bulunmakta olup bu alacak acentenin değil iptal edilen poliçelerden kaynaklanan iade edilmesi gereken sigortalıların alacağı olduğunu ve tüm bu n …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · müşteri çevresi · sigorta acenteliği · haksız şart · portföy tazminatı · sözleşmenin feshi · ticari faiz · sigorta sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/342 E. , 2024/3997 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/814 Esas, 2022/1617 Karar
HÜKÜM
Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/429 E., 2020/93 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... arasında 26.10.2016 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı ... tarafından acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak 02.01.2018 tarihinde 3 ay sonra geçerli olacak şekilde feshedildiğini, müvekkilinin davalı ile imzaladıkları acentelik sözleşmesi uyarınca, davalı ile bir çok müşterisi arasında sigorta sözleşmesi imzalanmasına aracılık ettiğini, müvekkilinin yaptığı sözleşmeler dolayısıyla hak kazanacağı komisyonların bir kısmını, primlerini taksitli olarak yatırılması sebebiyle tahsil edemediğini, ayrıca fesih tarihinden sonra müşteriler tarafından zeyilname ile uzatılacak bir çok sigorta sözleşmesi bulunduğunu, ancak müvekkilinin zeyilname ile uzatılacak sigorta sözleşmelerinden doğacak komisyon alacaklarına, davalı ...
şirketinin acentelik sözleşmesini feshi sebebiyle kavuşamadığını, şimdilik 500,00 TL denkleştirme tazminatı ve 500,00 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 1.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, talep edebilmesi için sözleşmenin sigorta şirketi tarafından haksız yere feshedilmesi gerektiğini ve söz konusu fesihin haksız olmadığını, müvekkilinin şirket uygulaması gereği almış olduğu karar neticesinde davacı yanın acentelik sözleşmesini 3 ay sonra etkisini doğurmak üzere feshettiğini ve belirsiz süreli sözleşmelerin ihbar süresine uyularak tek taraflı feshedilebileceğini, davacının acente ağırlıklı olarak Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) branşından poliçe üretimi yaptığını, ZMMS zorunlu sigorta olduğundan bu anlamda müvekkile üretim ve müşteri portföyü kazandırmadığını, bu sebeple müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili dışında başka sigorta şirketleriyle de çalıştığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi nedeni ile davacı acentenin komisyon ve portföy tazminatı alacağı talebinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının halen tüm sigortacılık faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 30.06.2018 tarihi itibari ile komisyon hesaplarında borç bakiyesi bulunduğunu, prim hesabında alacağı bulunmakta olup bu alacak acentenin değil iptal edilen poliçelerden kaynaklanan iade edilmesi gereken sigortalıların alacağı olduğunu ve tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın yaklaşık 16 ay davalının acenteliğini yaptığı, Acentelik Sözleşmesi'nin 22/1 maddesine uygun şekilde sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği, davacının başka sigorta şirketlerininde acenteliğini yaptığı, davalı ... şirketinin davacının getirmiş olduğu yeni müşteriler sayesinde önemli bir menfaat elde ettiğine dair tespit yapılamadığı, bundan başka davacı tarafından davalı ... şirketine kazandırmış olduğu müşteriler ve sonrasında kısa sürede yapılacak olan işlerle ilgili şayet sözleşme devam etmiş olsaydı bir gelir elde edeceğine dair de tespit yapılamadığından davacının denkleştirme tazminatı hak etmesi için gerekli koşulun oluşmadığı, diğer talep yönünden bilirkişi raporuna göre davacının komisyon alacağı değil borcu olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporun yeterli olmadığını, haklı gerekçelerle bilirkişi raporuna itiraz edilmişse yerel mahkemece dosya ek rapor yahut yeni bir rapor aldırılmak üzere bilirkişiye tevdii edilmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesinde her ne kadar “menfaat elde ediyorsa” ifadesi kullanılmış olsa da sigorta şirketinin somut bir menfaat elde etmesinin şart olmadığını, geleceğe dönük tahminde bulunulması, bu amaçla bir nevi simülasyon yapılması gerektiğini, oysa bilirkişi incelemesinde bu yönde bir çaba sarfedilmediğini, dosya içerisine trammer ve sagmer kayıtları getirilmeden gerçeğin objektif olarak bilinmesinin mümkün olmadığını, devam eden poliçeler ile zeyilname yapılarak uzatılabilecek sigorta sözleşmeleri dikkate alındığında acentenin komisyon alacağı bulunduğu tespit edileceğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulune karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Acentelik sözleşmesinin olağan feshinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı ve komisyon alacağı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23 üncü maddesinin on altıncı fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1054347100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz